Özet (TL;DR) @ 2018-09-11T16:50:00.000Z: Türk basınında yer alan ‘Türkiye, 20 bin ÖSO mensubunu İdlib'e gönderecek' haberlerini Sputnik'e değerlendiren Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz "Eğer konuya ‘İdlib'i teröristlerden temizleyip ÖSO'yu…
Turk basınında yer alan 'Turkiye, 20 bin ÖSO mensubunu İdlib'e gonderecek' haberlerini Sputnik'e değerlendiren Emekli Tumgeneral Ahmet Yavuz "Eğer konuya 'İdlib'i teroristlerden temizleyip ÖSO'yu oraya yerleştiririz' diye bakılırsa veya boyle bir strateji varsa bu sağlıklı sonuçlar doğurmaz" dedi.
Suriye'nin kuzeybatısında bulunan ve yuzde 60'a yakını Turkiye'nin de "teror orgutu" olarak gorduğu El Nusra bağlantılı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) tarafından kontrol edilen İdlib'e yonelik çozum arayışı surerken, Turk basınında çarpıcı bir iddiaya yer verildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin İran'ın başkenti Tahran'da gerçekleştirdiği Suriye konulu uçlu zirveyi takip eden hafta Yeni Şafak'ta yayımlanan habere gore, Turk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Özgur Suriye Ordusu'na (ÖSO) 'Askeri sevkiyata hazır olun' talimatı gonderildi. Haberde, "Ulusal Ordu çatısı altında 30 bin ÖSO savaşçısı bulunuyor. Bunların 10 bini bolgede bekletilirken, 20 bini ise İdlib'e nakledilecek" denildi. Peki, soz konusu iddia gerçek olabilir mi? Eğer Turkiye boyle bir adım atarsa bunun Suriye'deki çozum surecine etkisi ne olur? Konuyu Emekli Tumgeneral Ahmet Yavuz, Sputnik'e değerlendirdi.
' ANKARA, TAHRAN BİLDİRİSİNİ TAM OLARAK BENİMSEMEDİ, BU HABERİN DOĞRU OLMA İHTİMALİNİ DİKKATE ALMAK GEREKİR'
Emekli Tumgeneral Ahmet Yavuz'a gore soz konusu iddia henuz doğrulanmasa da, bu haberin doğru olma ihtimalini dikkate almak gerekir. Yavuz "Soz konusu haberi okudum ve dikkatimi de çekti. Haber henuz doğrulanmadı ancak genel politikaya baktığımızda Tahran Zirvesi'nde kaleme alınan metnin Turkiye'yi yonetenler tarafından tam olarak benimsenmeden imzalandığını soylemek mumkun. Dolayısıyla boyle bir haberin gerçek olma ihtimalini dikkate almak gerekir diye duşunuyorum" yorumunda bulundu.
(C) AA / Kayhan Özer
' İDLİB SORUNU ASTANA KAPSAMINDA ÇÖZÜLMEZSE; BUNUN TÜRKİYE AÇISINDAN KAOTİK SONUÇLARI OLUR'
Turkiye'nin İdlib'de Astana sureci dışında bir çozum arama ihtimalinin ulkeyi "felakete surukleyebileceğine" işaret eden Yavuz "Boyle bir tavır benimsenirse bu, Astana surecinin ruhundan onemli olçude ayrılmak anlamına gelir. Bugun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Batı basınında yayınlanan metninde one çıkan 'insan hakkı' gibi ifadeler bende, (Ankara'nın) başka bir sureci başlatmak istediği intibası bıraktı. Dolayısıyla İdlib sorunu, iyimser bir yaklaşımla Astana sureci kapsamında altına imza atılan bildiri çerçevesinde çozulebilir. Sorun boyle çozulurse; Turkiye'nin lehine, çıkarına olur. Ancak zihinsel arka planda başka bir çozum olduğuna dair ipuçları da var. Ve başka bir çozum benimsendiği takdirde bu kaotik bir ortama yol açabilir; bu çozum hiç beklenmedik şekilde Turkiye'yi bataklığın içine surukleyebilir" dedi.
Turkiye'nin İdlib'de 12 kontrol noktası olduğunu hatırlatan Emekli Tumgeneral Yavuz "Rusya veya rejimin mudahalesine rağmen orayı elde tutma gibi bir anlayış one çıkabilir. Özgur Suriye Ordusu'nun çatışmasıyla bolgeyi tamamen kontrol altına almak ve bu arada hedef olarak da HTŞ'yi gostermek gibi hem teror orgutleriyle mucadele eden hem de İdlib'i rejim guçlerine bırakmama gibi ikili bir anlayış ortaya çıkabilir. Eğer bu senaryo gerçekleşirse; ben bundan iyimser bir şey çıkmayacağını duşunenlerdenim" vurgusu yaptı.
' İDLİB'İN REJİM KONTROLÜNE GEÇMESİ BÖLGENİN İSTİKRARI ANLAMINA GELİR'
Turkiye'nin Fırat Kalkanı Harekatı ve Zeytin Dalı Harekatı'nın "teror koridorunu kesme" amaçlı olduğunu ancak İdlib'deki durumun farklı olduğuna işaret eden Yavuz "Turkiye'nin Fırat Kalkanı Harekatı ve Zeytin Dalı Harekatı, doğu-batı istikametinde genişleyerek Akdeniz'e kadar ulaşmayı amaçlayan bir koridor inşasına karşı vurulmuş bir setti. Dolayısıyla beka sorunu da bu koridorun varlığından kaynaklıydı. Turkiye bu koridoru yukarıdan kestiğine gore bu koridorun aşağıdan bir parçası olmayan ve içerisinde BM'nin de 'terorist' olarak tanımladığı unsurların bulunduğu yerin rejim tarafından temizlenmesi, bu koridorun nihayetlenmeyeceği anlamına da gelir. O bakımdan, bolgede teror unsurlarından temizlenerek rejimin elini geçmesi, bir anlamda o bolgenin istikrarı anlamına gelir" ifadelerini kullandı.
' TÜRKİYE İÇİN ASIL BEKA SORUNU İDLİB MESELESİ DEĞİL SURİYE'NİN PARÇALANMASIDIR'
İdlib'in Turkiye açısından "beka değil guvenlik meselesi" olduğunun altını çizen Yavuz şoyle devam etti:
"Elbette, oradan Turkiye'ye goç gelebilir veya o teroristlerin sınırlarımızdan sızarak ulke için ileride tehdit oluşturması soz konusu olabilir. Ayrıca oradaki teroristlerin, başka grupların veya dış guçlerin bizim oradaki gozlem noktalarımızdan herhangi birine saldırıda bulunması ihtimali, Turkiye'yi daha buyuk bir çatışma içerisine de çekebilir. Bu ihtimaller sebebiyle orası bizim için bir guvenlik sorunu, ancak konunun beka ile birebir bağlantısı olduğunu duşunmuyorum. Çunku Turkiye açısından beka sorunu yaratan Suriye'nin bolunup parçalanması ihtimalidir. Suriye'nin parçalanmasını engelleyen her adım ve Suriye devletinin topraklarına egemen olması, bu beka sorununu ortadan kaldıracaktır ve sizin de bunu desteklemeniz lazım. Milli çıkarlarımız bence bu yonde. Ancak benim milli çıkar tasnifimle başkalarının milli çıkar tasnifi arasında fark olduğunu goruyorum. Ve esas çatışma alanı da burasıdır. Yoksa biz de başka ulkelerin menfaatlerini savunuyor değiliz."
' FIRAT'IN DOĞUSUYLA ZATEN UZUN SÜRE UĞRAŞACAĞIZ, BİR DE FIRAT'IN BATISIYLA UĞRAŞMAK BÜYÜK ZORLUKLAR DOĞURUR'
Yavuz "Eğer konuya 'İdlib'i teroristlerden temizleyip ÖSO'yu oraya yerleştiririz' diye bakılırsa veya boyle bir strateji varsa --ki onun izlerini goruyoruz- bu çok sağlıklı olmaz. Çunku bu, çok buyuk problemleri doğurur. Ben bunu Suriye'nin yakın geçmişini incelemiş bir insan olarak soyluyorum. Suriye'nin bugun içinde bulunduğu durumun esas sebeplerinden birisi, Suriye'nin geçmişteki yanlış politikalarının olumsuz sonuçlar doğurması. Bunların en onemlilerinden birisi Suriye'nin Lubnan'ın içişlerine karışarak Lubnan'da bir bataklığa batması, bunun kendi ekonomisine zarar vermesi ve surecin, Suriye'nin kendi sorunlarının çozumune harcayacağı kaynakları dışarıda harcamasıyla sonuçlanması. Bizim de Fırat'ın doğusunda uzun sure uğraşacağımız zaten ortada. Eğer bir de Fırat'ın batısıyla uğraşmaya kalkarsak kendimizi buyuk zorluk içerisine atmış oluruz. Benim meseleye farklı bakışımın sebebi budur" diye ekledi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.