Özet (TL;DR) @ 2018-09-11T18:07:34.000Z: Bugünün tartışılan başlıklarından biri, "karma eğitim kaldırılıyor" iddiasıydı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, kabine toplantısı ardından, bu iddiayı yalanladı. "Karma eğitim devam ediyor"…



Cumhurbaşkanlığı Sozcusu İbrahim Kalın, Beştepe'de, Turkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.Toplantıda 100 gunluk icraat programının genel hatlarıyla ele alındığını belirten Kalın, "Kasım ayı içerisinde de ikinci yuz gunluk icraat programı açıklanacak, bununla ilgili hazırlıklarımız da devam ediyor." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bizzat projeleri takip ettiğini vurgulayan Kalın, bunların zamanlı bir şekilde ve verimli bir biçimde hayata geçirilmesinin oncelikleri arasında yer aldığını bildirdi. Ekonomiyle ilgili de Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın bir sunumu olduğunu aktaran Kalın, "Özellikle Turkiye'deki pozitif yatırım ortamının devam ettiğini tekrar ifade etmek istiyorum. Turk ekonomisi ozellikle uluslararası yatırımcılara guven veren bir ekonomi olmaya devam etmektedir." dedi. İkinci çeyrek buyumenin 5,2 oranında gerçekleştiğini ve bunun Turk ekonomisinin butun bu zorluklara, farklı yerlerden gelen olumsuz etkilere rağmen buyumeye, uretmeye devam ettiğini gosterdiğine işaret eden Kalın, "Önumuzdeki gunlerde de Cumhurbaşkanımız başta olmak uzere butun ekonomi yonetimimizin bu konuyla ilgili alacağı tedbirler, goruşmeler, temaslar da devam edecek." ifadesini kullandı. Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu dolayısıyla Amerika'ya ziyaret yapacağını anımsatarak, "Orada da oncesinde ve guvenlik kurulu esnasında da yatırımcılarla birtakım goruşmeleri olacak. Bakanlarımızın hakeza yatırımcılarla, uluslararası şirketlerle, CEO'larla goruşmeleri de devam edecek. Yani ana hatlarıyla Turk ekonomisiyle ilgili bir panik havasının olmadığını burada ozellikle tekrar ifade etmek istiyorum. Bu turbulans gibi gorunen donemin de kısa surede aşılacağından biz eminiz." diye konuştu. Yeni eğitim yılının başlayacağını ve bu çerçevede Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un bir sunumu olduğunu belirten Kalın, ozellikle yeni donemle ilgili alınan tedbirlerin takdim edildiğini bildirdi. Alınan tedbirlere ilişkin de bilgi veren Kalın, şoyle devam etti:"Öncelikle guvenlik noktasında butun oğrencilerimizin guvenli ve huzur içerisinde yeni oğretim yılına başlaması için Milli Eğitim Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığımız arasında bir çalışma yapıldı. Guvenlik gorevlilerinin gorevlendirilmesi noktasında gerekli butun tedbirler alındı. Pazartesiden itibaren bu uygulamaları da hep birlikte goreceğiz. Yani ozelikle velilerin, alilerin bu konuda musterih olmalarını soyleyebiliriz. İki bakanlığımızın bu konudaki çalışması inşallah somut olarak sahada da gorulecek." Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında 60 bin temizlik, 20 bin de sivil guvenlik gorevlisinin gorevlendirilmesiyle ilgili bir çalışma başlatıldığına değinen Kalın, "Bunlar ozellikle guvenliğin yanı sıra okullarımızın, çevresinin ve bahçelerinin temizliği konusunda onemli bir ihtiyaçtı. Bu vesileyle bu çalışma da şu anda tamamlanma aşamasına girmiş durumda." ifadesini kullandı.Kalın, iki bakanlığın 60 bin temizlik, 20 bin de sivil guvenlik gorevlisinin gorevlendirilmesi konusunda mutabakata vardığını belirtti. Kalın, "Yeni oğretim yılına başlayacak butun oğrencilerimize hayırlı, bereketli, feyizli bir oğretim yılı temenni ediyorum. Aynı şekilde oğretmenlerimize, idarecilerimize, butun yoneticilerimize de gençlerimizin ufkunu daha da açacak onları parlak bir geleceğe hazırlayacak bir oğretim yılı olmasını temenni ediyorum." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçen hafta Astana uçlu zirvesinin uçuncu toplantısını gerçekleştirmek uzere Tahran'da olduğunu anımsatan Kalın, şu değerlendirmelerde bulundu:"Orada yapılan goruşmeleri ve muzakereleri canlı yayından hepiniz de izlediniz. Açıkçası bizim de beklemediğimiz bir biçimde muzakere kısmı canlı yayınlandı. Aslında bu da bir hayra vesile olduğu. Bunu neden soyluyorum? Özellikle Cumhurbaşkanımızın insani duyarlılık noktasında ve İdlib'e yonelik muhtemel bir saldırının onlenmesi için nasıl bir gayret ve mucadele içerisinde olduğunu butun dunya da gormuş oldu."Tahran zirvesinden sonra bile İdlib'in guney uçlarından itibaren birtakım saldırıların hala devam etmekte olduğuna dikkati çeken Kalın, "Yani bu sureç içerisinde biz hem Tahran'daki zirvede muhataplarımıza yani Rusya Federasyonu ve İran'a hem de dunya kamuoyuna Cumhurbaşkanımızın çok açık, net çağrıları oldu. Yani bu İdlib'e yonelik bir saldırının sadece bir insani bir felaketle sonuçlanmayacağını, bunun çok ciddi siyasi, diplomatik sonuçları olacağını da ifade ettik, etmeye de devam ediyoruz." dedi.

" DÜNYA KAMUOYU ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMASI GEREKİYOR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugun bir Amerikan gazetesinde yayınlanan yazısında da ifade ettiği gibi bu konuda sadece Turkiye'nin çaba gostermesinin asla yeterli olmayacağını vurgulayan Kalın, şu goruşlere yer verdi:"Dunya kamuoyunun da burada elini taşın altına koyması gerekiyor ama bunu hakikaten samimiyetle ve ciddiyetle yapması gerekiyor. İdlib'e yonelik bir saldırı her şeyden once şu ana kadar devam eden siyasi sureçleri dinamitleyecektir, ciddi bir guven bunalımına yol açacaktır. Yuz binlerce insanın Turkiye'ye doğru tekrar hareket etmesine, goç etmesine sebep olacaktır.Zaten milyonlarca multeciyi Turkiye'de barındırdığımız bir donemde yeni bir goç dalgasının on binler, yuz binleri kapsayacak bir goç dalgasının Turkiye'ye donuk gerçekleşmesi başka komplikasyonları ortaya çıkaracaktır. Bunun etkileri sadece Turkiye ile de sınırlı kalmayacaktır, buradan Avrupa'ya, başka ulkelere de sıçrayacaktır. Dolayısıyla burada bizim çağrımız butun dunya kamuoyunun, Batılı ulkelerin, Amerika Birleşik Devletleri'nin, bolge ulkelerinin bu konuda eş gudum ve koordinasyon içerisinde hareket ederek İdlib'e yonelik muhtemel bir saldırıyı durdurmasıdır." Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da Tahran'daki zirvede dile getirdiği bir konunun altını çizmek istediğini belirten Kalın, şunları ifade etti:"Zaman zaman Batılı ulkelerin 'Esed rejimi İdlib'de kimyasal silah kullanırsa mudahalede bulunuruz' açıklamalarının son derece yetersiz ve tutarsız olduğunu ifade etmeliyiz. Çunku şu ana kadar Suriye savaşında oldurulen yuz binlerce insanın yuzde 99'undan fazlası konvansiyonel silahlarla olduruldu. 'Kimyasal silahlar kullanılırsa mudahale ederiz ama konvansiyonel silahlarla saldırmaya devam ederse hiçbir şey yapmayız' anlamına gelen bu açıklamaların Suriye bağlamında oyun değiştirici bir unsur olmayacağı, caydırıcı bir nitelik arz etmeyeceği çok açık net olsa gerektir.Ayrıca 'Kimyasal silah kullanılırsa mudahale ederiz' demek konvansiyonel silahlarla saldırmaya ve şu andaki katliamları yapmaya devam edebilirsiniz demektir. Bunun hiçbir iler tutar tarafı olmadığını ifade etmeliyiz. Burada kimyasal ya da konvansiyonel butun silahlarla olumlerin tamamen durdurulmasına yonelik bir çağrının yapılması, ciddi bir diplomatik çalışmasının yapılması, Esed rejimine ve onun destekçilerine yonelik birtakım başka girişimlerin devreye sokulması gerekiyor."Kalın, sureç içerisinde insani duyarlılık gosteren tarafın Turkiye olduğu açık ve net bir şekilde ortada olduğuna bildirdi.Sozcu Kalın, şunları kaydetti:"Ama biz duruşumu sergiledik yapacağımızı yaptık artık gerisine karışmıyoruz diyecek durumda da değiliz. Ortada insani siyasi bir kriz var, bu buyuyerek herkesi içine çekecektir. Dolayısıyla burada bizim beklentimiz butun tarafların, butun paydaşların mutlaka bu sureç içerisinde onumuzdeki gunlerde yapıcı katkılar sunacak şekilde bir tutum içine girmeleri ve İdlib'e yonelik butun bu mahsurları ortadan kaldıracak bir siyasi çozum uzerinde mutabık kalmalarıdır. Biz Turkiye olarak bu konudaki çalışmalarımıza devam edeceğiz ama bunu sadece Turkiye'nin omuzlarına bırakmak bu yuku ne adildir ne de insaflı bir yaklaşımdır. Dolayısıyla burada onumuzdeki gunlerde muttefiklerimizden de ciddi katkılar beklediğimizi ozellikle ifade etmek istiyorum ki Sayın Cumhurbaşkanımız da bu konuları onumuzdeki gunlerde yapacağı temaslarda ayrıca Birleşmiş Milletler Guvenlik Kurulunda hem yapacağı konuşmada hem de temaslarında dile getirecek."

CUMHURBA ŞKANI ERDOĞAN'IN ALMANYA ZİYARETİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler (BM) ziyaretinin hemen ardından 28-29 Eylul'de New York'tan Berlin'e geçeceğini, Almanya'ya 2 gunluk bir devlet ziyaretinde bulunacağını bildiren Kalın, Turkiye'nin Almanya'yla koku ve kapsamlı ilişkileri olduğunu soyledi. İnsani, ticari, siyasi, diplomatik, kulturel ve diğer alanlarda Turkiye'nin Avrupa'daki onemli ortaklarından olan Almanya ile ciddi ekonomik ilişkileri olduğuna da değinen Kalın, 7 binin uzerinde Alman şirketinin Turkiye'de iş yaptığını, 2,5-3 milyona yakın Turk'un de Almanya'da yaşadığını anımsattı.Almanya'nın Avrupa'nın en onde gelen lider ulkelerinden birisi olduğunu da belirten Kalın, "Dolayısıyla bu ziyareti biz son derece onemsiyoruz ve bu ziyarete son derece pozitif bir gundemle gideceğiz. Aynı şekilde Alman mevkidaşlarımızın da bu ziyaret için çok kapsamlı içerikli bir hazırlık yaptıklarını da biliyoruz. Bunlarla ilgili on goruşmelerimizi de geçtiğimiz hafta zaten yaptık. Bunun da iki ulke ilişkilerine o bağlamda da Turkiye ile Avrupa ilişkilerine olumlu katkı sağlayacağını umit ediyoruz." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın cumartesi gunu Azerbaycan'ın kurtuluşunun 100'uncu yılı dolayısıyla Azerbaycan'a gideceği bilgisini veren Kalın, "Sayın Cumhurbaşkanımız da programlara katılmak suretiyle orada bir konuşma yapacak ve bugun de Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanlarında olduğumuzu bir kez daha bu vesileyle ifade edeceğiz." dedi.

" FKÖ, FİLİSTİN HALKININ ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN ÖNEMLİ KURUMLARINDAN BİRİDİR"

Dış politikayla ilgili bir diğer onemli konunun da Filistin meselesi olduğuna işaret eden Kalın, "Bir muddettir muzakerelerin durduğu, Filistin halkının daha fazla baskılara, ayrımcılığa ve izolasyona maruz bırakıldığı bir donemden geçiyoruz." diye konuştu.Başkan Erdoğan'ın İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Donem Başkanı sıfatıyla gerek İİT zirvelerinde gerek Kudus meselesinde gerekse ikili ve bolgesel platformlarda bu konuyu surekli gundeme getirdiğine dikkati çeken Kalın, şoyle devam etti:"Son gelişmeler bağlamında ozellikle ABD'nin Filistin Kurtuluş Örgutu'nun (FKÖ) ofisini kapatma yoluna gitmesi Trump yonetiminin Filistin meselesinde tarafgir bir tutum içinde olduğunu bir kez daha teyit etmiş oluyor. Bu genel olarak Amerikan yonetiminin Filistin meselesine, Ortadoğu barış surecine nasıl baktığıyla ilgili son derece kaygı verici, endişe verici bir tutum içerisinde olduğunu gostermektedir. Filistin Kurtuluş Örgutu, Filistin halkının ozgurluk mucadelesinin onemli kurumlarından biridir, siyasi meşruiyeti vardır. Bunun ofisinin kapatılması, gorevlilerinin ulke dışına çıkartılması veya gonderilmesi, 'gidin' denilmesi açıkçası burada Amerika'nın iddia ettiği gibi tarafsız bir arabulucu olma vasfını yitirdiğini gostermektedir. Bu bağlamda BM Multeciler Komiserliği olarak bildiğimiz UNRWA'nın ABD tarafından verilen butçe payının kesilmesi bir başka endişe kaynağıdır."

" FİLİSTİNLİLERİ CEZALANDIRIRCASINA BU TÜR KARARLARIN ALINMASINI ASLA KABUL ETMİYORUZ"

UNRWA'nın hizmetlerinden yarım milyondan fazla Filistinlinin istifade ettiğini belirten Kalın, bu hizmetlerin de çok buyuk bir bolumunun aslında eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarla ilgili olduğunu, siyasi bir tarafı bulunmadığını vurguladı. Bu programdan gençlerin, çocukların, yaşlıların faydalandığını anlatan Kalın, şoyle konuştu:"Adeta Filistinlileri cezalandırırcasına bu tur kararların alınmasını da biz asla kabul etmiyoruz, bunları kınıyoruz. Bunları Filistin halkına yonelik bir haksızlık ve hakaret olarak değerlendiriyoruz. Ama biz tabii ki çaresiz değiliz, elimiz kolumuz bağlı oturup, bu sureci izlemeyeceğiz. Cumhurbaşkanımız İİT Donem Başkanı olarak, bununla ilgili bir kampanya zaten başlatmıştı. Yine hem İİT uyesi ulkelerle hem diğer dunya ulke liderleriyle de bu konuda goruşmelerini devam ettirecek, Avrupa Birliği başta olmak uzere, ABD'nin kestiği fonların telafi edilmesi, o katkı payının başka kaynaklardan sağlanması konusunda da bir dizi girişim oldu, biliyorsunuz. Biz Turkiye olarak da bu surecin içinde olmaya devam edeceğiz."Kalın, Turkiye'nin UNRWA'nın Danışma Kurulu Donem Başkanlığı gorevini yuruttuğunu de hatırlatarak "Biz burada Filistin halkının meşru davasında yanlarında olmaya devam edeceğiz. Fakat ozellikle iki devletli çozumun hayata geçirilmesi, Kudus'un statusunun korunması ve Filistinli multecilerin ulkelerine donme haklarının kendilerine verilmesi noktasında biz girişimlerimizi devam ettireceğiz. Filistin halkının bir butun olarak iradesini dikkate almayan hiçbir çozumun çozum olmayacağını herkesin bilmesi gerekiyor. Zaten işgal altında yaşayan Filistin halkının şu veya bu gerekçeyle tekrar bir yalnızlığa, izolasyona, ambargolara maruz kalması asla ve asla kabul edilemez. Yani oz yurdunda adeta bir parya haline getirilmesi Filistin halkının, butun insanlığın vicdanını sızlatmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

" TERÖRLE MÜCADELE SADECE TERÖRİSTLE MÜCADELEDEN İBARET DEĞİL"

Kalın, kabine toplantısında terorle mucadele konusunda İçişleri, Milli Savunma bakanlıkları ve Milli İstihbarat Teşkilatının da birer sunumları olduğunu belirterek terorle mucadelenin son donemde son derece olumlu neticeler verdiğini ifade etti. Özellikle son yıllarda teror orgutune katılım noktasında çok ciddi duşuşlerin olduğunun altını çizen Kalın, teror orgutu mensuplarının hem Turkiye topraklarında hem de sınır otesinde etkisiz hale getirildiğini ve bu başarı oranının her gun biraz daha artığını memnuniyetle gorulduklerini soyledi. Bunun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tarif ettiği "tehdidi ve teroru doğduğu yerde ortadan kaldırma" stratejisinin bir tatbiki olduğuna vurgu yapan Kalın, "İlgili kurumlarımız İçişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız, Silahlı Kuvvetler ve Milli İstihbarat Teşkilatımız da son derece iyi bir eşgudum ve koordinasyon halinde, iş birliği içerisinde bu stratejiyi hayata geçiriyorlar." ifadelerini kullandı. "Terorle mucadele sadece teroristle mucadeleden ibaret değil." diyen Kalın, guvenlik bahsi soz konusu olduğunda başka başlıkların da bulunduğunu belirterek uyuşturucuyla, organize suçlarla, duzensiz goçle mucadele ve benzeri konularda da ilgili kurumların çalışmalarını yoğun şekilde surdurduğunu anlattı.

" BİR TALEP SÖZ KONUSU OLURSA BU GÖRÜŞME GERÇEKLEŞEBİLİR"

Kalın, gazetecilerin gundeme ilişkin sorularını da yanıtladı. Bir gazetecinin, AK Parti ve MHP arasında yerel seçimlerde ittifak olup olmayacağı ve iki liderin bu konuda birbirleriyle goruşup goruşmeyeceğine ilişkin sorusu uzerine Kalın, bu konuda AK Parti Sozcusu Ömer Çelik'in dun bir açıklama yaptığını hatırlattı. Bu çerçevede bir değerlendirmede bulunacağını ifade eden Kalın, şunları kaydetti:"Cumhur İttifakı'nın genel ruhunun muhafaza edilmesi, hem yerel seçimlere giderken yaşayacağımız, şu onumuzdeki gunlerde hem de sonrasında onemsediğimiz bir yaklaşımdır. Bunun muhafaza edilmesi genel olarak kabul edilen tutumdur, yaklaşımdır. Spesifik olarak, daha detaylı olarak yerel seçimlerde bu ittifak nasıl uygulanır? Onun detaylarının çalışılması gerekiyor. Bunu liderlerimiz oturacaklar, goruşecekler. Ondan once ilgili arkadaşlarımız komisyonlarda iki parti arasında bu konuları goruşecekler, olgunlaştıktan sonra da liderlere arz edecekler. Onunla ilgili çalışmalar henuz başlamış değil ama onumuzdeki gunlerde başlayabilir.Bu çerçevede de bugun yarın itibarıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın Bahçeli'ye bir daveti soz konusu olmadı. Sayın Bahçeli'nin de boyle bir goruşme talebi şu an itibarıyla soz konusu değil. Ama zaman zaman bildiğiniz gibi goruşmeleri oluyor, bunun onunde engel bir durum soz konusu değil. Önumuzdeki gunlerde belki boyle bir talep soz konusu olursa bu goruşme gerçekleşebilir."Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 14 Eylul'de İstanbul'daki zirvede yeni çağrıları, onerileri olup olmayacağına ilişkin soru uzerine, 14'undeki toplantının Turkiye'nin ev sahipliğinde yapılacağını hatırlattı.Burada Turkiye, Rusya, Almanya ve Fransa liderlerinin katılacağı zirvenin on hazırlık toplantısının siyasi danışmanlar duzeyinde yapılacağına işaret eden Kalın, "Bu toplantıda biz liderlerin zirvede ele alacakları gundemi çalışacağız. Şu an itibarıyla her şey taslak halinde tabii ki. Orada bir mutabakata vardıktan sonra bunlar liderlerimize arz edilecek, ondan sonra nihai onay alındıktan sonra da bir takvim uzerinde de tabii ki çalışacağız." diye konuştu.

" TÜRKİYE OLARAK BİZ ELİMİZDEN GELENİ YAPTIK, YAPMAYA DA DEVAM EDECEĞİZ"

Henuz toplantı yapılmadığı için takvime ilişkin net bir şey soyleyemeyeceğini ifade eden Kalın, sozlerini şoyle surdurdu:"Cuma gunu mevkidaşlarımızla oturup, konuşacağız. Orada bir takvim de belirlemeye çalışacağız ana hatlarıyla. Amaç tabii ki Suriye başta olmak uzere bolgesel konuları eşgudum içerisinde ele almak. Bu mekanizmanın faydalı olacağını duşunuyoruz. Zira bu ulkeler hem bolge hem Ortadoğu konuları, guvenlik, terorle mucadele, Suriye ve diğer konularda zaten ikili, uçlu, dortlu formatlarda surekli temas halinde olan ulkeler. Bunun somut neticeler çıkartacağına inanıyoruz. Aslında İdlib'de yaşanan sıcak gelişmeleri de dikkate aldığınızda belki bu toplantının ve zirvenin onemi biraz daha artmış olacak. Çunku bu meselenin butun yukunu, ağırlığını Turkiye'nin omuzlarına bırakıp kenara çekilmek adil bir tutum olmaz, çozum de uretmez. Turkiye olarak biz elimizden geleni yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Bu insani duyarlılık noktasında Cumhurbaşkanımızın tavrı zaten net, bunu her platformda ifade ediyor, etmeye de devam edecek ama meseleyi daha fazla buyutmeden nasıl çozebiliriz diye baktığımızda butun paydaşların bu surecin içinde yer alması gerekiyor. Bu toplantı da buna katkı sağlayacak toplantılarda n birisi olacak."

Kalın, bu dortlu zirveden once Başkan Erdoğan'ın New York'ta da dunya liderleriyle goruşmeleri olacağını vurgulayarak bu konuyu orada da gundeme getireceğini ifade etti.

İdlib'den yaşanabilecek bir goç dalgasına karşı Avrupa Birliği'nin sınırda multecileri engellemek uzere 10 bin kişilik kalıcı sınır gucu oluşturacağı haberleri anımsatılarak, bu konudaki değerlendirmesi sorulan Kalın, bunun kendilerinde ilk uyandırdığı intibanın "olaya guvenlikçi perspektiften bakma" yaklaşımı olduğunu soyledi. Kalın, "Bu goçu nasıl durdururuz. Bu insanlara nasıl sahip çıkarız, can-mal guvenlikleri nasıl sağlarız" kaygılarından ziyade "Sınırları koruyalım, ulkemize almayalım, bu meseleyi uzağımızda tutalım" yaklaşımının bulunduğuna yonelik bir izlenimin oluştuğunu belirterek, "Umarım yanılıyoruzdur." ifadesini kullandı. Avrupa Birliği ulkelerinin son 3-4 yıllık donemde multecilerle ilgili genel olarak takındığı tavra işaret eden Kalın, şu an da bunun dışında bir yaklaşımın da pek hakim olmadığını gorduklerini vurguladı.

" KASTETTİĞİMİZ YENİ BİR CEPHE AÇALIM DEĞİL"

Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Tahran'daki açıklamalarını anımsatarak, "Bu meselenin çozumu, yerinde mudahale, yani İdlib meselesine mudahale. Bundan kastettiğimiz yeni bir cephe açalım, yeni bir savaş başlatalım değil. Tam tersine orada buyumekte olan bu ateşi nasıl sondururuz. Bunun için Avrupa ulkelerinin de Amerika Birleşik Devletleri'nin de Trump yonetimin de farklı, yapıcı bir şekilde surece dahil olması gerekiyor." diye konuştu. Kalın, 10 bin kişilik guvenlik gucunun kurulması, farklı şekillerde dizayn edilmesinin sorunu çozmeyeceğinin altını çizerek, "Bu goç akını, Esed rejiminin katliamları devam ettiği muddetçe bu insanlar bir yerlere kaçacaklar. İdlib bağlamında da kaçacakları başka bir yer de yok." açıklamasında bulundu.Turkiye- Suriye sınırının İdlib kısmının yaklaşık 150-160 kilometre olduğuna dikkati çeken Kalın, sozlerini şoyle surdurdu:"Hemen sınırın ote noktasında, sıfır noktasında zaten şu an 700-800 bine yakın insan var. Sınıra dayanmışlar, orada duruyorlar. Turkiye'den onlara gıda, giyecek gibi yardımlar gidiyor ama aşağıdan, guney tarafından buyuk bir dalga geldiğinde, on binler yurumeye başladığında bu insanları nasıl durduracaksınız? Biz gene insani kaygılarla elimizden geleni yapacağız ama bunun yukunu sadece Turkiye'nin omuzlarına bırakmak doğru bir yaklaşım olmayacak." Kalın, 10 bin kişilik sınır gucu oluşturulmasına ilişkin, "Bizde uyandırdığı ilk intiba gene meseleye guvenlikçi perspektiften baktıkları, asıl sorunu çozmeye donuk, kapsamlı, uzun vadeli bir perspektiften yoksun oldukları yonunde." değerlendirmesini yaptı.

EMEKL İLİKTE YAŞA TAKILANLAR

Cumhurbaşkanlığı Sozcusu Kalın, MHP başta olmak uzere muhalefet partilerinin emeklilikte yaşa takılanlar için Meclise verdiği yasa teklifine hukumetin destek verip vermeyeceğinin sorulması uzerine, konunun bugunku kabine toplantısında gundeme gelmediğini ve şu anda hukumetin gundeminde de bu konunun bulunmadığını bildirdi. Kalın, "Ekim ayında teklif geldiğinde bir bakılır, nedir, ne değildir... Ama bunun genel manada butçeye ureteceği maliyeti de dikkate almak durumundayız ama şu anda bugun bu konu gundeme gelmedi. Bugun, yarın da gundemimizde bu yok." ifadesini kullandı.

G ÖÇ DALGASINA KARŞI TÜRKİYE'NİN STRATEJİSİ

İdlib'den yaşanabilecek goç dalgasına karşı Turkiye'nin stratejisinin ne olacağı sorulan Kalın, şu ana kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla tamamen insani kaygılarla "açık kapı" politikasının izlendiğini anımsattı. Kalın, zaman zaman bu politikadan dolayı haksız bir şekilde eleştirildiklerini dile getirerek, şoyle devam etti:"Bu oyle bir şey ki kapıları açsanız 'Herkese izin veriyorsunuz' diye eleştiriye maruz kalıyorsunuz, kapıları kapatsanız 'Bu insanları nasıl savaşın, varil bombalarının, kimyasal saldırıların kucağına itersiniz' diye başka bir eleştiriye maruz kalıyorsunuz ama eleştiri yapanların kendileri sahada ne yapıyorlar, kaç multeciyi aldılar ya da bu çatışmaları onlemek, durdurmak için acaba ne tur girişimler yaptılar diye baktığınızda, orada da pek bir şey yapmadıklarını goruyorsunuz.Boyle bir muhtemel goç dalgasına karşı AFAD başta olmak uzere ilgili butun birimlerimiz tabii ki tedbirlerini aldılar, almaya da devam edecekler ama gelecek dalganın şeklini, buyukluğunu şu anda kestirmek zor. Umarız onumuzdeki gunlerde İdlib meselesiyle ilgili bir siyasi çozum soz konusu olur. Cumhurbaşkanımızın Tahran'da yaptığı çağrıya benzer bir ateşkestir, silah bırakmadır, buna benzer bir gelişme soz konusu olur ve biz bu ihtiyaçla veya bu acil durumla karşı karşıya kalmayız." Goç dalgasının soz konusu olması durumunda Turkiye'nin uzerine duşeni yapmaya devam edeceğini vurgulayan Kalın, fakat bunun da bir sınırının olduğunu herkesin bilmesi gerektiğini ifade etti.

" ANA MUHALEFET LİDERİNE YAKIŞMAYAN BİR SAKİLLİK"

Cumhurbaşkanlığı Sozcusu İbrahim Kalın, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yonelik "dolar baronlarının adamı" yonundeki iddialarının yargıya taşınıp taşınmayacağının sorulması uzerine, şunları soyledi: "Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu tur açıklamalarını ciddiye almak mumkun değil. Yani ana muhalefet liderine de yakışmayan bir sakillikle zaman zaman bu tur açıklamalar yapıyor. Daha kotulerini de yaptı geçmişte. Bunların kendisine bir faydası olmadı siyaseten, eğer amaç buradan bir siyasi rant elde etmekse. Hele ki Cumhurbaşkanımıza bu tur saldırılarla bir yol alabileceğini zannediyorsa ne Sayın Cumhurbaşkanımızı ne de siyaseti pek bilmediği anlaşılır." Kalın, yargı surecine başvurulup başvurulmayacağına ilişkin avukatların gerekli değerlendirmeyi yapabileceğini ama şu an itibarıyla kendisine gelen bir bilginin bulunmadığını bildirdi.

" ORTA VADELİ PROGRAM ÖNÜMÜZDEKİ BİRKAÇ HAFTA İÇERİSİNDE AÇIKLANACAK"

Kalın, iki gun sonra Merkez Bankasında gerçekleştirilecek toplantıya işaret edilerek, "Faizle ilgili beklentileriniz nelerdir?" diye sorulması uzerine, perşembe gunu alınacak kararı şu anda bilemeyeceğini, karar alındığında hep birlikte goreceklerini soyledi. Kalın, şu değerlendirmeyi yaptı:"Meselenin sadece bu konuyla ilgili olmadığını, genel olarak bunun bir ekosistem olduğunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla dikkat ederseniz atılan adımlar da zaten bunu dikkate alan daha kapsamlı adımlar. Zaten o çerçevede de Hazine ve Maliye Bakanımızın hazırladığı Orta Vadeli Program (OVP) da bu ayın içerisinde, onumuzdeki birkaç hafta içerisinde açıklanacak. Bu ekonomiye sadece yeni bir perspektif sunmayacak, aynı zamanda ekonomik uretimle dengelerle ilgili de çok onemli bir yol haritası oluşturacak." Kalın, "Bu dar boğazdan kısa surede inşallah hep birlikte daha da guçlenerek çıkacağız." dedi.

" KARMA EĞİTİM SİSTEMİ DEVAM EDİYOR"

Cumhurbaşkanlığı Sozcusu Kalın, "Karma eğitimle ilgili haberler yapıldı. Bir kafa karışıklığı oluştu. Bu konuyla ilgili sizin ağzınızdan net cumleler duyabilir miyiz?" şeklindeki soru uzerine, konuyla ilgili bugun Milli Eğitim Bakanlığının da bir açıklama yaptığını hatırlattı. Burada bir mahkeme kararına istinaden, bir vatandaş başvurusuna ilişkin, mahkeme kararını esas alan bir duzenleme yapıldığını belirten Kalın, bunun "Turkiye'de karma eğitim kaldırılıyor" yonunde bir başka propagandaya donuştuğunu ifade etti. Kalın, "Boyle bir şey soz konusu değil. Karma eğitim aynen, olduğu haliyle devam ediyor. Pazartesi gunu çocuklarımız okula başlayacaklar, bazıları bu hafta başladılar. Karma eğitimin ortadan kaldırılması diye bir şey soz konusu değil." açıklamasında bulundu. Aynı zamanda ortada belli okullarda "kız-erkek ayrımı" şeklinde eğitim verilmesine imkan sağlayan bir kararın da bulunduğunu aktaran Kalın, şoyle devam etti:"Burada tercihlerin daraltılması değil çoğaltılması soz konusu. Demokratik toplumlarda da aslolan vatandaşın bu tur taleplerini karşılayacak tercihlerin, seçeneklerin, opsiyonların çoğaltılmasıdır. Yani hiç kimse hiçbir veliye 'Çocuğunu karma ya da olmayana gondermek zorundasın' diye bir şey empoze etmiyor ama alternatifleri sunuyoruz. Devletin yapması gereken de budur. İsteyen kendi tercihine gore bu seçeneklerden bir tanesini tercih edebilir. Dolayısıyla burada bir kafa karışıklığına mahal verecek bir durum da yok aslında. Karma eğitim sistemi devam ediyor. Bunun yanında karma olmayan eğitim de verilebilir. Bu tamamen gonulluk esasına bağlı olarak hem eğitim veren kurum açısından boyledir hem de oraya çocuklarını gonderecek aileler açısından, çocuklar açısından... Dolayısıyla burada opsiyonları çoğaltmak suretiyle aslında bir demokratik gorev yerine getirilmiş oluyor. Bunun 'Karma eğitim bitirildi' vesaire gibi bir dezenformasyona donuşmesine kimse kulak asmasın, buna kimse de musaade etmesin."

" ŞU ANDA TRUMP İLE BİR GÖRÜŞME PLANLANMIYOR"

Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, ABD Başkanı Donald Trump ile Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda goruşme yapıp yapmayacağıyla ilgili soruya, "Şu anda Trump ile bir goruşme planlanmıyor New York'ta ama bakalım o gune kadar ne olur, ne yaşanır, onların hepsini gorelim ona gore karar verilir." yanıtını verdi.Cumhurbaşkanlığı Sozcusu Kalın, bir soru uzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni sistemde oluşturulan kurullara yapılacak atamalarla ilgili çalışmalarını tamamladığını ve bu atamaların yakın zamanda yapılacağını soyledi.

Bu kurulları onemsediklerini belirten Kalın, "Yeni sistem içerisinde biliyorsunuz hukumetin farklı alanlardaki politikalarına makro onerilerde bulunmak uzere dizayn edilmiş ofisler, kurullar bunlar. Hakikaten ulkemizin farklı kesimlerinden katkı sunabilecek uzmanların yer alacağı bir kurullar sistemi olacak. Bunlar da genel olarak ekonomiden kulture, turizmden bilim teknolojiye kadar çok farklı alanlarda katkı sağlayacak kurullar." ifadelsini kullandı.