Özet (TL;DR) @ 2018-09-10T11:55:00.000Z: TBMM Dış İşleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, ilişkilerin yeniden canlandığı Avrupa Birliği'yle ilgili, "Biz aynı yerde duruyoruz ve AB bizim bulunduğumuz odaya giriyor demek doğru olacaktır" dedi.



TBMM Dış İşleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, ilişkilerin yeniden canlandığı Avrupa Birliği'yle ilgili, "Biz aynı yerde duruyoruz ve AB bizim bulunduğumuz odaya giriyor demek doğru olacaktır" dedi.

NTV Dış Haberler Muduru Ahmet Yeşiltepe'nin sorularını yanıtlayan Bozkır, dış politika gundemini değerlendirdi.

(C) Fotoğraf : Pixabay

"Turkiye'nin AB uyeliği hiç değişmedi, bu stratejik bir hedef" diyen Bozkır, "Yaklaşık 60 senedir bu yola baş koyduk, emek verdik. Şimdi uyelik olmasın da 'stratejik-imtiyazlı' ortaklık olsun deniyor. Biz buna teşekkur ediyoruz ve uyelik muzakerelerine devam edeceğiz diyoruz" ifadesini kullandı.

Tahran Zirvesi'nin sonuçları, İdlib sorununun çozumu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ateşkes çağrısı, Turkiye'nin Suriye'den yeni goç dalgasına karşı aldığı onlemler, ABD'nin Suriye'deki varlığı, Turkiye-ABD krizi ve AB ile yakınlaşma konularındaki sorulara yanıt veren Bozkır'ın açıklamaları şoyle:

'Tahran Zirvesi'ni ve sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Alınan sonuçlar bugunun şartlarında iyi bir noktayı ifade ediyor. Tum dunyanın dikkatini çeken bu konuda, Astana surecinde alınan kararların tekrar uygulanacağının ifade edilmesi çok onemli. İdlib çok onemli, 130 km'lik bir sınırımız var. Bugune kadarki goç dalgasının ilk girişi de İdlib uzerinden olmuştur. Teror saldırılarının sorumluları da buradan girmişlerdir. Rusya açısından da çok onemli bir bolge, askeri ussu bulunuyor. Buranın nufusu 1.5 milyon civarındaydı ancak gerilimi azaltma bolgelerinden biri burası. Diğer 3 bolgeyi Suriye rejimi ele geçirdi ve İdlib'de bir havuz oluştu. Yaklaşık 4 milyon insanın yaşadığı İdlib'de sivil halk da var, silahlı militanlar da. Tehlikeli unsurlar da var kentte.

Turkiye olarak biz, sivil halkla teror orgutlerini ayıralım, liderlerinin kentten çıkmasını sağlayalım ve olası bir operasyonla goç dalgası yaratmayalım diyoruz. Sivil halkla, teroristleri ayıklamak mumkun. Bunların hepsi konuşuldu ve bir mutabakat var. İdlib'e operasyonlar var ama daha çok teror orgutlerini olduğu bolgelere yapılıyor. Şehrin ana yapısına bir saldırı olmadan buyuk bir goç dalgası olmaz. Kısmi bir anlayışla topyekun bir harekattan soz etmek mumun değil, Tahran Zirvesi'nin olumlu sonuçlarından biri bu."

Hafta sonu Rusya ve Fransa basınında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ateşkes talebinin, "Turkiye'nin cihadi-selefi orgutlerin hamisi ve sozcusu olduğu" yonundeki algıyı guçlendirdiği yazıldı. Uzun suredir Turkiye'ye yapıştırılmak istenen bu etiketten nasıl kurtulacağız?

"Maalesef dunyanın birçok yerinde çok buyuk bir karalama kampanyası soz konusu. İşi bilenler bunun boyle olmadığını biliyor. Bu etiketin nasıl ortaya çıktığını hatırlamak lazım. DEAŞ teror orgutu ortaya çıktı ve 25 bin kişilik bir orduyla mucadele edecek bir kapasite ne Irak'ta ne de Suriye'de yoktu. Biz ABD de dahil bunlarla mucadele edecek kişileri eğitelim dedik ama bu operasyon başarıya ulaşmadı. Turkiye bunu kendi başına yapmaya karar verdi ve Özgur Suriye Ordusu, DEAŞ'la savaşabilir hale geldi. Aslında DEAŞ'ı bitiren Fırat Kalkanı harekatıdır. 'Afrin' birkaç yılda temizlenemez ' deniyordu ama Turkiye vurdu geçti. Afrin halkı PYD'ye destek vermediği için kurşun atmadan bırakıp gitiler. ABD orada hata yaptı. Turkiye ile hareket edilse bugunku manzara olmazdı, ne yaptı PYD ile hareket etti.

Şimdi DEAŞ bitti ama ABD, kongreden aldığı yetki DEAŞ'la mucadele için olduğundan dolayı bunu soyleyemez. Ama DEAŞ oldu, bunu kabullendikten sonra iş kolaylaşır. Afrin ABD'nin aklını başına getirdi. Fırat'ın batısında PYD ile değil Turkiye ile işbirliği yapmaya karar verdi. ABD, yeni yonetimi 'ben Suriye'de niye yokum' diyor; yoksun çunku olman gereken zamanda olmadın. Şimdi 'ben buraya PYD ile geleyim' diyor ama doğrusu, Turkiye ile konuş ve Suriye'de de toprak niyetin yoksa bunu yaparsın."

ABD'nin İran'a yonelik yaptırımlarında 4 Kasım'dan itibaren ikinci aşamaya geçilecek. Turkiye bu aşamada ne yapacak, nerede olacak?

"Biz İran'la çok iyi ilişki içindeyiz ve çıkara dayalı ilişkimiz var. Turkiye doğalgazı başka yerden sağlayamazsa, ABD ne derse desin buradan almamız gerekir. ABD'nin ekonomik ambargosu ise buyuk bir hata. Kristal dukkanına girmiş fil edasıyla 'ben her şeyi yaparım" diyor. ABD'nin dunyaya karşı sorumlulukları var, her şeyi kendi perspektifinizden yapamazsınız. ABD'nin butun ulkeleri ekonomik olarak tehlikeye attığı onumuzdeki tablo yeni bir sistemin doğma ihtimalini ortaya çıkarıyor."

ABD'de ongorulemez bir başkan var, geriye adım atmayacak gibi. Rahip Brunson, FETÖ, S-400 ve F-35 krizlerinin yanında bu zaviyeden de baktığımızda Turk- Amerikan ilişkilerinde yakın gelecek nasıl olacak?

"ABD ile kotu ilişki olmak gibi bir niyetimiz hiç olmadı şu anda da yok. Ama maalesef tehdit eden bir yola donuştu. Bunu hak edecek bir davranı omadı ne Turkiye'nin ne Avrupa'nın. Ama New York'ta bina inşa etme yontemleriyle gitmesi boyle sonuçlar doğuruyor. Burada biz dik duruşumuzla anlatmaya devam ederek, ilişkiyi duzeltmeye çalışacağız. İnşallah bir çozum yolu bulabiliriz. Ama onemli olan bunu basın uzerinden kamuoyuyla paylaşılmadan yurutulmesi çok onemli. Bu mutalaka yapılacaktır, yapılyor da zaten. Trump bu şekilde ikna edebilir."

AB ile atılım surecini ileriye taşımak amacıyla kurulan reform eylem grubu uç yıl sonra ilk kez toplandı. Amaç, ilişkileri yeniden canlandıracak yol haritasını belirlemek. Peki, ne oldu da Turkiye yuzunu yeniden AB'ye çevirdi?

"Turkiye'nin AB uyeliği hiç değişmedi, bu stratejik bir hedef. AB, gunluk yaşamınızın her anında olacak bir muktesebatla yurutuyorsunuz bunu. Bir soğukluk yaşandı ama Turkiye'den kaynaklanmıyor. Vize surecinin akamete uğraması, 15 Temmuz sonrası AB'yi yanımızda gormemizden kaynaklanan bir sureç ve seçim kampanyalarındaki bazı soylemler. Ama şimdi taşlar yerine oturuyor. Biz aynı yerde duruyoruz ve AB bizim bulunduğumuz odaya giriyor demek doğru olacaktır. İnşallah Cumhurbaşkanımızın Almanya'ya yapacağı ziyarette onemli adımlar atılacaktır.

Biz AB surecini kesmiyoruz ve bundan nemalanıyoruz. Gumruk Birliği olmasa ticareti bu kadar buyutemezdik. Stratejik ortaklık Fransa ile olur, imtiyazlı ortaklık Almanya ile olur ama Avrupa Birliği'yle ikisi de olmaz. Yaklaşık 60 senedir bu yola baş koyduk, emek verdik. Şimdi uyelik olmasın da 'stratejik- imtiyazlı' ortaklık olsun deniyor. Biz buna teşekkur ediyoruz ve uyelik muzakerelerine devam edeceğiz diyoruz."