Özet (TL;DR) @ 2018-09-10T12:06:00.000Z: Gazeteci ve yazar Nur Batur, Seyr-i Sabah programına yaptığı açıklamalarda Tahran’da Türkiye, Rusya ve İran arasında yapılan zirveyi değerlendirdi. Batur, Türkiye’nin ülkenin yüzde 60’ına hakim Esad…



Seyr-i Sabah

12:06 10.09.2018(Guncellendi 13:11 10.09.2018) URL'yi kısaltın

Gazeteci ve yazar Nur Batur, Seyr-i Sabah programına yaptığı açıklamalarda Tahran'da Turkiye, Rusya ve İran arasında yapılan zirveyi değerlendirdi. Batur, Turkiye'nin ulkenin yuzde 60'ına hakim Esad için gitmelidir yaklaşımının yanlış olabileceğini dile getirdi.

Geçen hafta Tahran'da Turkiye, İran ve Rusya devlet başkanlarının bir araya geldiği buluşma belki de tarihte ilk kez televizyonlarda canlı olarak yayınlandı. Ülkeler burada kendi istek ve beklentilerini kameralar onunde dile getirip muzakerelerde bulundu. Turkiye'nin ateşkes isteğinin de konuşulduğu muzakerelerde Turkiye'nin yeni bir goç dalgasını kaldıramayacağı açık bir biçimde dile getirildi. Gazeteci ve yazar Nur Batur, bu tarihi zirveyi ve oradan çıkması muhtemel sonuçları Seyr-i Sabah programında değerlendirdi:

' ZİRVEDEN TÜRKİYE'NİN BEKLENTİLERİNİN ÇOK GERİSİNDE SONUÇLAR ÇIKTI'

(C) AA / Cem Öksuz

"Tahran Zirvesi'ni şaşkınlıkla izledim. Boylesi zirveleri yıllar içinde hep izledik. Bu tur muzakereler kapalı kapılar ardında yapılır. İlk kez butun dunyanın gozleri onunde pazarlık yapıldı. Bence orada çok ince bir diplomasi, İran oyunu var. Ruhani sanki fark etmemiş gibi canlı yayın surerken muzakereyi başlattı. Üç ulke de tavırlarını dunyanın gozleri nunde ortaya koydu. Turkiye'nin bir beklentisi vardı İdlib'e bir saldırı yapılmasın ateşkes ilan edilsin dedi. Ancak Putin bunu kabul etmedi. Son derece diplomatik bir uslupla sahadaki elemanların masada olmadığını soyledi. Suriye ve Esad rejimini de bu işin içine katmadı. Dunya diplomasi tarihinde ilk kez bir canlı yayın muzakere oldu. Turkiye'nin beklentilerinin çok gerisinde bir sonuç bildirisi oldu. Ateşkes soz konusu değil. Turkiye'nin ciddi bir kaygısı var. Yeni bir goç dalgasını Turkiye'nin bu ekonomik kriz içinde kaldıramayacağını herkes biliyor. Ateşkes ilan edilmeyeceği zirveye giderken belliydi çunku zirve oncesinde Rus uçakları İdlib'i bombaladı. Bu bir işaretti. Oradaki teroristler kimdir? Onlarla uzlaşmaya gidilmeyecek mesajını Rusya baştan verdi. Zirve bittikten sonra da mesaj verdi.

Diplomatik detayları bırakalım. 7 yıl sonra Esad yonetimi Suriye topraklarının yuzde 60'ından fazlasını kontrol altına aldı. İdlib sınırları Suriye yonetimindeki bolgeyle Turkiye yonetimindeki Hatay arasında kalıyor. Esad burayı da alırsa ulkenin yuzde 70'ini kontrol altına almış olacak. Geriye kalan yuzde 30 civarında bir bolge tamamen Turkiye sınırlarında Cerablus'tan başlayarak İran'a kadar uzanan bolge PKK yonetiminde bulunuyor. Yani Turkiye PKK ile sınır komşusu olacak. En altta Guneydoğu'da ise kuçuk bir cep var o da IŞİD kontrolunde. Buyuk bolumu Suriye topraklarının. Esad rejimi tarafından kontrol altına alınmış durumda.

Gerçekçi olarak bakmak gerekirse 7 yıl once başlanan noktadan çok farklı bir yere geldi hem Suriye hem Turkiye hem de dunya. Olayları izleyince Rusya'nın hakimiyetini gormezden gelemeyiz. Turkiye son donemde YPG'ye destek veren ABD karşısında Rusya ile ortaklık yurutuyor. Gerçi Tahran'da bir goruş ayrılığı çıktı ama yine de Suriye rejiminin varlığını reddetmek mumkun değil. Hiç kimseden Esad rejimi gitmelidir gibi şeyler duyulmuyor. Ankara da soylemiyor. Tamamen uslup değişti. Yeni anayasadan soz edilmeye başlandı. Geçen gun Trump, Esad'ı Suriye cumhurbaşkanı olarak niteledi, daha once hayvan diyordu. Turkiye'nin bu sureçte 'Esad gitmelidir' demesi pek akılcı gorunmuyor.

ABD ve Rusya'nın nihai kararı vereceği çok açıktı. 2. Dunya savaşından sonra ABD ve Rusya iki ayrı cepheydi. Hitler'i devirdiler ve bunu yaparken de muttefik olarak devirdiler. Daha sonra soğuk savaş donemi başladı. İşin ozunde buyuk devletler masaya oturup egemenlik alanlarını belirliyorlar. Ben ABD ve Rusya'nın Obama doneminde temasa girdiğini duşunuyorum. Rusya'nın ilk bolgeyi bombaladığı zaman aslında mutabakat sağlanmıştı bence. Gorduğum kadarıyla İdlib meselesi halledilecek, Suriye oraya girecek. Ama buyuk goç de engellenecek. Haritayı açıp bakarsak aslında İdlip kuçuk bir cep. Ama şu anda goçlerle nufusu 4 milyona ulaştı. Bu kitle harekete geçerse hemen yanında Hatay ve kuzeyi ise tamamen Turkiye'nin kontrol ettiği bolge. Turkiye sınırı tamamen duvarla ordu bundan sonraki goçu Suriye sınırı içinde çozecek. Bundan sonraki muzakereler anayasa ustunde oluşacak gibi gorunuyor. Çatışmalar olmayacak değil, o bolgede ciddi bir muhalif guç var. 70 bini aşkın silahlı militan var. Ama bunları ezip geçmek Rusya için zor olmayacak. Goç dalgasını durdurmak lazım. Anayasada Kurt bolgesine ozerklik verilip verilmeyeceği en onemli maddelerden biri olacak. ABD ile Rusya arasındaki pazarlık işin anahtarı olacak."