Özet (TL;DR) @ 2018-09-10T15:48:00.000Z: Norveçli biliminsanları, beynin saatinin sırrını çözerken, insanlık tarihinin bir gerçeğiyle yeniden yüzleşilmesini sağladı: Geçmek bilmeyen zamanla boğuşmak istemeyenler, tekrar tekrar aynı işe…



Bilim

15:48 10.09.2018(Guncellendi 16:13 10.09.2018) URL'yi kısaltın

Norveçli biliminsanları, beynin saatinin sırrını çozerken, insanlık tarihinin bir gerçeğiyle yeniden yuzleşilmesini sağladı: Geçmek bilmeyen zamanla boğuşmak istemeyenler, tekrar tekrar aynı işe yapmak yerine yepyeni bir çevrede ilk deneyimlere yelken açmalı.

(C) Fotoğraf : Pixabay

Zamanın bazen çok hızlı bazense çok yavaş geçiyor olması hissi, ilk akla geleni Alice Harikalar Diyarı olan sanat eserlerinden bilimsel çalışmalara insanlığı en meşgul eden soru işaretlerinden biri olmaya devam ederken, son izahat Nobel Tıp Ödullu Norveçli bir ekipten geldi.

' SÜBJEKTİF ZAMANDAN KAÇIŞ YOK'

2014'te Nobel Tıp Ödulu'ne layık gorulen Edvard Moser ile Norveç Bilim Teknoloji Üniversitesi'ndeki araştırmacı ekibinden Albert Tsao ve Jorgen Sugar, zamanla ilgili subjektif deneyimlerimizin anahtarının, beyin hucrelerinin oluşturduğu bir ağda yattığı sonucuna vardı. Buna gore 'noro saat hucreleri', deneyimlerimizi duzenli olaylar dizisi şeklinde organize ederken zamanla ilgili kayıtlar tutuyor.

Bu da her bir kişinin zamanı subjektif deneyimlemek zorunda olması anlamına geliyor. Bu yuzden kişiye zaman bazen çok hızlı bazense çok yavaş geçiyor gibi geliyor.

**

(C) REUTERS / Jessica Rinaldi

'ÖLÇÜLEN DE SÜBJEKTİF ZAMAN'**

Noro hucreleri 12 yıldır araştıran Albert Tsao, şunları soyledi:

''Araştırmamız, beynin zamanı deneyimlenen bir olay olarak nasıl anlamlandırdığını ortaya koyuyor. Hucre ağı, doğrudan zamanı kodlamıyor. Biz, daha ziyade, deneyimlerin suregiden akışından devşirdiğimiz subjektif bir zamanı olçuyoruz.''

' MÜHİM OLAN ÇİKOLATA DEĞİL, ÇİKOLATAYA HANGİ ORTAMDA ULAŞILDIĞI'

İki yıl once Jorgen Sugar'ın da dahil olduğu araştırma kapsamında farelerin labirentlere bırakılıp kuçuk çikolata parçalarını aramaları için teşvik edildiği deneyler yapıldı. Farelerin kafalarına takılan bir tarayıcıyla lateral entorhinal korteksteki sinyaller kaydedildi.

Marco isimli bir fareye bir deneyde geniş çaplı deneyim yelpazesi ve eylem seçenekleri sunuldu. Çikolata parçası ararken bir dizi açık alanda gezip dolaşması için serbestlik getirildi.

(C) REUTERS /

Sugar bu deneyle ilgili şunları soyledi:

''Bu deney sırasında zaman sinyalinin biricikliği gosteriyor ki, fare, 2 saatlik deney boyunca zamanı ve zamansal silsileyi çok iyi kaydetti. Zamanı kodlama ağındaki sinyali kullanarak deney sırasında çeşitli olayların ne zaman gerçekleştiğinin izini tam tamına surebildik.''

Yani Marco'nun beyin aktivitesi sırasında kayıtlı sinyallerden, hangi olayın hangi dakikada gerçekleştiğini belirlemeyi başardılar. Örneğin sinyaller incelenerek Marco'nun hangi noktada bir çikolata parçası bulduğu belirlendi.

HEYECANLI İLK DENEY İLE SIKICI İKİNCİ DENEY ARASINDAKİ FARK

Ama ilk deneyimi kaydetme biçimiyle defalarca yapılan sıkıcı bir şeyi kaydetme biçimi birbirinden farklı.

İkinci deneyde Marco, yapısal engellerin olduğu bir çevrede, 8 kollu bir labirentte sağa ya da sola donerken çikolata parçası aramaya zorlandı.

Tsao bu deneyle ilgili şunları soyledi:

' TAHMİN EDİLEBİLİR HALE GELDİ'

''Farklı olayları simgeleyen farklı sinyallerden ziyade ust uste binen ve tekrar eden oruntuler gorduk.  Zaman kodlama sinyali karakter değiştirdi, zamanda birincik silsilelerden tekrarlanan ve kısmen ust uste binen bir kalıba donuştu. Ama diğer yandan bu yinelemeli gorev sırasında zaman sinyali daha kesinlik ve tahmin edilebilirlik kazandı. Veriler işaret ediyor ki, fare her turda zamansallıkla ilgili daha net bir anlayış edindi, ama turdan tura ve deneyin başlangıcından sonuna zamanla ilgili anlayışı zayıfladı.''

(C) AFP 2018 / STR

' YEPYENİ BİR ARAŞTIRMA ALANI'

Sonuçların, bu hucre ağının işlevinin, deneyimlediğimiz olaylara tarih bilgisi atamak ve eylemleri yaşama sırasını kaydetmek olduğunu doğruladığı belirtildi.

Araştırmanın 29 Ağustos'ta Nature dergisinde makale olarak yayımlanmasına emeği geçen Edvard Moser, ''Bu bolgenin aktivitesi, olayın ya da deneyimin zamanıyla o kadar ilişkili ki, bu durum yepyeni bir araştırma alanı açılmasına vesile olabilir'' dedi.