Özet (TL;DR) @ 2018-09-10T19:13:00.000Z: Türkiye, Rusya ve İran liderlerini Tahran'da buluşturan zirveyle devamı tescillenen Astana sürecinin İdlib ve Suriye geneline yönelik olası etkilerini Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Emekli…
Turkiye, Rusya ve İran liderlerini Tahran'da buluşturan zirveyle devamı tescillenen Astana surecinin İdlib ve Suriye geneline yonelik olası etkilerini Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Emekli Amiral Soner Polat ile İstanbul Aydın Üniversitesi oğretim gorevlisi Dr. Naim Baburoğlu, Sputnik'e değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin İran'ın başkenti Tahran'da gerçekleştirdiği Suriye konulu uçlu zirvenin ardından liderler, 12 maddelik bildiriye imza attı. Astana formatının Ocak 2017'den bu yana sağladığı başarılardan ve Suriye'de şiddetin azaltılmasında kat edilen mesafeden duydukları memnuniyeti ifade ettiklerini aktaran liderler, kim tarafından gerçekleştirildiğine bakılmaksızın Suriye'nin butunluğune donuk eylem veya herhangi ayrılıkçı faaliyete karşı irade ortaya konulmasının yanı sıra "terorist gruplarla" silahlı muhalif gruplardan ayrıştırılması gibi onemli hususlarda mutabakata vardılar. Peki, surpriz bir şekilde tamamı canlı yayınlanan zirvenin ardından Suriye'deki siyasi çozum sureci nasıl şekillenecek? Turkiye, Rusya ve İran arasındaki stratejik anlaşmanın surmesinin bolge açısından onemi nedir? Konuyu Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Uluslararası İlişkiler Burosu Başkanı Emekli Amiral Soner Polat ile İstanbul Aydın Üniversitesi oğretim gorevlisi Dr. Naim Baburoğlu, Sputnik'e değerlendirdi.
' ASTANA, AVRASYA'NIN BATI KARŞISINDAKİ EN ÖNEMLİ BAŞARILARINDAN BİRİSİDİR'
Emekli Amiral Soner Polat "Astana sureci, Avrasya'nın Batı karşısındaki en buyuk başarılarından biridir. Astana sureci, şimdiye kadar suregelen 'Sorunların çozumu Batılı ulkelerin tekelindedir' duşuncesinin yanlışlığını ortaya koyması itibariyle de onemli bir girişimdir. Rusya, Turkiye ve İran, Suriye'deki sorunun çozumu için çok onemli ilerlemeler kaydetmiştir. Bu noktada Astana'nın gizli ortağının Suriye olduğunu belirtmekte de fayda var; zira Suriye bu sureçte Rusya ve biraz da İran tarafından temsil edilmektedir. Astana surecinin belli başarıya ulaşması Batılı ulkeleri kaygılandırdı. Astana surecinin, Cenevre'ye alternatif olamayacağı şeklinde goruşler yukselmeye başlasa da bizzat Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura'nın da soylediği gibi Astana, Cenevre'den çok daha başarılı sonuçlar verdi" şeklinde konuştu.
(C) AA / Kayhan Özer
' ÇATIŞMASIZLIK, İDLİB'DEKİ STATÜNÜN SÜRMESİ DEMEK AMA BU SONSUZA DEK BÖYLE SÜREMEZ'
İdlib, ABD'nin ussu ve silahlı muhalif grupların bulunduğu El Tanf ve Fırat'ın doğusu hariç Suriye hukumetinin toprakları uzerinde kontrol sağlamış olduğunun altını çizen ve bunda Astana'nın onemli rolu olduğuna işaret eden Polat şu değerlendirmede bulundu:
"Bu bağlamda, İdlib son derece kritik bir alandır. Başından beri Suriye'nin uzlaşma kanunu çerçevesinde diğer bolgelerde çarpışan teroristler ve silahlı muhalefet, Suriye devletiyle pazarlık yaptı ve bunun sonucunda isteyenlerin aileleriyle birlikte İdlib'e gitmesine karar verildi. Dolayısıyla İdlib, en sona bırakıldı. 3.5 milyon civarı bir nufusa sahip olduğu tahmin edilen İdlib'de El Nusra bağlantılı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), ortada olan orgutler ve Turkiye'nin desteklediği iddia edilen gruplar var. Buradaki teroristler, Rusya'nın ozellikle Hmeymim Hava Üssu'ne drone'larla, İHA'larla saldırılar duzenledi ve bu Rusya'yı oldukça rahatsız ediyor. Arazi yapısına baktığınızda İdlib'deki gelişmeler ağırlığını Batı'ya doğru hissettirdiği takdirde daha aşağıda bulunan Rus usleri tehdit altında kalacaktır. Bu da Rusya'nın guvenlik sorunu ve Rusya bu sorunu çozmek istiyor. Suriye ise her ne kadar silahlı muhaliflerle, teroristlerle pazarlık yapsa da bu pazarlığın amacı onların A bolgesinden B bolgesine yerleşmeleri için değildi. Suriye yalnızca sorunlarını oncelik sırasına gore çozmek istiyordu ve gunun birinde elbette İdlib'de egemenliğini tahkim etmek için harekete geçecekti. Tam bu bağlamda Rusya, İran ve Turkiye'nin bir araya gelerek terorist grupları belirlemeli ve buna gore 3 ulkenin katılımıyla bu terorist gruplar tasfiye edilmeli. Ancak gorunen o ki Tahran'da bu konuda tam bir uzlaşı sağlanamadı. Turkiye, goç dalgasından korktuğu için ateşkes, çatışmasızlık istiyor. Bu da statunun devam etmesi demek. İran ve Rusya ise bu statunun sonsuza kadar devam edemeyeceğini ve beraber hareket edilmesi gerektiğini vurguluyor."
' BATI, 3 ÜLKENİN BİRBİRİNE GİRMESİNİ UMARKEN ASTANA'NIN DEVAMI BAŞLI BAŞINA BÜYÜK BİR BAŞARIDIR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Lideri Putin'in "ateşkes" konusunda hemfikir olmadığını ancak bu anlaşmazlığın "koklu, ince ve derin" diplomasi geleneği olan İran'ın araya girmesiyle çozulduğunu ifade eden Polat "İran'ın yapıcı rolu sayesinde Tahran'daki goruşme rayından çıkmadan tamamlanmış oldu. Burada çok buyuk bir başarı elde edilmedi ama Astana surecinin devamlılığının teyit edilmesi bile başlı başına çok buyuk başarıdır. Çunku ozellikle Batı ulkeleri 3 ulkenin birbirine girmesini ve bu surecin sona ermesini bekliyordu. Beklentileri gerçekleşmedi. İdlib'de ne olursa olsun bu taktik bir olaydır. Turkiye, Rusya ve İran'ın bir araya gelmesi stratejik bir olaydır ve dunya çapında yansımaları olmuştur. İdlib, bu kadar onemli beraberliğin kırılma sebebi olmamalı. Bu butun ulkeler açısından buyuk bir hata olur. Bu soruna bir çozum bulunmalı ve Astana sureci mutlaka devam etmeli" dedi.
Batı'nın Turkiye, Rusya ve İran'ın İdlib'de inisiyatif almasını istemediğine değinen Polat "Batı, uç ulkenin inisiyatif almasını istemediği için Turkiye'de basının yuzde 90'ı Batı tarafından yonlendirildi ve çok guçlu bir propaganda başlatıldı. İster istemez, Turkiye Batı'yla yan yana geleceği bir surece doğru itilmeye çalışıyor. Hatta ana muhalefet partisi bile bu konuda AKP'yi destekler bir tutum içine girdi. Normalde iktidarı yerden yere vuran muhalefet, soz konusu Batı çıkarları olduğunda bir anda AKP'nin çizgisine geldi. Bu sureç de Turkiye açısından, bana gore, kaygı verici bir sureç. İnşallah bu (Batı ve Turkiye arasında) pazarlık konusu olmaz" yorumunda bulundu.
(C) AA /
' ZİRVENİN CANLI YAYINLANMASI SAÇMALIKTI, ASTANA'NIN BOZULMASINI UMAN DEVLETLER VE DÜNYA BASINI DERHAL HAREKETE GEÇTİ'
İran'ın Fırat'ın doğusundaki PYD ve Amerikan varlığının kabul edilemez olduğuna işaret ettiğini ve bunun da Turkiye açısından son derece onemli bir çıkış olduğunu soyleyen Polat "İran, ABD'nin Suriye'den çıkarılması için ortak bir çaba içerisine girilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Bu çok onemliydi. Ancak bu zirvenin televizyonlarda naklen yayınlanması tam bir saçmalıktı. Hiçbir muzakere tekniğinde boyle bir şey yok. Dunyayı ilgilendiren hayati bir konunun tarafları, hele de bir takım anlaşmazlıkları varken, normal şartlarda kapalı kapılar ardından tartışması gerekenleri butun dunyanın gozu onunde tartışmaz. Televizyon onunde her lider kendi kamuoyu baskısı sebebiyle ister istemez kendi pozisyonuna tutunur. Tartışma uzarsa da 'Astana sureci çope gitti' algısı oluşur. Bence Avrasya şu an guçlu bir konumda. ABD hem Suriye'de geriliyor hem de kuresel olçekte de duşuşe geçiyor. Artık Avrasya'nın kendisine guvenmesi lazım. Burada gizli kapaklı bir şey olmadığı gosterilmeye çalışılmış olabilir ama zirveyi canlı yayınlamak hatalıdır. Neticede sorunların çozumu iyi niyetten değil askeri guçle desteklenmiş ortak bir iradeden geçer. Üstelik de bu çozumun yeri ne BM ne de Cenevre'dir; bunun yeri Astana'dır. Astana garantorleri kendine guvenmeli ve hataya duşmemelidir" dedi ve şoyle devam etti:
"Zirvenin canlı yayınlanması, Astana surecini baltalamak isteyen devletlerin hiçbir istihbarat toplamasına gerek bile bırakmadı. Ülkeler arasındaki çatlaklar goren basın dunyanın her yanında bu çatlaklardan içeri girmeye başladı. Daha once Erdoğan'ı yerden yere vuran Washington Post'ta bile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı destekleyen yazılar yazılmaya başlandı. Dolayısıyla canlı yayında zirve yayınlanması hatalıydı. Bence sureç daha iyi yonetilebilir ve zirveden daha iyi sonuçlar çıkabilirdi. Ama en azından Astana surecinin devam etmesinden ve onumuzdeki donemde bu puruzlerin aşılması ihtimalinden dolayı mutlu olmalıyız."
' İDLİB ENİNDE SONUNDA ÇÖZÜLECEKTİR ANCAK ASIL SORUN FIRAT'IN DOĞUSU'
Üç ulkenin İdlib'deki anlaşmazlığa odaklanarak asıl sorunun PYD'nin varlık surdurduğu Fırat'ın doğusu olduğunu unutmaması gerektiğinin altını çizen Polat sozlerine şoyle devam etti:
"Masaya oturan devletler İdlib'de şoyle veya boyle anlaşır. Masada oturulduğu surece çozum mutlaka bulunur. Ancak esas sorun Fırat'ın doğusudur ve ABD burada kendisine tabi PYD devletçiği oluşturarak varlığını surdurmekte, orada kalıcı olmakta kararlıdır. Ve bu sorun çozulmeden Suriye krizi bitmez. Bu noktada Rusya şimdiye kadar kartını açmadı. Bu çok doğal çunku bolgesel soruna mudahale eden kuresel guçler bir dunya savaşını goze almamak için birbirlerinin kırmızı çizgilerine girmek istemezler. Ancak neticede bu konuda en fazla kayba uğrayacak devletler Turkiye ve Suriye'dir. Eğer gerçek anlamda bir çozum aranıyorsa, Fırat'ın doğusundaki sorun çozulmelidir. Bu da Rusya, Turkiye, İran, Suriye ve hatta Irak'ın mutabakatıyla en az maliyetle çozulur. Ortak bir irade gosterilmezse Suriye'deki durum uzun yıllar surecek bir kangrene donuşur. Bunun olmaması için de Turkiye ve Suriye anlaşmalıdır."
' TÜRKİYE 'ATEŞKES' DEDİ AMA MUHALİF GRUPLAR SİLAH BIRAKMAYACAĞINI AÇIKLADI'
İstanbul Aydın Üniversitesi oğretim gorevlisi Dr. Naim Baburoğlu ise Tahran zirvesinin, Astana surecinin uç ulkenin hem fikir ayrılıklarını hem de fikir birliklerini gostermesi açısından onemli olduğuna işaret etti. Baburoğlu "İran ve Rusya İdlib'de operasyon istiyor. Buna karşın Turkiye İdlib'de siyasi veya diplomasi çozumu destekliyor. Rusya Lideri Putin, terorun bitirilmesinin oncelikleri olduğuna vurgu yaptı ve anayasal sureçte Şam yonetiminin uzerine duşeni yaptığını ancak muhaliflerin uzerine duşeni yapmadığını ifade etti. Rusya ve İran, Şam yonetiminin 'meşru' olduğuna işaret ederken Turkiye 'gelişmeler Esad rejiminin insafına bırakılmamalı' diyor. Yani Rusya ve İran, sınırlı veya geniş kapsamlı, operasyona sıcak bakarken Turkiye hiç bir tur operasyona sıcak bakmıyor. Malumunuz, Rusya Turkiye'nin 'ateşkes' sozcuğunun metne eklenmesi çağrısına sıcak bakmamış ve muhaliflere silah bırakmaları konusunda çağrı yapmaları teklifinde bulunmuştu. Üç ulke de bu şekilde çağrı yapmıştı ancak dun bir araya gelen bazı muhalif gruplar silah bırakmayacaklarını soyledi. Bu da Rusya ve İran'ın ellerini kuvvetlendirir" ifadelerini kullandı.
' SURİYE VE RUSYA STRATEJİK YOLLARI HEDEF ALAN KONTROLLÜ OPERASYON YAPABİLİR'
Şam ordusunun İdlib'e girerek karadan bir supurme harekatı gerçekleştireceğini ongormediğini aktaran Baburoğlu "Hava kuvvetleri terorist noktaları vurmaya devam edecektir. Ancak Suriye ordusu, İdlib'in guneyi, guneybatısı ve guneydoğusundan Halep'in guneyine kadar olan bolgeyi sarmış ve kara harekatı yapmaya hazır durumda. Ancak şu aşamada hedefler Suriye ve Rus hava kuvvetleri tarafından vurulmaya devam edecektir. Bu durum, muhalifler ve teroristlerin Rus askerlerine yonelik bir eylem yapmasına kadar devam edecektir. Boyle bir eylem olduğu takdirde operasyon kontrollu olarak guneybatı, guney ve guneydoğuyu kapsayacak şekilde gerçekleşecektir. Boyle bir durumda, M4 yolu ile İdlib'deki grupların kontrolundeki Halep-Hama-Humus-Şam stratejik yollarının kontrolunu elde etmek için Suriye ve Rusya kontrollu bir operasyon gerçekleştirebilir. Ancak ben şimdilik geniş kapsamlı bir operasyon yapılmasını on gormuyorum" dedi.
' ABD TERÖR ÖRGÜTLERİ BİTSİN VE SIRA FIRAT'IN DOĞUSUNA GELSİN İSTEMİYOR'
Astana ulkeleri karşısında ABD ve onu destekleyen İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail gibi ulkelerin bulunduğuna işaret eden Baburoğlu "ABD cephesi ne istiyor? ABD de Turkiye gibi İdlib'de operasyona karşı olsa da; aslında operasyona karşı çıkma maksadı Turkiye'ninkinden çok farklı. Turkiye operasyona olası bir sığınmacı akını ve teroristlerin ulkeye sızma ihtimalinden dolayı karşı gelirken ABD ve cephesi, bu operasyonlara DAEŞ (IŞİD) ve El Kaide'nin ortadan kalkmasını istemedikleri için karşı çıkıyor. Çunku o zaman biliyorlar ki orada bulunmalarının bir gerekçesi kalmayacak. ABD ayrıca İdlib'in ardından sıranın Fırat'ın doğusuna gelebileceğini de biliyor. Ayrıca ABD, İsrail'in guvenliğinin kolay sağlanması için Suriye'nin parçalanmasından yana. ABD, aynı Afganistan'da gerçekleştirdiğine benzer, bir yıpratma savaşı peşinde ve Rusya, İran ve Turkiye'nin uzun yıllar çaba gostermesinin sonucunda yıpranmasını istiyor. ABD'nin temel isteği, İç savaşın bitmemesi için terorist varlığının surmesi. Eğer İdlib, Rusya ve İran'ın lehine çozulurse, Rusya ve İran Suriye'de zafer kazanmış olacak. ABD ise Suriye'de yenilen taraf olmak istemiyor" diye konuştu.
' ABD CEPHESİNE KARŞI SURİYE VE TÜRKİYE'NİN İŞBİRLİĞİ ŞART'
ABD'nin sonraki hedefinin İran olduğunu hatırlatan Baburoğlu "Suriye'de savaşı uzatarak Suriye ve İran'ı psikolojik çokuntuye suruklemeye çalışıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın Amerikan askerlerinin Suriye'de kalıcı olmasına onay vermesi de bunu destekler nitelikte" dedi.
ABD'nin Fırat'ın doğusu, El Tanf bolgesi ve Menbiç'te kontrolu sağlamış olmasının Suriye'nin yaklaşık 40-45'inde soz sahibi olduğu anlamına geldiğine işaret eden Baburoğlu "Yani ABD, Suriye coğrafyasının yuzde 40-45'ini koparmış durumda. Fırat'ın doğusunu 70 bin kişilik PYD/PKK'ya işgal ettirmiş durumda, dun itibariyle de İran'a yapılacak operasyonda kullanılabilecek El Tanf bolgesinde takviyeler yapmakta. Kısacası Suriye'nin su ve enerji kaynaklarının çoğuna sahip olan Fırat'ın doğusunda kalıcı olan ABD, Turkiye'yle uzlaşmayı seçmeyecektir, Turkiye'nin teror orgutune karşı operasyonuna karşı çıkacaktır. Turkiye'nin yapması gereken İdlib ve Menbiç çozuldukten sonra gozunu Fırat'ın doğusundan ayırmamalıdır. Çunku Turkiye açısından esas beka sorunu Fırat'ın doğusundadır. Turkiye, 600 kilometrelik sınırındaki teror orgutune kayıtsız kalamaz, kalmamalıdır. Turkiye İdlib'in çozume ulaşmasının ardından ABD ve destekleyicilerine karşı kendi gobeğini kendi kesecektir. Bunu yaparken de Rusya ve İran'ı karşısına almalıdır, Şam yonetimiyle de işbirliği yapmalıdır" diye ekledi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.