Özet (TL;DR) @ 2018-09-10T21:33:00.000Z: Musa Özuğurlu, Suriye hükümetinin müttefikleriyle birlikte İdlib’i el Kaide ve unsurlarından temizleme kararlılığını aktarırken, operasyonun bir süre ertelenebileceği ancak eninde sonunda yapılacağını…
Musa Özuğurlu, Suriye hukumetinin muttefikleriyle birlikte İdlib'i el Kaide ve unsurlarından temizleme kararlılığını aktarırken, operasyonun bir sure ertelenebileceği ancak eninde sonunda yapılacağını vurguladı. Humus'ta bulunan Özuğurlu, cihatçı grupların sivilleri çıkışına engel olduğu ve uzlaşmak isteyenlerin çoğunu hapse attığını soyledi.
Tahran'da gerçekleştirilen uçlu zirve sonrası Suriye ordusu ulkede muhaliflerle cihatçıların elindeki son bolge olan İdlib'e operasyon duzenlemeye hazırlanırken, dikkatler sivillerin durumuna dair kaygılar eşliğinde operasyonun ertelenip ertelenmeyeceğine çevrildi. Zirvede Ankara'nın ateşkes talebi kabul gormemiş gorunurken, ABD, Britanya ve Fransa'nın kimyasal silahlı yeni bir komplo uzerinden Suriye ordusunu vurma ihtimali de tartışılıyor.
Suriye'deki gelişmeleri Humus'ta bulunan Gazete Duvar internet sitesi yazarı ve Artı Tv yorumcusu, gazeteci Musa Özuğurlu ile konuştuk.
' İDLİB'TEKİ ÖRGÜTLER SİVİL HALKIN ÇIKMAMASI İÇİN BASKI OLUŞTURUYOR'
Musa Özuğurlu, İdlib'teki birtakım orgutlerin yonetimle veya muttefik Rusya ile goruşmek isteyenleri hapse attıklarını belirtti. Özuğurlu, bu orgutlerin aynı zamanda sivillerin bolgeden çıkmasına engel olduğunu ve sivilleri kalkan olarak kullandığını soyledi:
"İdlib operasyonu bir sure ertelenebilir ancak bunun eninde sonunda yapılacağını bize duşunduren çok sayıda veri var. Mesela bunlardan en somut olanı Şam'dan Humus'a gelirken yolda hala konvoylar İdlib'e doğru ilerliyordu. Bir taraftan bu goruşmeler yapılırken diğer taraftan askeri hazırlıklar da devam ediyor. Dolayısıyla geri adım atılacağını zannetmiyorum. Konuştuğum insanların soyledikleri de bu şekilde. Yani er veya geç İdlib'e harekat bir şekilde başlayacak ve bu kesinlikle sonuçlandırılacak. Şam'da olsun, geldiğim Humus'ta da olsun insanların konuştukları bu şekilde. Rusya ve birlikte hareket ettiği Suriye yonetimi sivillerin çıkması için bir şekilde ellerinden geleni yapıyorlar. Zaten boyle bir operasyon sonuna gelinmişken yapılacak olan bu operasyon ya da atılacak olan bu son adımda hata yapmak da istemiyorlar. Dolayısıyla uluslararası hassasiyetin yukseldiği sırada siviller ile ilgili herhangi bir olumsuz adım atılmasının da onune geçmeye çalışıyorlar. Dunya basınının verdiği haberlerin aksine silahlı grupların sivillerin çıkmasına engel olmaya çalıştığını goruyoruz. Bize sahadan gelen haberler bu şekilde. Bunun somut birtakım ornekleri de soz konusu. Şu ana kadar İdlib'teki bir takım orgutler yonetimle goruşmek isteyen, Ruslarla goruşmek isteyen birçok kişiyi hapse attılar. Sivil halkın çıkmaması için baskı oluşturuyorlar. Çıkmaya çalıştıkları yerlere yonelik engeller çıkartıyorlar. Bunun da tek sebebi orada sivillerin bulunması, bu orgutlerin bir şekilde kendilerini gizlemesi için gerekli. Yani sivilleri bir şekilde kalkan olarak kullanmaya çalışıyorlar. Bunun yanında Rusya ve Suriye birtakım koridorlar açmaya çalışıyor mu, evet. Bundan sonra da açılacağı yonunde bilgiler de soz konusu. Bu konuda ellerinden geleni yapıyorlar ama oradaki silahlı gruplar buna izin verir mi, vermez mi, bu siviller ne kadar silahlı grupların etkisi altında. Bu doğrusu şu anda bilinebilecek bir şey değil."
' TÜRKİYE'NİN TOPRAĞI MI, BURASI BİZİM KENTİMİZ'
Özuğurlu, Suriyelilerin İdlib'in Suriye toprağı olduğunu belirttiklerini aktarırken, topraklarını geri kazanma hedefini dile getirdikleri ve Turkiye hukumetine tepki gosterdiklerine dikkat çekti. İdlib'in Halep'e kıyasla daha farklı bir coğrafya olduğunu, 20 km'den fazla yolların olduğunu anımsatan Özuğurlu, bu yollardan geçecek sivillerin açık hedef olacakları için çıkmalarının Halep'teki kadar kolay olmayacağını ekledi:
(C) AA /
"İdlib haritasını goz onune aldığımızda 20 km'den fazla yollar var. Sivillerin bunların hepsini guvenli bir şekilde geçebilmeleri mumkun değil. Dolayısıyla bir sokaktan diğerine geçiyor olmayacaklar, bu nedenle siviller açısından kaçabilmek çok zor, hatta neredeyse imkansız. Belki bu orgutlerle siviller konusunda bir anlaşma olursa ve anlaşmaya uyarlarsa daha once de birtakım anlaşmalar yapılmış ve kaçmaya çalışan insanların uzerlerine ateş açılmıştı, belki boyle bir durumda siviller çıkabilir. Halep bir şehirdir. Bir sokaktan bir sokağa geçerken insanlar kendilerini kurtarabiliyordu ama İdlib'te birkaç km yol almaları gerekiyor. Açık hedef halindeler. Hiçbir şekilde Turkiye'nin herhangi bir istekte bulunabilecek, herhangi bir şart one surebilecek bir durumda olmadığını dillendiriyorlar. Zaten aslında bunun daha da otesi buna hakkının olmadığını one suruyorlar. Bu haberleri oradaki insanlarla beraber izliyoruz. Verilen tepki şu: 'Ya sen kimin toprağından bahsediyorsun? Burası Turkiye'nin toprağı mı, burası İdlib, bizim kentimiz.' Yonetime yakın bazı kaynaklarla da goruştuğumuzde uluslararası hukuka sozu getirerek onlar da aynı şeyi soyluyorlar. 'Burası bizim toprağımız, buradaki insanların terorist olup olmadığı konusunda tanımlamalar değişebilir ama herhangi bir şekilde yonetim olarak biz buraya hakim olmaya çalışıyoruz bu bizim hakimiyetimiz dışında bir topraktır. Butun Suriye topraklarını geri kazanma hedefinde İdlib de bir adımdır. Biz de o adımı oyle ya da boyle bir şekilde atacağız' diyorlar ve Turkiye'deki yonetime yonelik çok sert ifadelerle hakkının olmadığını soyluyorlar."
' SURİYE'DE TÜRKİYE İLE İLGİLİ HERHANGİ OLUMSUZ İMAJ KESİNLİKLE YOK'
Turkiye'nin ve Turk halkının hukumetten farklı olarak Suriye'de olumsuz bir imaja sahip olmadığına değinen Özuğurlu, birçok Suriyelinin Turkiye'yi merak ettiğini ve gezmek için gitmek istediğini ifade etti:
"İnsanlar Turkiye'den geldiğimizi soylediğimiz zaman once şoyle bir bakıyorlar, sonra olumsuz bir tepki gostermiyorlar. Nezaketlerini koruyorlar. Fakat onceden Erdoğan bize neden bunu yaptı gibi bir soruyla karşılaşabiliyorduk. Şimdi farklı bir aşamaya gelmiş durumdalar. Artık sanki eskiyi konuşmak istemiyorlar. Bunu sadece Erdoğan veya Turkiye ile ilişkiler anlamında değil, kendi eskilerini de konuşmamaya ozen gosteriyorlar. Bu toplumun rahatladığı anlamında değil. Çok buyuk sosyal sorunlar bekliyor Suriye'yi fakat şu anda herkes içine gommuş durumda tum yaşananları. Bir yandan da kendi yeni hayatlarını kurmaya çalışılıyorlar, o nedenle çok da uzerinde durmamaya çalışıyorlar. Tahran sonrası yapılan açıklamalarla ilgili olarak da bunu soyleyebilirim. Artık hiçbir şekilde onemsemiyorlar. Hiçbir etkisinin de olmayacağını soyluyorlar. Sokakta Turk olduğumuzu soylediğimizde sadece biraz suzerek bakıp boyle bir tepki gosterdiler ve sustu insanlar. Hiçbir kimseden kotu soz de duymadık ama şunu hep vurguladılar. Hala bana İzmir neresi diye soran var. Çunku bir dizi izliyorlar. Anladığım kadarıyla orada sahnenin çekildiği şehir olarak İzmir geçince İzmir yazısı çıkıyor ekranda. İnsanlar İzmir diye bir yerden bahsetmeye başladılar burada mesela. Merak ediyorlar Turkiye'yi. Herkesin dort gozle beklediği şu: Sınır açılsın ve biz Turkiye'ye akacağız. Bu iltica anlamında değil, gezip gormek için. Dolayısıyla kamuoyunda Turkiye ve Turk halkı ile ilgili herhangi olumsuz imaj kesinlikle yok."
' AMERİKA'NIN TEHDİTLERİNİ KANIKSAMIŞ DURUMDALAR'
Özuğurlu, Suriye halkının 'Bizi rahat bırakmayacaklar' psikolojisine sahip olduğunu ve ABD'nin gunaşırı tehditlerini kanıksamış duruma geldiklerini soyledi:
(C) Sputnik / Andrey Stenin
"'Bizi rahat bırakmayacaklar' psikolojisi var burada. Bundan bir sure once Suriye'nin butun hava savunma sistemlerinin alarma geçirildiğini de anlattılar ozellikle Fransa, İngiltere ve Amerika'nın açıklamalarından sonra. Şu an için oyle bir hava gorunmuyor ama bir olasılık olarak herkes boyle bir şey olabileceğini duşunuyor. Hatta butun ozel veya resmi kanallarda olsun Amerika Birleşik Devletleri'nin bu yondeki tehditlerinin surduğu yonunde birtakım haberler ve yorumları da goruyoruz. İnsanlar boyle bir şey bekliyorlar ve bunu kanıksamış durumdalar. 'Zaten boyle bir şey bekliyoruz, zaten bizi rahat bırakmayacaklar' gibi bir duşunce de hakim burada."
' SURİYE VE İRAN'INKİ BİR SİYASİ KADER BİRLİKTELİĞİ'
Özuğurlu, İran'ın Suriye ile siyasi bir kader birlikteliğine sahip olduğunun altını çizdi. Özuğurlu, Suriye halkının İran'ın kendilerine yardım etmesini ama sosyal açıdan mudahale etmesini istemediğini soyledi, boyle bir durumu Suriye hukumetinin de istemeyeceğini ekledi:
"İkiye ayırmamız lazım bunu. Bir yonetimin İran ile siyasi bir kader birliği var ve bu anlamda da işbirliği yaptılar şimdiye kadar. Bundan sonra da bu işbirliği sadece İran anlamında değil 'direniş ekseni' olarak adlandırılan Tahran'dan Beyrut'a uzanan o hat anlamında devam edecek. Bu kesin. Yani Suudi Arabistan'ın Suriye'ye yaptığı bir tekliften bahsedildi, Beşar Esad'ın o teklifi reddettiğinden bahsedildi. Fakat işin sosyal tarafında baktığımızda aslında İran'ın Suriye uzerinde çok da ağırlığını koymaması gerektiği duşunuluyor. Çunku dışarıda Şii Alevi, Şii Hristiyan, Şii Sunni gibi birtakım karşılaştırmalar ya da tanımlamalar yapılıyor. Ki burada din onemli bir motivasyon. Buradaki insanların eğer Sunni ise Şii İran ile zaten aynı duşuncede olmadığını Alevi ise de aynı duşuncede olamadığını gorebiliyoruz. Dunya goruşu bakımından aynı duşuncede olmadığını gorebiliyoruz. İnsanların duşuncesi şu: İran bize bir şekilde yardım etsin ama sosyal açıdan herhangi bir şekilde mudahale etmesin. Sokakta hemen herkesin aynı duşuncede olduğunu rahatlıkla soyleyebilirim. Dolayısıyla İran'a bakışı iki açıdan gormemiz lazım. Birincisi siyasi kader birlikteliği, diğeri de sosyal açıdan ki ben Suriye devletinin de İran'ın bu şekilde bir mudahalesini onayladığını zannetmiyorum. Şu ana kadar bu yonde bir işaret gormedim."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.