Özet (TL;DR) @ 2018-09-09 08:18:46.308271: Yolun başında bir oyuncuyken yaptığı evlilikle magazinin gündemine oturdu. Yılmaz Erdoğan’la hayatını birleştirdikten sonra herkesin gözü önünde bir hayat yaşamaya başladı ama bir yanda da arka arkaya…



Bel çim artık Hollywood'da mı?

- Belçim şu an nerede, hep birlikte goreceğiz!

' Komplo' projesi size nasıl geldi?

- Uzun zamandır çalıştığım bir ajansım var Fransa'da. Oradaki menajerlik şirketim aracılığıyla geldi. Uzun suren goruşmelerin sonunda birlikte çalışmaya karar verdik.

Hollywood ile T urkiye şartları arasında nasıl farklar vardı?

- Kalitedeki farklılıkları belirleme açısından butçeler diyebilirim. Ve hayal ettikleri her hikayeyi istedikleri gibi anlatabilme ozgurluğu... Bu da onların hikayelerini çok daha evrensel yapıyor.

Turkçe, Kurtçe ve İngilizce biliyordum ama Arapça için çok çalışmam
gerekti

Theo James çok yakışıklı!

' Komplo' filmi izleyiciye neyi anlatıyor?

- 'Komplo' 2000'li yılların Birleşmiş Milletler'inin karıştığı en buyuk yolsuzluk skandalını anlatıyor. Film, Michael Soussan'ın biyografisinin bir uyarlaması. Benim karakterim 'Nashim', Iraklı bir çevirmen. Guçlu, direnci ve davasına inancı sayesinde kendini koruyup zorluklarla mucadele etme gucu bulan bir kadın.

Filmde Arap ça, Fransızca, İngilizce ve Kurtçe konuşuyorsunuz... Bu dillerin hepsine hakim miydiniz?

- Fransızca, Kurtçe ve İngilizce biliyordum. İngilizceyi ilk kez perdede konuştum. Ama Arapçayı bilmiyordum. Onun için çok çalışmam gerekti.

Filmdeki partneriniz t um dunyadan kadınların hayran olduğu Theo James...

- Theo, çok yakışıklı! Üstelik ruhu da çok centilmen. O centilmenlik bulutu içinde guzel bir insan ve bir partner.

Peki bir di ğer rol arkadaşınız, Oscar odullu Ben Kingsley'e gelirsek... Onu klişelerin dışında nasıl anlatırsınız?

- İlk andan setin son gunune kadar bir ustanın sanatını icra edişini izledim. Hiç karakterini yargılamadan sete adım attığı an itibariyle, 'Pasha' karakteri olarak her sahnesinde hepimizi şaşırttı. Başından sonuna kadar rolunden çıkmadan, filmin en taşıyıcı karakterlerinden biri olarak bu işi ust seviyeye çıkardı.

Sinema bir ill uzyon...
Sevi şme sahneleriyle ilgili sorular genelde kadın oyuncuları muhatap alıyor. Sinema bir illuzyon. Biz de bu illuzyonu sizlere taşıyan araçlarız. Bir hayat dilimini anlatırken içinden sevgiyi, tutkuyu, aşkı çıkarırsanız hikayeniz yarım kalır. Bu bakımdan senaryonun her sahnesi ne kadar normalse sevişme sahnesi de aynı... _

Turkçe, Kurtçe ve İngilizce biliyordum ama Arapça için çok çalışmam
gerekti

_ YILMAZ 'LA ARAMIZDA SONSUZ VE KOŞULSUZ BİR SEVGİ BAĞI VAR

İki senedir bir ayağınız Londra'da. Orada kendinize nasıl bir hayat kurdunuz?

- Londra'da oğlum ve dadımızla başrolun Rodin olduğu bir hayatımız var. Tam zamanlı annelik yapmanın yanında workshop'lara katılıyorum. Londra buyuk bir metropol ama herkese gerekli saygı ve gerekli kabul edişi gosteren bir şehir. Biz de onun avantajlarını yaşıyoruz.

Bu Londra hik ayesi, bir şeylerden kaçmak için miydi?

- Hayır, bir sureliğine uzaklaşıp Rodin'le konsantre zaman geçirme ihtiyacı hissettik. Yılmaz da boyle hissetti. Ona odaklanmak istedik.

Bu mesafeden evlili ğiniz nasıl etkileniyor?

- Elbette ilişkimizin yeni bir temposu oldu. Ama bağımız bundan etkilenmedi.

Yine de ili şki bu şekilde nasıl yuruyor?

- Koşulsuz guven ve sevgiyle...

Peki a şk zamanla şekil değiştiriyor mu?

- Butun aşkların bir doğası ve belli bir sureci var. Baştaki heyecanın yerini başka bir sevgi duzlemi alıyor ve aşkın başka bir biçimi oluşuyor. İlişkinin başka turlu duşunulmesi de zaten doğasına ters. Buyuyoruz, farklı insanlar oluyoruz. Biz de bu değişiklikleri ilişkiye adapte edip iki insanın mutlu olduğu bir ilişki anlayışına donuşturduk. Bizim Yılmaz'la aramızda sonsuz ve koşulsuz bir sevgi bağı var. Bu ilişkinin en guzel ve değerli kısmı da bu.

S ık sık goruşuyorsunuz değil mi?

- Aynı evdeyiz Hakan! İstanbul'da, Koyceğiz'de, Londra'da...

Turkçe, Kurtçe ve İngilizce biliyordum ama Arapça için çok çalışmam
gerekti

Hik ayemi her şeyiyle seviyorum

Yurtd ışına uzanan bir kariyer, iyi bir evlilik ve çocuk... Siz şanslı doğanlardan mısınız?

- Kimsenin şanslı ya da şanssız olduğunu duşunmuyorum. Herkes şansını ve şanssızlığını kendisi yaratıyor. Hepimiz neler neler yaşıyoruz... Bazen çok mutlu oluyor, bazen yerin dibinde hissediyoruz. Hayatta var olma sebebimiz karşıtlıklar. Her yerde çatışma var. Çatışmalardan da hayat doğuyor. Guzel bir şeyin içinde mutlaka zor bir şey de oluyor. Dolayısıyla bu paket, herkes ve her yaşam biçimi için aynı. Goz onunde olan insanlar için belki daha da zor çunku bunları toplum onunde yaşıyoruz.

Erken ya şta şohret olup her şeyi insanların gozu onunde yaşadınız. Bunlar size nasıl yansıdı?

- Kuçuk yaşta hayat arkadaşlığını taşımak ve dediğin portrenin içinde olmak beni olgunlaştırdı. Bazen 23 yaşındaki genç kızlarla tanışıp sohbet ettiğimde, "Aa ben onların yaşındayken evlenmiştim" diye geçiriyorum içimden... Herkesin hikayesi biricik. Ben hikayemi her şeyiyle seviyorum.

T urkiye'de yaptığınız işlerde; eşinizin Yılmaz Erdoğan olması sebebiyle ovguler kadar onyargı cumleleri de duydunuz. Yurtdışında durum nasıl?

- Tam tersi. Bunlarla biz ilgileniyor, o onyargıları kafamızda yaratıp bir şeyleri buyutuyor, bu sırada hem kendimizi, hem hikayeleri hem de insanları onun içine hapsediyoruz. Dunyanın diğer yerlerindeyse insanlar onyargıların değil, kendi yaptığı işin, uretimin peşinde!

Bu proje sizin a çınızdan aslında herkese bir cevap niteliğinde mi?

- Benim hiç kimseye cevap vermek gibi bir duşuncem yok. Eleştiriler elbette olacaktır ama bunun yanı sıra beni çok motive eden eleştiriler de alıyorum. Tonuna, kaynağına gore o eleştiriyi ciddiye alıp almayacağımı belirliyorum. Kimi eleştiriler oluyor ki kendimi pozitif anlamda
geliştirmeme de yardımcı oluyor.

Turkçe, Kurtçe ve İngilizce biliyordum ama Arapça için çok çalışmam
gerekti

Tek dile ğim; ak ıl sağlığımızı kaybetmeden umut etmekten vazgeçmemek

Filminizin t uru politik-gerilim. Politikayla aranız nasıl?

- Politikayla aram yok (guluyor).

Apolitik misiniz?

- Elbette ki hayır. Zaten bence gunumuzde kimse tam anlamıyla apolitik bir yerde duramaz.

Neden?

- Politikanın insan hakları, eğitim, ekonomi, sağlık gibi hayati meseleleri de kapsadığı duşunulurse; hayat buna izin vermiyor. Dunyada çok fazla şey yaşanıyor, olaylara karşı elbette ki bir goruşun ve duruşun olmalı. Öte yandan sanatçının tavrının her şeye eşit mesafede duran, sağduyusunu kaybetmeyen, yeşeren ve yeşerten bir enerjide olması gerektiğini duşunuyorum.

Peki sizin d unya goruşunuz nedir?

- İnsanların birlik fikrini gerçekten idrak ederek; sevgiyle, anlayışla, sağduyuyla, birlikte ureterek yeni bir gelecek yaratabileceğine dair sonsuz bir inancım var.

Filmdeki karakter d unyayı guzel bir yer haline getirmek için yola çıkıyor. Bu biraz utopik bir şey mi?

- Hayır, bir şeyleri değiştireceğimize inancım sonsuz. Ama buna once kendimizden başlamamız lazım. Aynayı once kendimize tutup kendimizdeki değişimleri istediğimiz duzeye getirmezsek hiçbir şey değişmeye başlamayacak.

Bir s uredir Londra'da yaşıyorsunuz. Oradan buralar nasıl gorunuyor?

- Londra'dayım ama sabah Rodin okula gittikten sonra ilk işim haberlere bakmak. Bu yuzden duruma pek dışarıdan bakamıyorum ama bazı şeylerin değiştiği kaçınılmaz bir gerçek.

Neler de ğişti?

- Butun yaşanan karışıklığın insanlardaki tepkimesinin; umutsuzluk, agresyon ve tahammulsuzluk şeklinde olduğunu gozlemliyorum. Bu sureçte tek dileğim; akıl sağlığımızı ve sağduyumuzu kaybetmeden umut etmekten vazgeçmemek.

Rodin 'in geleceği açısından dunyanın gidişatı sizi endişelendiriyor mu?

- Evet... Dunya karmakarışık. Onların neslinin buyuyup bir şeyleri değiştirmesine butun dunyanın ihtiyacı var.

Nas ıl bir annesiniz?

- Tatlı, eğlenceli, çılgın, arkadaş olmaya çabalayan ve birlikte anılar
biriktirmeyi onemseyen bir anneyim.

Rol arkada şlarını anlattı

Ben Kingsley, her sahnede bizi şaşırttı. Theo'nun ruhu çok centilmen.

Turkçe, Kurtçe ve İngilizce biliyordum ama Arapça için çok çalışmam
gerekti