Özet (TL;DR) @ 2018-09-07T21:23:00.000Z: Cahit Dilek’e göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tahran zirvesinde olmayacağını bildiği ‘ateşkesi’ gündeme taşıması manidar. Zirvenin Astana sürecinin bittiğini gösterdiğini belirten Dilek, İdlib’de sona…
Cahit Dilek'e gore, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Tahran zirvesinde olmayacağını bildiği 'ateşkesi' gundeme taşıması manidar. Zirvenin Astana surecinin bittiğini gosterdiğini belirten Dilek, İdlib'de sona yaklaştıkça Ankara'nın ABD'ye yakın tavır aldığı ve kaybeden bir pozisyona suruklendiğini soyledi.
Astana surecinin ortakları olan Rusya Federasyonu-Turkiye ve İran liderlerinin Tahran'da duzenledikleri İdlib'in ana gundem maddesi olduğu zirve 12 maddelik bir sonuç bildirisiyle sona erdi. Suriye ordusu, Rusya ve İran'ın desteğinde İdlib'de BM teror orgutleri listesindeki El Kaide ve IŞİD'ı temizlemeye hazırlanırken, zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'ateşkes çağrısı' yapılması talebi damgasını vurdu. Rusya lideri Putin teror orgutlerinin masada bulunmadığını anımsatınca Erdoğan 'silah bırakma çağrısını' gundeme taşıdı.
Tahran zirvesi ve sonuçlarını 21. Yuzyıl Turkiye Enstitusu Başkanı Cahit Armağan Dilek ile konuştuk.
' ASTANA SÜRECİNİN DE BİTTİĞİNİ GÖSTERDİ'
Dilek'e gore Tahran zirvesinden çıkabilecek hiçbir sonuç yok. Dilek, sadece zirvede iyi niyet bildirileri dışında somut bir karar olmadığını vurguladı. Dilek, bugun yapılan zirvenin Astana surecinin de bittiğini gosterdiğini soyledi: "Bu uçuncu zirve Astana surecinin de bittiği bir zirve olacaktır diye soylemiştim. Çunku Astana formu sureci bu çatışmasızlık bolgelerini sonuçlandırmak uzere yapılmıştı. Son nokta İdlib'e geldik. İdlib ile iş biterse o sureçte tamamlanmış olacaktı. Astana surecinde tespit edilen karar verilen anayasa komitesiyle otomatikman Cenevre surecine bağlandı çunku BM Özel Temsilcisi grup başkanlığına atandı. Dolayısıyla bir şekilde Astana sureci rolunu tamamlamış oluyor gibi.
Zirvedeki polemik bana şunu gosterdi, yanlışlıkla mı oldu bilemiyoruz. Garantorler arasında mutabakat olmadığını bir şekilde deşifre etti oradaki goruntu. Zaten hem karşılıklı yapılan açıklamalara da baktığımızda Rusya ve İran'ın birbirine daha yakın olduğunu gorduk. Turkiye de onların karşısında bir pozisyon alıyor. Her ne kadar 3 tane garantor sanki ortak hareket ediyormuş gibi duygusu verdi. Televizyonlar onunde yaşanan bu kısa tartışmada mutabakat olmadığını deşifre etti. Bu 12 maddelik karar ile ilgili 'dağ fare doğurdu', hiçbir sonuç yok. İyi temenniler var, iyi niyet bildirileri var, onun dışında somut bir karar gormuyoruz."
' TÜRKİYE'NİN MENBİÇ VE FIRAT'IN DOĞUSU KONUSUNDA SURİYE VE RUSYA'YI DIŞLAMASI ABD İLE İŞ TUTTUĞUNU GÖSTERİR'
Turkiye'nin Menbiç ve Fırat'ın doğusunda Suriye ve Rusya'yı dışlaması Dilek'e gore ABD ile iş tuttuğunu gosterir. Dilek, Turkiye'nin attığı adımların batı ile hareket ettiğini açıkça ortaya koyduğunu belirtti: "Bugune kadar yapılan açıklamalara bakarsanız, operasyonların durdurulma talebimiz var bizim, benzer açıklamaları Amerika ve Batı da yapıyor ama onlarınınkinin biraz daha sozde kaldığını bir şekilde bu uçlu garantor arasındaki çarkları daha da derinleştirmek uzere batının bu işi soylediğini, ozellikle Amerika'nın bu soylemi kullandığını ben duşunuyorum. Onun haricinde Turkiye'nin ozellikle Menbiç ve Fırat doğusunu, Suriye ve Rusya'yı dışlayarak ABD ile goruşuyor olması Turkiye'nin ABD ile iş tuttuğunu, kendilerine ait olmayan bir toprağı ABD ile kendi aralarında paylaşıp sorunu çozmeye çalışan ulkeler durumu var ki bu tamamen batı ile hareket ettiğini gosteren başka bir konu."
' ATEŞKESE HİÇBİR ZAMAN TERÖR ÖRGÜTLERİ DAHİL OLMADI'
Dilek, Erdoğan'ın açıklamalarının anlaşılmaz olduğunu, hiçbir zaman teror orgutlerinin ateşkese dahil olmadığını ifade etti. Dilek, Erdoğan'ın daha once mutabık kalınmış maddelere karşı bu çıkışının iç kamuoyuna oynamak olabileceğine dikkat çekti: "Putin çok nadir bir şekilde uyarmış oldu. Çunku Astana surecinde alınan kararlarda da bu var. Yani hiçbir zaman ateşkese teror orgutleri dahil olmadı. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha bir hafta once teror listesine aldıkları HTŞ'ye karşı ateşkes çağrısında bulunmasını çok anlaşılmaz buldum. Putin de olabildiğinde diplomatik şeyler içerisinde sert tepki gosterdi bence. Açıklamak durumunda kaldı, ruhuna hareket ediyoruz, karara da bunu koyduk dedi. Cumhurbaşkanlığı daha once mutabık kalınmış 12 madde hilafına orada butun basının onunde çıkış yapmasına acaba iç kamuoyuna mı oynadı, çunku olmayacağını bildiği bir şeyi gundeme getirmesini manidar buldum."
' YPG EŞ ZAMANLI OLARAK AFRİN'DE SALDIRIYA GEÇEBİLİR'
Dilek, İdlib'de operasyon başlarsa, YPG'nin eş zamanlı olarak Afrin'de saldırıya geçebilme ihtimaline değindi. Dilek, Turkiye'nin İdlib'te sona gelindikçe ABD'ye daha yakın bir tavır aldığına dikkat çekti: "Turkiye, Rusya ile işbirliği yaparak aynı zamanda Amerika ile işbirliği yaparak Suriye'de iki tarafa da mavi boncuk dağıtıyor. Bu mavi boncuk dağıtmasının zararını da bir şekilde odemeye başlıyoruz. Mavi boncuk dağıtıyoruz ama ne ona ne ona yaranamıyoruz ve Turkiye sanki İdlib'den sonra bu işin biteceğini gormuş olacak ki Amerika'ya daha yakın bir tavır alıyor. Bunun altyapısı hazırlandı aslında. Bu NATO zirvesi kararlarından başlayarak bir şekilde İdlib'de çıkacak olan fırtına yani BM'nin tanımladığı şekilde o kusursuz fırtına ile birlikte Turkiye'nin ABD veya NATO'dan bir yardım isteyecek bir ihtiyacı olacak.
Bir şekilde sınırlarımıza, guneyimize, Hatay bolgesine NATO veya Amerikan askerlerinin gelmesiyle birlikte Turkiye tamamen eski rolune donmuş olacaktır. Rusya ile ilişkilerimiz bir şekilde etkiler mi diye bir soru gelebilir. Bana gore etkilemez. 2015 uçak duşurme deneyimini yaşadı ulke. Ekonomik sıkıntılar yaşadılar. Ondan sonra enerji projelerinde Rusya istediğini aldı. Suriye bağlamında zaten işi de bitti. Turkiye'nin masa dışında olduğunu gorup ona masada bir rol verme adı altında hem Fırat Kalkanı hem de Afrin'de, Rusya bir şekilde Turkiye'yi masanın bir koşesine oturttu. Bunun karşılığında da Fırat'ın batısındaki Suriye egemenliğinin yayılmasında Turkiye'nin desteğini almış oldu. Amerika tarafına geçip Rusya ile ilişkilerin diğer alanlara zarar vermeyecek şekilde Suriye'de biraz daha sıkıntılı bir doneme gireceğini goruyoruz. Afrin'de, Fırat Kalkanı bolgesinde aslında kontrolumuzun bir şekilde zayıfladığına yonelik bilgiler var. Eğer İdlib'te bir operasyona yoğunlaşılır ise bununla eş zamanlı olarak YPG'nin Afrin'de orayı kurtarma adı altında bir saldırıya geçeceğine yonelik duyumlar geliyor bize bolgeden. Dolayısıyla Turkiye bir şekilde orada şu ana kadar Rusya'nın açtığı sahada bir şeyler yaptı ama sanki orayı terk etmek zorunda kalacak gibi bir sıkıntı var. Turkiye, İdlib'den goç edecekleri sınıra yakın bolgede tutmayı planlıyor ama o kadar kişi gelirse sınırda nasıl tutacaklar, çok buyuk bir soru işareti."
' YPG'NİN KUZEY VE DOĞU SURİYE'Yİ ÖZERK BÖLGE İLAN ETTİĞİ HABERLERİ AMERİKAN HAMLESİ'
Dilek'e gore, YPG'nin Kuzey ve Doğu Suriye'yi ozerk bolge ilan ettiği haberlerinin zirve gununde çıkması bir ABD hamlesi olarak değerlendirilmeli. Dilek, bu haberin Rusya, İran ve Turkiye arasındaki işbirliğini bozmak için dolaşıma sokulduğunun altını çizdi: "YPG'nin Kuzey ve Doğu Suriye'yi ozerk bolge ilan ettiği haberleri vardı bugun. 2016 yılında ilan edilen Kuzey Suriye Federasyonu uygulamasının devamı niteliğinde aslında ve tam da bu zirve gununde bu haberin girmiş olması da ilginç.
Bir Amerikan hamlesi olarak gormek lazım bunu. Rusya, İran ve Turkiye arasındaki işbirliğini bozacak şekilde gelen bir haber olarak gormek lazım. Burada benim Suriye'de orta vadede gorduğum şu: Amerika'nın el altından, 'Gel, Fırat'ın batısında mezhepçi, cihatçıların kontrolunde olan bir bolge kuralım, Fırat'ın doğusunda da Kurtlerin hakim olduğu bir bolge kuralım. Bunları birleştirelim. Orada bir federasyon haline gelsinler. Senin de orada etkinliğin olsun' gibi bir havucu Turkiye'ye sunduğunu duşunuyorum. Turkiye'nin buna sevinerek baktığını duşunuyorum ama burada Afrin ve Menbiç'i de duşunecek olursak bu ilan edilecek Kuzey ve Doğu Suriye Federasyonu bolgesi adı altında Kurtlerin etkin olacağını goruyoruz artık. Orada İdlib'te ağırlıklı olarak orada kalacak. Cihatçılar uzerinden Turkiye orada ne kadar bir etki edebilir Suriye tarafında, o da tabii soru işareti."
' PKK'YA KARŞI ATEŞKES İLAN EDİN DERLERSE NASIL CEVAP VERECEĞİZ?'
Dilek, Turkiye'nin kaybeden bir pozisyona suruklendiğini belirtti. Dilek, Erdoğan'ın zirvede dile getirdiği ateşkes isteğini kastederek, "PKK'ya karşı ateşkes ilan edin derlerse, nasıl cevap vereceğiz?" dedi: "Daha onceki iki seferde Amerika operasyonlarını alkışlayan Turkiye, uçuncu seferde de Erdoğan'ın Putin ve Ruhani'nin yuzune baka baka Esad'a yonelik ağır suçlamalarda bulunması yeni bir kimyasal saldırı iddiası ortaya atıldığında Amerika'nın tarafında yer alacağını, alkışlayacağını gosteriyor. Fakat burada oyle bir durum oluşturuldu ki bu kimyasal saldırı konusu Rusya, Suriye tarafını da bir şekilde harekete geçirebilir. Bu konu kimyasal saldırı olmasa bile sanki olacakmış gibi bir hava yaratılması saldırı olmadan once Suriye ve Rusya'yı daha hızlı bir şekilde operasyon yapmaya tahrik edebilir. Dolayısıyla burada sıkıntılı bir durum var. Her ikisi de Turkiye'nin işine gelmeyecek bir durum olacak. Kimyasal saldırı olsa da bu HTŞ tarafından yapılsa da Turkiye'ye zarar verecek bir durum, obur turlu de bir zararı olacak. Her iki durumda da Turkiye kaybeden bir pozisyona surukleniyor.
(C) REUTERS /
'HTŞ'yi ikna etmeye adayım' demek, 'Ateşkesi uzatalım' demek, yani Turkiye orada bir soylem geliştirirken kendisinin uğraştığı sorunlara yarın aynı reçeteyi Turkiye'ye sunmayacaklarını duşunmemek bana buyuk bir hata gibi geliyor. PKK'ya karşı ateşkes ilan edin derlerse, nasıl cevap vereceğiz? Bunun bir karşılığı yok. Suriye politikamızdaki en temel yanlışın Esad'ı dışlamak olduğunu, gomleğin birinci duğmesinin yanlış iliklendiğini duşunuyorum. Bunun yanında soylemler ve kavramlardaki ılımlı muhalif kavramının da yarın bir gun bizim başımıza bela olacağını, bize karşı kullanılacağını duşunuyorum. Bunun orneği PKK'yı herkes teror orgutu kabul ederken PYD-YPG'yi kabul ediyorlar. Yarın bize deseler ki 'PYD-YPG, Suriye'deki ılımlı muhaliflerdendir. Biz onu oyle goruyoruz. Sen diğer ÖSO'cuları nasıl goruyorsan biz de onları oyle goruyoruz' deseler biz nasıl bir karşılık vereceğiz? Bizim bu tanımlamalarımızı kullanmaya kalkarlarsa bu işin altından hiç kalkamayız. Suriye'deki iç politika hedefli dış politika soylemleri yarın bizim içerideki durumumuzu riske atan bir goruntu veriyor maalesef."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.