Özet (TL;DR) @ 2018-09-08T06:38:01.000Z: Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "İdlib'e yönelik herhangi bir saldırı ölüm ve yıkımdan başka bir şey getirmeyecek olup hem Cenevre hem de Astana süreçlerindeki tüm siyasi çabaları…



Cumhurbaşkanlığı Sozcusu İbrahim Kalın, Daily Sabah Gazetesi'nde "İdlib Çıkmazı: Uluslararası Sistemin Yeni Sınavı" başlıklı bir yazı kaleme aldı.Yazısında Suriye savaşının, yedinci yılında "kaos, insani dram ve siyasi çalkantı" uretmeye devam ettiğini belirten Kalın, sağlam ve surdurulebilir bir siyasi çozum olmadan devam eden siyasi ve askeri çatışmaların yalnızca mevcut krizi daha da tırmandıracağına dikkati çekti.İdlib ve çevresindeki son gelişmelerin durumu iyileştirmek yerine daha da vahim hale getireceğine işaret eden Kalın, "Suriye'yi aşan bir mesele haline gelen bu savaşın Suriye halkına hiçbir faydası olmadığı ortadadır. Kuresel ve bolgesel guçler arasında yurutulen bir vesayet savaşına tanık oluyoruz. Daha fazla guç ve nufuz elde etme isteği ve açgozlu durtulerin neden olduğu bu vahşetin kaynağı sadece silahlar değil. Eğer taraflar farklı bir yaklaşıma sahip olsaydı, sağduyu, erdem ve merhamete dayalı bir çozum uzun sure once mumkun olabilirdi" ifadelerini kullandı. Dunyanın, Suriye halkına ekseriyetle sırtını donduğunu kaydeden Kalın, Suriye halkının acılarına desteklerin sozde kaldığını, esas aktorlerin savaşı durdurmak için ya çok az şey yaptığını ya da hiçbir şey yapmadığını aktardı.

" TERÖRİST GRUPLAR DA SURİYE TOPRAKLARINDAKİ ÖLÜM VE YIKIMDAN SORUMLUDUR"

Kalın, "Herkes savaşın ikiz canavarları arasında sıkışan Suriye halkını izlemekle yetindi. Yuzlerce insanını katleden acımasız Esad rejimi ve DAEŞ ile PKK'ya bağlı PYD-YPG gibi farklı terorist gruplar da Suriye topraklarındaki olum ve yıkımdan sorumludur" değerlendirmesini yaptı. Cenevre ve Astana sureçlerinin kısmen sonuç verdiyse de akan kanı durduramadığını anlatan Kalın, Amerika'nın Kuzeydoğu Suriye'deki varlıklarını meşrulaştırmak için DAEŞ'i kullandığını belirtti.DAEŞ tehdidinin buyuk olçude ortadan kalkmasıyla ABD'nin, Turkiye ile stratejik ortaklığını ihlal etme pahasına Suriye'deki PKK ile ilişkilerini meşrulaştırmanın yollarını aradığını kaydeden Kalın, yazısında "Turkiye'nin bu karanlık ilişkiyi durdurma konusunda yaptığı çağrılara ABD kulaklarını tıkamış durumda. Rejim ve destekçileri İran ve Rusya da Levant'ta yeni bir harita çizme gayelerini haklı çıkarmak için DAEŞ canavarını kullanıyor. Tum bu unsurların Suriye'deki ılımlı muhalif grupları siyasi ve askeri olarak yok ettiğine veya zayıflattığına şahit olduk" ifadelerine yer verdi.

" UYARI, ÖFKE, ENDİŞE VESAİRE GİBİ AÇIKLAMALAR İLE HİÇBİR YERE VARILAMAZ"

Suriye muhalif guçlerinin son kalesi olarak İdlib'in kaldığına dikkati çeken Kalın, şoyle devam etti: "3,5 milyon nufusa sahip bu vilayete yonelik herhangi bir saldırı buyuk bir insani felakete yol açacaktır. Bu ise Turkiye'ye, buradan da Avrupa'ya ve başka yerlere yeni bir goç dalgasını tetikleyecektir. İdlib'e yonelik herhangi bir saldırı olum ve yıkımdan başka bir şey getirmeyecek olup hem Cenevre hem de Astana sureçlerindeki tum siyasi çabaları baltalayacak, bu da Esad rejiminin ahlaksız bir zaferi olacaktır. Boylece Suriye'de istediğini elde etmenin tek yolunun fark gozetmeksizin acımasızca guç kullanmak olduğu bir kez daha gozler onune serilecek. Suriye'deki çatışmanın çozum yolu elbette bu olamaz."Kalın, dunyanın İdlib ve çevresindeki çıkmazı onlemek için de çok az çaba gosterdiğini aktararak, "Uyarı, ofke, endişe vesaire gibi açıklamalar ile hiçbir yere varılamaz. Kimyasal silah kullanması halinde Esad rejimine saldırı tehditleri şu iki nedenden dolayı anlamsızdır. İlk olarak rejim geçmişte kimyasal silah kullanmış ve rejimin bu kapasitesini yok etmek için hiçbir şey yapılmamıştır. Sadece goruntu vermek için yapılan az sayıdaki saldırı hiçbir anlam ifade etmemektedir. İkinci olarak, kimyasal silah kullanımını şarta bağlamak, rejimin konvansiyonel silahlarla katliama devam edebileceğini soylemenin başka bir yoludur. İşte bu, Suriye savaşının utanç verici bir ironisidir. Rejim kimyasal silah kullanmanın yanı sıra konvansiyonel silahlarla çok daha fazla insan oldurmuştur. Ve rejim halen bu iki tehdide sırtını dayamaktadır" değerlendirmesinde bulundu. Avrupa için savaşın sonlanmasının oncelik teşkil etmediğini ve şimdiye kadar bu konuda kayda değer bir oneri ya da çaba goremediklerini belirten Kalın, Avrupa ulkelerinin temel kaygısının 2015 ve 2016'da olduğu gibi yeni bir goç dalgası ile karşı karşıya kalmak olduğunu belirtti.Bu konuda Avrupa devletlerinin Turkiye'nin yanında yer aldığını ve bu dayanışmanın guçlenmesinin onemli olduğunu kaydeden Kalın, "Askeri çatışmayı sonlandırma, siyasi çozume ulaşma ve multecilere sahip çıkma yukunu Turkiye dahil hiçbir ulke tek başına taşıyamaz. Avrupalılar bir adım daha one çıkarak elini taşın altına koymalıdır" ifadesini kullandı. İdlib'in Astana anlaşması kapsamında bir çatışmasızlık bolgesi olduğunu hatırlatan Kalın, şunları kaydetti:"Üç garantor ulke olan Turkiye, Rusya ve İran burada askeri gozlem noktaları kurdu. Turkiye'nin 12 gozlem noktası bulunuyor. Turk askerlerinin varlığı, muhtemel bir saldırıyı onlemenin tek garantisi. Zira Rus savaş uçakları ve rejim kara kuvvetleri, Turk askerleri oradayken bir saldırı gerçekleştirmeyi goze alamaz (sivilleri ve meşru, ılımlı muhalif guçleri umursamadıklarını biliyoruz). Terorist grupların ortadan kaldırılması gerekçesiyle İdlib'e yapılacak herhangi bir saldırı Astana surecini baltalayacaktır.

Turkiye, Suriye'de yeni bir insani felaketi onlemek için elinden geleni yaptı ve bu konuda çabalarına yılmadan devam edecektir. Uluslararası destek mekanizması, kaygı veya Amerikan Başkanı Trump'ın twitinde kullandığı gibi 'ofke' ifadelerinin otesine geçerek gerek siyasi gerekse multecilerle ilgili çozum içeren somut eyleme evrilmelidir. İdlib saatli bomba gibi karşımızda. Eğer uluslararası toplum Suriye'deki savaşı ciddiye alıp Suriye halkını umursadığını gosterebilirse, bu saatli bombayı durdurup yeni bir surece başlayabiliriz."