Özet (TL;DR) @ 2018-09-06T22:41:00.000Z: Alptekin Dursunoğlu, Suriye’nin toprak bütünlüğünü kaybetmesinin ABD’ye değil, Türkiye’ye zararı olacağını belirtti. Dursunoğlu, Türkiye’nin İdlib’te ABD ile hareket etmesinin yararına olmadığının…
Alptekin Dursunoğlu, Suriye'nin toprak butunluğunu kaybetmesinin ABD'ye değil, Turkiye'ye zararı olacağını belirtti. Dursunoğlu, Turkiye'nin İdlib'te ABD ile hareket etmesinin yararına olmadığının altını çizdi.
Ortadoğu'da sıcak gunlere girilirken Suriye devleti muttefiklerinin desteğiyle cihatçıların son kalesi İdlib'e operasyon hazırlığı yapıyor.
Bir yandan ulkeler arası yoğun temaslar ve diplomatik trafik devam ediyor. 7 eylul tarihinde İran'ın başkenti Tahran'da Rusya, İran ve Turkiye liderlerinin katılımıyla ana gundem maddesi İdlib olan zirve gerçekleştirilecek.
İdlib ile alakalı yol haritasının belirlenmesi açısından oneme sahip Tahran zirvesiyle birlikte Suriye'de yaşanan gelişmeleri, Yakın Doğu Haber internet sitesi kurucusu, gazeteci ve yazar Alptekin Dursunoğlu ile konuştuk.
' ASTANA SÜRECİNİN ORTAĞI OLARAK TÜRKİYE'YE DE ROL DÜŞÜYOR'
Alptekin Dursunoğlu, Astana surecinin ortağı Turkiye'nin Suriye'de onemli bir rolu olduğunu belirtti. Suriye ordusunun gerçekleştirmek uzere olduğu İdlib operasyonunu tehdit eden ABD'nin sonucu değiştiremeyeceğinin altını çizdi:
"İdlib konusunda Suriye yonetimine ve muttefiklerine yapılan tehditler pratiğe geçirilse de tehdit duzeyinde kalsa da Suriye'deki gerçekliği hiçbir şekilde değiştirebilecek nitelikte olmayacak. Suriye'ye yonelik olarak Amerika ve muttefiklerinin hem Doğu Guta'nın kurtarılması sırasında hem de daha sonra guney cephesinin guney illerinin beraber Kuneytra'nın kurtarılması sırasında da benzer tehditleri olmuştu. O tehditler hatta Fransa, Amerika ve İngiltere tarafından pratiğe de geçirildi, Nisan ayında Suriye'ye guçlu bir saldırı da yaptılar. Ama bunlar ne guney cephesinin ne de Doğu Guta'nın kurtarılmasını engelleyemedi. Şu anki tehditler de İdlib son kale olduğu için ve İdlib'in çozumlenmesiyle birlikte 2012'de vekalet savaşına donuşturulen proje tamamen çokeceği için Batılılar, Amerikalı muttefikler teyakkuz ve panik halinde. Ancak hiçbir şekilde sonucu değiştirmeyecek. İdlib operasyonuna madem tehditler hiçbir şekilde etkili olmayacaksa neden Suriye ve muttefikleri Rusya bunu bekletiyor. Bunun iki sebebi var. Birincisi guney cephesinin guney illeri Dera ve Kuneytra'nın kurtarılması operasyonu biteli henuz bir ay kadar oldu. Oradaki birliklerden İdlib operasyonuna katılacak olanların intikali, lojistiği bunlar bir zaman alıyor. Öte yandan işin diplomatik kısmı var. Rusya İdlib'teki silahlı grupları genel geçer ayrım çerçevesinde muhalif olanlarla terorist olanların birbirinden ayrılması için bir zemin yaratmaya çalışıyor. Burada da Astana surecinin ortağı olarak Turkiye'ye bir rol duşuyor."
' SAVAŞILACAK UNSUR SAYISININ AZALTILMASI SURİYE DEVLETİ AÇISINDAN OLUMLU BİR ŞEY'
Dursunoğlu, Suriye yonetimin uzlaşmacı olduğuna dikkat çekerek, silahlı grupların devletle uzlaşmasının Suriye devleti açısından olumlu bir şey olduğunu belirtti. Dursunoğlu, Suriye ordusunun İdlib'i almasıyla Amerika dahil butun dış guçlerin Suriye'deki varlığını anlamsız hale getireceğini soyledi:
(C) AA /
"Suriye yonetimi bilindiği gibi oteden beri onceliğini uzlaşmaya veriyor. Yani uzlaşmaya açık olan silah bırakan veya devletle barışa olumlu yaklaşan silahlı gruplarla uzlaşma yoluna gidiyor ve çıkardığı bir yasa çerçevesinde onları affediyor. İdlib'te de boylesi bir surecin işletilmesi ve siyasi çozume razı olanlarla siyasi çozume hiçbir şekilde razı olmayanların ayrıştırılması için bir zaman bırakılmak isteniyor. Burada şoyle bir gerçeklik var. Aslında ideolojik olarak bakıldığında bu grupların hiçbirisinin birbirinden çok farkı yok. Fakat kimi silahlı gruplar çok pragmatik olabiliyorlar Ahrar'uş Şam gibi, kimi silahlı gruplar ise hiçbir şekilde siyasi çozumu gundemlerine bile almak istemiyorlar. Hatta bunlardan bazıları Suriyeli bile olmadığı gibi mesela Turkistan İslam Partisi gibi, bunlar olunceye kadar savaşmaktan başka seçenekleri yok. Çunku Suriye'den çıkarıldıklarında nereye gidecekler veya Suriye devleti ile bunlar nasıl barış yapabilecekler? Dolayısıyla bunun ayrıştırılması gerçekleşmezse operasyon kaçınılmaz. Ne orgutsel ne yapısal olarak birbirlerinden çok ciddi farklılıkları yok. Ilımlı diye soylenen Ahrar'uş Şam'ın kurucu lideri El-Kaide. Bugun terorist diye ilan edilen Heyet Tahrir-u Şam'ın ya da daha onceki adıyla Nusra cephesinin El-Kaide'nin Suriye kolu olduğu biliniyor. Bunlar karşı kamptalar, birbirleriyle savaşıyorlar. Veya Nureddin Zengi denilen grup, bunlar Amerika'nın fuze vererek desteklediği ve ılımlı dediği bir gruptu. Önce Ahrar'uş Şam ile birlikte oldular. 2017'de Heyet Tahrir-u Şam'ın kurulması surecinde onlara katıldılar. Daha sonra tekrar ayrıldılar tekrar Ahrar'uş Şam'a katıldılar. Fetih ordusuyken bunlar zaten bir aradaydılar. İdlib'i Fetih ordusu adında bu gruplar birlikte ele geçirdi. Ayrıştırma derken şunu demek istiyorum. Tıpkı guney cephesinde olduğu gibi silahı bırakıp devletle uzlaşmaya girecekler mi, başka ulkelerin vekil unsurları olarak savaşa devam mı edecekler? Burada bu orgutlerin karar vermesi ve bu orgutleri destekleyenlerin karar vermesi gerekiyor. Rusya ve Suriye buna zorluyor. Verilen sayılar doğruysa, abartılı gibi geliyor ama 100 bin kadar militandan bahsediliyor, bunların ne kadarı uzlaşmaya katılırsa bunu kar olarak goruyor. Savaşılacak unsur sayısının azaltılması Suriye devleti açısından da bolge açısından da olumlu bir şey. Gerek diplomatik gerek siyasi gerekse askeri yonden tehdit edersek, baskı kurarsak, biz Suriye veya muttefiklerini bundan caydırırız. Hayır, boyle bir şey olmayacak. Suriye ve muttefikleri İdlib'i ulkenin normalleşmesinin bir donum noktası olarak goruyor. Bu açıdan oradan hiçbir şekilde donuş olmayacak. İdlib'in kurtarılmasından sonra Amerika'nın Suriye'deki varlığı da diğer butun dış guçlerin varlığı da vekalet guçlerini destekleyen asli guçlerin Suriye topraklarındaki varlığı da anlamsız hale gelmiş olacak. Suriye devletinin açısından kaçınılmaz bir şey bu."
' SURİYE'NİN FIRAT KALKANI VE ZEYTİN DALI İLE ELE GEÇİRİLEN TOPRAKLARININ İLHAK EDİLMESİ KONUŞULUYOR'
Dursunoğlu'na gore, Turkiye ile Amerika'nın İdlib konusunda işbirliği yapabilecek bir zemin yok. Dursunoğlu, Suriye'nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı ile ele geçirilen topraklarının ilhak edilmesinin konuşulduğunu soyledi:
"Tahran'dan çıkacak sonuç ile ilgili olarak Rusya ve İran'ın tutumu zaten ortada. Turkiye'nin de dun Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu'nun soylediği çok ilginç bir soz var 'Kimse kimseyi kandırmasın. İdlib'i ele geçirmek istiyoruz' diye. Bu gerçekten hayret uyandırıcı bir şey. Bir devletin kendi ulkesinin bir bolumunu silahla işgal ederken kontrol dışına çıkaran grupları kendi ulkesinden temizlemesi kadar doğal bir şey var mı, bu bir suç mudur? Bir devlet yoneticisinin başka bir devlete kendi ilini yeniden kontrol altına alırken yaptığı mucadeleyi bir suç olarak nitelemesi gerçekten hayret verici bir şey. Ancak Turkiye'nin buradaki seçeneğinin çok fazla olmadığını duşunuyorum. Bu noktada Turkiye ile Amerikan perspektifi ortuşuyor olsa bile Turkiye ile Amerika'nın İdlib konusunda işbirliği yapabilecek bir zemini yok. Turkiye, İdlib ile ilgili olarak en fazla şunu yapabilir. Hala Turkiye'de şu hesaplar yapılıyor ve bu çok yanlış. 2011'de Suriye'deki yonetimi devirerek Suriyeliye kendine bağlı bir devlet yapmak projesi, Yeni Osmanlıcılık ile vs. ile harmanlanan bir proje vardı. Bu çoktu. Fakat şimdilerde de Suriye'nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı ile ele geçirilen topraklarının ilhak edilmesi konuşuluyor. Guya çoken Suriye projesinden bari bunu kurtarırız gibi bir mantık yurutuluyor, bu çok yanlış."
' SURİYE SAVAŞININ DEVAM ETMESİNİN AMERİKA'YA BİR ZARARI YOK, O KASASINI DOLDURUYOR'
Dursunoğlu, Turkiye'nin Suriye'ye karşı yuruttuğu duşmanca politikanın daha buyuk sorunlara neden olduğunun altını çizdi. Dursunoğlu'na gore Turkiye, daha fazla kazanç elde etme gibi bir duşunceyle İdlib operasyonunu engellemek yerine Suriye'nin toprak butunluğunu sağlayan bir ulke olmalı. Suriye'deki savaşın ABD'ye değil, Turkiye'ye zarar verdiğini belirten Dursunoğlu, Suriye'de devam eden savaş sayesinde ABD'nin Suudilerden para temin ettiğini soyledi:
(C) REUTERS / Kevin Lamarque
"Turkiye, çoken Suriye rejimi devirme projesinde yenildi ve her yenilenin de doğal olarak bir fatura odemesi gerekiyor. Siz kendinizi bir çukura attıysanız o çukurdan tertemiz elbisenizle çıkmanız beklenemez. Tabii ki ustunuz başınız kirlenerek o çukurdan çıkacaksınız. Ancak eğer o çukuru derinleştirmeye devam ederseniz belki çıkamayadabilirsiniz. Bu açıdan Turkiye'nin daha fazla kazanç elde etme gibi bir duşunceyle İdlib operasyonunu engelleme ve onune taş koymak yerine Astana'daki rolunu gerçek bir şekilde oynayarak Suriye'nin toprak butunluğunu yeniden kuran egemen bir devlet haline gelmeyi çalışması gerekiyor. Çunku Suriye'nin toprak butunluğunu koruyan bir devlet olması hem Turkiye'nin beka sorunu diye nitelediği 900 km'lik sınırı hattında hem Kurtlerden yana gorduğu tehdidi ortadan kaldırmış olur hem diğer silahlı gruplardan. Turkiye'nin çıkarları aslında Suriye'nin toprak butunluğunu koruyan egemen bir devlet olarak kalmasına bağlı. Fakat Turkiye hala 2011'deki refleksleriyle hareket ederek adeta Suriye'ye karşı duşmanca bir politika yurutuyor. Bu ise kendi çıkarları bakımından daha buyuk sorunlara sebep oluyor. İdlib konusunda Turkiye'nin yapabileceği nedir? Olabildiğince kendi nufuzu altındaki silahlı grupları devlet ile uzlaşmaya teşvik etmek yani Suriye devleti bir intikam peşinde değil. Bunu gerek Halep'te gerek Kuneytra'da, Humus'ta gorduk. Dune kadar Suriye devletine karşı savaşanlar bugun Suriye ordusu ile birlikte IŞİD'e karşı savaşıyorlar. Bu konuda bir sorun yok. Bu Turkiye'nin nufuzu altındaki veya etkileyebileceği grupların bu surece katılması terorist diye nitelenen grupları marjinalleştirir. Bu da çozumu kolaylaştırır. Turkiye eğer Amerika ile diğer Arap muttefikleriyle İdlib operasyonunu engellemek, Suriye'nin hala savaş içinde tutmaya çalışmak gibi bir politika yurutuyorsa bu Turkiye'nin yararına olan bir politika değil. Amerika savaşı surdurmek istiyor, bu çok anlaşılabilir. Çunku Amerika bu sayede hem Suriye'deki uslerini koruyor hem de Suudilerden ekonomik olarak para temin ediyor. Yani kendi kasasını dolduruyor Suudiler sayesinde. Suriye savaşının Amerika açısından devam etmesinin Amerika'ya bir zararı yok. Suriye'nin toprak butunluğunu kaybetmesinin Turkiye'ye zararı var."
' IRAK'TA HÜKÜMET KURULMASI ZOR GÖZÜKÜYOR'
Irak'ta 12 Mayıs seçimlerini de değerlendiren Dursunoğlu'na gore, Irak'ta hukumet kurmak zor gozukuyor. Dursunoğlu, ABD'nin yonlendirmelerinin artık Kurtler uzerinde de işe yaramadığını, bunun da ABD açısından en buyuk başarısızlıklardan biri olduğunu soyledi:
"Irak'ta bilindiği gibi daha onceki seçimlerin aksine ne Şiiler ne Sunniler ne de Kurtler bir ortak listeyle gidemediler. Kurtler Kerkuk meselesinden dolayı ve Kurdistan'ın bağımsızlığı referandumunda yaşadıkları iç çelişkilerden dolayı farklı listelerle gittiler. Şiiler yine farklı farklı listelerle gittiler. Burada uç ana liste ortaya çıktı. Birincisi Başbakan Haydar İbadi'nin listesi Nasr İttifakı, ikincisi terorle mucadelede etkin rol oynayan Haşdi Şabi'nin el-Fetih listesi, uçuncusu de eski başbakan Nuri el-Maliki'nin liderliğindeki Kanun Devleti listesi. Sunniler zaten hep parçalıydılar, bir tek 2010 seçimlerinde el-Irakiye İttifakı çerçevesinde bir araya gelebilmişlerdi. Seçimlerdeki bu farklı listeler hukumet kurma surecinde meclis aritmetiğinden dolayı koalisyon yapmak zorundalar. Şu anda koalisyon açısından iki eksen ortaya çıktı. Birincisi Sadr grubu liderliğindeki, Başbakan İbadi'nin Nasr İttifakı da bunun içinde, bir kamp 15-20 gun once Babil Oteli'nde bir araya gelerek parlamentoda çoğunluk grubu oluşturduklarını ve 187 sandalyeli bir ittifak kurduklarını açıkladılar. Bu arada 165 tane yetiyor. Ancak bu 187 sandalye net değil çunku bunun karşı cephesi olan Fetih İttifakı da ona alternatif bir parlamento çoğunluğu kurduğunu soyledi. Maliki'nin olduğu tarafta İran'ın etkisini, Başbakan İbadi'nin olduğu tarafta ise Amerikan etkisini goruyoruz. Trump'ın IŞİD ile Mucadele Özel Temsilcisi Brett McGurk, hem Sunnileri hem Barzani'yi Haydar İbadi'nin ittifaka katılmaya zorladı. Hatta Nasr ve İttifakı'nın lideri olarak İbadi de Amerika'nın yapacağı yaptırımlara destek vadetti, bundan dolayı kendi kamuoyunda kendisini çok zor durumda bıraktı. Aynı şekilde McGurk, Sunnileri katmaya çalıştı. Bu çabalardan gozuken o ki çok ciddi bir netice elde edemedi. Çunku Nasr İttifakı şu an uçe bolunmuş durumda. İran tarafına yakın olan Haşdi Şabi'nin başkanı Falih Feyyad, Başbakan İbadi tarafından gorevden alındı. Falih Feyyad ve grubunun Nasr İtiifakı'ndan ayrılmasına neden oldu. İbadi'nin İran'a yonelik yaptırımlara destek verecek olmasından dolayı kendi içerisindeki eleştirilerle grubu uçe bolunmuş durumda. Aslında ne Nasr tarafının ne de Fetih tarafının boyle çok net elde edilmiş bir parlamento çoğunluğu yok. Fakat Amerika açısından burada en onemli başarısızlık noktası şu. Barzani ile goruşmesi sırasında şunu soyledi: 'Bizim kimseye karşı kırmızı çizgimiz yok. Biz Kurtlerin hakları ile ilgili olarak kim bize garanti ederse bunu biz onunla ittifak kurarız.' Amerikalıların soylediğini doğrudan yapamıyor. Amerikalılar şu an en yakın muttefik olarak gordukleri Kurtlere bile siyasal açıdan manipule edebilecek, yonlendirebilecek bir durumda değildir. Bu Amerika açısından buyuk bir başarısızlık. Öte taraftan Fetih İttifakı'nın parlamento çoğunluğu oluşturmaya yakın olduğunu ve 48 saat içinde bunu ilan edeceklerini soylemişlerdi. Bu gerçekleşmedi henuz. Ancak benim tahminim şu; mevcut kutuplaşma içerisinde ne Fetih'in ne de Nasr'ın hukumet kurabileceğini ben pek ongormuyorum. Muhtemelen yeni bir kombinasyon ortaya çıkabilir. Fetih ve Nasr'ın karmasıyla yeni bir ittifak ortaya çıkabilir. Ancak bu şekilde bu kutuplaşmadan uzak durularak başka bir formul uretilebilir. Aksi halde bir tarafında İran'ın diğer tarafında Amerika'nın yonlendirmeye çalıştığı bu çekişme içerisinde mevcut parlamento aritmetiği de dikkate alınırsa hukumet kurmak biraz zor gozukuyor."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.