Özet (TL;DR) @ 2018-09-05T21:13:00.000Z: Avrupa Birliği ile ilişkilerin Türkiye’nin dünyadaki duruşunu belirlediğini belirten Ahmet Kasım Han’a göre, Türkiye’nin dünyadaki yerini sağlamlaştırması AB ile ilişkilerin iyileşmesine bağlı. Han,…
Avrupa Birliği ile ilişkilerin Turkiye'nin dunyadaki duruşunu belirlediğini belirten Ahmet Kasım Han'a gore, Turkiye'nin dunyadaki yerini sağlamlaştırması AB ile ilişkilerin iyileşmesine bağlı. Han, Fırat Kalkanı ile Suriye'de tekrar aktor haline gelen Turkiye'nin İdlib'te karar verici durumda olduğunu belirtti.
Turkiye dış politika İdlib yuzunden karar aşamasına geldi. Başta Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu olmak uzere hukumet yetkilileri Suriye ordusunun muttefiklerinin desteğiyle İdlib'deki el Kaide ve turevlerine yonelik operasyonunu engellemek için seferber olurken, Ankara'nın olanca sorunlara rağmen ABD yonetimi ile aynı duruşta olduğu dikkat çekiyor. Gerek ABD'nin Suriye ozel temsilcisi James Jeffrey'nin temasları gerekse Çavuşoğlu'nun AB temasları eşliğinde ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile goruşmesi ve sonrasındaki açıklamaları buna işaret ediyor. Turkiye hukumeti diğer yandan Rusya Federasyonu ile temasları surdururken, hangi yonde adım atacağı merak konusu.
İdlib operasyonu yaklaşırken ABD ile artan diyalog surecini Kadir Has Üniversitesi Öğretim Gorevlisi Doç. Dr. Ahmet Kasım Han ile konuştuk.
' ABD KENDİ İSTEDİĞİ ŞEKİLDE ÇÖZÜMÜN ŞEKİLLENMESİNİ İSTİYOR'
Ahmet Kasım Han, ABD'nin Turkiye ile arasındaki sorunları kendi istediği şekilde çozume kavuşturmak istediğini belirtti. Han'a gore, Turkiye ve ABD farklı onceliklere sahip iki muttefik:
"Önceliklerin ortuşmemesi yonunde bir hava var. Burada temel mesele onceliklerin ortuşup ortuşmemesidir ama pratik olarak anlamlı mesele bu oncelikleri ortuşur hale getirip getiremeyeceğimizdir. Tercih edilen sonuç kendi onceliklerimizi diğer paydaşlarımızın onceliklerini sizinkiler yonunde oluşturmak. Ama olmuyorsa kendiniz ne yapabiliyorsanız, bir biçimde taviz mi vereceksiniz, şunu daha fazla onemseyip, bunu daha mı az onemseyeceksiniz. İstediğiniz sonuç bu olmasa da ona yakın bir sonucu hayata geçirmeye çalışmak. Turkiye'nin şu anda ABD'ye istediklerini kabul ettirebildiği yonunde bir işaret olmadığını gormek lazım. Amerikan tarafı da bir biçimde bir zemin yakalama gayreti içerisindeler. Burada Turkiye açısından daha sorunlu olan tespit şu olabilir: Amerikalılar, Turkiye ile bir çozume ulaşmayı arzu ediyorlar, butunuyle kopruleri atmış değiller. Ama Amerika'da birebire yakın kendi istedikleri şekilde çozumun şekillenmesini istiyor gibi bir hava var. Buna mukabil Turkiye'nin de bu alanı onlara yaratma durtusunun olmadığını anlıyoruz yani karar vericilerin oyle bir isteklilikleri yok, bir direnç gosteriliyor. Ve bu gosterilen direnç bağlamında da Turkiye kendi tezlerinden kıpırdamış bir goruntu arz ediyor diyemeyiz. Burada hala sonuç itibarıyla bir bilek gureşi var. Bir noktada eğer taraflar bu gureşten vazgeçmezlerse bir noktada sonuçlanacak demek bu bilek gureşi."
' ABD'NİN TÜRKİYE İLE POZİSYON BENZEŞMESİ VAR AMA NEDEN-SONUÇ İLİŞKİLERİ TAMAMEN FARKLI'
Ahmet Kasım Han'a gore, ABD'nin Turkiye ile bir pozisyon benzeşmesi var fakat neden-sonuç ilişkileri birbirinden tamamen farklı. Han, Rusya'nın İdlib operasyonundan fayda etmesi için oradaki karar verici ulke olan Turkiye ile ilişkilerini yakın tutması gerektiğine değindi:
"Amerikalıların bizimle bir pozisyon benzeşmesi var ama bunların arkasındaki neden-sonuç ilişkileri birbirinden tamamen farklı. Onu anlamadan da bu mevzuyu iki tane buyuk guç arasında yonetmek çok mumkun gozukmuyor. Amerikalılar, Rusların elini serbest bırakmamak adına boyle konuşuyorlar. Dunyanın hiyerarşisinin en tepesinde oturan iki ulke. Ve bu iki ulkenin temel rakipleri Turkiye, Suudi Arabistan, İsrail, Suriye değil, temel gundemleri de aslında bunların hiçbirisi değil. Temel gundemleri birebirleriyle olan guç mucadelesinde ne avantaj veya ne dezavantaj yaşadıkları ve kendi aralarındaki dereceli guç ilişkisinin nerede durduğudur yani 'kimin eli daha yukarıda' durumu. İdlib bu hesabın bir parçası olarak gorulduğunde dışarıdan yapılacak butun etkilere Rusya açısından kapalı, Amerikalıların da soyledikleri her şey 'Ruslar orada istedikleri gibi ayı oynatıp, canları istediği noktaya meseleyi getirmesinler' uzerinden. Yani Rusya ozellikle Turkiye'nin canını sıkmak için ozellikle İdlib'te operasyon yapmak arzusunda, aslında Rusya'nın Turkiye ile ilişkilerine de birtakım faydaları var. En başta da yine o kuresel masadaki fayda çok on planda. Batı ittifakı içerisinde Turkiye kırılması yaşanıyor olması Moskova'dan hoşnutsuzlukla takip edilen bir manzara olmasa gerek. İdlib'teki manzaranın Turkiye aleyhine donuşmesindense Rusya'nın buyuk Suriye resmi ve daha buyuk kuresel bir resim otesinde bir faydası yok. Çunku İdlib operasyonundan faydayı elde etmek adına Turkiye ile ilişkilerinin yakın olması lazım ve İdlib'te harekete geçtiği zaman bunu surduremez o nedenle Turkiye orada bir karar verici. Rusya oncelikle butunuyle ona teslim olduğu bir manzara çizmek durumunda ve bunun butun sonuçlarının bedelini de odemek durumunda kalacak."
' İDLİB OPERASYONU, TÜRKİYE'YE NÜFUS BASKISI YARATACAK'
Ahmet Kasım Han, İdlib operasyonunun Turkiye'ye bir goç dalgasını başlatacağı goruşunde. Han, İdlib'ten Turkiye'ye sığınacaklar arasında cihatçıların da olma ihtimalinin yuksek olduğunu vurgulayarak Turkiye'nin bu unsurların bir kısmıyla diyalog halinde olması gerektiğini belirtti:
(C) AA /
"İdlib ozelinde buranın Turkiye'ye yaratacağı nufus baskısı, bu nufusun bir kısmının da cihatçı teroristler olması. Onların Turkiye'ye girmesini Turk makamları da arzu etmiyorlar. Davulla zurnayla ilan edecek durum da yok. Nihayetinde İdlib'te mevcut vaziyette Turkiye'nin bu grupların en azından bir kısmıyla diyalog içerinde olma zarureti var. Bu tur guvenlik enteresan ikililer yaratabilir. Hepsiyle goruşmez ama bir kısmıyla goruşur Turkiye bu grupların. Onlar birbirlerini ayrıştırmadıkları muddetçe Turkiye'nin bugune kadar soylediği hep aynıydı zaten. 'Burada birtakım radikal gruplar var ama o kadar radikal olmayan Astana mutabakatının tanımladığı parantezin içerisine girmeyen unsurlar da var' diyor Turkiye. Bunu demeye devam edecektir. Ama bu sonucu değiştirmez. Turkiye'nin Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı bolgelerindeki ÖSO ile hem Kuzey Suriye'nin geleceği YPG-ABD ilişkileri dahil olmak uzere hem de Suriye'nin geleceği ve Suriye'nin otesi, yani İsrail'i, Ürdun'u, Lubnan'ı bunları duşunerek bir genel yaklaşım geliştirmesi gerekecektir. O genel yaklaşımın tercihlerinin ne olacağını gormek lazım. Eğer ozgul ağırlıkla yuvarlanmak ya da fizikteki serbest duşuş denilen şeyin uluslararası ilişkilerde bir karşılığı varsa sanki o taş oraya doğru duşuyor gibi biraz isteyerek biraz istemeyerek. Diplomatik dil olarak buralarda bir kabul ilanı Turkiye'den beklememek gerekir ama fiiliyat o şekilde şekillenir."
' AVRUPA BİRLİĞİ İLE İLİŞKİLERİN İYİLEŞTİRİLMESİ ÖNEMLİ'
Avrupa Birliği ile ilişkilerin Turkiye'nin dunyadaki duruşunu belirlediğine dikkat çeken Ahmet Kasım Han, AB ile ilişkilerin iyileştirilmesi gerektiğini soyledi. Han, Turkiye'nin Fırat Kalkanı Harekatı ile Suriye'de tekrar aktor haline geldiğini belirtti:
"Turkiye'nin dunyada bulunduğu yerden dolayı bir denge siyaseti gutmek durumunda olduğunu soylemek lazım. AB her zaman bu hikayenin onemli bir parçasıydı. 2005'ten itibaren Avrupa Birliği uyeliği ihtimali Turkiye açısından çok onemliydi. O kadar onemliydi ki bizde kısa donem bir hafıza kaybı sorunu olur genelde. Ama şunu hatırlatırsak manalı olur: Beşar Esad ile en guzel gunlerimizde Esad, Avrupa Birliği uyesi Turkiye'nin Suriye için ilginç bir muttefik olduğunu soyluyordu. Mefhumu muhalifinin çok da ilginç olmadığını bu cumle içinde okumak da mumkun. Biz o tarihte bunları duymamayı tercih ettik. Avrupa Birliği ile ilişkimiz kotuleşirken dunya ile bolgemizdeki duruşumuz da daha muşkul bir hale gelmeye başladı. Duymamayı tercih ettiğimiz, yerini o ilişkileri uzerinden kurduğumuzu duşunduğumuz birtakım ilkeler de iflas etmeye başlayınca hakikaten kendimizi muşkul bir durumda bulduk. Turk Silahlı Kuvvetleri'nin 15 Temmuz sonrasında gosterdiği fedakarlıkla Fırat Kalkanı Harekatı'nın yapılmasına yonelik gosterilen siyasi irade ve Silahlı Kuvvetleri'mizin bunu başarmış olmasının uzerinden Suriye'de tekrar aktor haline geldik. Yoksa tumuyle meselenin dışındaydık. Bunun bir bacağı da Rusya ile ilişkilerin iyileştirmesi konusundaki diplomasiydi. Şimdi bu ilişkiler Amerika'da garip bir iradede başlarken Turkiye'nin genel olarak ilişkilerini duzenlemek, dunyada bulunduğu yeri sağlamlaştırmak, kendi pozisyonlarını tahkim etmek bakımından Avrupa Birliği ile ilişkilerin iyileştirilmesi onemli. Bu yonde bir tercih olduğunu da gozlemliyorum, yapılan açıklamalar onu gosteriyor. Bu boyle serbest bir elimizin olduğu ve istediğimiz şekilde p'leri masaya surup çekebileceğimiz bir ilişki olmayacaktır. Daha dun Alman Dışişleri Bakanı, 'Turkiye'nin ekonomideki istikrarı bizim için onemlidir ama bugun Turkiye'ye yardım etmekten ziyade bunun olabilmesi için Turkiye'nin karşılığında neler yapmaya hazır olduğu tartışacağımız bir gundu' dedi. Demek ki bu Avrupa Birliği'nin demokrasi, insan hakları vs. konularda bizim kadar alıcılarımızın her zaman pek de muttefik olmadıkları pozisyonlarından kolay kolay da taviz vermeyeceğini gosteriyor."
' TÜRKİYE, BATININ YERİNE RUSYA VE ÇİN'İ KOYARAK KENDİNİ KURTARABİLECEK KONUMDA BİR ÜLKE DEĞİL'
Ahmet Kasım Han, Turkiye'nin batının yerine Rusya ve Çin'i koyarak mevcut krizlerden kurtulamayacağının altını çizdi. Han, Avrupa Birliği ile ilişkilerin evrensel standartlarda çozulmesi gerektiğine değindi:
(C) Sputnik /
"Turkiye'nin yeni bir hikaye yazması, o yazdığı hikayeyi de uç aşağı beş yukarı 2005'ten 2013'e kadar işlemiş olan parametreler uzerinden yazması yapılması gereken ilk şey. Avrupa Birliği ile ilişkilerin iyileştirilmesi ve Turkiye'nin doğu-batı arasında dengeli bir noktaya kendini oturtabilmesi, tercihlerini bu noktaya getirmesi onemli. Öte taraftan bu işleri zorlaştıran Turkiye'nin beka sorunu olarak algıladığı bir PKK sorunu var. İdlib'te en onemlisi olmak uzere yeni bir goçmen dalgasına ilişkin riskler var. Ve bu goçmen dalgası içinde kimin Turkiye'ye sığınmaya çalışıp çalışmayacağı yonundeki başka bir problem de var. Suriye'de çozum soz konusu olursa uç aşağı beş yukarı sahadaki yontemin sonucu belirleyeceğini duşunursek bugunku manzaranın çok otesinde de bir şey olmayacak herhalde. Bir de iş çozuldukten sonra Suriye ile ilişkiler var. 911 km sınır buhar olup uçmayacak. Yine o tarafta kimin olduğu kimin olmadığı meselesi bizim açımızdan son derece kritik ve onemli olacak. O bakımdan buralarda biraz daha geleneksel tercihler ve denge siyasetine donmek gerekecek. 2005'in dunyasının olmadığı muhakkak ama yine de Turkiye'yi koruyacak olan formuller 2005 dunyasının içinden çıkabilecek formuller. Turkiye ilişkilerinde Rusya ve Çin'i, batının yerine koyarak kendini bu durumun içerisinden kurtarabilecek konumda bir ulke değil. O kadar kuçuk ki Turkiye, bunu gormek lazım. Tam da Turkiye'nin ne kadar buyuk bir devlet olduğunu soyleyenlerin argumanlarındaki haklılık nedeniyle bu olamaz. Çunku ne Rusya'nın elinde boyle kaynaklar var ne de Çin'in elinde boyle kaynaklar var. Son tahlilde Turkiye kendine bir gelecek inşa etmeye çalışan bir ulkedir ve o geleceğin içerisinde Rusya ve Çin'in yeri olduğu gibi eğer Amerikalılar bu kadar çıldırmışsa Avrupa Birliği'nin çok daha onemli bir yeri olduğunu duşunmek gerekir. Dolayısıyla ekonomik hikaye de dahil olmak uzere genel hikayenin olumlu olabilmesi için Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde surekli onumuze konulan birtakım dosyaların Avrupalılar istiyor diye değil, bizim iyiliğimize olduğu için ama şoyle veya boyle evrensel standartlarda çozulmesi lazım. Demokrasi, insan hakları, hukukun ustunluğu, guçler ayrılığı gibi birtakım başka konulara da girmemiz gerekiyor."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.