Özet (TL;DR) @ 2018-09-04T17:21:00.000Z: Türkiye'nin "terör örgütü" olarak gördüğü Heyet Tahrir-uş Şam'ın yüzde 60'ını kontrol ettiği İdlib'e yönelik operasyon tartışmaları sürerken; TBMM Dışişleri Komisyonu'nun CHP'li üyesi Ardahan…
Turkiye'nin "teror orgutu" olarak gorduğu Heyet Tahrir-uş Şam'ın yuzde 60'ını kontrol ettiği İdlib'e yonelik operasyon tartışmaları surerken; TBMM Dışişleri Komisyonu'nun CHP'li uyesi Ardahan Milletvekili Özturk Yılmaz ve Prof. Dr. Hasan Ünal, Turkiye'nin Suriye politikasını ve bunun yansımalarını Sputnik'e değerlendirdi.
Sputnik
Turkiye tarafından kısa bir sure once "teror orgutu" listesine alınan Heyet Tahrir-uş Şam'ın (HTŞ) yuzde 60'ını kontrol ettiği İdlib'e yonelik olası bir operasyon tartışmaları hız kesmiyor. Suriye Dışişleri Bakanlığı'nın ABD ile muttefiklerini IŞİD ve El Kaide'nin Suriye kolu ve eski adıyla Nusra Cephesi olan HTŞ gibi "terorist orgutlere" silah tedarik etmekle suçladığı bu donemde, hukumete yakın Sabah gazetesinin yazarı Mehmet Barlas, onemli bir yazı kaleme aldı. Barlas yazısında Turkiye'nin, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın anayasa reformunu ve seçimleri yapmasını amaçlayan çalışmalarını desteklemesi gerektiğini soyledi.
"Sadece İdlib krizi değil tum Suriye'nin guvenliği ve butunluğu de, Turkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor" diyen Barlas "Bu noktada artık bizler, Arap Baharının CIA tarafından koruklenmiş ruzgarı Suriye'yi vurmadan once yaptığımız gibi, Esad rejiminin Suriye'de anayasa reformunu ve seçimleri yapmasını amaçlayan çalışmalarına katkıda bulunmalıyız" diye yazdı. Barlas'ın yazısındaki hususları da dahil ederek Turkiye'nin Suriye politikasını TBMM Dışişleri Komisyonu'nun CHP'li uyesi Ardahan Milletvekili Özturk Yılmaz ve Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bolumu Başkanı Prof. Dr. Hasan Ünal, Sputnik'e değerlendirdi.
' BU SÜRECİN TÜRKİYE'YE ÇOK AĞIR MALİYETİ OLDU'
TBMM Dışişleri Komisyonu'nun CHP'li uyesi Ardahan Milletvekili Özturk Yılmaz, Suriye'deki sureci başından beri Turkiye'nin doğru okuyamadığını soyledi. Milletvekili olarak TBMM'de yaptığı ilk konuşmalarından birinde, Esad rejimi ile doğrudan bir iletişim kurulması, Suriye'nin toprak butunluğunu ve siyasi birliğini sağlayacak adımlar atılabilmesini dile getirdiğini ifade ettiğini kaydeden CHP'li Yılmaz, sozlerini şoyle surdurdu:
"Bu konuda bir noktaya gelinmediğini uzulerek hep birlikte gorduk. Turkiye'ye bu surecin çok ağır maliyeti oldu. 4 milyon Suriyeli geldi milyarlarca dolar para harcandı, Turkiye'nin guvenliği allak bullak oldu ve Turkiye teroru destekleyen ulkeler ile anılmaya başlandı. Bu sureç maalesef hem ekonomik hem de guvenlik olarak Turkiye'ye ağır yansıdı.
' GELİNEN AŞAMADA SİYASİ ÇÖZÜM ESAD'IN LEHİNE OLACAK'
Esad'ın Fırat'ın batısındaki toprakların onumle bir bolumunu toparlamaya başladı. Fırat'ın doğusunu şu anda ABD kontrol ediyor, batısını ise İran ve Rusya'nın desteği ile Esad kontrol ediyor. Gelinen aşama itibariyle artık Suriye'de siyasi bir çozumun bulunması Esad'ın lehine olacak onemli olçude. Suriye'de her ne kadar başlangıçta gibi uniter bir yapı olmayacağı gorulse de, yani Fırat'ın doğusundaki bolgelerde ABD'nin himayesiyle Kurtlere yeni bir otonom bolge verilmesi soz konusu olabilecek, buna rağmen Suriye'nin toprak butunluğu genel manada kırılgan bir idari yapılanmada olsa sağlanması ihtimali belirmiş durumda. Boyle bir sureçte Turkiye'nin artık yapması gereken şey şudur. İdlib'deki cihatçıların defedilmesi lazım sınırdan. Onun için Esad ile bir diyalog gerekiyor her şeyden once. İki, Suriye'nin toprak butunluğunun sağlanması, siyasi birliğinin sağlanması konusunda şu anda genel bir havanın oluşabilmesi için Turkiye'nin bu noktada Esad ile mecbur bir kanal açıp, Esad'ın karşısında değil Esad ile birlikte, yani Esad dediğimiz konu Suriye'nin toprak butunluğudur. Yoksa biz Esad'ı şahsi olarak gormuyoruz. Zaten seçimler olduktan sonra Esad'ın kalıp kalmayacağı belli değil. Kaldı ki, Suriye'nin toprak butunluğu sağlandıktan sonra Esad kalsa ne olur, kalmasa ne olur. Önemli olan orada Suriye'nin toprak butunluğunu sağlamak. Esad bir figur olduğu için onu soyluyorum yoksa şahsiyle ilgili bir değerlendirme yapmıyorum."
' HALA DİRETMEK HALA ESAD'I GÖTÜRME POLİTİKASI ARTIŞ İŞE YARAMAYACAKTIR'
CHP'li Özturk Yılmaz, gelinen noktada Esad'ın elinin guçlendiğini, masaya guçlu oturacağını vurgulayarak, Suriye'nin toprak butunluğu ve siyasi birliğinin sağlanmasının Turkiye'ye kazanç getireceğini kaydetti. Bunun Turkiye'deki ekonomik krizin aşılmasına da yararı olacağını anlatan Yılmaz, "Turkiye'ye yeni imkanlar sunacaktır. Turkiye bugun ekonomik krizle boğuşuyor, Suriye'de bir kanal açılırsa, Turkiye'nin firmaları, inşaat sektoru ayrıca gıda endustrisi, her konuda biz yeni bir kapı açmış olacağız. Kapattığımız kapıyı tekrar açabileceğiz. Buradan herkes kazançlı çıkacak, bolgede kazançlı çıkacak, Turkiye'nin guvenliği de olçude guçlendirilmiş olacak guney sınırında" diye konuştu. Yılmaz şoyle devam etti:
"Yoksa hala diretmek hala Esad'ı goturme politikası artık işe yaramayacaktır. Bu saatten sonra da zarar katlanarak devam edecektir. Çunku Esad en zayıf doneminde bile gitmedi, şimdi daha guçlendi, şimdi hiç gitmez."
(C) AP Photo / Hassan Ammar
' SURİYE'YLE BARIŞILMASI GEREKTİĞİNİN HÜKÜMETE DESTEK VEREN YAZARLARCA FARK EDİLMESİ ÖNEMLİ'
Konuyu Sputnik'e değerlendiren bir diğer isim ise Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bolumu Başkanı Prof. Dr. Hasan Ünal oldu. Prof. Dr. Ünal, Barlas'ın yazısında yer verdiği ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian tarafından sarf edilen "Beşar Esad savaşı kazandı ancak barışı kazanamadı. Bunu Esad rejimini destekleyenler için de soyleyebiliriz" ifadelerini ise şoyle değerlendirdi:
"Bence Suriye'nin barışı kazanma gibi bir gundemi yok. Boyle bir uluslararası gundem de yok. Çunku uluslararası meşruiyeti olan 'Suriye' diye bir devlet ve hukumet var. Ve bu Suriye hukumetinin, toprakları uzerinde yeniden etkili egemenlik kurup kuramayacağı tartışması var. Bu tartışma da buyuk olçude sona ermiş durumda. Özellikle son iki yılda ve bu surenin ikinci yarısında Suriye hukumeti, alandaki askeri ustunluğuyle topraklarının buyuk bir kısmını kendi etkili egemenliğinin altına almış durumda. Amerika'nın Fırat'ın doğusunda ne kadar kalacağı, ne kadar direnebileceği tartışmalı olduğuna gore, geriye bir tek Turkiye'nin elindeki topraklar kalıyor. Turkiye oralara da kalıcı olmak için gitmiş olmaz. Turkiye, teror orgutu IŞİD ve PKK ile mucadele için o topraklara gitmişti ve geri donecektir. Yani o topraklar yeniden Suriye hukumetine transfer edilecektir. Bu çerçevede bakan Mehmet Barlas, Suriye'nin savaşı kazandığını soyluyor. Az once soylediğim gibi Suriye'nin 'barışı kazanma' gibi bir durumu olmadığı için de Suriye kazanmış durumda. Tam bu noktada Barlas da 'Bir gerçeklikten hareket edip bu ulkeyle uzlaşalım, barışalım' demeye getiriyor. Doğru olan da budur. Daha en başından Suriye'yle bu savaş girişmemek en doğrusuydu. Ama en azından bugun bunun hukumete destek veren yazarlar tarafından gorulmuş olması onemli bir aşama."
' TÜRKİYE SURİYE'NİN MİLLİ ÜNİTER YAPISINA DESTEK VERMELİ'
Turkiye'nin Suriye'yle uzlaşması ve bu sureçte Suriye hukumetine herhangi bir anayasal dayatmada bulunmaması gerektiğine işaret eden Ünal "Bence bizim bu uzlaşma doneminde Suriye'ye 'Şu anayasal reformu yap veya anayasanı şu şekle donuştur' gibi tavsiyelerde bulunmamız hiç yerinde olmaz. Çunku zaten Suriye hukumeti bizim zaten Suriye'yi bolmek, parçalamak ya da federal bir yapıyı çevirmek istediğimizden kuşkulanıyor. Eğer biz bu şartları yeniden Suriye'nin onune surersek, bizim Suriye'yle ilişkilerimizin toparlanması mumkun olmayabilir. Bunun yerine Turkiye, Suriye'nin milli, uniter yapısına, savaş başladığı zamanki anayasal sistemine destek vermeli. Anayasal sistemde ne tur reformlar yapılacağı Suriye hukumetine bırakılmalı. Çunku 7 yıl boyunca suren çok kanlı ve çok vahşi bir iç savaştan çıkan bir Suriye var ortada. Bu ulke, kendisinin doğrularını bizden çok daha iyi biliyor. Ve sen toprakları uzerinden egemenlik kurmuş bir devlete, 'anayasal reformlar yap' tavsiyelerinde bulunmak, ulkede bir takım ozerk bolgelerin oluşturulmasının onunu açar. O zaman da PYD'nin ozerk bolge oluşturmasının onune geçmek nasıl mumkun olur? Boyle bir şey Turkiye'nin kendi ayağına kurşun sıkması olur, boyle bir şeyi Suriye hukumeti asla kabul etmez" yorumunda bulundu.
' SURİYE'NİN FEDERALİZME SÜRÜKLENMESİ BAŞKA BÖLÜNMELERİ DE TETİKLER'
Turkiye'nin Suriye politikasının geleceğine ilişkin halen soru işaretleri olduğuna değinen Ünal " Gelinen noktada Turkiye'nin Suriye politikasının genel çerçevesi doğru gibi ancak bu doğrunun içerisinde bir suru yanlış var. Başka bir açıdan baktığınızda da genel çerçevesi yanlış olan bir politikanın içerisinde de bazı doğru unsurlar var. Bu sebeple Turkiye'nin Suriye politikası bir butunluk ifade etmiyor. Mesela, Suriye'nin toprak butunluğunden bahsediyoruz ama sanki ote yandan da belli otonom bolgelerin oluşması için mucadele ediyoruz. Habulki eğer Suriye federalizme suruklenir veya mecbur kalırsa; o zaman toprak butunluğunun bir anlamı kalmaz. Çunku federalizm Balkanlar'da Yugoslavya orneğinde, Orta Avrupa'daki Çekoslovakya orneğinde, Avrupa'daki İspanya orneğinde veya Kıbrıs'ta yani hiçbir yerde tutmamış bir yontem. Ortadoğu gibi herkesin karıştığı ve buyuk devletlerin çıkarlarının bulunduğu bir yerde Suriye'ye federalizm dayatmak, bir sonraki bolunmenin alt yapısını hazırlar. Bu yanlış olur ve Turkiye'nin çıkarlarına da uygun değildir" dedi ve şoyle devam etti:
' HÜKÜMET, KENDİSİNE DESTEK VEREN YAZARLARIN BU ÖNERİLERİNE KULAK VERİR Mİ?'
"Bu yanlışlıklar, İdlib'e de taşınmış durumda. Bir yandan teror orgutlerinin varlığından ve Suriye'nin toprak butunluğunden bahsediyoruz; ote yandan da İdlib'e operasyon yapılmamasını soyluyoruz. Peki, İdlib'e operasyon yapılmazsa, bizim de 'teror orgutu' olarak tanımladığımız gruplar nasıl tasfiye edilecek? Bu topraklar nasıl Suriye hukumetinin kontrolune geçecek? Eğer hiçbir şey yapılmazsa burada filli bir 'İdlib devleti' çıkacak. Veya biz İdlib'in de dahil olduğu toprakların otonom bolge olmasını mı istiyoruz? Eğer bunu istiyorsak, o zaman yine tam manasıyla Suriye'nin toprak butunluğunu, destekliyor değiliz demektir. Çozum nasıl olur şu aşamada ben de bilemiyorum. Ancak eğer gerçekten bir kimyasal saldırı mizanseni daha ortaya konur, ABD, İngiltere ve Fransa Suriye'yi yeniden ve daha kapsamlı bir fuze yağmuruna tutarsa, Turkiye tekrar bu ulkelere destek verir mi? Eğer verirse bu Turkiye, Rusya ve İran arasındaki işbirliğini nasıl etkiler? Dolayısıyla bu konu çok bilinmeyenli bir denklem olarak devam ediyor. 7 Eylul'deki liderler zirvesinin bunlara çozum olabileceği konuşuluyor. Ancak Turkiye'nin tavrı tam olarak belli oluncaya, İdlib'in Suriye'nin etkili egemenliği altına girene kadar bu soru işaretleri devam edecek. Ve acaba hukumet, Barlas gibi bugune kadar hukumetin tum politikalarına destek vermiş olan yazarları dinler mi? Hatta daha da onemlisi bu hukumetin yapmayı planlamış olabileceği Suriye politikası revizyonunun ilk ipucu mu? Bunları onumuzdeki gunlerde daha net goreceğiz ve umuyorum bu soruların yanıtları olumludur" diye ekledi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.