Özet (TL;DR) @ 2018-08-31T21:20:00.000Z: Dilek Zaptçıoğlu’na göre Almanya, Türkiye’ye ‘göçmenleri tutacak ülke’ gözüyle bakıyor. Avrupa’nın ekonomik çıkarları için Türkiye’ye ekonomik yardımda bulunabileceğine ancak AB üyeliği sunmayacağına…
Dilek Zaptçıoğlu'na gore Almanya, Turkiye'ye 'goçmenleri tutacak ulke' gozuyle bakıyor. Avrupa'nın ekonomik çıkarları için Turkiye'ye ekonomik yardımda bulunabileceğine ancak AB uyeliği sunmayacağına dikkat çeken Zaptçıoğlu, bunun faturasının da Ankara için ağır olacağını ve bağımlılık ilişkisi getireceğini vurguladı.
(C) AA / Fatih Aktaş
Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu, Viyana'da duzenlenen AB dışişleri bakanları gayrı resmi toplantısına katılırken, son yıllarda son yıllarda Turkiye'nin iyice gerilen Avrupa ile ilişkilerini rayına oturtması çabaları dikkat çekiyor. Özellikle Turkiye'deki ekonomik krizin Avrupa bankalarına etkileri de tartışılırken, AB'nin 'patronu' Almanya'nın Ankara'ya yonelik 'daha yumuşak' politikalar uygulayabileceği değerlendirmeleri yapılıyor.
Eylul ayında Ankara-Berlin arasında ust duzeyde ziyaretler oncesinde gelişmeleri Almanya'da uzun yıllar gorev yapmış gazeteci-yazar Dilek Zaptçıoğlu ile konuştuk.
' TÜRKİYE'NİN AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİĞİ YÜZDE 99.9 OLMAYACAK'
Dilek Zaptçıoğlu'na gore, Turkiye Avrupa Birliği için 'tamamen bir çıkar meselesi'. Ankara ile artık uyelik muzakereleri değil, ekonomik ilişkilerin surdurulmesinin temel alınacağı vurgulayan Zaptçıoğlu, bu bağlamda Yunanistan benzeri bir yardımın devreye sokulabileceği ongorusunde bulundu:
"Avrupa Birliği'ne Turkiye'nin tam uyelik başvurusu hala devam ediyor. Fakat uzun yıllardır fiilen hiçbir şey yapılmıyor bu konuda. Turkiye'nin Avrupa Birliği uyeliği yuzde 99.9 kesinlikle soyleyebiliriz ki olmayacak. Avrupa Birliği en fazla batı Balkan dedikleri Sırbistan, Karadağ ve Kosova'ya odaklanmış durumda ilk planda uye olabilecekler konusunda. Kafkaslar'da Gurcistan, Ermenistan istiyor, onlar da uye olamayacak gibi gozukuyor. Turkiye aslında Avrupa Birliği için tamamen bir çıkar ilişkisi meselesi. Avrupa Birliği deyince Angela Merkel ve Almanya hukumeti için Turkiye'nin goçmenleri tutması çok onemli. Dolayısıyla ilişkileri hafif yumuşatmak, ekonomik ilişkiler, buradaki otomotiv sanayi yatırımları ozellikle butun bunları ayakta tutmak istiyorlar. Dolayısıyla boyle bir yardım soz konusu oldu. Ama o yardım biraz Yunanistan'a verilecek yardıma benziyor. Yardım hiçbir zaman karşılıksız değil zaten. Onun karşılığında Turkiye'den neler istenecek, Turkiye'nin nelerine mudahale edilecek, bunlar kapalı kapılar ardında konuşulacak. Bizimkilerin buna ne kadar ihtiyaç duyduklarına ve fit olacaklarına bağlı."
' TÜRKİYE'DE BANKALARIN KURTARILMASI DEMEK ALACAKLILARIN PARALARINI GERİ ALMASI DEMEK'
Zaptçıoğlu, Almanya'nın Musluman dunya ile oteden beri derin ilişkilerine dikkat çekerken, bunun doğrudan sonucunun siyasi rejimleri onaylanayan İran gibi ulkelerle ekonomik ilişkilerin de kesilmemesi olduğuna dikkat çekti. Avrupa kamuoyunda ekonomik kriz karşısında Turkiye'ye yonelik IMF kapısının gosterileceği haberlerini değerlendiren Zaptçıoğlu, asıl soz konusu olanın Avrupa'daki alacaklıların paralarını geri alması anlamına geldiğini vurguladı. Zaptçıoğlu kurulacak ilişkinin Turkiye'de hukumetin iyice zayıfladığı bir donemde 'bağımlılık ilişkisine duşmek olduğunun da altını çizdi:
"Avrupa Birliği dendiği zaman Almanya zaten onun parasal patronu. Dolayısıyla Almanya'nın Turkiye'ye yardımı dediğiniz zaman IMF değil bu. IMF'ye alternatif bir şey. Şoyle bir tarihsel çizgi var. Almanya'nın Anglo-Sakson dunyasına karşı İslamcı gruplarla 100 sene onceden beri gelen ilişkileri var. İkinci Dunya Savaşı'nda devam etmişti. Sonra İran İslam Devrimi olduktan sonra, Amerika jeti aldıktan sonra ambargolar geldi. Almanya, İran ile ilişkisini hep surdurdu. Almanya, İran'ın birinci ticari ortağı bugun. Duyduğuma gore, İran sokaklarında Volkswagen arabadan geçilmiyormuş. Dolayısıyla boyle ticari ve siyasi çıkarlar soz konusu. Almanya, Turkiye'ye de Amerika ile ilişkiler de bozulduktan sonra sanki boyle bir işlere dahil etmek istiyor gibi geliyor. Yunanistan'a verilen Avrupa Birliği'nin kurtarma şemsiye dedikleri bir fon oluşturulmuştu. O fondan Yunanistan'a çok buyuk paralar verildiği soz ediliyor. Fakat bunların buyuk bir kısmı aslında alacaklı olan Alman, Fransız, Hollanda bankalarına ve borç verenlere geri dondu. Turkiye'de bankaların çok buyuk dış borcu var. Dolayısıyla onların kurtarılması demek alacaklıların paralarını geri alması demek. Yunanistan'a yaptıkları da buydu. Oradaki vergi odeyen kendi vatandaşlarının parasını kredi olarak Yunanistan'a veriyorlar Yunanlılar onu borç geri odemesi olarak Alman-Fransız bankalara geri oduyorlar. Dolayısıyla bir para transferi soz konusu oluyor. Oradaki vatandaşın parası bankalara transfer edilmiş oluyor ve borçlanma devam ediyor. Bunun Turkiye'ye çok ağır bir faturası olacağını duşunuyorum. Her ne kadar çok buyuk konuşsa da şu anda çok zayıf bir donemde, hukumet de çok zayıf bir donemde ve karşısında çok guçlu oyuncular var. Orada sıkı bir bağımlılık ilişkisine duşmek uzere Turkiye."
' ALMANYA'DAKİ MUHAFAZAKÂR SAĞ, TÜRKİYE'NİN AB'YE ÜYELİĞİNE HER ZAMAN KARŞI ÇIKMIŞTI'
Turkiye'nin AB'ye uyelik muzakerelerinin başlamasına katkıda bulunan Alman sosyal demokratlarının artık yonetimde eski konumlarının bulunmadığını anımsaktırken, Berlin'de Turkiye'yi AB'de gormek istemeyen aşırı sağı kapsayacak bir hattın yukselmekte olduğuna vurgu yaptı. Zaptçıoğlu'na gore, Almanya'nın yapmak istediği Turkiye ile bir bağımlılık ilişkisi geliştirmek:
"Almanya'da Turkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam uyelik başvurusunun kabulu Sosyal Demokrat ve Yeşiller'in girişimleriyle olmuştu. Şimdi onlar hukumette yok ve muhafazakar sağ buna her zaman karşı çıkmıştı. Merkel, 'Turkiye hiçbir zaman tam uye olamayacak' demişti. Benim Alman gerek diplomatlarla gerek politikacılarla ilişkilerimle hep aynı şey soyleniyordu. Turkiye'ye vize serbestisi hiçbir zaman gelmeyecek deniyordu. Dolayısıyla Almanya'nın yapmak istediği Avrupa Birliği'nin patronu olarak Turkiye ile bir bağımlılık ilişkisi geliştirmek ve soyleyen olmak."
' AVRUPA'NIN SINIRLARINI GEREKİRSE ASKERİ YÖNTEMLERLE KORUMAK'
Almanya'da son donemde eski Merkez Bankası Yonetim Kurulu'nda bulunmuş Thilo Sarrazin'in kitabında işlediği tezlerin populer hale geldiğini belirten Zaptçıoğlu, bu kitabın ana temasının 'Avrupa'yı istila etmeye çalışan ve Avrupa değerlerinin aksi yonde bir İslam algısı' olduğunu anlattı. Aynı şekilde kitapta Avrupa'nın sınırlarının gerekirse askeri yontemlerle korunmasının' gundeme taşındığını da ekledi. Zaptçıoğlu, Avrupa'daki İslamofobi'nin değirmenine militan İslamcı akımların da su taşıdığını anımsatırken, sorunların katlanmasında liberal kamuoyunun da buyuk etkisi olduğunu aktardı:
"Turkiye'nin Amerika ile kavgaları, nereye yoneleceği belli olmayan dış politikası, bu karasızlıkları onların çok işlerine de geliyor. Turkiye çok buyuk bir Musluman ulke. Şu anda Muslumanlık eşittir İslamcılık gibi bir algı yaratılmış durumda. Buna maalesef militan İslamcı akımlar buyuk su taşıdılar bu imaja. Almanya'da kamuoyu ilginçtir dun Thilo Sarrazin bir adam var. Eski Alman Merkez Bankası Yonetim Kurulu'nda bulunmuş ust duzey bir burokrat. Bu adamın yazdığı yeni bir kitap var. İsmi 'Duşmanca Devralış'. Bu aslında finans dunyasından bir deyim. Buyuk bir şirketin başka bir şirketi yutması onu parçalarına ayırıp satması yok etmesi şeklinde çevrilebilir. Adamın yeni getirdiği bir şey var bu 500 sayfalık bir kitap. Almanya'da satışı bir numara. Tezi şu: 'Kur'an-ı Kerim'i ben okudum diyor. İçindeki birçok ayet bizim demokrasi ve insan hakları anlayışımıza aykırı. Bunlar tekrar gozden geçirilmeden ve başka şekilde yorumlanmadan buyuk çoğunluk Muslumanlarca ve ulkemizdeki Muslumanlarca farklı yorumlanıyor. Bizim demokrasi anlayışımıza farklı yorumlanıyor ve yalanıyor. Kadın cinayetlerinden tut, silahlı saldırılar ortaya çıktı ve biz bunlarla yaşamak zorunda değiliz. Çok fazla çoğalıyorlar ve ulkemizi duşmanca istila etmek, devralmak uzereler. Gerekirse askeri yontemlerle geri gonderme uygulayarak, bu insanları geri gondermek zorundayız'. Doğu Almanya'da bir bıçaklama olayından sonra Neo-Nazi gosterileri oldu. Almanya'da da aşırı sağ bir parti yukselişte ve bu partiye gelecek eyalet seçimlerinde kimi eyalette birinci kimi eyalette ikinci olması neredeyse kesin gozuyle bakılıyor. Bu adamın tezlerine karşı liberal bir kamuoyu var Almanya'da. Fakat bu liberal kamuoyu sorunları hiçbir zaman dile getirmediği için genel bir insan hakları, multecilere yardım soylemiyle insanları ikna edemiyor. Çunku bazı yerlerde kadınlar sokağa çıkamıyor, rahatsız ediliyor. Berlin'de metroya biniyorsun, Arap gençler yuksek sesle hır gur çıkarıyorlar. Bu gibi şeyler yaşanıyor. Dolayısıyla Avrupa bir yandan sınırlarını tahkim edip gerekirse asker de kullanarak aslında içeri istemediği insanları sokmamaya kararlı. Genel hava bu. Kitabın çok satılmasının nedeni de bu. Turkiye gibi ulkelerle de orada ne olursa olsun umurlarında olmayarak iyi ilişkiler adı altında bağımlılık ilişkileri kurmak. Butun mesele bu."
' MERKEL KALMAK İSTİYOR AMA GİDİCİ'
Dilek Zaptçıoğlu'na gore, bu sıkıntılı koşullar altında uzun suredir Almanya'yı yoneten Angela Merkel iktidarda kalmak istiyor ama gidici gibi gorunuyor. Zaptçıoğlu, Almanya'nın sağa kayacağını ve daha 'şahin' politikalar izleyeceği ongorusunde de bulundu:
"14 yıllık bir iktidarın getirdiği bir yıpratma var. Merkel kendi partisi içinde daha liberal soylemlere başvuruyordu. Alman solu bile başkası olmasından da Merkel olması iyidir goruşundeydi. Butun dunyada liberal cephe saldırı altında. Merkel gidici. Kendisi kalmak istiyor. Şu anda bir alternatif gozukmuyor. Aşırı sağ Almanya için Alternatif AfD Partisi'nin şimdi eyalet seçimlerinde başarılarını goreceğiz. Saksonya eyaleti Doğu Almanya'da muhim, bir de Bavyera çok muhim. Burada alacakları sonuçlarla Alman Hristiyan Demokratlar, yani Merkel'in partisi, bu partiyle pekala yerel duzeyde once ittifak içine girebilir, yani koalisyon kurabilir. İlk şok atlatıldıktan sonra bu federal duzeyde de mumkun olabilir. Merkel gibi kendini çok buyuk goren politikacılar haleflerini hazırlamıyorlar, hatta duşunulmesini bile istemiyorlar. Ondan sonra gelecek olan politikacının da daha şahin bir politikacı olacağını yani genel olarak Almanya'nın daha sağa kayacağını, daha şahin politikalar izleyeceğine kesin gozuyle bakabiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Almanya'ya yapacağı ziyaret için bu kez çok buyuk guvenlik onlemleri alınacaktır. Çok geniş çemberler ile yakınına bile yaklaştırılmayacaktır. Orada burada gosteriler olacaktır. Merkel milletin anası şeklinde halkına 'Çıkarlarımız bunu gerektiriyor' şeklinde ikna edecektir. Multecilerin Turkiye'de tutulması bu konuda birinci faktordur."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.