Özet (TL;DR) @ 2018-08-29T11:15:40.000Z: Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenen CHP lideri Kılıçdaroğlu, ''Benim bir liralık döviz baronlarıyla ilişkimi ispat et, siyaseti bırakacağım'' dedi. Kılıçdaroğlu, Erdoğan'a 9 soru yöneltti.
CHP Parti Meclisi (PM), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında, parti genel merkezinde toplandı. Toplantının açılışında konuşan Kılıçdaroğlu, yarın 30 Ağustos Zaferi'nin 96. yılının onur ve gururla kutlanacağını belirtti.Mustafa Kemal Ataturk ve arkadaşlarının, 19 Mayıs 1919'da başlattıkları kutsal yuruyuşun 30 Ağustos 1922'de zaferle taçlandırıldığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, bunun sadece Turkiye'nin değil, butun mazlum ulkelerin Zafer Bayramı olduğunu vurguladı.Turkiye'yi bolmek ve parçalamak isteyen egemen, emperyalist guçlere karşı verilen milli mucadele sonrasında bağımsızlığın ve ozgurluğun kazanıldığını, Cumhuriyet'in ilan edildiğini, hakimiyetin saraydan alınıp millete verildiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Bu buyuk başarının, zaferin sonucunda 'Egemenlik bila kaydu şart milletindir' ilkesi doğmuştur. Anayasanın birinci maddesi, Turkiye Cumhuriyeti'nin ortak kabulu olarak ortaya çıkmıştır" ifadesini kullandı.Mustafa Kemal Ataturk ve arkadaşlarının Cumhuriyet'i kurduktan sonra neler yaptıklarının ve bugun nerelere gelindiğinin bir şekliyle masaya yatırılması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, Ataturkçuluğun "siyasi ve ekonomik" bağımsızlık olmak uzere iki temel oğeye dayandığını bildirdi.Kılıçdaroğlu, Ataturk'un siyasi bağımsızlığı "Özgurluk ve bağımsızlık benim karakterimdir" diyerek tanımladığına işaret ederek, bunun siyasi bağımsızlığın butun dunyaya ifadesi olduğunu soyledi.Ataturk'un iktisadi bağımsızlıkla ilgili, "Siyasi ve askeri zaferler ne kadar buyuk olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa, elde edilen zaferler surup gidemez" dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, ekonomik bağımsızlığın sağlanmasıyla siyasi bağımsızlığın da sağlanacağını vurguladı.
' 'ATATÜRK KİMSENİN ÖNÜNDE EĞİLMEDİ"
Ataturk'un bunları bildiği ve Osmanlı'nın batışını gorduğu için borçlanmadığını, tam tersine borçları son kuruşuna kadar odediğini, israfa karşı çıktığını, her kuruşun hesabını millete verdiğini aktaran Kılıçdaroğlu, bunu buyuk bir gurur ve onur meselesi yapan Ataturk'un vefat ettiğinde butun mal varlığını millete armağan ettiğini dile getirdi.Ataturk'un bir metre bile milli demiryolu olmayan memleketi demir ağlarla orduğunu, 10 yılda 15 milyon genç yarattığını, millet mekteplerini açtığını, kapitulasyonları kaldırdığını, Duyun-u Umumiye'yi reddettiğini, şeker ve uçak fabrikaları ile Sumerbank ve Etibank'ları kurduğunu, hiç kimseye el, avuç açmadığını, kimsenin onunde eğilmediğini, kimseye dilenmediğini, yalvarmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Ne olursunuz para verin" diye kapalı kapılar ardında bir politika yurutmeyen Ataturk'un onuru ve gururuyla durduğunu ifade etti.Kılıçdaroğlu, 30 Ağustos Zaferi'nin bu açıdan çok onemli olduğunu, bu zaferi kazanan Mustafa Kemal Ataturk ve arkadaşlarına rahmet dileyerek, onları şukranla ve minnetle andıklarını soyledi.Bugunku Turkiye'nin ise tam bir borç batağı içinde olduğunu, sadece borçların odenmesi için değil, borçların faizinin odenmesi için de borçlanıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, herkesin bu gerçekleri iyi bilmesi ve halka anlatması gerektiğini bildirdi.
" EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY BİLİNÇLİ TOPLANMADI"
"Hesapsız, kitapsız, basiretsiz bir yonetim, Turkiye'yi esir almış durumda" ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, sadece kendisinin ve CHP'nin değil, herkesin iktidarı uyararak "Yanlış yoldasınız, bu yolda devam ederseniz, Turkiye'yi bataklığa suruklersiniz" dediğini aktardı.İktidarın, halka soz verdiği şekilde değil, dilediği şekilde ulkeyi yonettiğini ve Turkiye'nin bugun ciddi bir açmazla karşı karşıya olduğuna değinen Kılıçdaroğlu, iktidardan, buna karşı Ekonomik ve Sosyal Konseyi toplayarak "sorunu yaşayanlarla bir araya gelmelerini" istediklerini ancak bunun yapılmadığını iddia etti.Kılıçdaroğlu, 3 ayda bir toplanması gereken konseyin en son 5 Şubat 2009'da toplandığına dikkati çekerek, konseyin bilinçli olarak toplanmadığını, gerçeklerin dinlenmek istenmediğini ileri surdu.Turkiye'nin içinde bulunduğu şartları dikkate alarak 13 maddelik bir açıklama yaptıklarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, "İyi niyetle, Turkiye'yi, insanımızı, çocuklarımızı sevdiğimiz için, Turkiye'nin geleceğiyle ilgili daha guçlu bir profili ortaya çıkarmak için bunları seslendirdik" dedi.
" NİYE HAPİSTE GAZETECİLER?"
Kılıçdaroğlu, bu 13 maddeyi tekrarlayarak, devlette liyakat sisteminin yeniden oluşturulmasını, demokrasi reformu yapılarak hukuk guvenliğinin sağlanmasını, Merkez Bankasının bağımsız yapıya kavuşturulmasını, akılcı bir sıcak para politikası izlenmesini, dolar esas alınarak yapılan butun ihalelerin Turk Lirası'na çevrilmesini, Kamu İhale Yasası'nın değiştirilmesini, vergilerin nerelere harcandığının hesabının verilmesini, butçede disiplinin sağlanmasını, dış politikanın 180 derece değişmesini, kontrolsuz borçlanmalardan ve adaletsiz vergi politikalarından vazgeçilmesini, uretime geçilmesini ve israftan vazgeçilmesini istediklerini anımsattı.Kılıçdaroğlu, liyakat biterse devlette çurumenin başlayacağını, bugun gelinen noktada bir hanedanlık yapısı içinde çuruyen bir devlet yapısının olduğunu savundu.Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın internet sitesinde yayımlanan ust yonetim isimleri arasında en ustte hiçbir unvanı olmayan bir ismin yer aldığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Bu kişi 'çantacı' olarak tanımlanıyor. Hanedandan birisi. Gazetelerde yer alınca internet sitesinden bu çıkarılmış ama 'çantacı' gorevini surduruyor. Tapelerde adı çantacıydı, para taşıyan kişi" dedi.Hukuk kavramının Turkiye'de unutulduğunu, bir kişinin dunya goruşunun, kararlarının Turkiye Cumhuriyeti devletinin hukuku olarak algılandığını one suren Kılıçdaroğlu, şoyle devam etti:"Butun yargı ona uyuyor. Ne diyorsa, yasama organı kendi kurşun askerleri aracılığıyla ona uyuyor. Vahim bir tablo ile karşı karşıyayız. Enis Berberoğlu niye hapiste? Milletvekili dokunulmazlığı var. Eren Erdem niye hapiste? 'Yurt dışına kaçacakmış.' Dokunulmazlığı kaldırıldıktan sonra defalarca gitti geldi, niye kaçsın? Osman Kavala, Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan niye hapisteler? Duşuncelerini beğeniriz veya beğenmeyiz ama bu insanlar, sadece kalemleriyle duşuncelerini ifade ettiler. Niye hapiste gazeteciler? Guçler ayrılığı yoksa, o ulkede demokrasi yoktur, dikta yonetimi vardır."
" İHALELERİ TÜRK LİRASI'NA ÇEVİRSENE"
Devletin demokratikleştirilmemesi durumunda, organize suç orgutune donuşebileceğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Cumartesi Annelerine yapılana bakın. 700. kez toplanacaklar. Orantısız guç kullanıyorsunuz, yerlerde surunduruyorsunuz o yaşlı kadınları, anneleri. Orantısız guç kullanan polislere bir şey demiyorum, ona o talimatları verenlere soyluyorum. Hangi gerekçeyle bir anneyi yerlerde suruklerseniz ve bu annenin suçu ne? Bir suçu var, 'Oğlumun mezarı nerede?' sorusunu sormak" ifadesini kullandı.Kılıçdaroğlu, darbeler sonrası devletin organize suç orgutu niteliğine kavuştuğunu, butun faali meçhullerin bu donemde oluştuğunu, Turkiye'nin bundan kurtulması gerektiğini vurguladı.Merkez bankasına saygınlık ve itibar kazandırılmasını isteyen Kılıçdaroğlu, dovize endeksli politikaları eleştirdi. Kılıçdaroğlu, "Şimdi karar almışlar, AVM'lerde kiralama dolarla değil TL ile olacakmış. Gunaydın. AVM'de kira dolarlaymış, Turk Lirası'ylaymış, sen onu bırak kardeşim, şu yandaşlara verdiğin milyar dolarlık ihaleleri Turk Lirası'na çevirsene. Onu yapmaya gucun yetiyor mu? Gucun yetmiyorsa sen bu ulkeyi yonetemezsin. Para babalarına teslim olmuşsun demektir" dedi.Kılıçdaroğlu, 16 yılda 186 kez Kamu İhale Yasası'nın değiştiğini belirterek, adama, yandaşa gore ihalenin yapıldığını savundu.Sayıştayın denetim yapamadığını ileri suren Kılıçdaroğlu, vergilerin hesabının sorulamadığını iddia etti. Kılıçdaroğlu, butçede disiplinin sağlanarak fon uygulamalarından vazgeçilmesini istedi.
" EKONOMİYİ YÖNETTİKLERİNİ SANIYORLAR"
Dış politikanın değişmesi gerektiğini ileri suren Kılıçdaroğlu, "Bakın Suriye'de sıkışacağız. Suriye'nin birliğini ve butunluğunu istiyorsanız, Esad'la ilişkiye geçmek zorundasınız, belli ilkeler çerçevesinde. Dış politikada duşmanlık, kin olmaz. Ulusal Kuruluş Savaşını verdiğimiz devletlerle biz omur boyu duşmanlık mı kurduk? Hatta mucadele ettiğimiz, denize doktuğumuz bir ulkenin lideri Mustafa Kemal Ataturk'e Nobel odulu verilmesini onerdi. Dış politika farklı bir alandır. Ülkelerin çıkarları uzerine inşa edilir" dedi.Kılıçdaroğlu, yatırım, uretim yapılacaksa borçlanmanın olabileceğini belirterek, "Faiz odemek için borçlanılır mı? 16 yılda Turkiye'yi tefecilere teslim ettiler. Ekonomiyi bunlar yonettiklerini sanıyorlar. Ekonomiyi yoneten yandaş muteahhitler ve tefeciler. Bu gerçeği herkesin bilmesini isterim. Efendim 'Borç alan, emir alırmış.' Gunaydın beyefendi. Zaten aldığın emirleri de biz gayet iyi biliyoruz. Bir Duyun-u Umumiye donemine doğru suratle Turkiye gidiyor" ifadesini kullandı. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını isteyen Kılıçdaroğlu, şu goruşlere yer verdi:"Asgari ucretli de bir ekmek alırken aynı vergiyi oduyor, milyar doları olan da aynı vergiyi oduyor. Asgari ucretli çalışıp alın teri dokerken vergi oduyor, Man Adası'nda milyon dolarları olan Turkiye'ye getirdiği zaman bir kuruş bile vergi odemiyor. Bu adalet mi? Vergiyi kimden alacaksın? Bir tık daha ileri gittiler şimdi. 'İsterseniz uyuşturucu, organ ticareti yapın, isterseniz fuhuş yaptırın ve gelir elde edin, isterseniz çocuk ticareti yapın, isterseniz kaçakçılık yapın paranız varsa Turkiye'ye getirin, hiç sormayacağız ve vergi almayacağız' diyorlar. Haram paradan, yasa dışı paradan medet uman bir siyasal iktidar, Turkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarını savunabilir mi? Butun dunyaya bizi rezil ediyorlar."
" İSRAF AHLAKIN, ADALETİN DÜŞMANIDIR"
İsraftan vazgeçilmesi gerektiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "İsraf ahlakın, adaletin duşmanıdır. Gelir dağılımını bozar, haksızlıklara yol açar. Altlarında milyonluk arabalar. Şu Ankara'daki buyuk binalara bakın. Buyuk bir kısmı kiralık ve bakanlıklar oturuyorlar. Osmanlı'nın Lale Devri'ni yaşıyoruz. Ekonomisi bizden daha iyi olan bir ulkenin bakanı normal uçakla seyahat ederken, bizimki ozel uçak tutup gidiyor. Yani hovardalığa devam ediyorlar" diye konuştu.Bu 13 maddeyi açıkladıktan sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Kılıçdaroğlu, doviz baronlarıyla hareket ediyor" dediğini aktararak, şunları kaydetti:"Pes vallahi, doviz baronu... Sanki benim kızımın, çocuklarımın Amerika'da apartmanları, binaları, daireleri var. Senin çocuklarının var kardeşim. Doviz baronlarıyla sabah akşam beraber olan sensin. Doviz bazında ihale dağıtan sensin. Benim bir liralık doviz baronlarıyla ilişkimi ispat et, siyaseti bırakacağım ama ben senin doviz baronlarıyla ilişkini her ortamda açıklıyorum ama senden 'tık' yok. Ekonominin geldiği bu durumu hepimiz biliyorduk. Seçimlerin erkene alınmasının nedeni de buydu. Ekonomi kotuye gidiyordu, herkes goruyordu, herkes biliyordu. 'Seçimleri erkene alalım, bu işi kurtaralım.' Şimdi seçimlerden sonra patlak verdi. Neymiş, 'Amerikalı bir papaz varmış da o nedenle kriz çıkmış.' Yok efendim, kriz zaten vardı. Trump ister, sen de vermezsin, 'nokta' dersin, biter. Ne krizi kardeşim. Trump, Meksika sınırına duvar çekti, hala suruyor, kriz mi çıktı? Hayır. Merkel'le tartıştı, kriz mi çıktı? Hayır. Bizde niye çıkıyor? Bizde kriz zaten vardı. Bunu milliyetçi duyguları da istismar ederek, 'Efendim işte biz bir başka milli kurtuluş savaşı veriyoruz. Dış guçler bizimle, ekonomiyle oynuyorlar.' Sen, çocuk oyuncağı mısın? Sen, çocuk musun? Sen, devleti yonetmiyor musun? Merkel yonetirken Almanya'da, Fransa'da, Meksika'da kriz çıkmıyor, niye sende çıkıyor?"
9 SORU Y ÖNELTTİ
"Erdoğan'a 9 soru soruyorum" diyen Kılıçdaroğlu, PM uyelerinden gittikleri her yerde bu soruları dillendirmelerini istedi. Kılıçdaroğlu, şu soruları yoneltti:
"Bir, 'Tarımı bitir, çiftçiyi borç batağına surukle, samandan mercimeğe, canlı hayvandan ete kadar tarım urunlerini ithal et' diyen dış guçler midir? İki, 'Yandaşlarına Turkiye'nin en buyuk ihalelerini dolar endeksli ver, ver ki dolar yukseldikçe daha fazla kazansınlar' diyen dış guçler miydi? Üç, 'Haydi ihaleyi dolarla verdin, yandaşlarına dolarla gelir garantisi de ver' diyen dış guçler miydi? Dort, 'Haydi dolarla yandaşlarına gelir garantisi de verdin, peki yandaşlarının sozleşme değeri 123 milyar dolar olan projelerinin dış borçlarına devleti kefil et' diyen dış guçler miydi? Beş, 'Doviz geliri olmayan şirketlerin, doviz cinsinden borçlanmalarına izin ver' diyen dış guçler miydi? Altı, geçmişteki ureten ve saygınlığı olan Mustafa Kemal'in Turkiye'sini Londra'daki bir avuç tefeciye teslim eden dış guçler miydi? Yedi, 'Merkez Bankası'na mudahale et, bağımsız kurumların bağımsızlıklarını sonlandır, her şeyi sen belirle' diyen dış guçler midi? Sekiz, haklı olarak 'Borç alan, emir alır' diyordun. Memleketi bu hale getirmek için bugune kadar emir aldığın dış guçleri açıklayacak mısın? Son soru, geldiğimiz noktada artık Londra'daki tefeciler faizi yetersiz buldukları ve sana guvenmedikleri için borç vermiyorlar. Şimdi borç almak için Katar'ın kapısını çalmaya ve yalvarmaya başladın. Yeni emirleri Katar'dan mı alacaksın?"
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.