Özet (TL;DR) @ 2018-08-28T06:27:44.000Z: Geç saatlerde yemek yemeği sevenlere kötü haber Onkoloji Profesörü Gökhan Demir’den geldi. Kanseri, “kontrolden çıkmış biyolojik bir zeka” olarak nitelendiren Onkolog, son yıllardaki çalışmalara…
Yaşam tarzı kanser oluşumunu onemli olçude etkiliyor. İdeal kiloyu korumak, duzenli egzersiz yapmak ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmak kanser riskini azaltıyor. Kanser ile bağlantılı bulunan yaşam tarzı alışkanlıklarına son yıllarda yenileri eklendi. Bunlardan biri kaliteli uyku. Gece çalışanlarda ve gece sentetik ışığa uzun sure maruz kalanlarda kanser riski nin arttığını gosteren çok sayıda bilimsel çalışma var. Örneğin; vardiyalı çalışan, hosteslik, hemşirelik gibi mesleklerde meme kanseri sıklığının arttığı biliniyor.
Medikal Onkolog Prof. Dr. G okhan Demir, kanser riskini artıran çalışmalara konu olan bir diğer onemli başlığın da geceleri yemek yeme al ışkanlığı olduğunu soyledi. Literature dikket çeken ve Haziran 2018'de yayınlanan bir makaleye işaret eden Prof. Demir, "Son yıllarda yaşam tarzı ile kanser arasındaki ilişkiyi gozler onune seren yeni bir çalışma daha yayınlandı, o da ozellikle geceleri yemek saati ile kanser riski arasındaki bağlantıyı ortaya koydu. Gece yemek saati ile uyku saati arasında 2 saatten az zaman olanlarda ve akşam yemeğini saat 9'dan sonra yiyenlerde kanser riskinin arttığı goruldu" dedi.
Kanserle mucadeledeki son gelişmeleri ve yenilikleri ntv.com.tr'ye anlatan Onkolog Demir, "yemek, uyku, kanser" uçgenindeki ilişkinin, sirkadiyan ritim yani vucudun biyolojik saati ile bağlantılı olduğuna vurgu yaptı:
" GECE UYKUSUNDA ONARIM ENZİMLERİ VE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ AKTİFLENİYOR"
"Vucudun biyolojik, sirkadiyen bir biyoritmi var. Bu biyoritim ; gunduz yaşamak, gece uyumak uzerine programlı. Biz biliyoruz ki gece uykusunda vucudun onarım enzimleri ve bağışıklık sistemi aktifleniyor. Bağışıklığın ve onarım sistemlerinin gece aktiflenmesi ve bazı fizyolojik sureçlerin başlaması, vucuttaki hasarları geri dondurebiliyor. Biz bu biyolojik ritmi bozduğumuz, yani gece uyumadığımız, çok geç saatte yemek yediğimiz ve fizyolojiyi değiştirdiğimiz zaman kanser riskini de arttırıyoruz."
Sirkadiyen ritim diye de bilinen, insan vucudunun biyolojik saatini inceleyen ve bunu kontrol eden molekuler mekanizmaları ortaya çıkaran ABD'li bilim insanları Jeffrey C. Hall, Michael Rosbash ve Michael W. Young, 2017 Nobel Tıp Ödulu'ne layık gorulmuştu.
Peki yemek yiyip yatınca vucutta neler oluyor ve mekanizma nasıl etkileniyor? Prof. Demir, mekanizmadaki değişikliği şoyle detaylandırıyor:
YEMEKTEN SONRA UYUMAK ONARIM S İSTEMLERİNİ DEVRE DIŞI BIRAKIYOR
"Yemekten sonra vucutta çok guçlu bir hormonal aktivite meydana geliyor. Sindirim sistemi enzimleri çalışıyor, insulin seviyesi artıyor, vucut biyolojik, hormonal, kimyasal olarak aktifleniyor ve sindirim olayı başlıyor. Yediğiniz besinin eritilme sureci tamamlandığında uykuya geçmelisiniz ki uykudaki onarım ve koruma sistemleri aktiflensin. Ama yemek yedikten sonra uykuya geçerseniz vucuttaki o onarım ve koruma sistemleri yeterince devreye giremiyor. Yani, sindirim işlemi tamamlandıktan, aktifleşmiş hormon ve enzimler tekrar normal seviyeye geldikten sonra uyumak lazım. Halbuki yemek yer yemez uyumaya başlarsanız onarım sistemleri çalışamıyor çunku sindirim sureci devam ediyor ve onarım olmadığı için gece uyumamış gibi oluyorsunuz."
Gece sağlıklı uyumak, vucudun sadece kansere değil, birçok hastalığa karşı direncini artırıyor. Çunku v ucutta gunduz olan hasarlar genellikle gece uykuda onarılıyor. Buyume hormonu uykuda salgılandığı için çocuklar uykuda buyuyor. Yara iyileşmesiyle ilgili sistemler gece uyurken aktifleşiyor ve vucut kendi kendini uyurken onarıyor. Onun için sağlıklı bir uyku sağlıklı bir yaşam için şart. Gece saatlerinde en az 7 saat uyumak, uyku hormonu melatoninin salgılanması için de karanlık ve sessiz bir ortamda uyumak gerekiyor. Yanı sıra bilgisayar ve cep telefonundan yansıyan ışığın da uyku kalitesini duşurduğu unutulmamalı.
" RADYOLOJİK TARAMALARIN YERİNİ GENETİK-BİYOLOJİK TARAMALAR ALIYOR"
Gece yemek yeme ve uykunun kanser ile bağlantısını bu şekilde anlatan Prof. Demir, kanserin tanı ve tedavisindeki onemli gelişmeler e de değindi. Kanser tanısının artık genetik-biyolojik tanıya doğru değiştiğini belirten Uzman, radyolojik taramaların yerini yavaş yavaş genetik-biyolojik taramaların aldığını soyledi, "Yani kandan elde edilen t umor DNA'sı, tumorun radyolojik olarak goruntu vermesinden once yakalanabiliyor" diyerek şoyle devam etti:
"Şimdi dunyada herkes kanser teşhisinde bunun uzerinde çalışıyor. Akciğer kanserinde, tumor hucrelerinin DNA'sı kandan izole edilerek, tumor radyolojik olarak goruntu vermeden, yuksek riskli gruplarda teşhisi yapılabiliyor. Kolon kanseri hastalarında ya da kanseri kontrol altına alınmış takipteki hastalarda dolaşan tumor DNA'sı tespit ediliyor, radyolojik tetkikten once nuksu yakalamak mumkun olabiliyor. Özellikle kolon, akciğer ve meme kanserinde bununla ilgili onemli çalışmalar var. Çok sayıda bilim insanı, sirkule eden, dolaşan tumor DNA'sı ve dolaşan tumor hucresi tespit edilerek nuksun radyolojik tetkikten once yakalanması uzerine çalışıyor." Son zamanlarda, daha once over (yumurtalık) ve meme kanserinde kullanılan bazı ilaçların prostat kanserinde de etkili olduğunun gorulduğunu soyleyen Demir'in işaret ettiği bir diğer gelişme ise meme kanseri ile ilgili.
MEME KANSER İNDE HORMON-AKILLI MOLEKÜL BAŞARISI
Meme kanseri tedavisinde hormon ila çlarıyla akıllı molekulleri birlikte kullanmanın giderek yaygınlaştığını belirten Dr. Demir, "Tedavi seçiminde tumorun biyolojik yapısı, tumorun patolojik yapısından daha fazla onem kazandı. Ve birçok hastada artık kemoterapi vermeden sadece hormonal tedavilerle hastalığı kontrol altına alabileceğimizi gorduk" dedi.
Prof. Dr. Gokhan Demir
5 YEN İ İMMÜNOTERAPİ AJANI ONAY ALDI
İmmunoterapi de yeni gelişmelere sahne olan alanlardan biri. İmmunoterapinin kullanıldığı kanser turlerinin giderek arttığını belirten Onkoloji uzmanı, 5 yeni imm unoterapi ajanının onay alarak dunyada kullanıma girdiğini kaydetti.
GENET İK ALGORİTMADA DNA'NIN YERİNİ RNA ALIYOR
Kanserle mucadelede yaşanan çok yeni bir gelişmeden de bahseden Demir'in verdiği bir diğer bilgi ise, genetik algoritmada DNA'nın yerini yavaş yavaş RNA'nın almaya başlaması: "Biz bugune kadar tumorlerin genetik değişikliklerine DNA'ya bakarak karar veriyorduk. Şimdilerde DNA'nın bir urunu olan RNA'ya gore tedavi kararı ortaya çıktı. Yani genetik anlamda DNA'da bozukluk olmadan, RNA'da bozukluk olduğu zaman da hastalığın ortaya çıktığını gorduk. Yeni kuşak taramalarda sadece DNA değil, RNA da ilk defa kanser tedavisinde on plana çıkmaya başladı. RNA uzerinde yapılan analizler kanserle mudadelede zaman içerisinde daha fazla onem kazanacak."
KANSER HASTALARI KL İNİK YANITLARIN YETERLİ OLMADIĞI GÖRÜŞÜNDE
Tıp bilimi kanserle mucadelede cephaneliğine surekli yeni silahlar eklemek için çalışıyor, araştırmalar yapılıyor, yeni ilaçlar ve tedaviler geliştiriliyor. Uzun sure kanserle savaşmak durumunda olan bazı hastalar ise bilimin bu çalışmalarından istenen sonucun alınamadığını duşunuyor. Bazı kanser hastaları ve yakınları, bilimsel araştırmaların genellikle hayvanlarla sınırlı kaldığı, insanlar uzerinde kullanılmadığı yani araştırmalardan anlamlı bir klinik yanıt alınamadığı goruşunde.
KANSERE ÇÖZÜM KONUSUNDA BİLİM DÜNYASI YETERLİ ADIM ATIYOR MU?
Kanserle mucadele eden hastaların sıkça dile getirdiği bu konuyu hatırlattığımız Prof. Demir'in " Araştırmalara ve çalışmalara rağmen kansere kesin çozum konusunda bilim dunyasının yeterli adım atmadığını duşunen kanser hastaları var. Y ıllarını onkoloji bilimine vermiş bir doktor olarak sizin bu konudaki duşunceniz nedir" sorusuna yanıtı ise şoyle:
" KANSERİN TEDAVİSİ BULUNDU VE KANSER BİTTİ DEMEK İSTİYORUZ AMA…""Bence yeterli adım atılmış durumda. Ben 25 yıldır onkoloji hekimliği yapıyorum. 1993-94 yıllarında ileri evre kolon kanserinde 1 yılın uzerinde yaşayan hasta hiç gormezdik. Bugun ileri evre kolon kanseri hastası 3 yıldan az yaşadığı zaman biz başarısız olduğumuzu duşunuyoruz. Bugun ileri evre kolon kanseri olup 7 yıl yaşayan hastalarımız var. O nedenle bilimsel araştırmaların kliniğe yansımadığı goruşune katılmıyorum ama biz çok daramatik bir iyileşme bekliyoruz. Yani 'kanserin tedavisi bulundu ve kanser artık bitti' demek istiyoruz ama maalesef boyle bir şey yok, bu henuz mumkun gorunmuyor. Kendi onkolojik seruvenimde kanserle mucadeledeki ilerlemeye şahit oldum. Mesleğe ilk başladığımda sadece 6 ay yaşatabildiğimiz hastaları şu anda 4-5 yıl çok rahat yaşatabiliyoruz. Bu da çok onemli bir gelişme."
" KANSER KONTROLDEN ÇIKMIŞ BİYOLOJİK BİR ZEKADIR"
Kanser hucrelerinin çok "zeki" olduğunu ve tedaviler karşısında varlıklarını surdurmek için surekli çareler bulduklarını belirten Prof. Demir'e gore, bunca bilimsel çalışmaya ve gelişmeye ragmen kanserin tamamen alt edilememesinin en onemli nedeni de kanser hucrelerinin "zekası". Ancak yine de ustunluk insanoğlunda ve kanserin tamamen yok edilmesi için umit var: "Ben bir suredir kanseri; 'kontrolden çıkmış biyolojik bir zeka' olarak tanımlıyorum. Çunku karşınızda en az sizin kadar zeki bir duşman var ve aktif olarak sizinle mucadele ediyor. Yani siz taktik değiştirdikçe o da taktik değiştiriyor ve bu biyolojik zeka ile baş etmek, yani kanseri tamamen ortadan kaldırmak çok kolay değil. Ancak farklı silahlar, farklı taktikler, çok sayıda seçenek geliştirdikçe hastalığı daha uzun sure yerinde tutmayı başarabiliyoruz. Ama yine de burada ustunluk insanoğlunda ve gelecekte kanseri tamamen yok edeceğimize inancım tam."
V İDEO: KANSERLE MÜCADELESİNİ "CHOCOLAT" KLİBİYLE ANLATTI
Almanya'da gorduğu tedavinin ardından yumurtalık kanserine yenik duşen 31 yaşındaki sanatçı Nancy Dietze, hazırladığı Chocolat\" klibiyle yumurtalık kanseri teşhisi konulmasının ardından yaşadığı şok, korku, ofke, çaresizlik ve yalnızlık duygularını aktarıyor. Video, Yumurtalık Kanseri Farkındalık Gunu olan 8 Mayıs'ta 17 farklı dilde, 100'den fazla sağlık kurum ve kuruluşuyla hasta orgutleri aracılığıyla sosyal medya uzerinden paylaşıldı.","streamid":"755be9d4-54ec-4027-93c0-ececd7f32b2d"} data-player- ishd=False data-player-forcehtmlplayer=false data-player-mostvisibleplay=true data-player-vod-token=c82459a71ecd80d61a095f74e7c575fdd2799600e6264a81 data- player-mute=false data-player-videowidget=false data-player-lazyload=false data-player-section=saglik data-player-category=Video-Galeri data-player- target=beslenme,kanser,prof-dr-gokhan-demir,uyku,uykusuzluk,gece-yemek- yemek,saglik,sosyal-medya,yumurtalik-kanseri,34261855-7a8e-4dcd-8ccf- dd083cf79d65,gece-yemek-yiyenlerde-kanser-riski-artiyor-onkoloji- profesorunden-uyari,haber-detay data-player-duration=0>
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.