Özet (TL;DR) @ 2018-08-26 08:19:16.111599: İstanbul Avcılar’da, 19 Ekim 1995 akşamı, Liceli, 36 yaşındaki beş çocuk babası Fehmi Tosun, üç kişi tarafından zorla beyaz bir Toros’a bindirilerek götürüldü. Aracın plakası 34 UD 597 idi. Her şey…



Cumartesi Anneleri 700. haftada! Bir gun mutlaka 'Kaybedenler kaybedecek'
demek için
oradayız

* Baban ızın kaybedildiği yıl, Cumartesi Anneleri'nin de Galatasaray Meydanı'nda toplanmaya başladığı yıl. Siz henuz 12 yaşındaydınız 1995'te ama babanızın goturulmesinden once ailede konuşulur muydu Cumartesi Anneleri? Bilinir miydi?

- Annemin değil ama babamın bilgisi varmış, yıllar sonra oğrendim. Anneme, "Başıma bir şey gelirse İHD'ye git" dediğini biliyorum. Dolayısıyla Cumartesi Anneleri'ni de biliyor olmalı. Annemin okuma-yazması yoktu, Turkçe bile bilmezdi. Babam onu hazırlamış olmasaydı, nereye gideceğini bilemezdi.

 * Son zamanlarda evin i çinde bir huzursuzluk, gerilim, endişe hissediyor muydunuz çocuklar olarak? **

- Lice'de koyumuz yakıldıktan sonra Diyarbakır'a goçtuk. Babam cezaevine girdi 3.5 yıl. Çıkınca Diyarbakır'da da kalmak istemedik ve İstanbul'a goçtuk. Koyden bir bavulla çıkıp Diyarbakır'da yeni bir hayat kurmaya çalışmıştık. İstanbul'a da her şeyi geride bırakıp bir bavulla geldik. Avcılar'da bir bodrum katına yerleştik once. Guneş gormezdi. Durumumuz yavaş yavaş duzeldikçe babamın kaybedildiği o bahçeli eve taşındık. Her şey iyiye gitmeye başlamıştı, yeni eşyalar alınmıştı. Hayatımız yoluna giriyor, bir şeyler onarılıyor gibiydi. Hepimiz yeniden bir aradaydık. Babamın son zamanlarda tedirgin olduğunu hissetmiştim. Politik bir adamdı sonuçta, insanların kaybedildiğinden haberi vardı.

Cumartesi Anneleri 700. haftada Bir gun mutlaka 'Kaybedenler kaybedecek'
demek için
oradayız


Babam silahlanmay ı kabul etmedi

 * 19 Ekim 'de gerçekten ne olduğunu ne zaman anladınız?**

- Cumartesi Anneleri'ni gorunce... Babam gozumuzun onunde kaçırıldı. Bu bir çocuk için çok korkunç bir şey ama benzer durumu daha once yaşamıştık. 90'lı yıllarda "Ya koruculuğu kabul edeceksiniz ya da gideceksiniz" deniyordu ama nereye gideceksiniz? Lice'de toprağımız vardı, tutunculuk yapıyorduk. Biz sonuna kadar direnenlerdendik. Babam silahlanmayı kabul etmediği için gozaltına alındı defalarca. Son seferinde işkence gordukten sonra tutuklandı ve 3.5 yıl yattı. İstanbul'da goturulduğunde de aynı şey oluyor sandım. Yine alındı, yine tutuklanacak, yine uzun yıllar goremeyeceğim sandım. Ama evdeki hava değişti, basın gelip gitmeye başladı, annem hep dışarıdaydı. İki-uç hafta sonra annem geldi ve bana "Baban için bir yere gideceğiz. O gun gorduklerini hiçbir şey atlamadan onlara anlatacaksın" dedi. Babamı goturen uç kişiyi en yakından ben gormuştum, hatta arkadaşları sanıp gulumsemiştim. İHD'ye geldik, bir basın toplantısı duzenlendi, gorduğum her şeyi anlattım. Sonra buradan çıkıp Galatasaray Meydanı'na gittik. Buyuk kalabalığın, basının sadece babam için orada olduğunu sandım. Bu kadar insan toplandığına gore onu mutlaka bırakacaklar, eve donecek diye duşundum. Sonra saat 12.00 oldu ve herkes farklı bir fotoğraf çıkarmaya başladı. Annem de babamın fotoğrafını çıkarttı poşetten. Bir suru insan ve her birinin elinde farklı bir yuz. O zaman ağlamaya başladım. Sadece babam değildi, bir suru farklı baba vardı. Babamın çok uzağa gittiğini o zaman fark ettim.

 * Yani 12 ya şında bir çocukken gozaltında kaybedilmenin ne olduğunu oğrendiniz...**

- Evet. Bolgeden anneler gelir,  bizde kalırlardı. Akşamları uyumamızı bekler, sonra aralarında gece boyunca konuşur, hikayelerini anlatırlardı. Biz uyumazdık tabii, dinlerdik. Çok daha ağır şeyler yaşayan aileler olduğunu oğrendik.

 * Baban ızın ardından hayat nasıl değişti? **

- Onca yıkımdan sonra tam da yeni bir hayat kurmaya çalışıyorken babamın kaybedilmesiyle her şey altust oldu. Sadece babamızı değil, onunla birlikte akrabalarımızı, aile dostlarımızı, komşularımızı, etrafımızdaki herkesi kaybettik. İHD bizim ailemiz oldu, onların desteğiyle bir arada ve guçlu durduk. Polis mudahalesi başlayana kadar hemen her hafta anemle eyleme giderdik ama sonra 30 hafta boyu çok sert mudahaleler oldu. O sureçte anneler çocukları alandan uzak tuttu. Evde beklemek daha korkunçtu. Saat 12.00 olunca TV kanallarında dolaşıp haber almaya çalışırdık. Çoğu kez de annelerin saçlarından yerde suruklenirken goruntulerini gorurduk. 23 yıl geçti, anneler çok yaşlandı, kimi çocuklarının mezarını bulamadan hayata veda etti. Her hafta o annelerin ısrarı, inancı ve direnciyle meydandayız. Bu mucadele bizimle kuşaktan kuşağa surecek ve bir gun mutlaka "Kaybedenler kaybedecek" demek için oradayız.

 * Annemizi de kaybederlerse diye korkmad ınız mı?**

- O da vardı tabii. Annemin TV haberindeki bir goruntusu aklımdan hiç gitmez mesela: Saçlarından tutup yerlerde surukleyerek gozaltı aracına bindirdiler ve aracın içine de gaz sıktılar. Annem yukarıdaki camı açmış, oradan "Nefes alamıyorum" diye bağırıyordu. Sonunda Cumartesi Anneleri ara vermek zorunda kaldı Galatasaray Meydanı'ndaki buluşmalara. **Ba şınıza gelenler, sizin ve kardeşlerinizin kimliğini belirlemiş olmalı. Nasıl değiştirdi bu acı sizi? �

- İHD benim için çok onemli ve her şeyin uzerinde bir yer haline geldi. Sadece kendimiz için değil, başkaları için de mucadele etmeyi, haksızlıklara karşı çıkmayı burada oğrendik. İnsanlar için bir şey yapmak bana iyi geliyor. Vicdan oğrenilen bir şey bence. Tanık olduğum hiçbir haksızlığa susamam mesela. Boyle oğrendik.

 * Kendinizi yorgun hissetti ğiniz olmuyor mu? **

- Yorgunluk değil de, yetememek hissi uzuyor bazen. Bir kere bu yuzden psikoloğa bile gittim. Bir suru şeye tanık oluyorum ve yetişemiyorum. Çunku surdurmem gereken bir hayatım da var. Kendi işyerimi açtım, eşim var, çocuğum var... Annem de benzer bir mucadele verdi ve ister istemez çocukları geride kaldı. Üstelik onun beş çocuğu vardı. Turkçe oğrendi, okuma-yazma oğrendi. Biz o eksikliği yaşadığımız için aynı şeyi oğlum yaşamasın diye çaba harcıyorum.

* Cumartesi Anneleri 'nin 500. hafta bildirisi babanızla ilgiliydi. 700. haftaya geldik. Aradan geçen surede değişen bir şey oldu mu?

- Hiçbir değişiklik yok. O bildiriyi yeniden yazsak, noktasına dokunmak gerekmez. AİHM babamın dosyasında, Turkiye'yi yaşam hakkı ihlalinden mahkum etti. Turkiye etkili soruşturma yapmayı taahhut eden sozleşmeyi imzaladı. Buna rağmen tek bir somut adım atılmadı.

Cumartesi Anneleri 700. haftada Bir gun mutlaka 'Kaybedenler kaybedecek'
demek için
oradayız

Beyaz Toros 'lar geri gelmeyecek, biz varız

 * Baban ız Cumartesi Anneleri dendiğinde akla gelen ilk isimlerden. U2 album kapağında ondan bahsetti, Turkiye konserinde adını andı. Onu boyle sembol haline getiren nedir? **

- Babamın butun dunyada duyulmasının sebebi annemin mucadelesi. Sadece Turkiye'de değil, Avrupa'da bile panellere katıldı, babamın hikayesini anlattı. Kim çağırdıysa, derdini nerede anlatabilecekse...

Galatasaray Meydan ı'nda size gosterilen ilgide bunca zaman bir değişiklik oldu mu?

- Patlamalardan sonra guvenlik gerekçesiyle etrafımızı polis kordonuna almaya başladılar. Aramadan geçip oturabiliyorsunuz. Bu da halkla aramızda bir bariyer oluşturdu. Ama bariyerin yanında durup merak edip yaklaşanlara bilgi veriyoruz. Bazısı içeri girip bizimle oturuyor. Özellikle genç nufus... Bu anneler mucadeleye başladığında o çocuklar doğmamıştı. Bu çok onemli, umut verici.

 * 2015 'te donemin başbakanı Ahmet Davutoğlu, Van'da, "AK Parti iktidardan indirilirse buralarda teror çeteleri dolaşacak, beyaz Toroslar dolaşacak" demişti. Babanız da beyaz bir Toros'la goturulmuştu. Bu sozlerin sizdeki karşılığı nasıl oldu?**

- Korkmadım. Beyaz Toroslar'ın geri gelmeyeceğine inanıyorum. Artık daha guçluyuz, yalnız değiliz. "Boyle bir şeyle korkutamazsınız, artık biz varız" diye duşundum. Artık hiçbir şeyin ustunu kapatamazlar, buna susmayacak bir kitle var.

 * Entelekt uellerin desteği, katkısı nasıl? Yanınızda olduklarını duşunuyor musunuz? **

- Yeterli değil. Yanımızda olmak, her cumartesi Galatasaray'a gelmek demek değil. Başka turlu katkılar da sunulabilir. Birkaç kitap, şarkı, belgesel var ama daha fazlası olmalı. Daha fazlasını yapabilseydik bu mucadele bu kadar uzun surmeyecekti. 700. hafta için Ceylan Ertem bir şarkı seslendirdi. O da Sezen Aksu'nun şarkısıyla duymuş Cumartesi Anneleri'ni ilk kez mesela. Şimdi genç dinleyicileri de onun sayesinde duyacak anneleri.

FA İLLERİ CEZASIZ BIRAKMAK SUÇ ORTAKLIĞIDIR

* Bayram ı henuz geride bıraktık. Bayramda insanlar kaybettikleri yakınlarının kabirlerini ziyaret eder. Babanız 23 yıldır kayıp ama bir mezarı yok. Nasıl bir his bu?
- İşte bunu duşundukçe daha sıkı tutunuyorsunuz. Mucadele etmenin başka yollarını arıyorsunuz. Bu yılgınlık veren bir his değil. 23 yılın sonunda hepimiz babalarımızın, eşlerimizin, oğullarımızın sağ donmeyeceğini biliyoruz. İstediğim sadece mezarı da değil. Babamı evden alan o uç kişiyle birlikte gozaltında kaybetmeleri bir devlet politikası haline getiren herkes hesap vermeli. Son kayıplar 2001 yılında ama hiçbir hukumet "Bizim donemimizde kayıp olmadı" deyip kenara çekilemez. Failleri cezasız bırakmak, suça ortak olmaktır.

Cumartesi Anneleri 700. haftada Bir gun mutlaka 'Kaybedenler kaybedecek'
demek için
oradayız

Besna Tosun "Cumartesi Anneleri'ne sahip çıkmak, insanlığın onuruna, vicdanına sahip çıkmak demektir" diyor.

Cumartesi Anneleri 700. haftada Bir gun mutlaka 'Kaybedenler kaybedecek'
demek için
oradayız

İrlandalı unlu rock grubu U2, 2010 İstanbul konseri oncesi Tosun ailesi ile birlikte...

Cumartesi Anneleri 700. haftada Bir gun mutlaka 'Kaybedenler kaybedecek'
demek için
oradayız

Üç nesil bir arada: Fehmi Tosun, kızı Besna ve torunu...