Özet (TL;DR) @ 2018-08-26 08:19:07.803012: Sıfırdan yarattığı Chobani markasını, ABD’de son 10 yılın en hızlı büyüyen ve en yenilikçi şirketlerinden biri haline getiren, ABD’deki bir numaralı Türk girişimci Hamdi Ulukaya evleniyor. Gelin,…
* Hamdi,Erzincan'da ilkokulu bitirdin, oğretmen okuluna gittin. Sonra Mulkiye'ye dereceyle girdin... Hiç aklından geçti mi, bir gun Fransız bir balerinle evleneceğin?
- En kuçukluğume gittiğim zaman aklıma gelen bir resim var. O resme devamlı gidiyorum; "Acaba şu uzaklarda ne var?" Zannedersem uzaklara gitmeye 10 yaşında başladım.
- Yani hep o da ğın ardını merak ediyordun...
- Dunyam guzel, her şey hoş ama her zaman dağın arkasını merak ediyordum.
- Burada bir s ıkıntı olduğu için değil, acaba orada ne var diye...
- Evet. Dağın obur tarafına gidenler olmuştu, hikayeler anlatmışlardı. Sivas'a git, Erzincan'a git... Oradan İstanbul'a, Ankara'ya, Amerika'ya git… Giderken birçok şey yaşıyorsun, goruyorsun. Hisler açıldığı için sadece gitmiyoruz, aynı zamanda goruyoruz da. Hissediyoruz. Ben o seslerin içinde, kargaşanın içinde, yoğunlukların içinde her zaman farklı olanı, başka olanı gormuşumdur. Doğada olan bir şey ya da insana ait bir şey. Mesela Louise'i ilk gorduğum zaman, benim aklıma Fransız, Amerikalı, Turk, Kurt gelmedi. Ben orada kendime çok yakın hissettiğim guzel bir insan gordum. Gerisi boş. Benim ilk aklıma gelen "Acaba nereli" değil; "Acaba neleri seviyordur, acaba hikayesi nedir, acaba neler gormuştur, benim gorduklerimi gorse ne der" oldu.
D uğunde oturma planını çekiliş yaparak belirleyeceğiz
- En son iki y ıl once seninle bir soyleşi yapmıştık Hurriyet'te. Orada anneni anlatmıştın. "Butun başarımı aslında ona borçluyum" demiştin. Annen, Allah rahmet eylesin, duğununde yok. Olsaydı ne derdi sence ?
- Annem Louise'i gorseydi, herhalde ağlardı. Benim için sevindiği için ağlardı. Bizim memlekette tum annelerin dort gozu açık, oğullarına nereden kız bulacağım diye. Rahmetli hastanedeyken, orada bir doktor hanım vardı. Ben arada dışarı çıkıyordum sigara içmeye. İçeri gelince, "Oğlum gelinimi buldum. Doktor, Kuran okumasını biliyor, hanım kız" dedi. İçinde kalan uktelerden bir tanesi benim evlenmem, aile kurmamdı.
- Louise 'in ailesininki de başlı başına bir başarı hikayesi. Onu babasından dolayı tanıyan çok; dunyadaki en onemli restarantorlerden bir tanesi. Zor olmuyor mu unlu bir şefin kızıyla evli olmak?
- Louise'in babasıyla uç yıl kadar once tanıştım. CIA (Culinary Institute of America), dunyanın en prestijli şef okulu. Onların mezuniyet gecesinde konuşmuştum. Bir sene sonra aradılar, "Dunyada sağlıklı gıda trendini yaratanlara odul veriyoruz" dediler. Benimle birlikte uç kişi odule layık bulundu. Bir diğeri de Jean-Georges'du. Ben o gune kadar ismini duymamıştım. Louise'le beraber olduktan 2-3 ay sonra anladım ki, babası Jean-Georges. "Babanı tanıyorum" deyince, "Babam da seni çok iyi tanıyor" dedi. Meğer babası benden çok iyi bahsetmiş. Meşhur bir şefin kızıyla çıkmanın ilk başlarda rahatsız eden tarafı şu oldu: Louise, New York'taki restoranların hepsini benden daha iyi biliyor, bir yere gideceğimiz zaman rezervasyon yapıyordu. Gidince mutfak resmen masaya geliyordu. Tum şefler... Hesap da almıyorlar. Meğer New York'ta restoranlarda boyle bir gelenek varmış. Her gece her restoran bir ya da iki masayı başka şefler için ayırırlarmış. Babasına saygılarından dolayı kızından hesap almazlardı. Ben de rahatsız oluyordum.
- Hesap odeyememek de bir dert tabii...
- Daha sonra Louise'e, "Bundan sonra senin adına rezervasyon yapmayalım, çunku yemek yerken mutfağın masamın başına toplanmasından hoşlanmıyorum" dedim. Çok şaşırdı. "Şeflerin yanına gelmesini istemeyen ilk kişi sensin" dedi. Ondan sonra bir daha onun adına rezervasyon yapmadık.
- İ stanbul'daki restoranlara gittiniz mi Jean-Georges'la?
- Gittik, dun Galata'da Duble Meze'ye gittik. Eren Çapa'ya bravo. Herkesin ağzı açık kaldı. Tam bir ziyafet yaşadık. Midyeci Ahmet'e gittik. Taksim'de Zubeyir Ocakbaşı'na gittiler. Jean-Georges habire Instagram'a koyuyor. İstanbul'a daha once gelmiş, bir restoran açmış 10 sene once. "En sevdiğim yemek mantı" dedi. Kahvaltıya bayılıyor. Buranın tatlarına hasta. "Niye Turk konseptli bir yer açmadın" dedim. Belki olabilir.
- Seni biraz once gençlerle gordum. Senin için nasıl Turkiye? Burada artık daha fazla tanınıyorsun...
- Gençlerin gozlerindeki gulumseme çok hoşuma gidiyor. Gelip merhaba diyenlerin hepsi azimli. Gozlerinde bir ışıltı var ve bir yere gelecekler. Kapalıçarşı'daydık, bir arkadaş geldi, Malatyalı'ydı... Dukkanından Louise'e bir hatıra verdi. "Ağabey idolumsun, her şeyini takip ediyorum" dedi. Sadece Chobani şapkası istedi. Boyle oluyor; karşılaşıyoruz, fotoğraf çektiriyoruz, sohbet ediyoruz. Çoğunun Hamdi Ulukaya Girişimi'nden (HUG) haberi var. HUG'la ilgili acayip guzel şeyler soyluyorlar.
- Kimler gelecek d uğune?
- Sadece aile, arkadaşlar, çalışma arkadaşlarım... Dunyanın hemen her bolgesinden insanlar bir haftadır İstanbul'u keşfediyor. Duğun kadar mutlu ediyor bu beni.
- T urkiye'de duğunlerde çok tartışma çıkar. Oturma sorunu falan... Siz bu oturma sorununa çok yaratıcı bir çozum getirmişsiniz. Nedir o ?
- Louise buldu. Herkes benim için çok değerli; çok sevdiğimiz, saydığımız arkadaşlar. Uzak masada oturanlar daha mı az onemli? Bir yandan davet ediyorsun, bir yandan da "O kadar onemli değilsin" diyorsun. Louise "Aileleri yakında tutalım, diğerlerini piyango ile yerleştirelim" dedi. Ben ilk defa duydum, boyle bir şey var mı bilmiyorum. Bence buyuk yenilik.
Burada ili şkilerdeki lezzeti ozluyorum�* Sizi T urkiye'de daha mı çok goreceğiz bundan sonra?**
- Louise hasta oldu Turkiye'ye. Ben çalıştığım için çok sık gelemiyorum. Ona tattırmaya çalışırken, ben de aklıma gelmeyen şeyler yapıyorum. Kapalıçarşı mesela... Acayip hoşuma gitti. Bir esnaf bizi dukkanına aldı; Ahmet Ağabey, sohbet ettik. "Nerede yiyelim" dedim. "İyi lokantalar var ama ben şuradaki durumcuden alıyorum" dedi. Yemekten sonra kahvemizi içtik dukkanda, sohbet ettik. Bunları ozluyorum tabii. Mısır Çarşı'sına gittik, Galata Koprusu'nde yuruduk. Karakoy'de eskiden çok gittiğim bir baklavacı var; oraya gittik. Louise olmasaydı yapmazdım bunları. Buraya geldiğim zaman, New York'ta ne olmadığını, orada neleri kaçırdığımı goruyorum.
* En çok neyi ozluyorsun, kaçırıyorsun oradayken?
- Derinlik var burada. İlişkiler farklı, el sıkmalar farklı, sohbetler farklı. Daha samimi. İnsaniyet var. Duygulu bir insanlık var. O çok guzel bir lezzet. Geldikçe "Keşke boyle bir ortamda buyuse çocuklarım" diyorum.
* Çocuklarına Ahmet Ümit masalları okuyup, Barış Manço şarkıları dinlettiğini biliyorum...
- Evet. Ara Dinkyan, Aynur ve tabii ki İncesaz da dinliyoruz çocuklarla. İlk oğluma ayrıca bir de hikaye yazdım. Her gun banyosundan sonra sutunu verip hikayesini okuyup yatırırdım. Sonra kitaplar okurdum. Ahmet Ümit'in kitapları, Binbir Gece Masalları...
Derinlik var burada. İlişkiler farklı, el sıkmalar farklı, sohbetler farklı. Daha samimi. Duygulu bir insanlık var... Keşke çocuklarım boyle bir ortamda buyuse...
Louise Ulukaya: İstanbul sokaklarında hayat var!
* Louise hem Hamdi hem ben, yıllardır sana burayı anlatıyoruz. Nasıl buldun memleketimizi?
- Hamdi'den ve sizlerden duyduğum şeylerden, izlediğim belgesellerden tanıyordum Turkiye'yi. Ama gelip içinde yaşamak apayrı bir şey. Sokaklarda yurumek, şehrin farklı mahallelerinde dolaşmak, tarihini keşfetmek için çok heyecanlıydım. Hamdi ile keşfetmek de çok guzel. Şehrin kuçuk, bilinmeyen taraflarını oğrenme fırsatım oldu. Tabii bir de yemekler... İstanbul'da sokaklarda yurumenin ayrı bir enerjisi var. İnsanlar hayat dolu, cıvıl cıvıl. Sadece sokakta insanları izlemek bile harika. Kapalıçarşı'ya gittik mesela, insanlar o enerjide muchevher, kurk, halı satıyor. Beş nesildir var olan bir dukkana gittik. Her şeyin çok da değişmediğini gormek çok guzel bir duygu. Tabii ulkede buyuk değişimler oldu ama insan hala Turkiye'nin koklerini sokakta gezerken ruhunda hissedebiliyor. İnsanların yuzunde derin ve zengin bir kulturun izleri var.
- Sen ger çek manada bir dunya vatandaşısın. Uzak Asya'da, Ortadoğu'da, Avrupa'da ve en son Amerka'da yaşadın, okudun. O yerlerden sonra İstanbul'da sokaklarda yurumenin nesi farklı?
- İstanbul'un sokaklarında hayat var. Nerede yurusem hep muzik var. Boğazdan geçen gemiler... Çocuk sesleri... Butun bu sesleri çok seviyorum. Dukkanların içinden çok dışarısında daha fazlası var. Butun bu atmosfer bana çocukluğum memleketi Guney Fransa'yı hatırlatıyor. Nereye gitsem bir ortak toplumsal dokunun varlığını hissediyorum.
- Profesyonel bir restorant or olarak, Turkiye'de gittiğin restoranları nasıl buldun?
- Kebapçı Adana İl Sınırı'nı çok beğendim. Bir de Kapalıçarşı'da gittiğimiz esnaf lokantasını çok sevdim. Bulgur pilavı, kebap ve salata yedik. O kadar lezzetliydi ki, bir tane daha istedik. Kapalıçarşı'nın enerjisinde, çalışanlarla yemek de ayrıca guzeldi. Tabii balık ve mezeler... Tum bu restoranlar içinde benim en favori mekanım tabii ki Çiya. Şef Musa Dağdeviren dunya çapında bir marka. İnanılmaz bir mutfak kulturu sevdalısı... Keşke butun dunya Turk mutfağının bu otantik halini tatsa.
Onunla tamamen kendimim
* Nas ıl tanıştınız?
Louise Ulukaya: Aspen'deki Yemek ve Şarap Festivali'nde. Ondan aylar sonra da tesadufen tekrar benim New York'taki restoranımda kaşılaştık. Hamdi o mekanın benim olduğunu bilmeden gelmişti.
- Restoran ın senin olduğunu fark edince, daha sık gelmeye başladı mı?
LU: Evet! Hatta seninle çok geldi o donem.
Hamdi Ulukaya: Neredeyse iki gunde bir.Garsonlar neden geldiğimi anlamışlardı sanki (guluşmeler...).
* Aran ızdaki bağ neydi? Ne zaman Hamdi'nin hayatını birleştireceğin o adam olduğunu anladın?
LU: Onu ilk tanışmamızdan aylar sonra bir daha gorduğumde, "Bu adamla ilgili çok guçlu bir şey var" dedim kendi kendime. Gozleri... Bakışları... İlk tanıştığımız anda bir şekilde onunla omrumun kalanını birlikte geçireceğimi biliyordum. Çay içmek için ilk oturduğumuzda ona aşık oldum. Farklı yerlerden geliyoruz ama hikayelerimiz ortak. İkimiz de doğallığı her şeyin ustunde tutuyoruz. Sukunet, sokaklarda saatlerce gezmek, dağlarda ateş yakmak, yıldızların altında uzanmak... Mesela bizi gece kluplerinde, kokteyllerde ya da şohretlerin takıldığı mekanlarda goremezsiniz. İkimiz de şaşaadan hoşlanmıyoruz. Sadelik en buyuk luksumuz. Hamdi'nin çok guzel bir ruhu var. Ben bu doğallığa aşık oldum.
HU: Louise'in restoranı bizim merkez ofise çok uzak değil. Chobani Avustralya takımımız New York'taydı. Asistanım Chef's Club'da rezervasyon yaptırmış. Sohbetin ortasında birden karşıdan hiç beklemediğim anda Louise gorundu. Onu gorunce misafirleri tamamen unutmuştum.
Dersim t urkuleri Neruda şiirleri...
LU: O gunden sonra çok guzel şiir ve turkuler gelmeye başladı telefonuma. Rumi'den çok guzel satırlar, Neruda'dan şiirler... Bir de bir aşk hikayesi hakkında şarkı vardı.
* Hamdi, Louis 'i Dersim turkuleri ve şiirlerle ayarttın diyebilir miyiz (guluşmeler)?
HU: Diyebiliriz (guluşmeler).
- Hamdi peki sen ne zaman Louis 'in evleneceğin kadın olduğunu anladın?
HU: O zamanlar Vietnam mutfağı yapan bir restorandan bahsetmişti. Bir gun o restorana gittim ve karşı masada Louise oturuyordu. Yanımdaki arkadaşıma "Ben şu karşıdaki kızla evleneceğim" dedim. Niye dedim ben de o an bilmiyordum.
- Asl ında senin yaşadığını araştırmalar da destekliyor. İnsanlar karşısındakine dair temel yargılarını tanıştıkları anda veriyor. İlk goruşte aşık olmakta boyle bilimsel bir temel de var.
HU: Louise bana çok tanıdık geldi. Daha once gorduğum biri gibi değil ama... Kalbime tanıdık geldi. Tanıdık ruh. Tanıdık dost. Anında hissettim. Onunla birlikte olduğumda tamamen kendimim, o da tamamen kendisi.
Bizim hik ayemiz dağla denizin kavuşmasına benziyor
* Hamdi sen Munzur 'un dağlarından, Louise sen de Guney Fransa'nın kıyılarından geliyorsun. Farklı kulturler, farklı coğrafyalar, farklı dinler... Bu farklılıklar aranızda sorunlara yol açtı mı?
**
**
LU: Çatıştıklarını duşunmuyorum. Ama çok farklılık olduğu doğru.
HU: Tabii kulturel farklılıklar var. Mesela sen ve eşin Lauren ile yıllardır arkadaşız. Sizin aranızdaki o samimiyet, doğallık çok ozel. Her ne kadar sen Kars'tan, Lauren Philadelphia'dan gelse de birbirinizin kulturuyle harmanlanmanız, bunun çocuklarınıza pozitif etkisi ve onlardaki o zenginlik beni hep etkilemiştir. Biz de aynı sureci yaşıyoruz. Louise dağları benimle birlikte sevmeye başladı, ben de Akdeniz'i onunla birlikte keşfediyorum. Yani dağla denizi buluşturduk. Hayat bence farklılıkları bir araya getirince daha guzel.
-
Resmi nik ahınız çok onceden New York'ta, bizim konsoloslukta kıyıldı. Ben de şahitlerden biriydim. Turkiye'de yaptığınız bu duğun, aslında geleneksel bir kutlama, aileler için yapılan bir toren. Neden burada? Fransa ya da New York'ta da yapabilirdiniz.
-
LU: Ben istedim çunku Hamdi benim kulturumu daha çok goruyor gibi hissettim. Kardeşleri, akrabalarının çoğu Turkiye'de. Doğduğu topraklarda evliliğimizi kutlamak istedim. Bir de ailemin bu kulturu gormesini, oğrenmesini... Turk değilim ama oyle hissediyorum.
* Nik ah yuzuğu çok guzel. Kim tasarladı?
LU: Yuzukleri ve takıları Gilan ile Sevan Bıçakçı tasarladı. Duğunun tum tasarımlarının Turkiye'den olmasına çok ozen gosterdik.
- K ına Gecesi de yaptınız...
LU: Evet çok guzel bir gece oldu. Hamdi'nin ailesi ve benim Singapur, Madagaskar, İtalya, Fransa, Meksika'dan gelen arkadaşlarım... Hamdi'nin yeğeni Dilek organize etti. Muzik, renkler, mum ve kırmızı şal destansı bir goruntu oluşturdu. Herkes halay çekti. Bir tek ağlamayı unuttum. Ağlamam gerekiyormuş kına yakılırken.
T urk oğrencilere burs vereceğiz
Bir s uredir Turkiye'ye gelen turistlerin çok az para harcamalarına kafayı
taktım.
New York 'a gelen turist sayısı İstanbul'a gelene yakın ama bize gelenler
çok az para harcıyor. Bunun nedenlerinden biri, bizde markalı mekan sayısının
sınırlı olması. Bu anlamda senin restoran işine kattığın yeniliklerin
hayranıyım. Kurduğun Chef's Club'a da birkaç kez geldim. Bir de Aspen'de
kurduğun başka bir restoran var galiba, değil mi?
- Aslında ben finans okudum. Ama restoran işine çok erken başladım çunku yemeği çok seviyorum. İlk restoranımı Aspen'de beş sene once açtım, adı Chef's Club. Şu an New York ve Aspen'deki Chef's Club'ları devrettim. Yeni bir konsept uzerinde çalışıyorum.
Şefler her ay restorana geliyor ve kendi yemeklerini pişiriyorlar...
- Aynen. Bir Broadway muzikali sahnesi gibi olmak istedik. Genç ve tecrubeli
şefler için belirli zamanlarla yemek yapacakları bir platform olmaya
çalışıyoruz. Bir gece, bir hafta, bir ya da iki ay sureyle restoran onların
oluyor.
Ayrıca, şefler dekoru da kendi restoranlarındaymış gibi değiştirebiliyorlar.
Turkiye'den bir şefi ağırladınız mı?
- Evet, Mehmet Gurs bir haftalığına Chef's Club'daydı. Çok çok iyiydi, çok enteresandı.
Aynı zamanda bir vakıf yonetiyorsun, değil mi?
- Evet, erkek kardeşim, ben ve babam
Vakfın adı ne? Duğun hediyesi yerine, vakfa bağış kabul ediyorsunuz.
- Food Dream Foundation. Evet, bize duğun hediyesi vermek isteyenlerin bağışlarını kabul ediyoruz. Genç Turklere aşçılık okullarında burs vererek, onları profesyonel aşçılığa hazırlayan bir vakıf. Amerika'da da ulkenin farklı yerlerinden gelen gençlerin aşçılık okul eğitimlerini karşılıyoruz. Sonrasında da Jean-Georges grubuna dahil restoranlarda hedeflerine gore işlerde çalışmaya başlıyorlar. Program aslında Hamdi Ulukaya Girişimi'ne bu yonuyle benziyor. Birçok multeciyi de destekledik UNICEF sayesinde.
Hamdi Ulukaya Kimdir?
Erzincan'ın İliç ilçesinde, sut urunleri ureten bir ailede dunyaya geldi. Bugun ABD'de son 10 yılın en hızlı buyuyen ve 'En Yenilikçi 10 Şirket' arasında yer alan Chobani'nin kurucusu ve CEO'su. Beş yıldan kısa surede yıllık satışlarını sıfırdan 1 milyar doların uzerine çıkan Chobani'yi ABD'nin en hızlı buyuyen markası yaptı. 2015'te 'The Giving Pledge'i (Bağış Taahhutu) imzalayarak servetinin buyuk bir kısmını kuresel multeci krizine çozum bulunmasına ayırdı ve dunyanın dort bir yanında yurdundan edilmiş insanlara daha iyi çozumler sunmak amacıyla Tent Foundation'ı (Çadır Vakfı) kurdu. 2017'de, Hamdi Ulukaya Girişimi'ni kurarak yuze yakın genç girişimciye Amerika'nın kapılarını açtı.
LouIse (VongerIchten) Ulukaya Kimdir?
Fransız bir ailenin kızı olarak New York'ta dunyaya gelen ve universite eğitimine dek profesyonel olarak bale yapan, Lincoln Center'de sahneye çıkan Louise Ulukaya, Washington D.C. Amerikan Üniversitesi'nde eğitim gordu. Ardından Paris'teki ESSEC - International Business School'da işletme yuksek lisansını tamamladı. Kariyerine Dubai ve Hong Kong'da uluslararası restoran işletmecisi olarak başladı. ABD'de oldukça beğeni toplayan pek çok marka restoran açtıktan sonra 2016'da mutfak sanatları alanında hayallerini gerçekleştirmek isteyen ihtiyaç sahibi gençlere eğitim ve iş imkanı sunan Food Dreams Vakfı'nı kurdu.
Gelinin babası, dunyaca unlu şef Jean-Georges Vongerichten

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.