Özet (TL;DR) @ 2018-08-26 08:19:01.683276: 36 yıllık meslek hayatına köşe yazıları, romanlar, televizyon ve radyo programları, caz düetleri sığdırdı. Şimdi aşk, ilişkiler ve evlilik üzerine kısa hikâyelerini ve yazılarını derlediği yeni kitabı…



Herkes aşık olmaya yer arıyormuş, başka hiçbir derdimiz yokmuş gibi bir hava
esiyor

Bug un yeni yaşınıza bastınız. Devirdiğiniz 55 yılı nasıl ozetlersiniz?

- Yapmak istediklerimi yapabilmek benim için en guzeliydi. Bazen hayal kırıklıkları oldu. Üzuntuler, acılar... Ama onlar da çok şey oğretiyor. Acılar da buyutur insanı.

* Çok şehir değiştirmişsiniz. Nasıl hatıralar kaldı size yaşadığınız evlerden?

- İstanbul, Ankara, Lefkoşa, Girne, Doğubeyazıt... Çok kuçukken yaşadığım bazı evlerin yerinde yeller esiyor, bazılarıysa hala yerli yerinde ama tabii benim hatırladığımdan çok kuçuk... Yazık ki eskiden şimdiki kadar çok fotoğraf çekilmediği için bu donemlerden fazla fotoğrafım da yok. O kadar çok taşındık ki çocukluğumun evlerinden fazla bir şey kalmadı. Babamdan bana kalan dolmakalem, saat gibi birkaç kuçuk anmalık sadece...

* Yeni kitab ınızın başında andığınız eski İstanbul nasıl bir yerdi sizin için?

- Çocukken ve ilkgençlik yıllarımda İstanbul benim sevgilimdi. Barbaros Bulvarı'ndan aşağı inerken denizi gormek, hele aylardan baharsa içimde buyuk bir heyecan oluştururdu. Yeşilkoy'e gittiğim zaman da faytona biner ve denizin kokusunu duyardım. Bu hala beni çocukluğuma goturen bir koku. Faytoncu çıngırağı çalıp eve yaklaştığımızda arkama yaslanıp gulumserdim. Benim için unutulmaz guzellikte bir andı bu. İstanbul'dan uzaklaştığım zaman da mutsuz olurdum. Geldiğimde deli gibi sevinirdim. Çunku birçok zaman ayrı kaldım. Tıpkı sevgiliden ayrılmak gibiydi. Hala benim için dunyanın en guzel kentlerinden biri ama çok değişti. Belki ben de değiştim, içimden eskiden gittiğim pek çok yere gitmek artık gelmiyor.

* Peki kitab ın adındaki gibi unutmak istediğiniz çok anınız var mı?

- Çok yok. Garip bir belleğim var. Kotu şeyleri kendiliğinden siliyor.

Herkes aşık olmaya yer arıyormuş, başka hiçbir derdimiz yokmuş gibi bir
hava
esiyor

İ lişkilerde roller karıştı

* Kitab ınızdan şunu anlıyoruz: Eşiniz dostunuz size uzun uzadıya aşk ve ilişkiler hakkında sorular soruyor...

- Evet, gerçekten de soruyorlar. Belki biraz ketum olduğum içindir. Bana soylenen bende kalır. Tabii her konuda konuşuyoruz ama galiba insanlar en çok ilişkileriyle ilgili kafaları karıştığında guvendikleri biriyle konuşmak istiyor. Bu tehlikeli bir şey çunku yanlış bir yon de verebilirsiniz.

* Yine kitapta bir arkada şınızın 'erkekler ne ister' diye kitap yazmanızı istediğinden soz ediyorsunuz. 'Bazen Unutmak İstersin' biraz da 'Alın, butun bildiklerim, anladıklarım bu' mahiyetinde mi?

- Genellikle son yıllarda 'kadınlar ne ister' konusuna çok odaklandık. Oysa erkeklerin de ciddi sıkıntıları var. Özellikle de sanıyorum olmaları istenen rolu bir turlu bulamadıkları için sıkıntı çekiyorlar. Surekli suçlanma durumundan biraz bunalmışlar. Galiba ilişkilerde roller karıştı. Özellikle bazı kesimlerde kadınlar fazlasıyla dominant hale gelmiş durumda. Surekli hesap soruyor, fırçasını atıyor, adamın peşinde hafiye gibi geziyor, adeta nefes aldırmıyor. Teknoloji kadınlara bu konuda çok yardımcı oldu. Eskiden boyle kadınlara 'dırdırcı' denirdi. Ama onlar soylenmekle kalırdı. Şimdikiler artık yalnızca adamın başının etini yemiyor, canına okuyor.

* A şk ve ilişkiler uzerine yazılmış kitapların sayısını saptamak imkansız. Üzerine bu kadar duşunulmesi gereken bir konu mu bu sahiden?

- Evet oyle. Her zaman, her yerde, her yaşta, her ilişkide farklı bir biçim alan ozel bir duygu. Bu nedenle de korlerin fili tanımlaması gibi herkes farklı anlatabiliyor. Ve biz guzel aşk filmlerinden, huzunlu aşk romanlarından hiç sıkılmıyoruz. Yoksa dunyada elbette çok daha onemli bir suru şey var ama aşk aynı zamanda herkesin içinde bir coşku yaratıyor.

* Bir onceki soyleşimizde "Sucuklu yumurtayı bile aşkla tarif ediyorlar" demiştiniz. Ne oldu da bu kıvama geldik?

- İki gun birlikte olanlar için "Aşk yaşıyor" dendikçe kavramın içi iyice boşaldı. Neredeyse butun dizilerin adında aşk geçiyor. Herkes aşık olmaya yer arıyormuş, başka hiçbir derdimiz yokmuş gibi bir hava esiyor. Belki de insanlar sıkıntılarından, toplumsal hayatın getirdiklerinden uzaklaşmak istiyor. Aynı zamanda yemek ve seyahatin de boylesine delilik derecesine gelmesi herhalde bir rastlantı değil. Aşk acısı çekenler de var ama belki psikoloğa gidiyorlar.

* Siz de sevgilinizden ayr ıldığınızda yaşayamayacağınızı duşunmuşsunuz. Nasıl iyileştiniz?

- Yazarak ve muzikle... Kitaplar ve muzik her zaman yanımda oldu. Yalnız kalmak boyle zamanlarda zordur ama insan biraz yalnız kalıp kendisine donmeli bence.

* Sizce bir a şkı sona doğru surukleyen ne?

- Çok fazla nedeni var ama sıradanlaşmak, cazibesini kaybetmek, gizemli olanı yitirmek, birbirini fazla didiklemek, eleştirmek ve bir de incelikleri, guzel sozleri unutmak... Ve elbette erotik çekimi kaybetmek. İnsanları değiştirmeye çalışmak yerine onu sevdiğiniz haliyle kabul etmek zorundasınız ama zaman içinde siz de değişiyorsunuz ve belki eskiden sevdiğiniz şeyler gozunuze batmaya başlıyor.

Baz ı kesimlerde kadınlar fazlasıyla dominant hale gelmiş durumda. Eskiden boyle kadınlara 'dırdırcı' denirdi. Ama onlar soylenmekle kalırdı. Şimdikiler artık yalnızca adamın başının etini yemiyor, canına okuyor.

Ç ikolata fabrikasına mudur yapılmış çocuk gibiydim

* Mesle ğinizde 36 yılı geride bıraktınız. Bu surede sizce toplumda neler değişti?- Çok şey. Hem toplumda hem medyada... Turkiye 15 yıldır çok ciddi bir donuşum geçiriyor. Ama bu arada kendimizle ilgili gormezden geldiğimiz şeyleri gorduk. Milyonlarca insanın yıllarca gizli bir kimlikle yaşaması gibi... Demek ki pek sandığımız gibi değilmişiz. Çocuklarını buyuklerin istediği gibi yaşamaya zorlayan bir toplumun başına gelecek bir şey, değil mi?


* Gazetecilik, radyo programc ılığı, televizyonculuk ve koşe yazarlığı... Herşey nasıl başladı?

- Mesleğe sanat ve edebiyat dergisi 'Gosteri'de başladım. Çok gençtim ve ulkenin butun unlu yazarları, ressamları, sanatçıları dergiye gelip gidiyordu. Birçoğuyla dost olduk. Duşunsenize, şiirlerini yalnızca okul kitaplarında gorduğunuz biri bir anda sizi evine çağırıyor, oturup edebiyat konuşuyorsunuz. Çikolata fabrikasına mudur yapılmış bir çocuk gibiydim. Üzucu anılar da var. Kaybettiğimiz dostlar, gazetenin ya da kanalın birdenbire kapanması gibi... Dergiler, gazete, koşe yazıları, yoneticilik, radyo ve TV programları, soyleşiler... Sonra da muzik... Bugune kadar "Aman ne kadar sıkıldım" diyeceğim hiçbir şey yapmadım. Benim kuşağım ozel kanallara ve medyanın değişimine ilk yetişen kuşak olduğu için pek çok şeyin ilkini yapma şansı buldum. Donup bakınca bazen cesaretime şaşırıyorum, bazen çok guluyorum bazen de "Bunu artık şimdi yapamayız" diyorum.

Herkes aşık olmaya yer arıyormuş, başka hiçbir derdimiz yokmuş gibi bir
hava
esiyor

Bazen Unutmak İstersin 
K urşat Başar 
Everest Yay ınları 224 sayfa, 20 TL