Özet (TL;DR) @ 2018-08-26T09:21:00.000Z: 2015'te Nobel Kimya Ödülü kazanan bilim insanı Aziz Sancar, Türkiye'deki siyasi gelişmelerden rahatsızlığını dile getirdi. 'Ülkenin toplumca bölünmüş yapısına' son derece üzüldüğü belirtilen Sancar,…



2015'te Nobel Kimya Ödulu kazanan bilim insanı Aziz Sancar, Turkiye'deki siyasi gelişmelerden rahatsızlığını dile getirdi. 'Ülkenin toplumca bolunmuş yapısına' son derece uzulduğu belirtilen Sancar, "Ben kusum ulkeye" dedi.

(C) Fotoğraf : DHA

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, Sancar ile birlikte Ankara'ya Anıtkabir'i ziyarete gittiklerini anlattı.  Bursalı Sancar için "Ülkenin toplumca bolunmuş yapısı kendisini son derece uzuyor, bu duygusunu en ust duzeyde yetkililere de iletiyor ve ulkeye gelmek istemiyor" dedi.

Bursalı'nın Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazısı şoyle:

"İstanbul'da evde çalışırken telefon çalmıştı, Sancar'ın sesi: "Pazar gunu Ankara'ya gel, butun gun beraber olalım, Ataturk'e gidelim."

Bu yıl Turkiye'ye gelmeyecekti. Turkiye'deki siyasi gelişmelerden rahatsızlığını dile getiriyordu: "Ben kusum ulkeye".. Keskin, eleştirel bakışlı gulmeyen bir fotoğrafını paylaşmıştı benimle. "Ruh halim bu, bunu kullanın" demişti, o sırada Bahçeşehir Üniversitesi'nce basılan İngilizce " Aziz Sancar ve Nobel'in Öykusu" kitabının kapağı için (Yunanca çevirisi de hazır, sonbaharda basılacak). Aziz Sancar hala aynı ruh halinde! Ülkenin toplumca bolunmuş yapısı kendisini son derece uzuyor, bu duygusunu en ust duzeyde yetkililere de iletiyor ve ulkeye gelmek istemiyor.

Bu yıl mayısta Azerbaycan ve Kırgızistan'a gitmişti; İstanbul uzerinden ABD'ye donerken havaalanından aramış konuşmuştuk. Orada aynı zamanda yolları kesişen Cumhurbaşkanı ile de 15 dakika kadar goruşmuştu.

' ŞURADA KAÇ YIL DAHA ÇALIŞABİLİRİM, ÜRETEBİLİRİM Kİ'

Daha sonra Cumhurbaşkanı'nın Başkanlık torenine davet edilince, telefonla sureç uzerine sohbet etmiştik. Kusluğune rağmen, Ankara'da torene katılma kararı almıştı sonuçta.

Uzun uçak yolculuğu yıpratıcıdır, sevmiyor; zaten bir de kulak sorunu yaşadı. Turkiye'den çok davet alıyor, ozellikle bilimsel kongrelerde Sancar'ı gormek, dinlemek, tartışmak, sohbet etmek, ağırlamak istiyorlar. Şuphesiz ki hepsine gitmesi mumkun değil, ama bir iki onemli buyuk kongrede bizim bilimcilerle buluşmasının iyi olacağını soyluyorum ona. Mesela bir kongrede Nobel'den sonra kendi alanındaki gelişmeleri ve son yaptığı çalışmaları anlatabilir. Sancar, Turkiye'de bilim insanlarını motive edici, tetikleyici bir karakter, buna ihtiyaç var. Turk bilim insanları laboratuvarında araştırmalarına sık sık misafir oluyor, ust duzey katkıda bulunuyorlar. Onlardan çok memnun. Bu konuyu sonra yazacağım.

Sancar tam bir temel bilimci. Laboratuvardaki çalışmaları her şeyden daha onemli. Surdurduğu bilimsel çalışmalarından alacağı olumlu sonuç kadar kendisini mutlu edecek başka bir şey yok. İnsanlığa hizmet ve Turk'ten, bir Ataturk Cumhuriyetçisinden dunyaya katkıyı çok onemsiyor. "Şurada kaç yıl daha çalışabilirim, uretebilirim ki" diyor. 72 yaşında. İnşallah sağlıklı çok uzun sure bilimsel çalışmalarını surdurur! Laboratuvarında işler mukemmel gidiyor! Nelerle uğraştığı konusu sonraya…

' HEDEFİMİZ SANCAR'IN NOBEL MADALYASININ SERGİLENDİĞİ GALERİ'

Havaalanından Buyuk Ankara Oteli'ne 12'de vardığımda resepsiyondaki beyler telefon ediyor Sancar'a. Beklerken çevreme bakıyorum, bir iki kişi hareketli, "Şoyle oturun Orhan Bey.." Sancar'ın koruması ve şoforu. Cumhurbaşkanlığı'nca tahsis edilmiş. İlişkileri duzenleyen Cumhurbaşkanı Bilim Başdanışmanı Davut Kavranoğlu.

Aziz 5 dakikada aşağı iniyor, bir koşede sohbete dalıyoruz. Geleli birkaç saat olmuş. Gunu programlıyoruz. Önce Anıtkabir 'e gideceğiz. Ankara sıcak; Sancar'ın uzerinde onu boğaza kadar duğmeli, ince siyah bir mont var. Ben de ceketliyim, Anıtkabir ziyaretinden sonra çıkarırız, diyor. Anıttepe'ye yollanıyoruz. Aslanlı Yol'dan gireceğiz. Kontrol var arabalara; koruma pencereden 'Cumhurbaşkanlığı' diyor, yollar hemen açılıyor.  İniyoruz ve Aslanlı Yol'dan yurumeye başlıyoruz…

Anıtkabir'in merdivenlerinden tırmanıyoruz, yeniden çevreye bakıyorum, doğal bir kalabalık var, içeri giriyoruz, saygı sırasında kadınlar, gençler, çocuklar, erkekler… Kadınlar ozellikle çocuklarını Aziz Hoca'nın yanına itip resim çektiriyorlar. Kim bilir belki Aziz Hoca'dan bir şeyler bulaşır duşuncesini okuyorsunuz yuzlerinden. İnşallah! Selfi çeken çekene!
Ata'nın huzurundayız. Dua ediyor, bir fatiha kahramanın canı için! Bir minnet borcu olarak.. Bir doktor tanımıştım, " Ataturk'e odenecek borç, kendi işini, mesleğini Ataturk kadar iyi, hatta daha da iyi yapmaktır, ben de bunu hedef olarak koyarım kendime" diyordu. Aziz de işinin en iyisini yaptı ve Ataturk'e ve ulkesine borcunu odedi diye duşunuyorum.

Ataturk sevgisinin aslında en somuta donuşmuş hali diye duşunuyorum: İşinin en iyisini yapmak! Cehaleti yenmiş, bilgili toplumunun tanımı olabilir bu!

Kalabalığı, fotoğraf meraklılarını ve Sancar'a ovguleri yararak, galerilere yoneliyoruz. Bir Anıtkabir sorumlusu subay bize eşlik etmeye başlıyor. Hedefimiz Sancar'ın Nobel Madalyası'nın sergilendiği galeri. Biliyorsunuz, madalyayı Ataturk 'e, Anıtkabir'e hediye etmişti. Galeride yeri hazırlanmış, nasıl sergileneceği tasarlanmış, Aziz Hoca açılış toreninin 19 Mayıs'ta yapılmasını istemiş ve 2016 19 Mayısı'nda Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı'nın da katıldığı torenle madalya ziyarete açılmıştı.

VEFA BORCU …

Sancar, "Bu madalyayı Ataturk'e, Ataturk'un silah arkadaşlarına ve cumhuriyeti kuranlara vefa borcumu odemek için hediye ediyorum" demişti torende.

Neden Anıtkabir'e hediye ediyorsunuz sorusuna da, "Bu Nobel'i ulkemin gençlerine adıyorum, bu Ataturk'un ve Cumhuriyetin madalyasıdır, madalyayı Ata adına aldım, Ata'ya aittir ve yeri de Ata'nın yanıdır" demişti.

İki yıl onceki torenden sonra, Anıtkabir'i ve madalyanın bulunduğu galeriyi gezmemişti. Bunu "Orayı gormedim" sozleriyle dile getirdi. Tabii toren başka, sonradan sivil olarak gidip gormek başka.. Oraya doğru yururken, kısmi bir kalabalık da bize eşlik ediyor. Normal bir pazar gunu olmasına rağmen, demek ki Anıtkabir halkımızın çocuklarıyla severek gelip dolaştığı ve zamanını geçirdiği bir yer, diye duşundum.

Aziz Hoca, Nobel Madalyası'nı Anıtkabir'e hediye edeceğini ilk bana açıklamıştı. O sırada Stockholm'de Nobel odulleri toren haftasındaydık ve Grand Hotel'de oturmuş sohbet ediyorduk. "Ne dersin" diye sormuştu, ne diyeceğim, daha iyi bir yer olamazdı. Sonra bu isteğini devlete iletmiş ve hazırlıklar başlamıştı.

İşte Galeri'ye vardık. Karşımızda ozel hazırlanmış vitrinde Sancar'ın madalyası donuyordu. Resimler çektirdik. Galerinin iki yan duvarı Ataturk'un Gençliğe Hitabesi ve Ata zamanında eğitim konusunda yapılanların belgeleri, haberleriyle doluydu.

Sancar, "Bak, Ata'nın Gençliğe Hitabesi de orada" diye sevincini belli etti. Ataturk'un, ulkenin en seçkin gençlerini yuksekoğrenim için Avrupa'ya gonderirken "Sizi kıvılcım olarak gonderiyoruz, bir alev olarak geri doneceksiniz" sozlerini anımsayıp Sancar'a baktım! Gerçi geri donmemişti ama bilimde en ileri duzeylere ulaşmıştı ve ulaşma çabalarını surduruyordu.

Anıtkabir'den ayrılmadan once İsmet İnonu'nun kabrini gormek istedi. Anıtkabir'in bulunduğu alanın tam karşısında İnonu'nun mezar anıtını ziyaret ve ruhuna fatihadan sonra oradan ayrıldık."