Özet (TL;DR) @ 2018-08-21T07:19:32.000Z: NTV Spikeri Tuğba Dural, NTV’nin bayram özel programı eN güzel buluşmalar için Türk sporunun 20 yılına damga vuran, kulübünde en uzun süre başkanlık koltuğunda oturan, şimdilerde hayatında yeni bir…



Fenerbahçe Spor Kulubu'ne 20 yıl hizmet verdikten sonra, eğitimini aldığı ve spor hayatından once yuruttuğu inşaat muhendisliği mesleğine geri donduğunu açıklayan Aziz Yıldırım, "Benim için Fenerbahçe donemi bitmiştir, ben bundan sonra yalnızca Fenerbahçe taraftarıyım. Fenerbahçe, iyi bir netice almışsa sevinirim, kotu bir netice almışsa uzulurum, ama başkanlıktaki ve yoneticilikteki kadar alakam ve ilgim olmaz ve hiçbir zaman Fenerbahçe politikalarının içinde yer almam. Benim duşuncelerim ayrıdır. Gelen yonetimler rahatça çalışırlar, gorevlerini yaparlar. Onlar da yeniden gelecek insanlara devrederler. Ben bundan sonra Fenerbahçe ile ilgili bana sataşılmadığı surece, bana karalama yapılmadığı muddetçe Fenerbahçe ile ilgili hiçbir yorumda bulunmam ve hiçbir konuda da fikrimi beyan etmem. Ama bana karşı yalan olan, yanlış olan şeyler soylenirse onlara cevabı veririm. Benim için Fenerbahçe defteri kapanmıştır" dedi.

" 150 MİLYON EURO, 150 MİLYON TL OLMAZ"Yıldırım, "150 milyon TL mi, 150 milyon Euro mu?" tartışmasına da açıklık getirdi: "150 Milyon Euro, 150 Milyon TL olmaz. Fenerbahçe için benim hesabım şuydu: '150 milyon ben vereyim, 150 milyon sen ver, gel beraber kulubu hem borçtan kurtaralım yani en azından kulubun 300 milyon Euro'ya yakın binasal olarak, arsa olarak, gayrimenkul olarak değeri var. Onu da değerlendirelim borcu sıfırlayalım' anlamında bir konuşma yaptım. Çağrım da oydu. 150 bin TL olsaydı o zaman niye Euro soyleyeyim yani. Direkt 150 bin TL deyip geçerdim. 150 milyon Euro koyacaktık ve ben kaynağı sağlamış olarak konuştum. Benim soylediğim zaman yaptığımı da herhalde herkes gordu, biliyor. Ama onemli değil" dedi.

" BEN BU KULÜBE 20 SENEMİ VERDİM VE 'GIK' DEMEDEN BİR SENE HAPİS YATTIM"

3 Temmuz sureci ve cezaevi gunlerinden tebessumle bahseden ve başta Rıdvan Dilmen olmak uzere birçok dostunun cezaevine ziyarete geldiğini soyleyen Yıldırım, "Biz yapmadığımız bir şey yuzunden suçlandık. Onların haklılık payı olsaydı, dik duramazdık" açıklamasında bulundu.

Yıldırım, " Fenerbahçe'de geçirdiğiniz 20 yıl size neler kattı?" sorusuna ise şoyle cevap verdi: "Şimdi belki kızıyorlar, yazıyorlar, çiziyorlar ama bundan beş sene sonra gerçek yuzlerine vurmaya başlayacak. Ben bu kulube 20 senemi verdim ve bu kulup için 'gık' demeden bir sene hapis yattım. Bunun değerini herkes iyi bilsin. Ama 20 yıl size neler kattı derseniz, çocuklarıma Fenerbahçe gibi guzide bir kulubun 20 yıllık başkanlığı ve bu başkanlığından sonra da onlar için onur, şeref... Butun Fenerbahçe'ye baksınlar her yerde Aziz Yıldırım'ın yaptığı şeyler var. Binalar var, tesisler var. Her şeyi Aziz Yıldırım yaptı, saymaya başlarsan araya başka kimse giremez. Fenerbahçe içerisindeki butun yıldız oyuncuları da Aziz Yıldırım ve arkadaşları getirdi" dedi.

" BEN İLK GÜNDEN HADİSENİN KUMPAS OLDUĞUNU ANLADIM"3 Temmuz surecinin bir kumpastan ibaret olduğunu vurgulayan Aziz Yıldırım sozlerine şoyle devam etti: "Ben ilk gunden hadisenin kumpas olduğunu anladım. Bizim avukatlara hiçbir şekilde polisin hazırladığı fezleke verilmedi. Fezlekeleri internetten avukatlar buldu getirdi bize. Nelerle suçlanıyoruz, oradaki tapelerin, konuşmaların ne olduğunu biz oradan gorduk. Biz 3 Temmuz'un hemen ertesinde bunun bir kumpas, orgutsel hareket olduğunu bildiğimiz için ilerleyen sureçte de bunun daha açık ve net hapishanelerde, mahkemelerde hep beraber yaşadık" dedi.

" RIDVAN DİLMEN, KARDEŞLERİM KADAR MÜCADELE VERDİ"

Cezaevi surecinde hiç yalnız kalmadığını ve destek gorduğunu soyleyen Aziz Yıldırım, 3 Temmuz ve ardından yaşanan 15 Temmuz sureciyle ilgili şunları kaydetti: "Herkes kanunun değişmesi için destek oldu. Hep soyluyorum, Rıdvan Dilmen'den Allah razı olsun. Bu sureçte, mucadeleyi dışarıda benim kardeşlerim kadar yaptı. Kanun değişti, ama biz faydalanamadık. Ama bir sureç başladı. 15 Temmuz'da ulkede yaşanan hadiselerin bir nevi tepkisini 3 Temmuz yarattı. Yani 3 Temmuz'daki insanların sokağa dokulmesi, bilinçlenmesi 15 Temmuz'da, sayın cumhurbaşkanının insanları sokağa davet etmesi ile de o insanlar o tecrube ile gordukleri, yaşadıkları tecrubeyi hayata geçirdiler. 15 Temmuz gibi sivillerin, askeri ihtilal yaptığı bir geceyi onlemiş oldular" dedi.

" VEFA BEYE KIRGINIM"

Aziz Yıldırım, " Ali Koç'a bir kırgınlığınız var mı?", sorusuna samimi bir şekilde cevap verdi: "Benim için bitmiştir. Takılacak bir konum yok yani. Ama kongrede yapmış oldukları konuşmalar yanlıştı. Onları tarih, Fenerbahçe camiası, zamanı, yeri geldiğinde cevap verecektir. Bana sataşma olmadığı muddetçe de fazla bu işlerin içine girmeyi duşunmediğimi ifade ettim. Beklentim Fenerbahçe'ye hizmet etmeleri, Fenerbahçe'yi iyi bir noktalara, bizden de iyi noktalara getirmeleri. O noktaya gelirse hepimiz sevineceğiz. Hepimiz bundan mutluluk duyacağız. Onun için kimseye kırgınlığım yok. Yalnız burdan bu program vastasıyla Vefa Bey'e bir şey soyleyeyim. Mesela universite şartları belliydi hiçbir şeyi yoktu, butun universite projesini Vefa Bey yuruttu. Vefa Bey'in bir yıl universiteyi ertelemelerini, orda alınan butun insanları 150, 100 kişiye yakın oğretim gorevlileri alındı, bunların hepsini Vefa Bey organize etti. Ben hiçbir şeye karışmadım. İlgim alakam olmadı. Bana getirdiler evrak imzaladım. Arkasındayım. Ama Vefa Bey'in en azından şunu soylemesi lazımdı çıkıp da; 'Siz bunları geri atıyorsunuz, ama bu adamları biz aldık, binayı ben kiraladım, burdaki inşaatı ben yaptırdım, bunların hepsinden benim bilgim var' demesi lazım. Tamamen dışarı çekilmiş hiçbir şey soylemeyecek pozisyonda olması beni uzuyor. İnsanların her turlu şartlarda yaptıkları doğruysa onlara sahip olmaları gerekir. Bundan dolayı Vefa Bey'e kırgınım" dedi.

" ALEX'LE BENİM PROBLEMİM YOKTU, AYKUT HOCA'NIN PROBLEMİ VARDI"Aziz Yıldırım, yıllardır suregelen "Aziz Yıldırım, Alex ile ters duştu mu?" sorusuna da açıklık getirdi: "Alex ile benim herhangi bir problemim yoktu. Alex'in Aykut Hoca ile problemi vardı. Tabii yonetici olarak benim çozmem gerekiyordu. Ben de kurumun kurumsal yapısına uygun olarak Aykut Hoca'yı tutarak o şekilde çozdum problemi. Başka bir şey yok. Alex hapishanede de geldi. Onun dışında da gelmek istedi. Yani Alex ile bir problemim yok" dedi.

" BANA, 'SEN PARAYI ÇAKIL TAŞI MI ZANNEDİYORSUN?' DEDİLER"

Aziz Yıldırım, ad ının bir tesise verilmesini isteyip istemediğine dair soruyu net bir şekilde yanıtladı: "Hayır hiç istemedim, yine de istemiyorum. O tesislerin hepsi birer hizmetti. Ben ihale yapılırken 400 milyon dolardan aşağı inmeyecek dediğimde bazılara bana yazı yazdılar, 'Sen parayı çakıl taşı mı zannediyorsun?' diye sordular. 450 milyon dolara çıktı. Bundan sonraki rayiç hep boyle katlayarak gidecektir. Ben, Turk sporu için yapılması gerekenleri soyledim. Takımları, ligleri duzenlemek, kulupleri yapılandırmak lazım. Ancak o zaman Turk sporu çağ atlar".

" BİZ ORTA SINIF BİR AİLENİN YAŞADIĞI GİBİ YAŞIYORUZ"

Bundan sonraki donemde ailesine ve arkadaşlarına vakit ayıracağını vurgulayan Yıldırım: "Bana arkadaşlarla birlikte olup, yemek yiyip, sohbet etmenin keyfi yeter. Öyle buyuk lukslerim yok benim. Benim luksum, evden çıkıp işyerine gitmek. Benim yaşantımda buyuk fantezilerim yok. Biz normal, orta sınıf bir ailenin yaşadığı gibi yaşıyoruz" dedi.

" İŞİNİ YAPMAYANA KIZARIM"Aziz Yıldırım, kendisiyle ilgili yapılan, çabuk kızdığı yonundeki yorumlara da açıklık getirdi: "Şimdi bir kere sosyal demokrat goruşluyum. Butun çalışma hayatımda da iş yerimde de kulupte de insanlarla olan iletişimimde bazen benim için şunu derler "Çok çabuk kızar tepki gosterir". Evet kızarım, tepki gosteririm, işini yapmayana! Yapana hiçbir zaman tepki gostermem, ona daha çok saygı gosterir, onu desteklerim. Kızdığım bir insanın da gonlunu 10 dakika sonra alırım" dedi.

" METRİS'TEYKEN NAZIM HİKMET, AHMET ARİF ŞİİRLERİ OKUDUM"

Aktif yoneticilik hayatında da okuduğunu, bu donemde ise okumaya daha fazla vakit ayırdığını soyleyen Yıldırım ozellikle şiire olan tutkusunu şu sozlerle açıkladı: "Bedri Rahmi Eyuboğlu'nun tum kitaplarını okudum. Hatta şairin torunu Rahmi Eyuboğlu, benim yonetimimde yedek uye olarak çalıştı. Ona takılırdım, 'Ben senin dedeni severim ama seni sevmem' diye. Metris'teyken bol bol şiir okudum. Nazım Hikmet, Ahmet Arif... 'Hasretinden Prangalar Eskittim' şiiri, Nazım Hikmet'in 'Kurtuluş Savaşı' gibi butun şiirleri ezbere biliyorum ezbere de okuyorum. Ama tabii ses iyi olmadığı için okuyamıyorum" dedi.

" DEVAMLI KONSERVE YEDİM"

Cezaevi surecinden tebessumle soz eden Aziz Yıldırım tek kişilik odasında kaldığını, ozel imtiyazlar uygulanmadığını vurguladı: "Oradaki insanlar nasıl yaşıyorsa, biz de oyle yaşadık. Yemeği dışarıdan kendiniz getiremiyordunuz. Devamlı konserve yedim. Onun dışında bir de arada sırada tavuk getiriyorlardı. Bazen dışarıdan ısmarlamanıza izin veriyorlardı" dedi.