Özet (TL;DR) @ 2018-08-21 08:03:28.319253: Star TV'de yayınlanan Nefes Nefese dizisinde canlandırdığı Ayaz Kıran (Atmaca) karakteriyle ekrana dönen Uğur Yücel, geçmişe dair en büyük üzüntülerinden birini açıkladı: 20’li yaşlarımdaki sinema…
21.08.2018 - 09:44 21.08.2018 - 09:51 Son Guncelleme : 21.08.2018 - 09:51
Uğur Yucel, hayranlıkla izlediğimiz, genç oyuncuların birlikte oynamak için can attığı bir isim... Arabesk, Muhsin Bey, Eşkıya, Ejder Kapanı ve Benim Dunyam filmleri; Alacakaranlık, Hırsız Polis, Canım Ailem ve Aramızda Kalsın dizileriyle hafızalarda unutulmaz bir yer edindi. Fenomen işlere imza attı, kariyeri boyunca oyunculuk, yonetmenlik ve yazarlığı bir arada devam ettirdi. Şimdi ise Nefes Nefese dizisiyle izleyicileri ekran başına kitliyor. Usta oyuncu, hayatına dair en ozel anılarını, Şener Şen'le dostluğunu ve yeni nesil oyuncuları nasıl bulduğunu Millliyet'ten Senem Aydın'a anlattı:
- Nefes Nefese 'nin çekimleri nasıl gidiyor?
İlk gun zordu çunku çok sıcaktı. Ben tam kuzey insanıyım, soğuk iklim adamıyım. Mesela Kars benim için ideal, şu an gece 12 derece orada. Yazları Norveç'te iş arayacağım. İsveç dizilerinde goçmeni oynayayım. Ama hem Adana'yı hem de Antakya'yı seviyorum. Ülkede 4-5 şehir var, boyle çok bağlandığım. Antakya'da yaşayabilirim... Lezzet, insanlar ve dostlar mukemmel. İstanbul'dan tam anlamıyla koptum. İşimizin merkezi orası olmasa, semtime uğramam.
İ lk bolumun yonetmenliğini de yaptınız. Oyunculuk ve yonetmenlik arasındaki farklar neler?Bir orkestrayla şef arasındaki durum... Meraklısı bilir, şefin elindeki baget, eserin ruhunu değiştirir. Daha doğrusu şefin ruhu, eserin değerini değiştirir. Evet, koca bir oyuncu ve setten oluşan yuzlerce insan sana bakar. Bir sozune... Ne buyuk sorumluluk! Diğeri daha konforlu, sahnemi oynar giderim. 'Haydi abi, senin sahneler geliyor kostume alalım' diyorlar. Ardından git monitore, kendini izle. Tımarhanelik bir durum.
- Yazarl ık, yonetmenlik ve oyunculuk... Uğur Yucel'i hangisinde daha iyi ifade edebiliyorsunuz?
Kıvrak cevap verme pratiğim yok... Hemen itirafa geçiyorum. Bir kere adımı ve soyadımı yan yana getirmiyorum. Bir Uğur Yucel muessesem yok. Kendimi ifade etme yerimi henuz bulamadım. Hissettiklerim, yaptıklarımdan ileride gidiyor. Hislerimi tatmin edemiyorum. Arada esintiler oluyor, o kadar. 'Aha bu oldu' dediklerim, bazı anlardan ve paragraflardan ibaret. Okuyup, izlediğinde gomuyorsun kendini ancak. Tatmini orada buluyorum, bir eserin içinde kaybolduğumda...
- Arabesk, Muhsin Bey ve E şkıya gibi fenomen filmlerin efsane oyuncususunuz. Bu projelerin hayatınızdaki yeri nedir?Seyircilerin ovgusu bitmiyor. Ruhumuz okşanıyor, mahcubiyet duyuyoruz.
- E şkıya, Turk sinemasının yeni çağı olarak gosteriliyor. Buna katılıyor musunuz?
O projeden sonra uzun sure oyunculuk yapmadım. Kendimi de beğenmem orada. Ama iki ay once Midilli'de arkadaşlar, Panayudu Koyu'ndeki buzikici Yorgo'nun evinin bahçesinde, duvara bez gerip, 'Eşkıya'yı oynattılar. Yunanca alt yazılı... Uzun bir masa etrafında 20-25 kişi izlediler. Gosterimden once bir şeyler soylememi istediler; 'Bir başka zamanın ilk adımlarıydı' dedim. Sonra film izlenirken arkalarda bir kalasın uzerinde zırlayıp, ağladım.
İnsanın gençlik kırılganlığı, ofkesi çok uzağa fırlatıyor kendini. Ne kadar uzak duşmuşum yaptığımıza o zamanlar... Birden eski bir gunahımla karşılaşmış gibi oldum. Beslediğin duygular kırılıveriyor işte. Kırıldığın yerde çozuluyorsun. Esas onemli olan ne kadar gonul koyduğun o işe, çok duygulandım. Hiç duymadığım eleştiriler duydum. Yonetmene, yazara ve ozellikle unutamayacakları insan yuzlerine ovgude bulundular. Galiba bir filmden çok başka şeylerle ilgilendiler. Kendilerine yakın bir dunya gorduler.
- Şener Şen'le sizi aynı projede yeniden izleme şansımız olur mu?
Olmaz. Biz dostuz ama oyle partner durumu yok. Hatta yan yana geldiğimizde sinema bile konuşmayız neredeyse. Film, anılardan ibaret... Yemekte buluşmak daha iyi. Masada da zaten Şener Abi izlenir. Havasını bulursa... Ama ben onu iyi azdırıyorum, çok guluyorum. Onlarca defa aynı hikayeyi anlattırırım bir yolunu bulup, masa kopar.
- Kariyerinin ba şındaki Uğur Yucel'i gorseydiniz, ne derdiniz?Genç Uğur'u eve kapatır, butun geçimini sağlar, yazdırır, film çektirir, sonra da bir yaban kuşu gibi hayata salardım. Sahiden kendimle ilgili tek uzuntum demeyeyim, bileni gulumsetir bu şiir, 'Yazık Oldu Suleyman Efendiye!'... Orhan Veli Kanık... 'Geçiniz efendim geçiniz'i de ekleyeyim. Ben çok şey atladım. Eldeki malzemeyi pek kullanamadım. Örneğin 20'li yaşlarımdaki sinema duşuncelerimi, oyku ve senaryo hayallerimi gerçekleştiremedim. Ama geçti bizden demek istemiyorum.
- Tekne hayat ınız devam ediyor mu? Yazı nasıl geçirdiniz?
Devam... Arkadaşımın teknesi, zaten evde de yaşamıyorum. Sadece tekne ve oteller... Sırt çantasıyla geziniyorum. Bir nevi çadırcılık. Tekne deyince insanların aklına devasa bir şey geliyor. Gezen rezidans... Bizimki oyle değil. Yelken meraklısıyız. Sessizlik ve kimsesizlik. Yaz da oyle geçti. Baharda dort bolum çekmiştik. Ağustosa kadar ara verdik. Midilli'ye goturduk tekneyi. Fırsat buldukça gittim. Orada arkadaşlarım var, çoğu muzisyen. Koy koy dolanıp, muzik yapıyorlar. 'Rembetiko' filmini yaşadım sanki. Bir de sinopsis çıkarttım. Guzel hikaye... İnceden senaryoya da giriştim.
- Bayramda neler yapacaks ınız? Dort gun boşum var. 1-2 gun yayla, sonra arkadaşlar gelecek. Antakya'ya giderim herhalde. Çok iyi hissediyorum kendimi orada. Terzi, çorbacı ve esnaf ahbaplarım var. Uzun çarşıda bir poç yiyip, çayla hayatı seyretmek… Mesela Donerci Tacettin Usta'ya gidip, izliyorum adamı. Arkadaşlarımı da goturuyorum.
- 'Nerede eski bayramlar...' dediğiniz oluyor mu?
Ben hayatını kaybetmişlerden biriyim. 'Neleri kaybettiniz?' diye sorma... 'Nerede eski zamanlar...' diyeceğimi hiç duşunmemiştim. Ama buluyoruz işte ara sokaklarda. Bayramlık giyme telaşı var mı acaba şimdilerde? Sabah uyandığında baş ucuna bırakılmış gıcır bir kundurayla karşılaşmak?
- Neredeyse t um genç oyuncuların hayali, sizinle kamera karşısına geçmek... Bu, nasıl hissettiriyor?Bunu anlayabiliyorum, çoğu beni çok seviyor. Çalışması kolay bir insanım. Eksikliğim masanın uzerindedir, saklamam. Kendime gereksiz susler yakıştırmam. Gençliğimde, biriyle oynamak hissine hiç kapılmadım. 'Şoyle bir karşılıklı oynasak', ilginç bir his. 'Selfie çeksek' hissiyatı mı acaba? Herif olmeden bir anımız olsa mesela... Bugun de aynıyım. Kimseyle oynamak istemiyorum.
- Art ık genç oyunculara daha çok şans veriliyor. Siz yeni nesli nasıl buluyorsunuz?
Çok iyi buluyorum, ama sahiden... Gençliğimizde, onumuzdeki jenerasyondan ilham alamıyorduk. Çok az sayıdaydı iyiler, yon verecek olanlar. Dunyayı yıllar sonrasından takip ediyorduk. Bizler klasik olandan kaçmaya başladık çunku dunyayı izleme hevesine kapılmıştık. Video ve kasetlerle koyun koyuna yatıyorduk. Şimdikiler saat farkıyla her gelişimin farkında. Pozisyonlarını evrensel olçeğe gore alıyorlar. Bizim kimi ihtiyarlar da iyiler. Üç kuşakla birlikte yaşıyorum. Evlat yaşındakilerle arkadaşım ve ilham alıyorum.
- Son d onemde en çok kızdığınız şey, 'Çok kilo vermişsin' yorumlarıymış. Zayıfladıktan sonra hayatınızda neler değişti?Kilo konusu bomba. Ben hep zayıftım, çocukken ve gençken. Hatta 45 yaşımdan sonra kilo aldım. Şimdi 2005 yılındaki kiloma dondum. Dolayısıyla benim için sıra dışı olan kilo almaktı. Ömrumun dortte uçunu ortalama bir kiloda geçirdiğim için eski yerime donmekten mutluyum.
- Çekimlerin yapıldığı yerler, yemekleriyle meşhur... Yediğinize, içtiğinize dikkat ediyor musunuz? Arada kuçuk kaçamaklarınız oluyor mu?
Çok iştahlıyım. Özlediğim yemeklerle karşılaşmak heyecan veriyor. Yemek de yapıyorum. İlk iki lokma çatal ya da kaşık her neyse uçuruyor beni ama doymadan, tadarak yaşıyorum. Japon gibi yiyiyorum. Pişirirken de oyle. Az ve doygun lezzetler. Yumurta kızartırken bile istediğim olmazsa tekrar yapıyorum. Kıt kanaat yemeği artık bundan sonra.








Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.