Özet (TL;DR) @ 2018-08-19 08:19:21.009253: Gaspar Noe’nin yönettiği “Climax” 9 Kasım’da vizyona girecek. Filmde; 20 dansçı, yatılı bir okulda provalar için bir araya geliyor. Başta her şey güzel giderken, son bir parti düzenleniyor ve…



◊ İzlediğim son filminiz "Hotel Artemis"te başrolu Jodie Foster ile paylaşmıştınız. Nasıl bir deneyimdi Jodie ile karşılıklı oynamak?

- Jodie Foster ismi ilk başta gozumu korkuttu tabii ki... Onunla ilgili yıllar oncesine dayanan bir hatıram var aslında.

◊ Payla şır mısınız bizimle?

- Tabii... 10-11 yaşlarındaydım. Bir Fransız kanalında haberlere çıkmıştı. Temiz, aksansız bir Fransızcası vardı. Annem onun aslında Fransız olmadığını soylediğinde şaşırmış ve etkilenmiştim. Çunku Fransızca sonradan oğrenenler için aksansız konuşulması neredeyse imkansız bir dil. Yaptığı işlere ve yeteneğine gelirsek, bunu konuşmak, değerlendirmek benim haddim değil. "The Accused" en sevdiğim filmidir.

◊ Sette nas ıl biri?

- Setteyken onun için her şey yarattığı karakterden ibaret. Başka hiçbir şeyin kendisini etkilemesine izin vermiyor. Hepsi bir yana Jodie Foster çok zeki bir kadın.

◊ Yeni filminiz "Climax" 9 Kasım'da gosterime girecek. Filmin promiyeri Cannes Film Festivali'nde yapıldı ve "Directors Fortnight" odulunu kazandı...

- Evet. Öncelikle şunu soyleyeyim, Gaspar Noe'nin filmlerini daha bu rol için duşunulmeden once izlemiştim ben zaten. Yaptığı her filmi izliyorum.

◊ Bu film i çin teklif nasıl geldi?

- Bana Instagram'dan ulaştı ve buluşmak istedi. Ben de Gaspar'ın attığı mesajı ajansıma gonderdim. Onlardan onay aldıktan sonra buluştuk. İlginç bir karakter...

İç savaştan
kaçtım

◊ Ne a çıdan?

- Konuşma ve fikirlerini ifade etme tarzı rastlamadığım turdendi. Bana dansçılarla ilgili bir film yapmak istediğini soyledi. Aslında filmde rol almak istiyordum ama Gaspar'ın metotları farklı olduğundan çekiniyordum.

◊ En belirgin fark neydi mesela?

- Mesela rollerim için araştırma yapmak benim vazgeçilmezim ama Gaspar oyuncularına hazırlanma şansı tanımıyor.

◊ Peki ne oldu da teklife "evet" dediniz?

- Film fikrini kafamdan atamıyordum. Ajansımın da desteğiyle koreograf Nina McNeely'yi aradım ve film için bir araya geldik. Tabii Gaspar karşı çıktı, koreograf ile çalışmak istemedi. Konu danssa koreografın şart olduğuna onu ikna ettikten sonra anlaştık. Anlaştıktan sonra Gaspar'ın tum filmlerini yeniden izledim. Ona neden tum filmlerinde şiddeti, uyuşturucuyu, cinselliği kullandığını sordum.

MADONNA BANA "KÜÇÜK KUŞ" DERDİ

◊ Ne cevap verdi?

- Bana kontrolunu kaybeden insanların kendisini buyulediğini soyledi. Her gun 4-5 saat dans provası yaptıktan sonra çekimlere başlıyorduk. 8-10 dakika uzunluğundaki sahneleri kesmeden defalarca çektik. Gaspar'ın bir diğer ilginç yonu de ilk filminden beri aynı set ekibiyle çalışması.

Filmin sonunda da kendi ismini herkesten sonra yazdırırmış çunku diğer insanların isimlerinin once gorulmesini istermiş.

◊ Fragman merak ımı daha da artırdı diyebilirim...

- Film bence gençlere uyuşturucunun çirkinliklerini gostermek için, tamamen eğitim amaçlı olarak bile gosterilmeli. Bu arada çekimler boyunca tamamen ayıktım, buna rağmen izlerken kendimden korktum.

◊ İngilizceniz sizin Jodie Foster'ın Fransızcası için dediğiniz gibi tertemiz. Fransa'dayken İngilizce konuşuyor muydunuz?

- Hayır. Madonna ile turneye çıktığımda insanlar bana bir şey anlatabilmek için neredeyse işaret dili kullanıyordu. Madonna bana "Kuçuk kuş" lakabı takmıştı çunku çok çekingendim. Ayrıca hayat boyu kendimi kelimelerle ifade etmek zorunda kalmamıştım, vucudum ve dansım kendimi ifade etme şeklimdi. Konuşmak zorunda kalmak korkunç bir şeydi!

◊ Peki nas ıl oğrendiniz?

- En iyi okul ana dili İngilizce olan insanlarla çalışmak. İşin anahtarı da meraklı olmak.

Sancılı bir donemdi ama başka çarem yoktu, aksanımdan çekinmedim, insanlara surekli sordum ve tekrar ettim. Konuşma dersleri de aldım.

İç savaştan
kaçtım

SURiYE'DEKi ÇOCUKLARI ÇOK iYi ANLARIM

◊ Baban ız caz muzisyeni, oyle değil mi?

- Evet ve besteci...

◊ Sizin m uzikle aranız nasıl?

- Eğer sayarsanız ukulele çalıyorum. Kuçukken piyano çalıyordum. Buyurken ailemin isteklerine baş kaldırdım ve tumuyle dansa yoneldim.

◊ Neden dans her şeyin onune geçti?

- Yaratıcı ve artistik bir ailede buyudum. Okula ilk başladığımda, sınıfta oğrendiğim her harf ya da sayıyı eve donuşte duvarlara yazardım. Annem "yapma" demezdi, mimar olduğu için renkli kalemlerini benimle paylaşırdı. Babam ise enstrumanlarını verirdi. Bana kendimi mumkun olan her şekilde ifade etme fırsatı tanıdılar. Ama kendimi en ozgur hissettiğim dal dans oldu.

◊ Cezayir 'de buyudunuz diye biliyorum...

- Ben 10 yaşıma gelene kadar Cezayir'de yaşadık. Sonra iç savaş nedeniyle Fransa'ya taşındık. O yuzden şimdi Suriye'deki çocukların neler hissettiğini çok iyi anlıyorum. Kaldı ki benim çocukluğumdaki savaş bu kadar şiddetli değildi, ona rağmen savaşın varlığını hayatımızda fazlasıyla hissediyorduk.

◊ Neler hat ırlıyorsunuz o gunlerden?

- Örneğin akşam 7'den itibaren sokağa çıkma yasağı başlardı. Evlerimize su haftada bir kere sadece 1 saat verilirdi. En temel besinlere ulaşmak bile bizim için lukstu. Marketler boştu.

Bizim çocukluğumuzda şekerlemeler falan yoktu. Zor zamanlardı, insanlar Cezayir'den kaçmaya çalışıyordu.

Eğer kaçarken yakalanırlarsa hapse atılıyorlardı.

Ben ve ailem yasal olarak ulkeden çıkma şansına sahip şanslı azınlıktık. Yaşamayanların anlaması zor bir durum.

İç savaştan
kaçtım

LOS ANGELES'A YERLEŞME SEBEBiM MICHAEL JACKSON

Cezayir, Fransa ve şimdi Amerika... Bu uç kulturu karşılaştırmanızı istesem...

- Los Angeles'tayım artık. Burayı haritada arayıp bulma sebebim Michael Jackson'dı. Anneme çok hayran olduğum Micheal Jackson'ın nerede yaşadığını sormuştum. "Los Angeles" demişti. Dans, hayatımın bir parçası oldu. Madonna ile dunya turnesine çıkmak için seçildim. Turne oncesi tum provaları Los Angeles'ta yaptık. Turne sona erip de donuş biletimi nereye istediğimi sorduklarında hiç duşunmeden "Los Angeles" cevabı verdim. 10 yaşımdayken guvenli bir ulkede yaşamak için Fransa'ya taşındık. Fransa, ilk başlarda Cezayir'de sahip olmadığım şekerleme ve oyuncakları temsil ediyordu benim için. Los Angeles'a taşınmak ise kendimin, ozgurluğumun varış noktasıydı. Cezayirli olmaktan gurur duyuyorum. Kanımda Fransız kulturu taşımaktan gurur duyuyorum. Los Angeles'ta yani kendi seçtiğim varış noktamda olmaktan, başarmaktan gurur duyuyorum.

ETRAFTA DOLANIP "HEY BEN BAŞARDIM" DEMiYORUM

Vazge çmiyorsunuz, çalışkansınız, hırslısınız, meraklısınız. Sizin gibi başka ulkelerden gelip de Hollywood'da başarı arayanlara ne tavsiye edersiniz?

- Burada başarının belli bir sırrı yok. Etrafta dolanıp "Hey ben başardım" da demiyorum. Benim motivasyonum sanata olan derin sevgimdi. Hiçbir zaman kendimi yeterli gormuyorum, filmlerimi izlerken korkudan siniyorum. Aklımda hep aynı soru: "Daha iyi nasıl yapabilirdim?" Dans ederken de boyleydim ben. Kendini işine adamış bir insanım, disiplinliyim ve hala daha iyisi için çabalıyorum.