Özet (TL;DR) @ 2018-08-16T23:33:00.000Z: ABD’nin İran’a uyguladığı dünyadaki petrol piyasalarını sarsacak yaptırımlardan Türkiye’nin de etkileneceğini belirten Doç. Dr. Gülriz Şen’e göre, Türkiye-ABD krizi ile İran-ABD krizi iç içe geçecek.…
ABD'nin İran'a uyguladığı dunyadaki petrol piyasalarını sarsacak yaptırımlardan Turkiye'nin de etkileneceğini belirten Doç. Dr. Gulriz Şen'e gore, Turkiye-ABD krizi ile İran-ABD krizi iç içe geçecek. Şen, ABD'nin İran'ı petrol piyasasından tecrit etmeye yonelik bir yaptırım siyaseti izlediğine dikkat çekti.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Mayıs ayında İran nukleer anlaşmasından çekilme kararının ardından gelen yaptırımlar İran ekonomisini olumsuz yonde etkiledi. İran'da halk sokaklara dokuldu, Riyal'in aşırı değer kaybı nedeniyle protesto gosterileri duzenlendi.
ABD'nin yaptırım siyasetini, İran'daki son durumu TOBB Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bolumu Öğretim Üyesi ve İran uzmanı Doç. Gulriz Şen ile konuştuk.
' YAPTIRIMLARIN ÇOK TARAFLI HALE GELMESİ İRAN İÇİN SORUN'
Gulriz Şen, İran için asıl sıkıntıların yaptırımların çok taraflı hale gelmesiyle kendisini gostereceğine dikkat çekti. İran'ın kırılgan bir ekonomiye sahip olduğuna değinen Şen, İran'ın hedefinin yaptırımların çok taraflı hale gelmesini engellemek olduğunu belirtti:
"Yaptırımlar İran-ABD ilişkilerinin devrim sonrası donemde ayrılmaz bir parçası olageldi. ABD, İran'a yonelik ilk yaptırımlarının rehine krizinin hemen akabinde uygulamaya başlamıştı. Bu krizden bir an evvel çozum alabilmek için yaptırım siyasetini devreye sokmuştu. Zaten diplomatik ilişkilerin kopması 1979'da başlayıp 444 gun boyunca suren rehine krizine dayanır. Daha sonra yaptırımlar her ne kadar bu rehine krizinin çozulmesinin ardından kademeli olarak kalksa da her daim aslında Amerikan siyasetinin bir parçası oldu. 1990'larda hem başkanlık kararnameleri hem de kongre tarafından İran'ın kuresel sisteme yeniden entegrasyonunun onlenmesi için kullanılan onemli bir enstrumandı. 200'lerde nukleer programı nedeniyle İran hem ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına maruz kaldı hem de ABD'nin çabalarıyla Birleşmiş Milletler yaptırımlarına maruz kaldı. Donald Trump, donemiyle birlikte İran'a nukleer programı nedeniyle uygulanan yaptırımların yeniden donduğunu gorduğunu goruyoruz. İlki 7 Ağustos'ta başladı. Bu İran'ın değerli metallerle, otomotiv endustrisine yonelik ya da dolarla yaptığı ticarete yonelik eylemlerini kapsayacak. En buyuk yaptırım ise 4 Kasım'da devreye giriyor. Bu daha kritik. Çunku ikinci yaptırımların kapsamı da İran'ın petrol ve doğalgaz ihracatını ve finansal sistemle olan ilişkilerini hedef alacak. Aslında 2010 yılından itibaren ağırlaşan yaptırımların yeniden tedavule girdiğini goruyoruz. Buradaki temel fark şimdilik bunların ABD tarafından uygulanıyor olması. Henuz çok taraflı bir yaptırımdan bahsetmiyoruz. İran nukleer anlaşmanın içinde, yukumluluklerini surduruyor. Bu İran'ın ABD ile ilişkilerinin ayrılmaz bir parçası. Bir yandan İran ekonomisini zorlayan bir sistemden bahsediyoruz. Özellikle çok taraflı yaptırımlar İran'ı epey bir sarstı. Burada en kritik gelişme Avrupa Birliği'nin uyguladığı petrol yaptırımları olmuştu. Bu nedenle aslında şu an ABD'nin uyguladığı yaptırımlar İran'ı yıpratacak. Önumuzdeki sureçte reel etkilerini daha sık goreceğiz. Protestolar da bunun bir gostergesi. Ancak çok taraflı olduğu vakit İran için sorun. ABD'nin İran'a yonelik yaptırımlarında İran bunu bir yandan iç siyasette 'ABD'ye karşı kimliğimizi, devrimimizi, devletimizi koruyoruz' şeklinde 'Biz direniyoruz' soylemi var. Öte yandan, yaptırımların elbette ekonomik olarak bir kulfeti de var. Zira Ruhani 2013 yılında iktidara gelmeden once seçim surecinde yaptığı propaganda da şoyle soyluyordu: 'Elbette nukleer program bizim için vazgeçilmez, ama ulkenin sanayisi de çalışmalı.' O nedenle İran nukleer programdaki ısrarıyla ekonomisinde bir an once ihtiyaç duyduğu istikrarı yakalamak için aradaki dengeyi kurmak zorunda hissetmişti kendisini. Aslında bu nukleer anlaşmanın geleceğine dair kaygılar arttığı vakit İranlı yetkililere sorulduğunda, 'Biz yaptırımlara alışkınız, başa çıkabiliriz' vurgusu vardı. Ama elbette bu kadar kırılgan bir ekonomide yaptırımların buyuk bir kulfet getireceği de aşikar. O nedenle hedef yaptırımların çok taraflı yaptırımlara donuşmesini engellemek. Bu durum İran'ın nukleer anlaşmada kalmaya daha istekli olacağını gosteriyor. En azından Avrupa Birliği, Çin ve Rusya ile ilişkilerde ekonomik kazanımlarını korumaya çalışacak."
' İRAN, AVRUPALI ŞİRKETLERİN ABD'NİN BASKISINA ÇOK DAYANAMAYACAĞINI BİLİYOR'
Avrupalı şirketlerin ABD'nin baskısına dayanamayacağını İran'ın bildiğini belirten Gulriz Şen, yeni donemde İran'ın Çin'e daha da yakınlaşacağını ifade etti. Şen, kasım ayında yururluğe girecek olan yaptırımları hafifletebilmek için İran'ın petrol ihracatında guvendiği ulkeler arasında Çin ile Hindistan olduğunu soyledi:
"Avrupa Birliği nezdinde bir irade var. Trump'ın İran'a karşı yaptırımlarına karşı durmak, İran ile nukleer anlaşmayı sonuna kadar muhafaza etmek gibi ama Avrupalı finans çevreleri buna ne kadar uyabilir, temel bir soru. Zaten 2016'dan itibaren nukleer anlaşmanın yururluğe girip, nukleer programa yonelik yaptırımların kalkmasının ardından Avrupalı finans çevreleri İran ile iş yapmaktan halen daha çekiniyordu. Bunun sebebi de ABD'nin İran'a yonelik devam eden diğer yaptırımlarıydı. Şimdi açık bir şekilde Trump İran ile iş yapan şirketlerin kurumların cezalandırılacağını ilan etti. Bu nedenle AB yetkilileri ne derse desin şu ana kadar İran'ın 2016 sonrası anlaşma yaptığı butun buyuk kurumlar İran'dan yavaş yavaş çekilmeye başladı. Otomotiv endustrisinden, total enerji sektorunden çekilenler var. İran o nedenle Avrupa Birliği'ne çok guvenemeyeceğini biliyor. Aynı zamanda Avrupa Birliği'nin balistik fuze konusunda ABD ile hareket edebileceğinden şupheleniyor. Birkaç ay once dini liderin Avrupa Birliği'ne bazı talepleri olmuştu. 'Biz anlaşmada kalırız ancak Avrupa Birliği bizim zararımızı tazmin etmeli. Petrol ve doğalgaz ihracatımızın sekteye uğramasını engellemeli. Onun yanı sıra balistik fuze gibi iç meselelerimizi gundemine almamalı' şeklinde uyarıları olmuştu. O nedenle İran ne yaparsa yapsın anlaşmanın içinde kalsa dahi Avrupalı şirketlerin ABD'nin baskısına çok dayanamayacağını biliyor. Ahmedinejat doneminden hatırladığımız doğuya bakış stratejisi yeniden gundemde. Rusya'dan daha on planda Çin'in olduğunu goruyoruz. Özellikle hem otomotiv endustrisinden çekilen Avrupalı şirketlerin yerini hem de Guney Pars sahasından doğalgaz sahasındaki yatırımlardan çekilecek olan Total gibi şirketlerin yerine zaten konsorsiyumun içinde yer alan Çinli şirketler yer alacak. Yeni donemde Çin'in devreye gireceğini goruyoruz. Zaten en son yapılan temaslarda da Çin'den petrol alma garantisini aldı. Yani Kasım ayındaki yaptırımları hafifletebilmek için petrol ihracatında İran'ın guvendiği Çin ile Hindistan gibi ulkeler var. Hindistan da kısıntıya gitti ama bu konuda en net duran Çin oldu. Çin İran ile geliştirdiği ekonomik ilişkilerin hiçbir ulkeye zarar vermediğini duyurdu. Nukleer anlaşmanın tam anlamıyla çokmesinin dunya için buyuk bir tehdit olduğunu duyurdu. Yeni donemde İran daha da çok Çin'e sarılacak. Avrupa Birliği'ne çok da guven duymuyor. Avrupa şirketleri, Avrupa Birliği tarafından verilen garantilerden ya da engelleme statusu gibi duzenlemelerden ziyade aslında 90'lardan beri gorduğu o tarihsel tecrubeye bakacaktır. Trump yonetiminin onlara karşı uygulayacağı yaptırımlardan korkan bir Avrupa sermayesi var. 2016 yılının sonuna doğru İran'ın bir açıklaması vardı: 'Biz ABD ile ilişkilerimizi tam olarak normalleştiremeyeceğimizin farkındayız. Onlardan tek beklentimiz Avrupa Birliği ile geliştireceğimiz ekonomik ilişkilere set çekmemeleri. O nedenle Avrupa sermayesini korkutmaktan vazgeçsinler.' O donem John Kerry'di Amerika Birleşik Devletleri'nin dışişleri bakanıydı. ABD, Avrupalı finans yetkilileri ile kendilerine herhangi bir tehdit altında olmadığına dair goruşmelerde bulunmuştu. Ama o iklim son derece değişti. Artık Trump yonetimi altında Avrupalı firmalar korkuyor. Ama Çin'in bunu ekarte ettiği gibi bir imkan var. Çunku farklı firmalar kurarak ABD pazarına girmeyen firmalarla İran ile ilişkilerini surdurebilir. O noktada eli guçlu olan devlet Çin gibi duruyor. Bu İran'ı bir yandan Çin-ABD ilişkilerinde de bir koz unsuruna donuşturuyor."
' İRAN, FATURAYI REJİME KESMEKTENSE HÜKÜMETE KESİYOR'
Gulriz Şen, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in hukumeti hedef alan açıklamalarıyla faturayı hukumete çıkarmaya çalıştığını belirtti. Şen, 4 Kasım'da devreye girecek yaptırımlarla İran'daki ekonomik krizin devleşeceğini soyledi:
"Ocak ayındaki gosteriler çok şiddetliydi. İran'ın onemli bir kısmına çok kısa bir surede yayıldı. Önceleri hukumeti hedef alan ekonomik sorunları dile getiren gosteriler, hızlı bir şekilde rejim karşıtlığına donuşmuştu. Çok buyuk şehirlere yayılmadı. Daha kırsal şehirlerde kaldı ve bir şekilde yatıştırıldı. Ruhani'nin orta sınıfı rahatlatan politikalarının ve nukleer anlaşmanın ardından ekonomiye gelen istikrarın bu alt kesimlere çok da sirayet etmediğini gostermiş oldu. Bu rejim içinde elitler arasında farklı bir rekabeti de korukledi. En son dini liderin yaptığı bir açıklama var. Bu ilginç bir şey. Çunku İran'da genelde ekonomik sorunların sorumlusu olarak yaptırımlar ve ABD gorunur, çuvaldızı pek kendilerine batırmazlar ama dini liderin 'Butun kabahati yaptırımlara bağlamamak lazım. Ekonomiyi iyi yonetmiyoruz' şeklinde hukumeti hedef alan bir açıklaması vardı. Bu Ruhani hukumetini yıpratmak için yapılmış bir çıkış. Faturayı rejime kesmektense hukumete kesmek gibi bir durum soz konusu. Burada İslam Cumhuriyeti'nin bir şeyi yok, buradaki temel mesele Ruhani hukumetinin ekonomiyi iyi yonetememesi şeklinde bir açıklama goruyoruz. Önumuzdeki sureçte 4 Kasım ile birlikte petrol ve doğalgaz sektorunu hedef alan yaptırımlar tamamıyla devreye girdiğinde ekonomi için çok daha zor gunler başlayacak. Bu donemde butun eleştiriler oklarının Ruhani hukumetine yonelmesi için yapılan bir açıklama. Ruhani'nin bakanlarına yonelik azledilmeleri için bir tartışma olmuştu. İran'ın daha rasyonel bir çıkarımdan ziyade iç siyasette hizipler arasında çatışmayı korukleyecek bir ifade. Oysa ki son donemde İran'da ekonomideki en onemli aslında rahatlamayı İran Ruhani yonetiminin diplomatik çabaları sayesinde yaşadı. ABD'nin stratejisi şoyle. Bir yandan rejim değişikliği var. Bu gundemi İran'da halkı kışkırtarak yapılabilir ama bunun içi bir yol da rejimi ekonomik olarak zayıflatarak devlet-toplum arasındaki fay hatlarını derinleştirmek. Burada Obama doneminde de bunlar çok konuşulmuştu. Gunumuzde de İran'ı içeriden çokertecek ekonomisini zayıflatacak veya rejimi değiştirecek ya da rejimin davranışını ABD'nin istediği şekilde değiştirecek bir siyasi arayış soz konusu. Bunun onemli bir ayağını da İran'daki toplumun ayaklanmaları oluşturuyor. ABD yonetimi İran'a halkın yanındayız derken, buradaki mesele halkın yanında olmak değil, rejimi zayıflatmak. Çunku İran halkının da ABD yonetimine karşı ciddi kuşkuları var. Çunku ne zaman ayaklansalar ABD'den destek geliyor. Onun dışında Trump'ın İran'a yonelik soylemi, uyguladığı vize yasağı gibi şeyler İran halkı nezdinde de şuphe çekiyor. Ama ne rejime ne ABD yonetimine guvenen bir halk soz konusu ve ekonomik kriz yaptırımlarla birlikte devleşecek gibi gozukuyor. Tam da o nedenle hukumetin atacağı en onemli adım halkın haklı talepleri goz ardı etmemek ekonomide dengeleri korumak için de uluslararası sitemle bağlarını tam manasıyla kesmemek. Nukleer anlaşmanın içinde kalmak o nedenle onem arz ediyor. İran en azından yakın vadede bunun için çabalayacak."
' TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİ DAHA OLUMLU BİR SEYİRDE OLSAYDI…'
Gulriz Şen'e gore ABD, İran'ı petrol piyasasından tecrit etmeye yonelik bir siyaset guduyor. Şen, İran'ın yanı sıra Turkiye'yi de zorlu bir surecin beklediğini vurguladı:
DHA
''Turkiye, İran'a yonelik ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına katılmayacağını duyurdu. Turkiye-İran ilişkileri çok boyutlu bir ilişki. Stratejik boyutu var, en onemli boyutlarından bir tanesi enerji boyutu. Bizim en buyuk petrol ve doğalgaz tedarikçilerimizden. O nedenle ABD'nin bu manada uygulayacağı yaptırımlar Turkiye'yi epey bir zor duruma sokacak. Turkiye-ABD ilişkileri daha olumlu bir seyirde olsaydı, Turkiye'nin nasıl bir tercih yapacağı meselesi gundeme gelecekti. Bir yandan yakın bir muttefiki bir yandan da hem yuzyıllardır komşusu ve enerji konusunda bağımlılığı olan bir devlet ve her turlu rekabet ve husumete rağmen Ortadoğu'da pek çok konuda birlikte çalışmak zorunda olduğu bir devlet ile ilişkileri nasıl dengeleyeceği meselesi karşımıza çıkıyor. Şimdi ABD ile kriz tırmanırken Turkiye İran'dan destek mesajları alıyor. Turkiye'nin seçimi, oldukça zor. Muafiyet almaya gayret edecek ama ABD ile kriz bu şekilde tırmanırken bunu yapmak ne olçude olacak? Trump hukumeti ile bu nasıl muzakere edilecek? Belki aramızda bu kadar kriz olmasaydı çok daha rahat muzakere edebileceğimiz bazı hususlar olabilirdi ama ABD yonetimin de bu konuda sarsılmaz bir tavrı var. İran'a hiçbir şekilde musamaha gosterilmeyecek. İran'ı petrol piyasasından tam manasıyla tecrit etmeye yonelik bir siyaset soz konusu. O nedenle Birleşik Arap Emirlikleri'nden, Suudi Arabistan'dan petrol uretimini arttırması isteniyor. Turkiye için zorlu bir sureç. Eğer ABD yaptırımlarına uymak zorunda kalırsa doğalgaz konusunda daha çok zorlayacak onu, Rusya'ya daha çok bağımlı kılacak. Öte yandan, yapılmış 25 yıllık bir anlaşma var. Turkiye biraz da bunu gerekçe gostererek ABD'den bir muafiyet kazanmanın peşinde. Öteki turlu petrolde kaynak değiştirmek durumunda kalacak. Irak'tan ya da maliyeti artıracak şekilde Korfez'den petrol almak zorunda kalacak. Turkiye buna direnemeye çalışacak. Hem de Turkiye'nin İran ile ilişkileri uzerinden bakarsak bu 4 Kasım'da devreye girecek ve İran ekonomisine ve dunyadaki petrol piyasalarını sarsacak bu yaptırımlardan Turkiye kaçınmaya çalışacak. Bu zor bir sureç ve Turkiye'nin ABD krizi ile İran-ABD krizi çok iç içe geçecek gibi gozukuyor."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.