Özet (TL;DR) @ 2018-08-14T20:01:16.000Z: Türk-Amerikan ilişkilerindeki krizi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye yönelik son adımlarını Sputnik’e değerlendiren uzmanlar, son krizle birlikte iki ülke arasındaki ilişkileri tanımlarken…
Turkiye-ABD ilişkileri tarihinin en gerilimli donemlerinden birini yaşarken ABD Başkanı Donald Trump'ın dun onayladığı yasayla Turkiye'ye F-35 savaş uçaklarının satışı engellenmiş oldu. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından İzmir'de yurutulen bir soruşturma kapsamında 'askeri ve siyasi casusluk' ve 'teror orgutu adına suç işlemekle' suçlamasıyla tutuklanan rahip Brunson'ın geçtiğimiz ay ev hapsine çıkartılmasının ardından ABD Başkanı Trump Turkiye'ye yaptırım uygulayacağını açıklamış, bunun ardından once Adalet Bakanı Abduhlamit Gul ve İçişleri Bakanı Suleyman Soylu'nun kuresel Magnitsky yasası kapsamında ABD'ye girişi yasaklanmış, ardından Trump'ın talimatıyla ABD'nin Turkiye'den ithal ettiği çelik ve aluminyuma uygulanan gumruk vergisi iki katına çıkartılmıştı.
Bu sureçte Turkiye ile ABD arasında diplomatik temaslar surerken Turk ve Amerikan basınında yer alan haberlerde ABD'nin attığı adımların arkasında sadece Brunson meselesi değil, ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımlara Turkiye'nin de katılmasını zorlamak, Turkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alma kararından vazgeçirmek gibi unsurların da olduğu one surulmuştu.
' ABD VE TÜRKİYE HİÇBİR ZAMAN STRATEJİK ORTAK OLMADI, BU ŞİMDİLERDE DAHA NET ANLAŞILIYOR'
Turkiye-ABD ilişkilerinde yaşanan krizin ve Trump'ın son adımlarının siyasi, askeri ve ekonomik boyutlarını İstanbul Aydın Üniversitesi oğretim gorevlisi Dr. Naim Baburoğlu, emekli hava korgeneral Erdoğan Karakuş ve ekonomist Arda Tunca Sputnik'e değerlendirdi.
İlişkilerin tarihine bakıldığında Turkiye ile ABD'nin hiç bir zaman muttefik olmadığını soyleyen Baburoğlu, şoyle konuştu:
"İki ulkenin ilişkileri gerçek anlamda incelendiğinde Turkiye'nin 1952'de NATO uyesi olmasının 10 yıl sonrasında iki ulke arasında Kuba'daki Sovyet fuzelerinin sokulmesi ve ABD'nin Turkiye'deki Jupiter fuzelerini Turkiye'ye haber vermeden sokmesi. Bu Turkiye, NATO'ya uye olduktan sonra ilk buyuk krizdir. Bu krizi 5 Haziran 1964'deki Johnson Mektubu, Ecevit'in 1974'te haşhaş ekimini serbest bırakması, Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından Turkiye'ye uygulanan silah ambargosu ve 25 Temmuz 1975'te Başbakan Demirel'in 21 ABD tesis ve ussunu kapatması ve 5 bin ABD personelini yurt dışına gondermesi, 1 Mart 2003'teki Irak Tezkeresi krizi ve 4 Temmuz 2013'te Suleymaniye'de 11 Turk askerinin başına çuval geçirilmesi, 9 Ekim 2017'deki vize uygulamasının askıya alınması ve en nihai olarak Brunson krizi gibi krizler takip ediyor. Ancak iki ulkenin ilişkilerine bakıldığında Brunson meselesinin gerçek anlamda kriz olabilecek bir nitelik bile taşınmadığını goruyoruz. Ben ABD'ye soruyorum. Suriye'de PYD/PKK'ya silah yardımı yapan ve eğitim veren ve Suriye'de PYD/PKK varlığı oluşturmasından daha ala bir kriz sebebi olur mu? Bence en buyuk sebebi bu. Turkiye'nin bunun konuşması lazımken Trump yonetimindeki Evangelistlerin onlerindeki seçimler oncesi guç kazanmak. Ve onumuzdeki seçimlerde, Demokratlar one geçerse ve Temsilciler Meclisi'nde Trump çoğunluğu kaybederse o zaman devam eden yargı surecinin aleyhine donmesi durumu var. Bir de bu seçimleri kaybederse, bir sonraki seçimlere girmeme durumu olduğu için Trump, Brunson'ı bir anahtar olarak goruyor ve bu yuzden Brunson meselesinin tek onemi Trump açısından onemi. Neticede, benim hep soylediğim bir şey vardı. ABD, Turkiye'yle hiçbir zaman ne stratejik muttefik ne de stratejik ortak olmuştur. Biraz once saydığım krizler, hiç bir zaman boyle bir muttefikliğin olmadığını gosteriyor. Aynı ABD'nin PYD/PKK'ya yardımının da gosterdiği gibi… Ama maalesef iki ulkenin liderleri belki de diplomatik bir dil kullanmak için 'stratejik ortak' 'stratejik muttefik' gibi kavramlar kullansa da bunun tarihsel gerçekliklerle hiçbir ilgisi yoktur."
' TÜRKİYE İNİSİYATİFİNİ KAYBETMEYECEĞİ BİR DENGE POLİTİKASI İZLEMELİ'
(C) AA / Cem Öksuz
İran'a yaptırımlar konusunda ABD'nin Turkiye'ye herhangi bir ayrıcalık tanımamasının da iki ulkenin stratejik ortak olmadığını gosterdiğine değinen Baburoğlu "İsrail veya İngiltere ABD'nin stratejik ortağıdır. Ama Turkiye değildir, hiçbir zaman olmamıştır. NATO'da Belçika, İtalya nasıl muttefik ise Turkiye de NATO muttefikidir. Turkiye için en kotu senaryo ABD veya Rusya'ya haddinden fazla yaklaşmak olur. Turkiye, Rusya'dan S-400 aldığında ABD dahil pek çok ulkeden daha buyuk gurultu çıkacağını duşunuyorum ve ABD'nin Turkiye'ye ilave yaptırımlar uygulayacağını ongoruyorum" dedi.
Turkiye'nin Rusya ve ABD'den birine fazla ağırlık verirse inisiyatifi kaybeden taraf olacağını soyleyen Baburoğlu, "İnisiyatifi kaybeden de savaşı kaybeden taraf olur. Turkiye'nin yanaşmaktan ote her iki taraftan birine mecbur olmaması temel ilke olmalı. Bunu yaparsa Rusya'ya veya ABD'ye bağımlı hale gelir. Turkiye'nin yapması gereken Rusya, İran, Irak hatta Suriye'yle işbirliği yapmalı, ozellikle de Suriye'deki durum sebebiyle. Bunu yaparsa, hem akan kanın durmasına, hem multecileri geri donmesine katkı sağlar ve Suriye'nin daha fazla bolunmesinin onune geçmiş olur. Fakat bu ulkelerle işbirliği yapan bir Turkiye ABD ile yine de dengeli politikalar izlemeli. Çunku yarın Trump gidebilir ama NATO kalıcıdır" diye konuştu.
' SADABAT PAKTI'NA BENZER BİR SAVUNMA İŞBİRLİĞİ KİLİT ÖNEMDE'
DHA
ABD'nin İran'a yonelik petrol ve doğalgazı da kapsayan yaptırımlarının 4 Kasım'da başlayacağına dikkat çeken Baburoğlu, "Turkiye, İran yaptırımlarına karşı çıkmalı ve İran'ı desteklemeli. ABD'nin İran'daki hedefi Suriye'dekine benzer bir karışıklığı bu ulkede de çıkarmak. Boyle bir durumda Turkiye, Suriye'den gelenden çok daha fazla multeciye kapılarını açmak zorunda kalır. Onun için akıllıca politika izlemeli ve Buyuk Ataturk'un imza attığı savunma işbirliği anlaşması olan Sadabat Paktı'na benzer bir anlaşma imzalamalıdır. Tabii bunu yaparken de NATO'dan da çok fazla uzaklaşmamalıdır. Turkiye, mutekabiliyet ilkesine de bağlı kalmalıdır. Mesela Kurecik Radarı'nı ve İncirlik'teki ABD tesislerini kapatma yoluna gitmelidir. Çunku karşılıklılık ulkeler arası ilişkilerde esastır" ifadelerini kullandı.
' TÜRKİYE'NİN 7-8 YILLIK BİR HAVA SAVUNMASI BOŞLUĞU CİDDİ GÜVENLİK TEHDİDİ YARATIR'
ABD Başkanı Trump'ın, Turkiye'ye F-35'lerin satışının engellenmesini de içeren yasayı onaylamasını Sputnik'e değerlendiren Turkiye Emekli Subaylar Derneği Başkanı ve emekli hava korgenerali Erdoğan Karakuş, ABD'nin F-35'ler konusundaki kararında Brunson davasının daha etkili olduğu goruşunde.
"Turkiye ile ABD'nin arası çeşitli şekillerde açıldı. Rahip Brunson ve diğer 15 kişinin tahliyesi soz konusu olunca, F-35 sevkiyatının onunu tıkayan bir konu oldu" diyen Karakuş, şoyle konuştu:
"F-35 meselesinin bu noktaya gelmesinin ana sebebinin, S-400 alımından ziyade Brunson'la ilgili konular olduğunu duşunuyorum. Eğer ABD daha duzgun şartlarda uyarıda bulunsaydı, daha yararlı olurdu. Ancak kasıt olması da ihtimal dışı değil. Hem ABD Başkanı Donald Trump hem de ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'in Turkiye'yi rencide eden açıklamaları sureci bu noktaya getirdi. Trump, yaklaşan seçimlerde olabildiğince tırmanmaya çalışsa da işleri iyi gitmiyor. Bu yuzden de Evangelistlerin desteğini kaybetmemek uzere onların istediklerini yapıyor. Bu kadar çekişmenin arasında beklenen oldu. Maalesef çozum bulunamadı. F-35 konusu çok onemli bir konu."
" ABD, F-35'LERİ VERMEMESİNİN TÜRKİYE'Yİ OLUMSUZ ETKİLEYECEĞİNİ BİLİYOR"
Turkiye'nin hava savunmasını oz kaynaklarıyla sağlamasının şu aşamada kolay olmadığını ifade eden Karakuş, sozlerini şoyle surdurdu:
"Turk Hava Kuvvetleri bu konuda ne soyluyor, bilmiyorum. Silahlı insansız hava aracı yapan Turkiye her şeyi hemen yapar gibi bir algı var. Ama silahlı insansız hava aracı sadece terore karşı kullanılabilir. Keşif ihtiyacı dışında, bunların bir savaşta kullanılması mumkun olmaz. Savaşa girilen tarafın ilk işi bunları duşurmek olur. Sayın Cumhurbaşkanı'na bilgi verenler, bu bilgiyi nasıl veriyor bilmiyorum ama benim değerlendirmem Turkiye'nin ancak 7-8 yıl içerisinde kendi gobeğini kesebilecek noktaya geleceği yonunde. Bu 7-8 yılda Turkiye'yle ilgili menfaatleri olan bazı ulkelerin ne gibi girişimlerde bulunacağını ben tahmin ediyorum. Yani hava kuvvetleri zayıflamış bir ulkenin bazı haklarının elinden nasıl alacağını goruyorum ben. F-35 gibi uçakların seviyesine ulaşmak için; başlangıç uçağı yapmak, temel uçağı yapmak, tekamul uçağı yapmak, yakın destek uçağını radarlı hale getirmek, radarlı hale getirdiğiniz uçağı hava savunma fuzesi atar hale getirmek, onu geliştirip harekat yarıçapını artırmak, daha sonra onu daha iyi noktalara taşımak ve sonrasında F-35 seviyesine çıkarmak. O noktaya ulaşmak için butun bu aşamalardan geçmek gerekir. Ancak ulaştığınız imkan da diğer ulkelerin uçaklarıyla mukayeseli olacaktır. 1973'te Arap-İsrail savaşı'nda bir İsrail uçağı, Mısır ve Suriye uçaklarının 13'unu birden duşurdu. Bu ornek bilmem durumun onemini anlatabiliyor mu? Elinizdeki uçağın yeterliliği bir savaş halinde ortaya çıkar. ABD bu uçakları vermemesinin Turkiye'ye olumsuz etki yapacağını bilmeseydi, o zaman zaten bu uçakları vermemek için bu kadar çaba içerisine girmezdi."
' ABD, İRAN'I VURURSA, ONDAN SONRAKİ ODAĞI TÜRKİYE OLACAKTIR'
(C) AA /
ABD'nin İran'a uyguladığı ekonomik yaptırımların Turkiye'yi de buyuk olçude etkileyeceğini ifade eden Karakuş, "ABD'nin ilk once İran'ı vurma duşuncesi devam ediyor. İran'ı vurduktan sonra da Turkiye'yle ilgili sorunların ne yone evrileceği gundeme gelecek. Demek istediğim şu: Elinizdeki bazı imkanların elinizden alınması soz konusu olacaktır. Yani belirli bir zaman var. İran'a konulan ambargo zaten Turkiye'ye konulmuş oluyor. Çunku iki ulke komşu ve onemli olçude ticaretleri var. Bunu neden soyluyorum. 1979'da İran Devrimi sırasında 150-200 milyar dolar kaybettik. İran'la ticaretimiz kesildi. Aynı şekilde Saddam'a konulan ambargo da Turkiye'ye konulmuş oldu. O da Turkiye'ye konulmuş oldu yani komşularımıza konuşan ambargo Rusya'ya yapılmış sayılır. Çunku devletler oncelikle komşularıyla ticaret yapar. ABD olarak sen kalkıp komşuların Meksika ve Kanada ile ticari ilişkilerini surdururken, kalkıp da Çin'le ticaret savaşına giriyorsun. Meksika'yla ticareti kesmek istemiyorsun yalnızca goçmen konusunu gundeme getiriyorsun. Sen komşularınla ticaretini surdururken Turkiye'nin tum komşularına ambargo koyuyorsun yani aslında Turkiye'ye ambargo koymuş oluyorsun" diye konuştu.
" ABD ARTIK MÜTTEFİKLERİNİ KAYBEDER HALE GELDİ"
Ekonomist Arda Tunca da Sputnik'e yaptığı açıklamada İran'a ekonomik yaptırımlar konusunda ABD'nin Avrupa'dan da destek bulamadığına dikkat çekerek "ABD, Avrupa ile de fikir ayrılığı içerisinde. ABD, yaptırımlar konusunda hiçbir ulkeye danışmadan, bir muzakere sureci yurutmeden tek taraflı karar alıp o kararları bir gecede uygulamaya sokuveriyor. Trump'ın iktidara gelişiyle boyle bir sureç çalışmaya başladı. Bu da butun dunya ulkelerinin neredeyse tamamında tepkiye yol açıyor. ABD artık muttefiklerini de kaybeder hale geldi. Butun dunyada reaksiyona sebep oluyor. Bunun olumsuz etkilerinin ozellikle Çin tarafında ticaret savaşlarıyla goruyoruz. Sonuçta sadece ABD'yi değil butun dunyayı zora sokacak gelişmeler bunlar" dedi.
ABD'nin, Turkiye'nin İran yaptırımlarına katılmasını istediğini ancak Turkiye'nin boyle bir adım atmayacağını ifade eden Tunca, "Biz, ABD'nin İran'a yaptırımlarına niye katılalım? Avrupa da bunu reddetti. Dun Avrupa'dan da bununla ilgili bir destek mesajı geldi. Bunlar kritik gelişmeler. ABD, İran'a yapılacak baskılarla ilgili Turkiye'yi boyle bir noktaya getirme amacı guduyor olabilir, bu gayet mumkun. Bu donem kimse için kolay değil. ABD'nin boylesine tek taraflı yaklaşımları uzun zamandır gormediğimiz bir ABD ortaya çıkardı. ABD kendi çıkarlarını savunmak için bir politika yurutuyor olabilir ama yontemde hata var, herkes boyle yapmıyor bu işi. Bu bir işbirliği gerektiriyor, muzakere sureci getiriyor. Ama şu anda ABD'nin tavrı dunyayı olumsuz bir noktaya goturecek bir tavır" diye konuştu.
" ABD'NİN UYGULAMALARINDAN BÜTÜN DÜNYA OLUMSUZ ETKİLENECEK"
ABD'nin İran'a yaptırımlarının, dunya petrol fiyatlarını yukseltebileceğini de soyleyen Tunca, "İran'ın izole edilmesine yonelik çaba petrol fiyatlarını yukarı doğru ivmelendirebilir. Kur artışıyla birlikte zaten petrolun bize maliyeti arttı, bunun uzerine petrol fiyatının yukselmesinin olması durumunda Turkiye'nin bundan olumlu etkilenmesi mumkun değil, herkes olumsuz etkilenecek, butun dunya için geçerli. Turkiye'nin İran'la ticaretini hiç kuşkusuz olumsuz etkileyecektir ama Turkiye'nin bu yaptırımlara dahil olacağını beklemiyorum, zaten dahil olmamalıdır. Turkiye'nin Avrupa ile birlikte hareket ediyor olması gerekir burada. ABD'nin tarihsel olarak en yakın muttefiki İngiltere'dir, sonra AB ulkeleri gelir. Onlarla bile kapışmış durumda İran uzerinden. Bundan sonra ABD'nin muttefiki kimdir, kimlerle ortak hareket edecek, ben bunu duşunemiyorum. DTÖ'den çıkmayı dillendiren bir ABD var karşımızda, hani kureselleşme, hani dunya ticaretini destekleyen ABD? Evet, Turkiye'ye olumsuz etkileri olacaktır ama sadece Turkiye'yle sınırlı kalmayacak, butun dunyaya olumsuz etkileri olacaktır" ifadelerini kullandı.
Trump'ın izlediği politikaların dunya ticareti, ekonomisi ve barışı için kabul edilebilir olmadığını ifade eden Tunca, dunyadaki dolar hegemonyasının kırılmasının 'uzun vadeli bir sureç' olduğunu ifade ederek "Oturmuş bir duzen var, bu oturmuş duzende yapılmış fiyatlamalar var. Bu fiyatlamaların bir anda değişmesi durumu soz konusu. Bir de merkez bankalarının ellerinde tuttukları rezerv para dolar. Dolar rezervlerini oncelikle bırakacaksınız, ondan kurtulacaksınız, ondan sonra ticaret yaptığınız ulkelerin paralarını stokta tutmanız lazım" dedi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.