Özet (TL;DR) @ 2018-08-13T21:51:00.000Z: Mehmet Ali Güller, dolar krizinde hem dış güçler hem de hükümetin kötü yönetiminin belirleyici olduğuna dikkat çekti. ABD’nin müttefiklerine dahi ‘ticaret savaşı’ açtığını belirten Güller, dünyanın…



Mehmet Ali Guller, dolar krizinde hem dış guçler hem de hukumetin kotu yonetiminin belirleyici olduğuna dikkat çekti. ABD'nin muttefiklerine dahi 'ticaret savaşı' açtığını belirten Guller, dunyanın Asya-Pasifik merkezli yeni bir ekonomik duzene yoneldiğine dikkat çekti.

Turk-Amerikan ilişkileri papaz Brunson krizine eşlik eden dolar kriziyle iyice gerilmişken, Turk Lirası'nın aşırı değer kaybına yol açan 'ekonomik savaş' tartışılıyor. Kimi yorumcular gelişmeleri Turk hukumetinin son 15 senede yuruttuğu ekonomik modele bağlarken, kimileri de nedenlerden ziyade ortaya çıkan sonuçtan hareketle 'ekonomik savaşa karşı milli seferberlik' salık veriyorlar. ABD yonetiminin Turkiye dışında Çin ve Rusya'nın yanı sıra AB uyelerinin dahi dahil olduğu pek çok ulkeye karşı gumruk duvarlarını yukselterek giriştiği ekonomik hamleler de tartışılıyor.

Gelişmeleri Gazeteci-yazar Mehmet Ali Guller ile konuştuk.

' EĞER İÇERİDE CİDDİ SORUNLAR YAŞIYORSANIZ, DIŞ GÜÇ BİR ETKİ YAPABİLİR'

Mehmet Ali Guller, dış guçlerin her zaman olduğuna dikkat çekti. Guller'e gore, eğer bir ulke içeride ciddi sorunlar yaşıyorsa ancak dış guç bir etki yapabilir:

"Bu iki yanı da doğru olan bir problem. Hem dış guçler var ama bir de içeride kotu yonetilmekten, ekonomik araçların tamamını geçmiş yıllarda yanlış yonetip bir dış guç operasyonuna direnemeyecek kadar yapısal sorunlar yaşamak diye de bir başka yanı var. Dış guç her zaman vardır. Ama siz eğer içeride ciddi sorunlar yaşıyorsanız ancak dış guç bir etki yapabilir. Siz içeride ekonomik sıkıntılar yaşıyorsanız bir dış guç size sıcak para operasyonu çekebilir. Bu meselede de boyledir. Turkiye'nin dış borcu milli gelirinin yuzde 60'ını aşmışsa, Turkiye'nin cari açığı milli gelirinin yuzde 7'sini geçmişse, Turkiye samanı bile ithal edecek duruma gelmişse bir de boylesi kritik donemlerde direnmenizi sağlayacak elinizde hiçbir kamu iktisadi teşekkulu kalmamışsa, TÜPRAŞ'ından TELEKOM'una her şeyinizi satmışsanız değil Amerika, size Papua Yeni Gine bile sıcak para operasyonu çekebilir. Meselenin asıl bizi ilgilendiren yanının bu olması lazım. İran orneği bu bakımdan onemli. Bundan daha uzun zamandır yaşadığımız bir başka ornek olan Çin var. Çin'e de Amerika uzun yıllardır ticaret savaşı açıyor. Çin niye bu ticaret savaşında yenilmiyor? Çunku Çin kendi ekonomisini planlı bir ekonomi ve kamu ekonomisi olarak yuruttuğu için Amerika'nın her turlu saldırısına karşı direnebiliyor. Bizim problemiminiz burada. Biz 16 yıldır, tabii oncesinden de başladı 24 Ocak 1980 kararlarıyla Turkiye serbest piyasa ekonomisine geçme kararı aldığında, bunun uygulanabilmesi için bir 12 Eylul sopası başladığından bu yana biz neyimiz var neyimiz yok satma trendine sokulduk. Devlet ne işi var ekonomide denildi. Amerika'dan, Avrupa Birliği'nden bize her şeyimizi satma baskısı geldi. Biz şu an ekonomik bir sorunla karşı karşıya kaldığımız zaman o ekonomik problemle baş edecek herhangi bir kamu ağırlığımızın olmadığı bir pozisyonda yakalanmış oluyoruz bu krizlere. O yuzden de her kriz bizi teğet geçti dese de ciddi oranda olumsuz etkiliyor. Yoksullaşıyoruz. Bir anda bir hafta içerisinde cebimizdeki paranın değeri olağanustu boyutlarda yuzde 30 mertebesinde maalesef duşmuş oluyor. Bu bakımdan hem bir dış guç operasyonu var doğru ama iç ekonomik sıkıntıların da bu dış guç operasyonunu kolaylaştırdığını soylemek zorundayız."

' AMERİKA 30 CİVARINDA ÜLKEYE EK GÜMRÜK VERGİSİ GETİREREK BİR 'TİCARET SAVAŞI' BAŞLATMIŞ DURUMDA'

Guller, ABD'nin aralarında kendi muttefiklerinin de olduğu 30 civarında ulkeye ek gumruk vergisi getirdiğini hatırlatarak, bir 'ticaret savaşı' başlatmış olduğunu belirtti. Guller, dolarının sadece Turk Lirası karşısında değil, başka paralar karşısında da değerlendiğine dikkat çekti:

"Sanki dunyada sadece Turkiye ile uğraşılıyormuş gibi bir algı var, oyle değil. Amerika Birleşik Devletleri bir karar aldı geçtiğimiz bahar ayında ve 'Ekonomim sıkıntıda. Dunyada ticaret yaptığım ulkelerle pozisyonumu değiştireceğim. Onlarla serbest piyasa ekonomisi kuralları içerisinde değil, daha kamucu bir ekonomik modelmiş gibi gumruk duvarlarımı yukselteceğim' dedi. Çin ile de başladı. Çelik ithalatında ek gumruk vergisi uygulama kararı aldı. Sonra 'Bu yeterli değil. Ben bunu Avrupa Birliği'ne de uygulayacağım' dedi. Atlantik muttefikine de bu vergileri getirdi. Şimdi de Turkiye'ye getirmiş oldu. Yani 30 civarında ulkeye Amerika şu anda ek gumruk vergisi getirmiş ve deyim yerindeyse bir 'ticaret savaşı' başlatmış durumda. Bu zaten Amerika ile Çin arasındaki uzunca bir suredir 'ticaret savaşı' argumanıyla dillendirilen bir konu. Bunun 30 ulkeye yayıldığını duşunursek dunyaya artık kuresel ticaret savaşı başlamış durumda. Boyle yeni bir gelişme var. Bu gelişmede de şu anda Amerika açısından tablo ne? Kısa vadede baktığımızda aslında Amerikan dolarının sadece Turk Lirası karşısında değil, başka paralar karşısında da değerlendiğini goruyoruz. Amerika kısa vadede bu uygulamasıyla kazanıyor. Siyasal duzlemde Amerika'nın kendi muttefiklerine bile sopa salladığı ve dolayısıyla yalnızlaştığı bir sureç var ki bu orta ve uzun vadede Amerika'nın kaybedeceği anlamına geliyor."

' AMERİKA 2008'DEN BERİ GİRDİĞİ O KRİZDEN ASLINDA ÇIKAMADI'

Yaptırımların nedenini ABD'nin 2008'de girdiği krizden çıkamamasına bağlayan Guller, kapitalizmin çok ciddi bir kriz içerisinde olduğuna vurgu yaptı. Guller'e gore, bu kriz ideolojik kavramları bile alt ust eden bir durum doğurdu:

"Bugun Almanya ve Fransa'nın da daha boyle bir Avrasyacı, Çin ile, Rusya ile daha işbirliğini arzulayan bir çizgide olduğunu, hatta İran gibi çok kritik bir konuda bile Avrupa Birliği'nin Amerika'ya katılmadan İran'dan yana bir tutum aldığı yeni bir durum yaşıyoruz. Dunyada ciddi bir durum değişikliği yaşanıyor. Amerika 2008'den beri girdiği o krizden aslında çıkamadı. Kapitalizm çok ciddi bir kriz içerisinde ve Amerika kapitalizmin krizinden çıkabilmek için sosyalizmin bazı kurallarını uygulama peşinde. Kendi serbest ticaret ekonomisini, kendi dunya ticaret orgutunun kurallarını hiçe sayarak, bugune kadar kapalı ekonomi dediği o komunist bloku ulkelerinin ekonomisine benzer şekilde kısmen gumruk duvarları kaldırma peşinde. O ulkelerden Çin ise serbest piyasa ekonomisini ihlal etmekle, dunya ticaret orgutu kurallarını bozmakla Amerika'yı suçluyor. Bu kriz ideolojik kavramları bile alt ust eden bir durum doğurdu. İkinci Dunya Savaşı sonrasında Amerika toplam dunyadaki uretimin neredeyse yuzde 50'sinin sahibiydi. Dunyadaki yuzde 50 uretime sahip olan Amerika bu ustun gucuyle bunu askeri guce de donuşturerek bir hegemonya kurmuştu. Geldiğimiz noktada Amerika'nın dunya uretimindeki payı yuzde 20'nin altına duşmuş durumda. Bu yuzde 50'den yuzde 20'ye duşmuş bir Amerika'nın askeri gucunu hala koruyor da olsa bir dunya hegemonyası kurabilecek bir pozisyon kendisine bırakmıyor. Biraz bunların sancılarını yaşıyor. Trump gibi bir ismin bugun dunyanın bir numaralı ekonomisinin hala başına geliyor olması da biraz bu problemle ilgili. Kapitalizmin kendi içerisindeki sorunlarını çozememesi, Amerika'daki kimi tekellerin birbiriyle kıran kırana mucadele içerisine girmesiyle doğrudan ilgili.

' GEMİ KAÇINILMAZ OLARAK ASYA-PASİFİK'E DOĞRU GİDİYOR'

Guller, Asya-Pasifik merkezli yeni bir ekonomik duzene geçilmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Guller, BRICS uyelerinin liderlik yaptığı yeni bir ekonomik duzenin oluştuğunu belirtti:

(C) AFP 2018 /

"Dunya, Asya-Pasifik merkezli yeni bir ekonomik duzene doğru yonelmeye başladı. Bu kaçınılmaz. İsterse Turkiye'de ya da başka bir ulkede en Amerikancı iktidarlar olsun bu surecin dışına çıkma şansları yok. Siz geminizi istediğiniz kadar Batı'ya doğru kurek çektirin. O gemi kaçınılmaz olarak ters istikamete Asya-Pasifik'e doğru gidiyor. Bu her ulke için geçerli. Almanya için hele çok çok geçerli. Almanya çok oğretici. 2008 dunya kapitalist krizinden en az etkilenen kapitalist blok ulkesi Almanya oldu. Almanya çunku bu sureci atlatabilmek için olağanustu bir yontem gorerek hem Rusya ile hem Çin ile ticaretini geliştirdi. Bunu yaptığı için de butun kapitalist blok içerisinde sureçten en az etkilenen ulke olmayı başardı. Bunun için Amerika'nın yaptığı ve yapmak zorunda olduğu, uyguladığı bu yontemler Turkiye'yi de, Turkiye'den daha onemli olarak gorduğu Avrupa Birliği'ni de kendinden uzaklaştırmaya kendinden itmeye vesile oluyor. Ama bu kaçınılmaz. Bu sureç yeni bir ekonomik duzen inşa olmasına neden oluyor. Bizim İkinci Dunya Savaşı'ndan sonra bildiğimiz dolara, IMF'ye Dunya Bankası gibi sutunlar uzerinden yukselen o 'Breitenfurt rejimi'nin yerini yeni bir ekonomik duzen almaya başladı. Bu yavaş yavaş oluyor, bugunden yarına değil. Çin başta, Rusya ve diğer BRICS uyelerinin liderlik yaptığı bir yeni ekonomik duzen oluşuyor ve bu duzende mevcut eski duzenin kurumlarının karşısına kendi kurumlarını koyuyor. IMF'nin karşısına yatırım bankaları, Dunya Bankası'nın karşısında altyapı bankaları gibi buyuk bankalar kurarak ya da doların karşısında sepet oluşturarak, milli paralarla ticareti one alarak yeni bir rejim inşa edilmeye başlanıyor."

' ARTIK BU İŞ BİR PAPAZ MESELESİ DEĞİL'

Guller, ABD ve Turkiye arasındaki sorunun artık bir papaz meselesi olmadığını soyledi. Guller, Turkiye'nin sermaye kontrolu sağlayacak bir baraj kurması gerektiğine dikkat çekti:

"Birincisi artık bu iş bir papaz meselesi değil. Kuşkusuz bunun bir papaz meselesi olduğu anlar vardı geçtiğimiz aylar içerisinde. Bizzat Cumhurbaşkanının da 'Al papazı, ver papazı' dediği bir sureç yaşandı. Orada başka pazarlıklar oldu. Mesele papaz meselesinden çok çok ote. İçinde Amerika'nın İran'ı hedef aldığı ve İran'a yonelik Ortadoğu'da bir yeni duzenleme peşinde olduğu bir stratejinin de olduğu, içinde Suriye konusunda sıkıntılar yaşadığı bir durumunda olduğu, otesinde Turkiye'nin Astana surecinde bulunmasından kaynaklanan rahatsızlık da olduğu, otesinde PYD anlaşmazlığı nedeniyle yaşanan sorunların da olduğu aslında bir Turk-Amerikan buyuk çelişmesinin bir sonucu bu. 'Ekonomi sopası' siyasi anlaşmazlığın bir tezahuru olarak sallanıyor. Turkiye nasıl direnecek? Burada bence somut durum şu: Doğru Turkiye hakikaten boylesi bir milli ekonomi direnişini sağlayabilecek kurumlarından yoksun kaldı. En basiti TÜPRAŞ'ın yok, TELEKOM'un yok, şeker fabrikaların yok, her şeyin gitti. Eti de ithal ediyorsun, samanı da ithal ediyorsun, bunlar da doğru. Fabrikan kalmadı, tamamen inşaat ağırlıklı bir buyume peşindesin bu da doğru. Ama bunların tersine çevrilmesini sağlayacak kısa-orta-uzun vadede yapabilecek işler var. Fakat bu işler sadece ekonomi işleri değil aynı zamanda siyaset işleri. Turkiye'den sermaye kaçışını engelleyecek bir geçici onlem almak diye onumuzde bir problem var. Ekonomi açısından kısa vadede bir kere en başta yapılması gereken şey geçici olarak sermaye kontrolu sağlayacak bir baraj kurmamız gerekiyor. Bunu yapmadığımız takdirde çok ciddi, daha buyuk sorunlarla karışılacağız. İkincisi şu: Bu tip meselelere direnmek bir milli birlik meselesidir. Alışageldiğimiz şekilde AKP'nin kendinden olmayan herkesi duşman gorduğu bir anlayışla bir milli direnme ekonomi modeli geliştirebilmeniz mumkun değildir. Çunku halkın tamamını bu işlere katabildiğiniz zaman ancak başarılı olabilirsiniz."

' TÜRKİYE'NİN YANINA SİYASİ BİR DESTEK BULMASI GEREKİYOR'

AK Parti'nin Bu krizin altından tek başına kalkamayacağını belirten Guller, Turkiye'nin bu sureçte yanına siyasi bir destek bulması gerektiğini vurguladı. Guller'e gore, Turkiye'nin Suriye'ye guvenli bolge kurma fikrinden vazgeçmemesi komşularıyla ilişkilerini olumsuz etkiliyor:

"Orta vadede yapılabilecek işlere yonelmemiz lazım. Turkiye'nin borçlanma ekonomisi anlayışından hızla çıkması ve uretim ekonomisine geçmesi gerekiyor. Turkiye'nin geçmişte yaptığı gibi 5 yıllık kalkınma planları yaparak bir planlı ekonomi modeli uygulayarak, onune bir planlama koyarak orta vadeli hedefli bir iş yapması gerekiyor. Bir diğeri şu: Kaba bir buyume durumundan vazgeçip kalkınmayı esas alan bir modeli kabul etmesi gerekiyor. Hızla bir kere tarım ve hayvancılığı geliştirecek onlemler alması ve bu konuda ithalatı frenlemesi gerekiyor. Fakat butun bunların yurutulebilmesi için Turkiye'nin yanına siyasi bir destek bulması gerekiyor. Butun bunların yapılabilmesi için sizin aynı zamanda dolar ile da mucadele ediyor olabilmeniz için birincisi komşularla bir alışveriş yapabiliyor olmanız, ikincisi bu alışverişi mumkunse dolar dışı paralarla yapıyor olabilmeniz lazım. Turkiye açısından boyle bir sorun var. Turkiye bugun hala Suriye'ye bir guvenli bolge kurma peşindeki sevdasından vazgeçmediği muddetçe komşularla dostluğu surduremiyor. Bugun hala uzak komşumuz olan Mısır ile yaşadığımız sorunlar bize ciddi sorunlar yaşatıyor. Butun bunlardan Turkiye'nin bir an once kurtulması için bu kez adı gerçekten komşularla sıfır sorunu olan bir model olarak hızla komşularla barışmamız gerekiyor. Bunu bu hukumet yapabilir mi? Bunu bu hukumetin yapamayacağı ortada. Defalarca yanlışlar yapıp, bu yanlışlardan da hiçbir ders çıkarmayan bir hukumetimiz var maalesef. Bu hukumet eğer bu işin altından Turkiye'nin en az zararla kalkmasını istiyorsa bir kere yapacağı şey şu: Bu artık dediği gibi hepimiz aynı gemideysek, eğer dediği gibi bu sadece AKP'yi değil herkesi ilgilendiren bir meseleyse ki oyle o zaman hukumet bunun gereğini yerine getirecek. Eğer ciddi olarak bunu ekonomik bir savaş olarak goruyorsanız, Meclis ona gore bir planlamaya girecek. Meclis'in ortadan kaldırıldığı bir rejimdeyiz şu anda biz. AKP hukumetinin tum muhalefet partilerini de devreye sokarak bir milli mutabakat ortamı oluşturarak onlarla beraber kararlar alarak bu kararlara butun milleti katabileceği bir duzene girmesi lazım. Aksi takdirde AKP'nin tek başına bu kadar yanlış yonelimiyle altından kalkabileceği meseleler değil bunlar. Cumhuriyet Halk Partisi'nden sosyalist partilere kadar butun partileri içine katacağı bir geniş mutabakat platformu oluşturarak o platformla birlikte kararlar alıp bunu uygulaması lazım."