Özet (TL;DR) @ 2018-08-10T21:40:00.000Z: Zeynep Gürcanlı’ya göre ABD ile Türkiye arasındaki krizde, Brunson’un serbest bırakılması halinde bile geri dönüş olamayabilir. Gürcanlı, ABD’nin dünyaya bir mesaj vermek için Halkbank’a ceza…
Zeynep Gurcanlı'ya gore ABD ile Turkiye arasındaki krizde, Brunson'un serbest bırakılması halinde bile geri donuş olamayabilir. Gurcanlı, ABD'nin dunyaya bir mesaj vermek için Halkbank'a ceza verebileceğini soylerken, ABD yonetiminin 'Turkiye'deki iktidarın onunu açtık ama verilen sozler tutulmadı' havasında olduğunu belirtti.
ABD ile Turkiye arasındaki kriz hız kesmiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yukselen dolar kuru karşısında soylediği 'Sizin dolarınız varsa bizim Allahımız var' açıklamasının ardından Donald Trump, Twitter'dan 'Turk Lirası bizim guçlu dolarımız karşısında değer kaybediyor' açıklamasıyla birlikte çelik ve aluminyumda gumruk vergisinin iki katına çıkarılmasına onay verdiğini duyurdu. Trump'ın tweetinin Erdoğan'ın açıklamasıyla bağlantılı imalar taşıdığı yorumları yapılırken, ABD'nin Brunson'ın bırakılması için Ankara'ya sure tanıyarak ultimatom verdiği soylendi.
Donald Trump'ın açıklamalarıyla birlikte Turkiye ile ABD ilişkilerinin seyrini ve iki tarafın kulislerinde konuşulanları Sozcu Gazetesi Ankara Temsilci Zeynep Gurcanlı ile konuştuk.
' TRUMP, ATTIĞI TWEETLERLE EL YÜKSELTİYOR, 'DEVAMI GELEBİLİR' MESAJI VERİYOR'
(C) REUTERS / Leah Millis
Zeynep Gurcanlı, ABD yonetiminin seçimlerden once Menbiç'teki uzlaşma ve Halkbank'a ceza verilmemesiyle birlikte, 'Turkiye'deki iktidarın onunu açtık ama verilen sozler tutulmadı' havasına girdiğini yorumunu yaparken, Trump'ın attığı tweetlerle, krizde yapılan hamlelerin ciddiyetini vurgulamaya çalıştığını soyledi:
''Trump, bana gore attığı tweetlerle el yukseltiyor. Ciddi olduğunu Turk hukumetine, Recep Tayyip Erdoğan'a anlatmaya çalışıyor. 'Biz çok ciddiyiz, bu krizde yaptığımız hamleler ciddidir ve devamı da gelebilir' mesajı veriyor. Bu tweet atılmasaydı da ben yine aynı yorumu yapacaktım. Çunku ABD'den pek çok kişiyle ikili ilişkilerin durumu hakkında konuştum. Edindiğim izlenim şu: ABD'de 'aldatıldık' havası var. 'Her turlu yaptığımıza rağmen Turk hukumetinden karşılık alamadık, vereceklerini soyledikleri karşılıkları da vermediler' diye bir hava var açıkçası. Trump'ın son tweetinde de bunun etkisi var. Ne yaptınız diye sordum ben ve hep soyledikleri şu: 'Bu seçimler onemliydi, seçimler oncesi Halkbank'a ceza gelebilirdi ama gelmedi' dediler. İkincisi de Menbiç dediler. Bunlar yapılmayabilirdi, hem de ustelik Turkiye'deki seçimlerin ne kadar kritik olduğunu biliyordu ABD yonetimi. 'Yani biz onların onunu açtık' demeye getiriyorlar. Buna rağmen, bu yaptıklarımıza rağmen, beklentilerimizi iletmemize rağmen bize verilen sozler tutulmadı havası var Washington'da. Kiminle konuştuysam hayal kırıklığı ve kızgınlık vardı. Olanları Turkiye'den herhangi bir adım gelmediği takdirde bekliyordum. Nitekim Trump bir adım attı, çelik ve aluminyum vergilerinin ikiye katlanmasını bir de imalı bir tweetle duyurdu. Tweetle duyurdu, bu da çok sıkıntılı bir durum. 'İlişkilerimiz bu kez iyi değil' dedi. Ben bunun da ciddi bir mesaj olduğunu duşunuyorum ve anladığım bunun gerisinin de gelebileceği.''
' TRUMP, DÜNYAYA MESAJ VERMEK İÇİN HALKBANK'A AĞIR BİR CEZA VEREBİLİR'
Gurcanlı, Trump'ın İran'a karşı yaptırımlar konusunda dunyaya mesaj vermek için Halkbank'a ağır bir ceza verebileceği yorumunu yaptı:
''Yeni yaptırımlar beklemek mumkundur diye duşunuyorum. Nedir bu yaptırımlar? İlk olarak İçişleri ve Adalet Bakanlarına birtakım yaptırımlar konulmuştu. Halkbank'a ceza kesilmesini de bekliyorum. Bir de insanların gormediği şu durum var; ABD'nin İran'a bir yaptırımları petrol ve doğalgaz konusundaki yaptırımları kasım ayında uygulanmaya başlanacak. Petrol konusunda ciddi bir yaptırıma girecek. Trump'ın bir tweeti vardı: 'Ya onlardansın ya bizdensin'. Yani ya dolar kullanırsın bizimle iş birliği yaparsın ya da gidersin İran'la iş birliği yaparsın diye. Bu tabii ki Turkiye'ye ozel değildi, tum dunya şirketlerine verilmiş bir mesajdı. Buna karşı Avrupa Birliği'nde, Çin'de, diğer ulkelerde ve tabii ki Turkiye'de bir takım ofkeli sesler çıktı, niye ki, yani 'sizin yaptığınıza uymak zorunda mıyız' denildi. Şimdi Halkbank cezası bu aşamada çok onem taşıyor. Trump bir de sadece Turkiye'ye bir ders vermenin yanı sıra dunyaya da bir mesaj vermek için Halkbank cezasını kullanabilir. Yani 'şakamız yok' demek için Halkbank cezasını olabildiğinden de yuksek tutabilir. Benim en buyuk endişem bu açıkçası. Boylece İran'la bundan sonra, kasımdaki bu yeni, ikinci etap ambargodan sonra iş tutmaya kalkacak sadece Turk değil obur şirketlere de bir mesaj vermek isteyebilir. Benim en buyuk endişem bu. ABD'nin el yukseltmesi işin oraya doğru gittiğini gosteriyor. Hakikaten ciddi sıkıntılar olacak.''
' BAKANLIKLARA YAPTIRIMLAR KİŞİSEL DEĞİL, İKİ KİLİT KURUMA'
Gurcanlı, Adalet ve İçişleri Bakanlarına gelen yaptırımların kişisel olmadığını soylerken, bu yaptırımların iki kilit kuruma yonelik olduğuna dikkat çekti:
(C) REUTERS / YURI GRIPAS
''Bakanlara yaptırımlar konusuna gelince, ABD Hazine Bakanlığı'nın açıklamasını dikkatli okumak lazım. O bakanların şahsına değil yani şahsen yaptıkları herhangi bir ABD'yi rahatsız eden eyleme karşı konulmuş bir şey değil bu yaptırımlar. Bu iki kurumun yani Adalet ve İçişleri Bakanlığı'nın Turkiye'deki insan hakları ihlallerine yonelik koyduk diye not duşurulmuş. Biraz mevkiye yonelik, yani şahsi değildi. Bakanlardan bazıları 'Benim orada dikili aracım yok, ne olursa olsun diye' ama oyle değil. Bu Abdulhamit Gul'e ya da Suleyman Soylu'ya koyulmuş kişisel yaptırımlar, onların kişisel hataları, suçları ya da ABD tarafından boyle gorulecek birtakım eylemler için koyulmuş bir şey değildi. Turkiye'deki iki çok kilit kuruma konulmuş yaptırımlardı aslında. Şimdi o kurumun başındakine koyduktan sonra kurumun kendisine de koyar.''
' ÇARŞAMBAYA KADAR SÜRE VERİLDİĞİ KONUSU ANKARA'YA PEK YANSIMADI FAKAT ABD'LİLER BU KONUDA CİDDİ'
ABD'nin Turkiye'ye Çarşamba gunune kadar sure verdiği konusunun Ankara'ya pek yansımadığını ancak ABD'nin bu konuda ciddi olduğunu soyleyen Gurcanlı'ya gore artık bir yol ayrımına gelindi:
''Ankara'ya pek yansımadı. Bir kere goruşmelerin iyi gitmediği konusu yansıdı fakat bir sure konusu Ankara'da pek telaffuz edilmedi açıkçası Ankara'da. Sureden bahsedilmiyor fakat ABD'nin ciddi olduğunu heyet Ankara'ya da anlatmış durumda. Çok ciddiler, sure vermişlerdir, vermemişlerdir ama başladılar bile. Belli ki sureyi verdilerse bile beklemeyecekler, bugunden Trump elini açtı. En korkuncu da şoyle; Turkiye'nin en sıkıntılı konusunun ekonomi olduğunun farkında Trump, buna atıf yapıyor, vergileri arttırıyor. Benim tahminim bundan sonra da yine ekonomik alanda birtakım vergiler ya da yaptırımların gelebilme ihtimali olabilir. Hakikaten çok endişe verici. Bir de tabii iş adamlarına da birtakım yaptırımlar gelebilir. Dediğim gibi kişisel hiçbir bağlantıları olmamasına rağmen iki bakana yaptırım yaptıktan sonra pek çok iş adamına yaptırım gelmesi, iş adamlarının ciddi sıkıntılara duşmesi demektir. Bunlar olabilir. Onun dışında askeri yaptırımlara girmeyeceğiz dediler ama bu gidişle ona bile girebilirler. Ciddi sıkıntılar onumuzde bizi bekliyor, Turkiye'nin oturup ciddi ciddi bunu duşunmesi lazım. Bu bir yol ayrımı artık ve bu yol ayrımında ne tarafa gideceğimize Cumhurbaşkanı Erdoğan karar verecek.''
' BRUNSON'U GÜNDEME GETİRENLERDEN BİRİ TRUMP'TI, ONU AYRI TUTMAK DOĞRU DEĞİL'
Gurcanlı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, ABD ile krizde Trump'ı ayrı bir yerde
tutmasının yanlış olduğu goruşunde:
''Ben de Trump'ın attığı tweet, Erdoğan'ı hedef almış gibi bir izlenim
edindim. Cumhurbaşkanı'nın yaptığı yorum, yani Trump'ı bu işin dışındaymış
gibi gosterdiği yorum bana kalırsa doğru değildi. Çunku Trump zaten tweet
atarak Rahip Brunson konusunu gundeme getirmişti. Yani bu sadece Başkan
Yardımcısı Pence ya da Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı uzerinden
gitmedi. O tehdit tweetlerini Trump da kendi kişisel hesabından attı.
Dolayısıyla Trump'ı ayrı tutmak, yonetimden başka konumda tutmak doğru
değildi.''
' İLİŞKİLERDE ARTIK GERİ DÖNÜŞ OLMAYABİLİR'
Gurcanlı, ABD ile Turkiye arasında gelinen ilişkilerin ciddiyetine vurgu yaparak, Brunson'un serbest bırakılması halinde bile artık krizden geri donuşun olmayabileceği goruşunu dile getirdi:
(C) AA /
''Artık bugun rahibi serbest bıraksak bile bu işin donuşu olabilecek mi endişem var bu konuda. Çunku çok ciddi bir 'yanıltıldık, kullanıldık' duygusu var Amerikalılarda, benim konuştuklarımdan edindiğim izlenime gore. Bunun sonucunda sadece rahibi bırakmanın bile yeterli olmayacağını duşunuyorum. Bir de mesela son derece ilginç konular var. Heyete, Amerikan tarafının sozleriyle soyluyorum, --buna katıldığımdan değil- haksız yere tutuklandıklarına inandıkları Amerikan vatandaşları ve Turk vatandaşı olmasına rağmen Amerikan konsolosluk gorevlilerinin de serbest bırakılmasından bahsetmişler. Yani artık Brunson meselesinden çıkıp, Amerikan vatandaşından da çıkıp Turk vatandaşlarına kadar elini buyutmuş oldu ABD. Bu da hakikaten endişe verici bir durum. Bir devletin kendi vatandaşlarının haklarını aramasını anlayabiliriz ama artık Turk vatandaşlarının tutuklanması, şekli konusunda da ABD'nin bir eleştirisi olduğunu -- sadece konsolosluk çalışanı olmasından dolayı- goruyoruz. Bu da hakikaten ikinci bir endişe unsuru. Buna karşı verilecek yanıt o kadar zor bir şey ki, serbest bıraksanız zorbalığa karşı geri adım atmış olacaksınız, serbest bırakmasanız belli ki ABD elindeki sopayı olabildiğince sallamaya girişecek.''
' ESKİDEN TEK KRİZ OLUYORDU, ŞİMDİ AYNI ANDA BİRÇOK KRİZ SAYILABİLİR'
Gurcanlı, ABD ile krizin oncekilerden farklarına değindi ve eskiden aynı anda bu kadar çok krizin yaşanmadığı yorumunu yaptı:
(C) AA / Atılgan Özdil
''Ben boyle bir kriz gormedim. Gazeteciliğimin 28. Yılındayım. ABD ile pek çok kriz yaşadık, 'çuval krizi' yaşadık, Kuzey Irak'ta terorle mucadele konusunda pek çok ciddi, yaşamsal kriz yaşadık. Ama tek farkı ne biliyor musunuz? Eskiden tek bir kriz oluyordu yani o konu çozulduğunde ABD ile ilişkilerin de çozulmesi yonunde bir hareketlenme derhal oluyordu. Ama ben şu anda bir çırpıda hepsi de birbirinden ciddi 8 ayrı krizi sayabilirim.''
' RUSLARIN DA TÜRKİYE İLE BİRÇOK ANLAŞMAZLIĞI ORTADA, TÜRKİYE'NİN BİR ÇIRPIDA İTTİFAK İÇİNE GİRMESİ ZOR'
Rusya ile Turkiye arasında birçok anlaşmazlığın bulunduğunu soyleyen Gurcanlı'ya gore Turkiye bu yuzden bir anda ABD'den kendini sıyırıp Rusya ile ittifaka giremez:
''Turkiye'nin Rusya ile birlikte davranarak jeo-stratejik bir rest çekme işine gidebileceğini tahmin etmiyorum. Çunku bakarsak Rusya ile Turkiye'nin ilişkileri de oyle 'ballı borekli' değil aslında. Ticari ilişkilerde olabildiğince iyi bir noktaya gelinmiş de olsa Suriye'deki çıkar çatışması hala orada duruyor. Mesela İran yaptırımında Turkiye'nin alacağı taraf, Rusya'nın duruşu onemli. Bunların hepsi ciddi sıkıntı. Mesela şu anda konuşulan konulardan bir tanesi Turkiye'nin Nahçıvan'a us kurmaya hazırlanması. Buna Rusya ne diyecek? Ayrıca Gurcistan'ın NATO'ya uye olmasına yine Turkiye onay verdi. Moskova'nın bu konularda çok da memnun olduğunu soylemek mumkun değil. Açıkçası Turkiye'yle Rusya arasındaki siyasi ilişkilerde de şu anda iyi gitmekle birlikte patlama noktaları, kriz noktaları olduğu gibi duruyor. Bu çerçevede Turkiye'nin ABD'den kendini sıyırıp Rusya'yla bir ittifaka gitmesi bana gore oldukça zor gorunuyor. Kaldı ki Rusların da pek çok konuda Turkiye'yle anlaşmazlığı olduğu ortada.''
' TÜRKİYE, İRAN YAPTIRIMLARINA UYMAK ZORUNDA KALACAK, RUSYA İLE GÖRÜŞME KRİZE HAZIRLIĞIN ÖN ADIMLARI OLABİLİR'
Turkiye'nin İran yaptırımlarına uymak zorunda kalacağını duşunen Gurcanlı'ya gore Rusya ile yapılan son goruşmeler bununla alakalı yeni ekonomik krizlere hazırlık için gerçekleşmiş olabilir:
''Önumuzde bir de çok ciddi bir İran krizi var. Ben Turkiye'nin yaptırımlara uymak zorunda kalacağını duşunuyorum. Boyle bir ekonomiyle ABD ile bir de İran uzerinden yeni bir itiş kakışa girmesinin çok da olası olduğunu duşunmuyorum. Ben bugunku goruşmenin belki de bu olabileceğini duşunuyorum, yani Ruslarla bu doğalgaz ya da petrol konusundaki işbirliğinin biraz daha arttırılması, belki Turkiye'nin biraz daha oyle bir krize hazırlıklı olmasının on adımları olabileceğini duşunuyorum. İkincisi, Berat Albayrak geçen hafta --belki mutlulukla diyeyim- Çin'den kredi alındığını açıklamıştı. Çin'den alınmış kredinin ardından belki Rusya'yla da benzer bir ilişkiye girmenin yolu açılacak olabilir. İşte ticari ilişkiler deyince benim aklıma bunlar geliyor. Turkiye'nin çok hızlı bir şekilde hem yabancı yatırıma hem nakit paraya ihtiyacı var. Rusya da bunu sağlayabilecek ulkelerden bir tanesi. Acaba bunu mu konuştular? Benim aklıma gelen ilk konu bu.''
' ERDOĞAN YÖNETİMİ CİDDİ BİR KRİZ İÇERİSİNDE, NE TARAFA DÖNSE DEMOKRATİKLEŞME ŞARTI GELİYOR'
Zeynep Gurcanlı son olarak, Turkiye'deki iktidarın ciddi bir kriz içerinde
olduğu yorumunu yaparak, Turkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerine değindi:
''Bir de tabii Rusya, Almanya, Fransa zirvesi olacak Turkiye'de. Bu da
açıklanan onemli bir zirve. Suriye'yi konuşacaklar ama ben boyle bir zirvede
İran konusunun ele alınmayacağını ve yaptırımların konuşulmayacağını
duşunemiyorum. Mutlaka bu konu ele alınacaktır. İşte bu aşamada Avrupa
Birliği'ndeki hissiyat da bir şekilde Turkiye'nin Avrupa Birliği'ne donme
eğilimine gireceği. İşte, Almanya ziyareti de bunun orneği fakat bunun tabii
bir on şartı var. Yani AB'nin on şartı çok net; demokratikleşme. Turkiye anti-
demokratik tavrında ısrar ettiği surece Avrupa Birliği'yle ilişkilerde --belki
bir iki ulkeyle ikili ilişkilerde olumlu adım atsa bile- yeni bir sayfa
açılması pek olası gorunmuyor. Bu da Avrupa Birliği'nin bu İran yaptırımları
konusunda ABD'ye karşı çıkıp kendi şirketlerini koruma altına almasından
elbette Turkiye de yararlanmak isteyecektir. Ama benim tahminim Avrupalıların
da bundan yola çıkarak eğer Turkiye'den boyle bir talep gelirse karşısına
mutlaka demokratikleşmeyi, insan haklarını getirmesini bekliyorum. Ankara'nın
çıkmazı da burada. Ne tarafa donse karşısına bir demokratikleşme şartı
geliyor. Bir insan hakları ihlali unsuru geliyor. Hakikaten ciddi bir kriz
içinde Erdoğan yonetimi.''
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.