Özet (TL;DR) @ 2018-08-10T17:53:00.000Z: Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın, ülkesinin kuzeyini kontrol eden ve ana omurgasını YPG'nin oluşturduğu DSG'nin siyasi kanadı DSM'ye yaptığı diyalog teklifinin ardından tarafların yaptığı…



Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın, ulkesinin kuzeyini kontrol eden ve ana omurgasını YPG'nin oluşturduğu DSG'nin siyasi kanadı DSM'ye yaptığı diyalog teklifinin ardından tarafların yaptığı goruşmenin olası sonuçlarını iki tecrubeli gazeteci Musa Özuğurlu ve Ramazan Bursa Sputnik'e değerlendirdi.

Demokratik Suriye Guçleri'nin (DSG) siyasi kanadı Demokratik Suriye Meclisi (DSM) ile Şam yonetimi arasındaki mutabakat çabaları giderek daha somut bir hal alıyor. Geçtiğimiz Temmuz ayının sonunda, DSM'den bir heyetin Şam'ı ziyaret etmesinin ardından Rus Stratejik Araştırmalar Enstitusu (RISS) Yakın ve Ortadoğu Merkezi Başkanı Vladimir Fitin'den de çarpıcı bir iddia geldi. Fitin DSM'nin, ilişkileri normale dondurme konusunda Şam ile goruşmeleri 'Washington ile anlaşmazlıkları' nedeniyle başlattığını iddia etti. Üzerinde durulan olasılıklar bir yana, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın 31 Mayıs'ta yaptığı ulkenin kuzeyini kontrol eden ve ana omurgasını YPG'nin oluşturduğu DSG'nin siyasi kanadına yaptığı diyalog teklifi, Suriye'de çozum surecine yeni bir boyut katabilir. Suriye'nin onumuzdeki surecine ilişkin olası senaryoları iki tecrubeli gazeteci Musa Özuğurlu ve Ramazan Bursa Sputnik'e değerlendirdi.

(C) AFP 2018 / Delil Souleiman

' KÜRTLER VE ŞAM'IN ANLAŞMASI KAÇINILMAZ'

Gazeteci Musa Özuğurlu'ya gore "Suriye'deki Kurtlerle Şam yonetiminin birbirleriyle anlaşmaları pek çok açıdan kaçınılmaz" olarak gorulebilir. Özuğurlu "Birincisi bu, iki taraf için de zorunluluk olarak goruluyor. Zira Suriye Savaşı'nın ortaya çıkardığı en onemli, hatta tek kayda değer dinamik, Kurt dinamiği oldu. Suriye'deki guçleri ve Suriye'deki savaşa dışarıdan mudahil olanları da saydığımız zaman, bir tek Kurtlerin belli bir kazanım elde ettiğini goruyoruz. Diğer orgutler artık yavaş yavaş sona geldiler, ki ulkenin İdlib hariç diğer bolgelerinde ordu tamamen kontrolu sağlamış durumda. İdlib bolgesine operasyon zaten kaçınılmaz. Bunun yanında Rusya'nın zaten Suriye'ye destek veriyor olması, İdlib'teki orgutler açısından kaçınılmaz bir sonu getiriyor. Ancak bu askeri bir işlem olarak gorulmeli. Kurtlerle yaşanan siyasi bir sureç ve bunun askeri surece evrilip evrilmeyeceği de bunun sonunda belli olacak" yorumunda bulundu.

' ABD BÖLGEDE SONSUZA DEK KALAMAYACAK; KÜRTLER İÇİN TEK MUHATAP ŞAM'

Kurt meselesinin Ortadoğu'da sadece Suriye meselesi olarak gorulmemesi; Irak, İran ve Turkiye'de bir butun olarak ele alınması gerektiğine işaret eden Özuğurlu "Bunun bir parçası olarak Kurtler haklarını elde etme açısından ilerleme kat ettiler. Kurtlerin bu haklarını elde tutabilmelerinin en onemli yolu, Şam ile anlaşmadan geçiyor. Neden? Çunku İran'ın Kurt politikası belli. Aslında İran biraz daha 'uzakta sayılabilecek' bir ulke. Kuzey Irak'taki Kurdistan Bolgesel Yonetimi ise Suriye'deki Kurtlere çok sıcak bakmıyordu daha oncesinde. Hatırlayalım, IŞİD'in Kurtlere saldırdığı donemde, Turkiye tarafından Kurtlere yardım için geçen bazı Peşmergeler olmuştu. Ama onlar belli bir pazarlık ve baskı sonucu oraya gitmişlerdi. Dolayısıyla Kuzey Irak Kurtleri ile Suriye Kurtlerinin her konuda anlaşabildiklerini soylemek mumkun değil. Turkiye'nin ise Kurtleri tam manasıyla bir guvenlik sorunu olarak gorduğune tanıklık ediyoruz. Zaten Turk Silahlı Kuvvetleri'nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla amacı, Kurtlerin bulunduğu Afrin ve Fırat'ın doğusundaki bolgeyi birbirinden ayırmaktı. Turkiye'nin PYD'yi 'teror orgutu' olarak gorduğunu de biliyoruz" dedi ve şoyle devam etti:

"Dolayısıyla, Kurtler açısından geriye iki dinamik kalıyor. Bunlardan biri, kendilerine uzun suredir yardım eden ABD, diğeriyse Şam. ABD ilanihaye o bolgede kalamaz. Yani bu eşyanın tabiatına aykırı bir durum çunku ABD'yi orda kimse istemiyor. İran istemiyor, Irak istemiyor, Suriye istemiyor, Rusya istemiyor ve Turkiye istemiyor. Dolayısıyla ABD bir sure sonra oradan çekilmek zorunda kalacak. Boyle olduğu için de Kurtler için muhatap olunacak bir tek Şam kalıyor. Duruma Şam açısından bakacak olursak Şam artık Kurtleri goz ardı edebilecek bir durumda değil. Daha doğrusu, Kurtler goz ardı edilebilecek kadar kuçuk bir dinamik değil. Şam, Kurtlerin oradaki gucunun ve oradaki orgutlenmesinin ve yanlarına aldıkları takdirde Kurtlerin kendilerine katacağı gucun de farkındalar. Bunlar da zorunluluk doğuruyor."

' TARAFLAR 'YENİ SURİYE' İÇİN GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİRİRSE ÇIKIŞ YOLU BULUNUR'

Peki, iki taraf birbirinden ne istiyor? Ve bu istekler karşılanabilir mi? Bu sorunun yanıtını Özuğurlu şoyle veriyor:

"Şam, YPG'nin herhangi bir şekilde orduya katılmasını, en azından ağır silahlarının teslimatının yapılmasını istiyorlar. Diğer yandan devlet otoritesinin Kurtlerin bulunduğu bolgede de sağlanmasını istiyor. Ama Kurtler açısından bakarsak, onlar da elde ettikleri kazanımı korumaya çalışıyor. Tabii, 2012 yılından bu yana elde ettikleri kazanıma bakacak olursak, çeşitli başlıklar altındaydı. Kurtler oncelikle kendilerini koruma amacıyla harekete geçtiler. Daha sonrasında, ozerkliğe doğru gitti bu. Hatta gelinen noktada Kurtlerin devletleşme adımı olarak gorulebilecek bir takım orgutlenme ve faaliyetler var. Kurtçe tabelalar, plakalar, okullarda mufredatın ona gore gore duzenlenmesi gibi adımlar atıldı. Fakat Kurtler bu noktada bile siyasi değil idari bir ozerkliğe razılarmış gibi gorunuyor. Çunku iki tarafın ortayı bulması gerekiyor. Bunun için de Şam'ın ademi merkeziyetçilik denilen yerel yonetimlere daha fazla yetki verme formuluyle ortaya çıkıyor. Bu ortaya çıktığında, Kurtler kendi bolgelerinde yerel bir guç, yerel bir dinamik olarak devam edecekler. Şam da boylece, kendi devlet egemenliğini Kurtlerin bulunduğu topraklar da dahil olmak uzere butun Suriye'de sağlamış olacak. Boylece iki taraf da istediğini almış olacak. Her ne kadar Ortadoğu'da bir saat sonra ne olacağını soylemek bile zor olsa da; şu anda gorunen tablo her iki tarafın da bu şartlara razı olduğu şeklinde. Muhtemelen taraflar 'Yeni Suriye'ye guçlerini birleştirerek devam edecekler."

' IRAK'TA DEVLET OTORİTESİ KAYBOLMUŞTU, SURİYE'DE İSE DEVLET AYAKTA'

Suriye'deki surecin Irak'takinden 180 derece farklı olduğuna işaret eden Özuğurlu "ABD'nin saldırısı sonrası Irak'ta devlet otoritesi tamamen kaybolmuştu. Bir de 36. Paralel gibi bir gerçek var. ABD, Irak'ın belli bir bolgesine uçuş yasağı getirmişti. Dolayısıyla, Irak devletinin o bolgede otoritesini devam ettirme veya bolgeye operasyon yapma gibi bir şansı yoktu. Ancak Suriye'de boyle bir şey olmadı. Zaman zaman ABD onculuğundeki koalisyon uçaklarının Suriye birliklerine yonelik bazı saldırılarına tanıklık ettik hatta Tanf bolgesinde de bir ABD oluşumu soz konusu. Dera operasyonu başlayacağı zaman ABD 'Resmen ateşkes bolgesinde bir ihlali olduğu takdirde Suriye ordusuna ağır bir şekilde karşılık vereceğiz' demişti. Ancak buna rağmen Suriye ordusu orada operasyonunu yaptı ve şu anda guneyde herhangi bir problem yok. Tanf bolgesi duruyor ancak zamanla o da halledilecektir. Ancak burada onemli olan Irak'ta olduğu gibi Suriye'de devlet otoritesinin kaybolmamış oluşu. Bu devlet otoritesi kaybolmadığı için ABD, Suriye içerisinde yapacağı herhangi bir operasyonu aslında Suriye'ye karşı da yapmış olacak. Kurtler açısından da aynı durum soz konusu. Kurtler Irak'ta devletin olmadığı bir ortamda hareket ediyordu. Fakat Suriye'de devlet mevcudiyetini koruduğu bir ortamdalar. Maaşlar hala yatıyor, Haseke'de merkezde bir Suriye ordusu hakimiyeti var. Keza Kamışlı'da Turkiye'yle olan bir sınır kapısında yine Suriye birlikleri var. Bu yuzden Suriye yonetimiyle Kurtler zaman zaman çatışmış olmalarına rağmen birbirlerine yardım ediyorlardı. Tabii ABD'nin mudahil olması ile iki tarafın arasında bir gerginlik oluştu. Ancak Suriye otoritesini hiçbir zaman kaybetmediği için ırak orneğinden çok farklı bir durum soz konusu. Kuzey Irak'ta Turkiye Barzani'ye yardım ederken; Irak bolgeye hiçbir şekilde mudahale edemiyordu. Bu yuzden Irak devleti, Kurtlerle pazarlığa mecbur kaldı. Fakat Suriye'de ABD Kurtlere yardım etse de bolgede yabancı bir devlet olarak gorulduğunden ilanihaye bu yardımı surduremeyecektir. Dolayısıyla Kurtler için, zaten kaybolmayan Suriye otoritesini kabul etmek olacaktır."

' SİYASET VE GÜVENLİK KONULARI GÜNDEMDE'

Kudus TV Haber Muduru Ramazan Bursa ise Suriye Devlet Başkanı Esad'ın 31 Mayıs'ta DSG'ye yaptığı çağrıya işaret ederek "DSM, DSG'nin siyasi kanadı. DSG'den bahsederken YPG'yi de ayrı tutmamak lazım; YPG, DSG'nin ana omurgasını oluşturan silahlı bir yapılanma. Dolayısıyla biz DSG veya Demokratik Suriye Meclisi diye bahsetsek de bu YPG'yi buyuk oranda kapsıyor" dedi ve şu yorumda bulundu:

"Aslında Şam'da yapılan goruşmenin o bolgelere hizmet goturmeye odaklı olması bekleniyordu ama oralara sadece hizmet goturulmesine odaklanmak da çok mantıklı değildi. DSM Eşbaşkanı Riad Darar da, siyasi konular ve guvenlik konularının ele alınacağını soylemişti. Darar, çok enteresan bir noktaya da vurgu yapmış 'Artık sorunlarımızı kendi kendine çozme zamanımız geldi' demişti. Bu sozden Şam'ın 31 Mayıs'ta Kurt guçlerine yaptığı çağrıdan sonra diyalog kanalları kurulduğu, goruşme kararı alındığı ve bu surecin Amerika'dan habersiz veya Amerika'nın iznine muhtaç olmadan surduğu çıkarımı yapılabilir. Ancak ben yine de bunun boyle olmadığını duşunuyorum. ABD'nin DSG uzerinde çok buyuk etkinliği var. Zira bu yapılanmayı kuran da ABD'dir. Silahıyla, ekonomisiyle her yonuyle bu grubu ABD destekliyor. Dolayısıyla ABD'den habersiz bu goruşmenin yapıldığını zannetmiyorum."

' ANAYASA KOMİSYONU'NDA YER ALAMAYAN DSG İSTEKLERİNİ ŞAM ARACILIĞIYLA İLETEBİLİR'

Darar'ın Suriye'nin kuzeyine yonelik kapsamlı bir anlaşma uzerine çalıştıklarına işaret eden açıklamasının onemine işaret eden Bursa "Oranın inşası, alt yapı sorunlarının çozulmesi ve daha da onemlisi guvenlik ve siyasi sorunlarının çozulmesi anlamına geliyor. Bu bolge siyasi olarak nasıl yonetilecek? Yerel yonetimi nasıl olacak? Polis gucu nasıl olacak? Seçimleri nasıl olacak? Bence masadaki onemli konular bunlar. DSM'nin Şam ile temasının zamanlaması da enteresan. Mesela çağrı Mayıs'ın sonunda yapılmış olmasına rağmen goruşme geçen hafta yapıldı. Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura da geçtiğimiz gunlerde yaptığı bir açıklamada, Eylul içerisinde Suriye Anayasa Yazım Komisyonu'nun çalışmaya başlayabileceğini ifade etmişti. Goruşme ile bu açıklama tarih anlamında birbirine çok yakın. Dolayısıyla YPG ve DSG, Turkiye'nin baskısı sebebiyle Anayasa Komisyonu'nda yok. Belki bu Anayasa Komisyonu'nda olmadıklarından dolayı Şam'la temas kurarak duşuncelerini Şam yonetimine aktarıyor olabilirler. Şam'la bazı konularda ittifak ettikten sonra, YPG ve DSG'nin duşuncelerinin Şam vesilesiyle Anayasa Komisyonu'na taşınması da mumkun" ifadelerini kullandı.

' KOMİSYONDAKİ ÇALIŞMALAR SERT GEÇECEK, DEVLET YAPISININ ŞEKİLLENDİRİLMESİ ÇETİN BİR SÜREÇ'

Anayasa Yazım Komisyonu'nundaki çalışmaların çok sert geçeceği ongorusunu paylaşan Bursa "Bunlar, bugunden yarına bitecek çalışmalar değil. Neticede, devletin yapısını şekillendirecek temel hukuk metinleri yazılacak. Bu kolay bir husus değil ve zaman alacaktır. Yine Suriye'nin kuzeyinin siyasi ve guvenlik yapısının nasıl şekilleneceğine dair goruşmeler surduğu için de burada da 1-2 goruşmede bir takım hususların halledilebileceğini duşunmek zor. DSG, silahlı bir yapılanma. Şimdi Anayasa Yazım Komisyonu kuruluyor. Dolayısıyla bu ulkenin bir askeri gucu ve polis gucu olacak. Bu bağlamda DSG'nin silahlı yapılanması lağv mı edilecek? Veya bunlar asker veya polis gucune entegre mi edilecek? Eğer edilecekse bu ne oranda ve hangi kriterlere gore olacak? Yani bunların hepsi, 1-2 gunde çozulecek durumlar değil. Beşar Esad, DSG'nin polis veya orduya katılmasına sıcak bakıyor mu yoksa bakmıyor mu? Esad, kuzeyde nasıl bir yonetimsel model ongoruyor? Bunların hepsi çok temel sorunlardır. Dolayısıyla bu konular hem Anayasa Yazım Komisyonu'nda hem de DSG ile Şam arasında çok tartışılacaktır" diye ekledi.