Özet (TL;DR) @ 2018-08-09T07:43:55.000Z: Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Turan, okul kitapları ve çeşitli kaynaklarda Sevr'in "antlaşma" değil "belge" olarak anılması için girişimde bulunacaklarını açıkladı.



T urk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, Gazi Mustafa Kemal Ataturk'un "Turk milletine kurulan buyuk suikast" olarak tanımladığı, 10 Ağustos 1920'de imzalanan fakat geçersiz sayılan Sevr ve g unumuze kadar uzanan yansımalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. "Sevr, bizim için bir antlaşma değildir" ifadesini kullanan Turan, antlaşmaların devletlerarası karşılıklı kabule ve imza altına almaya dayalı belgeler olduğuna işaret etti.

" VATAN, MİLLET, HAKİMİYET UNSURUNUN YOK EDİLMEK İSTENDİĞİ AÇIKTI"

Tek taraflı bir dayatmayla hazırlanan Sevr'de boyle bir şeyin asla soz konusu olmadığını vurgulayan Turan, şu değerlendirmede bulundu:"Sevr, Turkiye Cumhuriyeti Devleti ve hatta Osmanlı açısından asla bir antlaşma seviyesine gelmedi. Ama tarih içerisinde 'Sevr' diye bir vaka yaşandı. Bugun de bazı temel meselelerimizi anlamamız için arada mutlaka atıf yapmamız gereken karanlık tarihi olaylardan birisi Sevr'dir. Sevr, birtakım buyuk guçlerin niyetlerini, o niyetlerin aradan 100 yıl geçse bile değişmemiş olmasını gosteren bir belgedir."Bu açıdan Sevr'i bilmenin onemine işaret eden Turan, belgeyi hazırlayan ulkelerin hala aynı niyetleri taşıdığını ifade etti.Turan, Sevr'in 1914-1918 yılları arasındaki 1. Dunya Savaşı sonrasında savaşı kazanan İngiltere bloğunun "yeni dunya duzeni" sağlanması amacıyla harekete geçtiğini, savaşta mağlup olan tarafların da teker teker masaya çağrıldığını anımsattı.Sevr'in de bu sureçte savaşın çıkışına dair herhangi bir etkisi olmayan ama o donem çeşitli sebeplerle Almanya'nın yanında yer almak zorunda kaldığı için savaşı kaybeden Osmanlı Devleti'ne dayatıldığına dikkati çeken Turan, belgenin hem Meclis hem de padişahın onaylamaması sebebiyle hukuken yok hukmune donuştuğunu soyledi.Sevr'le savaşın çıkışına dair herhangi bir etkisi, suçu olmamasına karşın en ağır cezanın Osmanlı'ya kesilmek istendiğine işaret eden Turan, "Sevr'de asıl hedef Osmanlı Devleti diye bir şeyi bırakmamaktı. Vatan, millet ve hakimiyet unsurunun tamamen yok edilmek istendiği açıktı. Sevr, devlete, millete, vatana tam anlamıyla bir kasıt belgesidir. Bunu butun vatandaşlarımızın bilmesi çok onemli" diye konuştu.Prof. Dr. Refik Turan, başta Gazi Mustafa Kemal Ataturk başta olmak uzere Ankara'da Meclisin bu belgeyi şiddetle reddettiğini hatta Sevr'e imza koyanları "vatan haini" ilan ettiğini dile getirdi.Tum bu sureçte Milli Mucadele Hareketi'nin de başladığına işaret eden Turan, Sevr'le birlikte ortaya konulan kotu niyetin Milli Mucadele'ye de ivme kazandırdığını aktardı.

" SEVR BELGESİ' DİYECEĞİZ"

"Sevr Antlaşması deniliyor. Bundan sonra biz kurum olarak da 'belge' diyeceğiz, Sevr belgesi. Antlaşma yok çunku imzalanmadı, tanınmadı." diyen Turan, sozlerini şoyle surdurdu:"Sevr'in 'antlaşma' olarak kullanılmasına karşı resmi olarak da çalışma yuruteceğiz. Yeni mufredatta Sevr'in 'antlaşma' değil 'belge' olarak ifade edilmesiyle ilgili girişimlerimizi yapacağız. Bazen hatalı ifadeler olabiliyor, yanlış soylemler devam edebiliyor. Ne yazık ki Sevr Antlaşması da biraz 'galat-ı meşhur' olmuş. Boyle bir antlaşma yok. Biz bunu yeni mufredatlara da onereceğiz. Belki bir ayrıntı gibi gorunebilir ama onemli. Çunku çocuklarımızın ve kamuoyunun zihnine boyle yerleşiyor. Ortada bir belge var ama bu bir antlaşma değil."Sevr'in "belge" olarak anılmasının tarih kitaplarını, ilgili kurum ile kuruluşları ve hatta medyayı içerisine alan topyekun bir çalışma olduğunun altını çizen Turan, "Bu konuda bilimsel goruşumuzu ortaya koyacağız, tavsiyemizi yapacağız. Mueyyide gucumuz yok ama bunu yerleştirmek için uğraşacağız" dedi.

" O KÖTÜ NİYET BUGÜN DE ÖLMEDİ"

Sevr'in kotu plan ve niyetlerin nereye kadar uzandığını bilmek açısından onemli olduğuna değinen Turan, şunları belirtti:"Sevr bizim için hedefine ulaşamamış bir kotu niyet belgesidir. Sevr'de gorduğumuz o niyet bugun de olmedi. Bugun de maalesef Diyarbakır Sur'da açılan hendeklerde, 15 Temmuz'daki darbe girişiminde, anne ve bebeğinin Hakkari'de şehit edilişinde, Kandil'de, Afrin'de, Munbiç'te bu ister DEAŞ ister PKK/YPG olsun Turkiye'yi boğmaya yonelik eller gorunmekte. Bunlar 100 yıl onceki niyetlerin devam ettiğini, 100 yıl once bu niyetleri taşıyan mahut vucutların hala Turkiye'yi hedef aldığını gosteren unsurlardır."

" YENİ SEVR NİYETLERİNİN OLDUĞUNU HATIRLAYALIM"

1. Dunya Savaşı sonrası "yeni dunya duzeni" olarak adlandırılan duzene bir tek Turkiye Cumhuriyeti'nin karşı durduğunu dile getiren Turan, şimdi de dunyanın buyuk guçler tarafından yeni bir siyasi bunalıma doğru suruklendiğini bildirdi.

Turan, bu sefer geçmişe gore çok daha kuvvetli planların bulunduğunu anlatarak, "Bugun de gene Turkiye Cumhuriyeti Devleti dunyadaki kotu niyetli iradelerin ortaya koyduğu planlara Cumhurbaşkanıyla, devlet erkanıyla, hukumetiyle, milletiyle itiraz ediyor. 15 Temmuz'daki darbe girişimine karşı duruş bunun en somut gostergesidir. Yeni Sevr niyetlerinin olduğunu hatırlayalım, o niyetlere karşı teyakkuzu unutmayalım." sozlerine yer verdi.