Özet (TL;DR) @ 2018-08-08T12:09:00.000Z: Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Gürer Gülsevin, Türkçenin doğru kullanımıyla ilgili farkındalığın yükseltilmesi gerektiğini vurgulayarak, özellikle şirket, dükkan tabelalarında yabancı…



Turk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Gurer Gulsevin, Turkçenin doğru kullanımıyla ilgili farkındalığın yukseltilmesi gerektiğini vurgulayarak, ozellikle şirket, dukkan tabelalarında yabancı isimlerin kullanılmasıyla ilgili çeşitli yaptırımların uygulanabileceğini soyledi.

(C) Fotoğraf : Twitter

Hurriyet'te yer alan habere gore Gulsevin yaptığı açıklamada, Harf Devrimi'nin başlangıcı olarak kabul edilen 9 Ağustos 1928 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Ataturk'un yeni Turk alfabesini tanıttığı surece yonelik değerlendirmelerde bulundu. Turklerin, tarihin en eski donemlerinden itibaren Orta Asya'dan Avrupa'ya kadar birbirinden çok farklı coğrafyalarda yaşadığına dikkati çeken Gulsevin, sadece Cumhuriyet donemi değil Osmanlı'nın son donemlerinde de Turk aydınları ve devlet adamlarının Arap harflerinin Turkçenin ses yapısını yansıtmadaki yetersizliklerinden dolayı yeni çozum arayışına girdiğini anlattı.

TDK Başkanı Gulsevin, Cumhuriyet doneminde de yine alfabe ile ilgili değişikliklerin tartışıldığını ve 9 Ağustos 1928'de Mustafa Kemal Ataturk'un Sarayburnu'nda yaptığı konuşmayla Turk alfabesinin mujdesini verdiğini kaydetti. 1 Kasım 1928'de kabul edilen kanunla da Harf Devrimi'nin yasalara girdiğini anımsatan Gulsevin, "Harf devrimiyle ilgili gerekçe ses ozelliklerini yansıtması için daha iyi bir alfabeye sahip olmaktı. Sebebi de belki de o donemde Turkiye Cumhuriyeti'nin Batı medeniyetine bakıyor olmasıydı" değerlendirmesinde bulundu. Gulsevin, bu sureçte Latin alfabesinin tercih edilmesinin sebeplerinden birinin Batı'daki ulkelerle iletişimi, etkileşimi artırmak olabileceğini ifade etti.

' KANIKSADIK, GİDİYORUZ'

(C) Fotoğraf : DHA

Dukkanların, sokakların tabelalarında, yazışmalarda Turkçe dışında yabancı kelimelerin kullanılmasına yonelik eleştirilere de değinen Gulsevin, TDK'nin bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla sık sık çalışmalar yuruttuğunu bildirdi. Turkçe'nin kullanımında, konuşma dilinde yabancı kokenli kelimelerin kullanılabildiğini, telaffuz yanlışlarının yapıldığını, sosyal medyada ozellikle gençlerin farklı kısaltmalar kullandığını anlatan Gulsevin, "Bunlar hepimizin bildiği ama maalesef ozumsediğimiz şeyler. Kurbağaların, suyun içinde kaynadığını tamamen pişene kadar fark etmemesi gibi… Bunları kanıksadık gidiyoruz, kanıksamamak lazım" uyarısında bulundu.

TDK'nin gorev tanımı itibarıyla yaptırım yetkisinin olmadığını ama bu tip kullanımların yanlış olduğunu anlatmak uzere sorumlulukları bulunduğunu anımsatan Gulsevin, şunları kaydetti:

"Turkçenin doğru kullanımıyla ilgili duyarlılığı, farkındalığı yukseltmemiz gerekiyor. Bunun için Turk Dil Kurumu çalışmalarını yapıyor. Ama ticaretle uğraşan insanlar başka endişelerle yabancı isimleri kullanıyor. Onun için yaptırım olabilir mi, olur. Devlet bir kanun çıkarır, Turkçede kullanılmayan, yerli ve yerlileşmiş olmayan, bize yabancı olan unsurları tabelaya yazdırtmayabilir veya yazıyorsa da bazı yerlerde uygulandığı gibi, fazla vergi alabilir. Gereksiz yabancı kelimeleri kullanmak ise bir başka sorun. Bu da bir hastalık. Gunumuzde ozentiyle Turkçe ile ilgisi olmayan, tamamen yabancı kelimeleri kullanmak bazılarının hoşuna gidiyor."

Gulsevin, bu sorunla mucadelede ilgili kurum ve kuruluşların desteğiyle bilinçlendirici faaliyetler yurutmeye devam edeceklerini vurgulayarak, birçok kurumun da TDK'nin yayımladığı guncel yazım kılavuzuna uymak zorunda olduğuna dikkati çekti.

(C) AA / Zuhal Kocalar

' TÜRKÇE COŞKUN BİR IRMAKTIR'

TDK Başkanı Prof. Dr. Gurer Gulsevin, "Turkçe, Turklerin dilidir. Tarih boyunca butun Avrasya'yı dolaşan, geçtiği her yeri sulayıp besleyen ve oranın dilinden, dininden, alfabesinden, kulturunden beslenen coşkun bir ırmaktır. Bu sureçte edinilen her zenginlik de Turkçenindir" şeklinde konuştu. Kitap kelimesinin Arapça, televizyon kelimesinin Fransızca kokenli olması gibi sebeplerle eleştirildiğini soyleyen Gulsevin, şoyle devam etti:

"Kitap da televizyon da Turkçedir. Örneğin, gozluk kokeni Turkçeye dayanan Turkçe ise kitap da kokeni Arapçaya dayanan Turkçedir. Biz butun dunyayı dolaşmış bir medeniyetiz. Bu kelimeler ya Turkçe kokenlidir ya da bizim gezdiğimiz coğrafyalarda fethettiğimiz, yerlileştirdiğimiz kelimelerdir. Yani bizim dilimizden kitap kelimesini atamazsınız. 'Dilimiz kimliğimiz' derken, sadece kokeni Turkçe olan kelimeleri kastetmiyoruz. Kokenleri yabancı da olsa alıp dilimizde yerleştirdiğimiz unsurlar bizim olmuş demektir. Bugun için 'yabancıdır' diyebileceğimiz kelimeler ise Turkçe konuşanlara gerçekten yabancı gelen unsurlardır. Örneğin bugun 'drone' kelimesi bize yabancıdır. Onu bugun onerilecek bir Turkçe karşılığıyla telaffuz edersek kendimizi koruruz. Fakat hassasiyet gostermeden oylece bırakırsanız 30 yıl sonra o da Turkçeleşir."

Gulsevin, "TDK olarak bizim vazifemiz dışarıdan yabancı tehdidi gorduğumuz zaman ona karşılıklar bulmak, duyarlılığı artırmak için programlar yapmaktır. Bu TDK'nin vazifesidir ama zaptiyelik ve gumruk memurluğu yapmak değildir. Televizyona Turkçe karşılık bulamamışız ve Turkçeleşmiş. O yerli olmuş artık. 3 yaşındaki çocuk Fransızca bilmediği halde televizyonu, Arapça olan kitabı anlıyorsa o artık Turkçedir" dedi.

Gulsevin, Turkçe karşılıkların bilimsel tartışmalarla, toplumun goruşunun alınmasıyla bulunduğunu anlatarak, "bilgisayar" kelimesinin buna ornek olduğunu dile getirdi.

' DİLİMİZE, KİMLİĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM'

2017'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından "Dilimiz Kimliğimizdir" sloganıyla "Turkçe Yılı" ilan edildiğini anımsatan Gulsevin, sozlerini şoyle surdurdu:

"Tarihte Karamanoğlu Mehmet Bey de 1930'larda Mustafa Kemal de devletin başı olarak dil yabancılaşmasına karşı ikaz etmişti. 2017 yılında da Cumhurbaşkanımız ikaz ederek, butun devlet kurumlarına gorev yuklemiş oldu. 'Dilimiz kimliğimizdir' derken mesele kimliğimizin ne olduğuna karar vermek. Öz Turkçe kokenli kelimeler bizimdir ama farklı coğrafyalardan aldığımız, fethettiğimiz her şeyin de bizim olduğunu bilmemiz lazım. Kelimeleri 'kokeni yabancı' diye atmaya başlarsak anlaşamaz hale geliriz. Turk sadece Turkiye'de yoktur. Turklerin gonluyle fethettiği her coğrafyada Turk vardır ve Orta Asya'daki Turk kardeşlerimizle bugun bizim anlaşabildiğimiz en onemli kelimeler kitap, kalem, peygamber gibi Arapça'dan aldığımız kelimelerdir. Bu kelimeleri milli kimliğimiz dışında duşunmemek lazım."

TDK Başkanı Gurer Gulsevin, "Dilimize, kimliğimize sahip çıkalım. Bu sadece atalarımıza karşı vazifemiz değil; torunlarımıza karşı da buyuk bir sorumluluğumuz" çağrısında bulundu.