Özet (TL;DR) @ 2018-08-07T13:27:00.000Z: Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) İcra Direktörü Tran, Türkiyede faiz oranlarının, yatırımcıyı çekmek için yeterli bir seviyede olduğunu belirterek, "Mevcut koşullar altında şu ana kadar Türkiye’ye&hellip; <br><hr><br> Uluslararası Finans Enstitusu (IIF) İcra Direktoru Tran, Turkiyede faiz oranlarının, yatırımcıyı çekmek için yeterli bir seviyede olduğunu belirterek, "Mevcut koşullar altında şu ana kadar Turkiye'ye iyi bir sermaye girişi olduğunu duşunuyoruz. Şu an için Turkiye'ye bu yıl 51.3 milyar dolarlık sermaye girişi olacağı beklentimizi koruyoruz" dedi.

Uluslararası Finans Enstitusu (IIF) İcra Direktoru Hung Tran, gelişmekte olan ulke piyasalarına yonelik sermaye akımları, ticaret savaşlarının etkileri ve Çin piyasasındaki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gelişmekte olan ulkelere 2017'deki guçlu para girişlerinin ardından bu yıl sermaye akımlarının şeklinde bazı değişiklikler yaşandığını anlatan Tran, ikinci çeyrekteki çıkışlara rağmen hala pozitif bir gorunum bulunduğunu soyledi.

Tran, ikinci çeyrek boyunca dunya ticareti yapısındaki değişikliklerin, bazı gelişmekte olan ulkelerde onemli dengesizliklerin artmasına yardımcı olduğunu aktararak, bu durumun guçlu sermaye çıkışı ve yerel para birimleri ile varlık fiyatlarında duşuşun deneyimlenmesini beraberinde getirdiğini ifade etti.

Gelişmekte olan ulkelere ilişkin temmuz ayı verilerinin, sermaye akışlarında toparlanmaya işaret ettiğini belirten Tran, "Gelişmekte olan ulke varlıkları, ikinci çeyrekte yaşanan guçlu net çıkışlar sonrasında temmuz ayında bir miktar toparlanma kaydetti. Gelişmekte olan ulkelere sermaye akımlarının ileriye donuk devam etmesi, para politikalarındaki normalleşmenin nasıl uygulanacağına bağlı. Eğer ABD Merkez Bankası (Fed), yıl sonuna kadar faizlerde beklenenden daha az artırıma gider, dolar istikrar kazanır ve ticaret gerilimi daha artmazsa, temmuz ayında gorulen sermaye girişleri yıl sonuna kadar devam edebilir. Muhtemelen gelişmekte olan ulkeler yılı net sermaye akımları açısından pozitif tamamlayacaktır" diye konuştu.

' ÇİN VARLIK FİYATLARINDAKİ SERT DÜŞÜŞÜN KRİZE DÖNÜŞEBİLİR'

Hung Tran, Çin varlık fiyatlarındaki sert duşuşun krize donuşebileceğini belirterek, "Çin ile diğer birçok gelişmekte olan ulkeler arasındaki ticaret, yatırım ve borç verme bağlantısındaki artış dolayısıyla, Çin'de yaşanacak buyuk bir mali kriz diğer gelişmekte olan ulkeler için oldukça onemli olacaktır. Çin'deki net sermaye çıkışları, geri kalan gelişmekte olan ulkelerdeki volatiliteyi onemli olçude artırabilir" dedi.

Çin varlık fiyatlarında 2015 ve 2016 yıllarında da duşuş yaşandığını anımsatan Tran, şunları ifade etti:

"Çinli yetkililer geçmiş deneyimlerinden çok şey oğrendi. Artık daha esnekler ve riskleri yonetmek için hazır durumdalar. Ülkede hisse senetleri yıl başından bu yana ciddi değer kaybetti, ancak bu aşamalı bir şekilde gerçekleşti ve panik havası olmadı. Şu anda net sermaye çıkışları, net sermaye girişi şeklinde tersine dondu. Ben, Çinli yetkililerin bu finansal sureci yonetmek için çok çeşitli politika tedbiri ve araca sahip olduklarını duşunuyorum. Hukumet, ticaret gerilimine karşın buyumeyi surdurmek ve ekonomiyi yumuşak bir inişe yonlendirmek için daha esnek ekonomi politikalarını takip ediyor. Ben yumuşak iniş hedefinin ulaşılabilir olduğunu duşunuyorum."

' TÜRKİYE'YE 51,3 MİLYAR DOLARLIK SERMAYE GİRİŞİ BEKLENTİMİZİ KORUYORUZ'

Hung Tran, Turkiye ekonomisi ve finansal piyasalarına yonelik de değerlendirmelerde bulundu.

Turkiye'de yuksek enflasyon ve faiz ortamının bulunduğunu belirten Tran, "Turkiye'de faiz oranları, yatırımcıyı çekmek için yeterli bir seviyede ancak, yatırımcılar açısından Merkez Bankası'nın hangi seviyelerde ne kadar kalacağı onemli. Çunku uzun sure yuksek faiz oranları seviyelerinde kalınması, ekonomik buyume ve faaliyet uzerinde negatif bir etki yaratacaktır. Biz mevcut koşullar altında şu ana kadar Turkiye'ye iyi bir sermaye girişi olduğunu duşunuyoruz. Ancak girişler dış borçlanma gereksinimini karşılayacak kadar guçlu değil. Bu yuzden doviz rezervleri ve lira uzerindeki baskı devam ediyor" diye konuştu.

Tran, "IIF olarak Turkiye'ye bu yıl sonunda net sermaye girişi miktarının 51,3 milyar dolar olacağını ongorusunde bulunmuştunuz. Bu beklentinizde revizyona gidecek misiniz?" sorusu uzerine, şu yanıtı verdi:

"Biz şu an için Turkiye'ye bu yıl 51,3 milyar dolarlık sermaye girişi olacağı beklentimizi koruyoruz. Bununla birlikte sermaye girişi kalitesi ve sağlamlığının geçen yıla gore çok azaldığını soyleyebilirim. Dolayısıyla beklentimizi koruyoruz ancak sermaye girişlerinin kalitesinin oldukça duşuk ve daha spekulatif olduğunu belirtmek istiyoruz."

' DAHA İSTİKRARLI BİR DOLAR ÖNGÖRÜYORUZ'

Hung Tran, gelişmiş ulke merkez bankaları para politikalarındaki normalleşmenin, gelişmekte olan ulke piyasalarına etkilerine yonelik de goruşlerini paylaştı.

Burada, Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası (BoJ) para politikaları arasındaki senkronizasyonun ne olçude olup olmadığının onem taşıdığını vurgulayan Tran, şimdiye kadar uç merkez bankasında da farklı bir normalleşme hızı gorulduğunu, bu durumun tahvil faizleri ile dolar uzerinde yukarı yonlu baskı yarattığını soyledi.

Tran, 3 buyuk merkez bankasının parasal daralma uygulamasının, gelişmekte olan ulkeler için iyi olmayabileceğini duşunduklerini aktararak, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Bu nedenle son yıllarda gelişmekte olan ulke piyasalarında daha fazla volatilite goruldu. Ben, gelişmekte olan piyasalarda volatilitenin buyuk ihtimalle sureceğini ve izlenmesi gereken en onemli tarihin ECB'nin normalleşme surecine gireceği bu yılın sonu ve 2019 olacağını duşunuyorum. Bu sureç, tahvil faizleri ile gelişmekte olan ulke piyasalarına sermaye girişlerini biraz daha fazla negatif etkileyecektir. Bununla birlikte sermaye akımları açısından kilit soru, hangi ulkelerin politika uretme ve kurumların dayanıklılığı açısından daha ciddi dengesizlikleri karşılayabilecek gostergelere sahip olduğu olacaktır."

ABD tarafında daha sıkı bir para politikasının dolardaki guçlenmeyi surdurebileceğine işaret eden Tran, ancak normalleşmeyle birlikte gelişmiş ulke merkez bankaları tarafından uygulanan para politikaları arasındaki farkın azalacağını, bu nedenle piyasa beklentilerinin otesinde daha istikrarlı bir dolar ongorduklerini sozlerine ekledi.