Özet (TL;DR) @ 2018-08-07T19:11:49.000Z: Gazeteci yazar Avigdor Eskin, ABD ile Türkiye arasında son dönemde yaşanan yaptırım restleşmelerinin iki ülke arasında açık bir çatışmaya dönüşen kriz olmakla kalmayıp, aynı zamanda NATO’nun içinde…



ABD

19:11 07.08.2018URL'yi kısaltın

Gazeteci yazar Avigdor Eskin, ABD ile Turkiye arasında son donemde yaşanan yaptırım restleşmelerinin iki ulke arasında açık bir çatışmaya donuşen kriz olmakla kalmayıp, aynı zamanda NATO'nun içinde oluşan bir çatlak ta olduğunu vurguladı.

Eskin, Sputnik için kaleme aldığı makalede son gunlerin 'Turk Lirası ABD'nin yaptırımları altında çoktu', 'Turk Lirası, ABD'nin yaptırımlarının ardından rekor seviyede duştu' gibi gazete başlıklarına dikkat çekerek, NATO'nun en onemli uyesinin orgutun başka bir uyesine yaptırım getirdiğine ve o ulkenin finans piyasalarının duşmesine yol açtığını vurguladı.

Yazar, son gelişmeleri iki ulke arasında açık bir çatışmaya donuşen kriz olmakla kalmayıp, aynı zamanda NATO'nun içinde oluşan bir çatlak olarak niteledi ve şimdiye kadar NATO'da boyle bir durum hiç yaşanmadığını ifade etti.

Eskin, makaleye şu sozlerle devam etti:

"Bu onemsiz bir olay gibi gozukse de finans piyasalarının tepkisinden siyasi ağırlığı olan ciddi bir hamlenin soz konusu olduğunu goruyoruz. Washington'un bu adımı sonucunda Turk lirasında gozlenen yuzde 1,25'lik duşuş, tesaduf ya da bir defaya mahsus bir dalgalanma değil. Yılın başından şimdiye kadar Turkiye'nin ulusal para birimi yuzde 30 duştu ve bu gunlerde dolar-TL kuru 5 lirayı da aşarak tarihindeki en dip noktasına ulaştı. Bu durum, diğer nedenlerin yanı sıra iki ulke arasındaki ilişkilerin gerilmesine de bağlı.

Hatırlatmış olalım ki Turkiye ve ABD arasındaki ilişkiler daha Obama doneminde bozulmuştu, o zamanlar Washington, darbe girişimini organize ettiğinden şuphelenilen Gulen'i Ankara'ya teslim etmemişti. Amerikalılar, rahip Andrew Brunson'un 2 yıl once tutuklanmasının bu adıma karşılık intikam amaçlı olduğunu duşunuyor. Amerikalı vaizin akıbeti, aktif bir Evangelist olan yeni başkan yardımcısı Mike Pence için ozellikle onemli bir konu haline geldi. ABD Başkanı Trump'ın kiliseyle arası iyi olduğu soylenemese de Envangelistler, desteklediği en onemli grup.

Aslında Obama doneminde Turkiye'deki başarısız darbe girişiminden sonra yapılan toplu tutuklamalar (yaklaşık 160 bin kişi), genelde endişe dolu soylemler otesinde tepkiye neden olmadı, Trump donemindeyse, Turkiye ile bugunku ihtilaflar yeni olmamasına rağmen gerilimin kıvamı hissedilir seviyede arttı.

(C) REUTERS /

Tarafları karşı karşıya getiren ihtilafların lisesine ABD'nin Suriye'deki Kurtlere verdiği mali ve askeri destek, Turkiye'nin Rus yapımı S-400 fuze savunma sistemlerini satın alma kararı ve F-35 savaş jetlerinin teslimatını askıya alma durumu eklenebilir. Buna ek olarak Turkiye'nin İran'a uygulanan yaptırımlara katılmama isteği de soz konusu. Ekonomisi bu sıralar çok iyi doneminde olmayan Turkiye, İran ile ticari ve finansal ilişkiler onemli.

İki ulkenin dışişleri bakanlarının ikili ilişkileri çatışma zemininden uzaklaştırma çabasına rağmen Turkiye'de Amerika karşıtlığı dalgası devam ediyor. Yerel basında Turkiye'deki siyasilerin Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan'a Trump'ın taşınmazlarına, İstanbul'da yukselen Trump Kuleleri'ne el koyma çağrıları yayınlanıyor.

Yukarıda tum aktarılanlar ABD ile Turkiye arasındaki ilişkilerin durumunu yansıtıyor. Bu ilişkiler, iki ulkenin jeopolitik konumundan dolayı, oellikle de Ortadoğu bakımından onemini koruyor. Bununla birlikte, bunun sadece ikili ilişkilerin bir orneği olarak değil, aynı zamanda NATO'nun içinde bir kriz olarak gorulmesi de en az bu kadar onemli. Örgutun uyelerinin kendi menfaatlerinin, askeri ittifaka sadakatlerinden daha onemli olduğu anlaşılıyor.

Bu durum, mutlaka NATO'ya girmek için çaba sarf eden eski SSCB ulkeleri için de çok onemli bir sinyal. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgutu'nun oldukça sınırlı bir rolde olduğunu ortaya koyan bir canlı ornek var karşılarında. İkili ilişkilerin, NATO'ya sadakatten daha onemli hale geldiği goruluyor. Bu durum ozellikle de uluslararası kuruluşları bir yuk olarak goren, dost ve ortaklarıyla doğrudan ve bireysel olarak goruşmeyi yeğleyen ABD Başkanı Donald Trump doneminde daha da belirginleşiyor."