Özet (TL;DR) @ 2018-08-05 16:18:11.436927: 24 yaşında İzmir’den İstanbul’a bir yaz dizisinde oynamak için geldi. Altı senede çok hızlı ilerledi: Ferzan Özpetek’ten Cem Yılmaz’a birçok iyi isimle çalıştı, ekranın aranan jönü oldu. Şimdi Uğur…
* Alt ı yıl once ilk roportajımızı yapmıştık. O zaman karşımda çekingen bir çocuk varken artık rahat rahat sokakta yuruyemeyen bir jon var...
- Aslında sadece ben değil, çevrem de, farkındalığım da, her şey değişti. Buyudum, ufkum ve zaman algım gelişti. Hayatın nasıl işlediğini daha iyi kavradım. Daha anda yaşayan biri haline donuştum.
- Ge çen surede buyuk projelerin başrollerine terfi ettiniz. Yılmaz Erdoğan, Ferzan Özpetek, Serra Yılmaz, Cem Yılmaz gibi isimlerin filmlerinde oynadınız. Şimdi de Uğur Yucel'le çalışıyorsunuz. Ne oldu da boyle patladınız?
- Benim için olay unlu olmak ya da patlamak değildi. Hep iyi bir oyuncu olabilmek istedim. Bunu başarabilmek için de çok çalıştım ve hala çalışıyorum.
* Şohret ve iyi oyunculuk arasında fark mı var?
- Ciddi fark var. Ün ve itibar başka şeyler, kol kola ilerlemiyor her zaman. İtibarın yerlerde olup çok şohretli de olabilirsin. İtibarın yuksek olup sıfır tanınırlığın da olabilir. Ben şimdiye kadar 'un' bana gelecekse sadece iyi oyunculuğumdan gelsin diyerek ilerledim.
* Bu b utun kapıların size açıldığı rahat bir yolculuk muydu?
- Hiçbir şey dort dortluk değildi. Mesela 'Şeref Meselesi'nde başrol oynarken bir yandan sinema filmim, bir yandan tiyatro oyunum vardı. Aynı anda uç kolda kendimi var etmeye çalışıyordum. Aslında o donem gerçekten tukeniyordum. Zor bir sureçti, ciddi oğretiler edinmemi sağladı.
- Ş ohretle ilgili ne oğrendiniz?
- Şohret dediğin algı buyuk bir tuzak. O tuzağa duşersen yandın.
- Siz d uşmediniz mi?
- Duşmedim. Çunku "unlu oldum, artık tamamım" duşuncesi sizi olduren bir şey. Hiçbir zaman 'tamam' değilsin. Sanatçı dediğin, farkındalığını bırakmayan insandır.
Oyunculuk benim için bir insan bilimi
* İ TÜ'de Gemi Makine Muhendisliği okurken okulu aniden bırakıyorsunuz. Neden?
- Denizcilik Fakultesi, uniformalar filan dışarıdan guzel duruyordu. Ama askeriyenin ne olduğunu tam bilmiyordum. Tercih edenlere saygım var ama ben o durumu sevemedim. O sırada babamın işleri de kotu gitmeye başlamıştı. Tekrar sınava girip Ege Üniversitesi İşletme ikinci oğretim kazandım. Gunduzleri babamın yanında çalışıp akşamları okuyordum.
* Oyunculuk nerede akl ınıza girdi?
- Aslında hep aklımdaydı. Gittiğim bir Erasmus programı kaderimi değiştirdi, orada katıldığım oyunculuk workshop'u sayesinde açıldım. O donem içimde ciddi değişimlerin sancısını yaşıyordum. Kendimle çok uğraşıyordum; "Ben kimim, nereye gidiyorum" diye sorguluyordum. Oyunculuk benim için bir insan bilimi. O yoldan gitmek kendime dair cevapları da bulabileceğimi duşundurdu.
* İ şlerin bu kadar buyuyeceğini hayal ediyor muydunuz?
- Guzel hayallerim vardı. Ama hayat benim hayallerimi şaşırttı. Guzel sinema filmlerim, dizilerim oldu ama mesela bir Ferzan Özpetek filminde oynamak... Hayalimdi ama utopik, detayını bile kuramadığım bir hayaldi. Gerçeğini yaşadım. O yuzden akışta huzurlu kalıp sevgimizi korumalıyız. Huzur ve sevgiyi içinde koruduğunda evren sana guzel şeyler veriyor.
_ "Ünlu oldum, artık tamamım" duşuncesi sizi olduren bir şey. Hiçbir zaman 'tamam' değilsin. Sanatçı dediğin, farkındalığını bırakmayan insandır._
Sanat parayla yan yana durmamalı
* Yeni diziniz 'Nefes Nefese'de canlandırdığınız Yusuf nasıl bir adam?
- Antakya'nın koklu ailelerinden birinin çocuğu. Gençliğinde babasıyla bir tartışma yaşıyor ve talihsiz bir olay başlarına geliyor. Antakya'dan donmemek uzere ayrılıyor. Ama manevi yeğeninin sunneti için Antakya'ya geri donmesi gerektiğinde yolları Suriye'ye annesini bulmak için donen Ruya'yla (Melisa Şenolsun) kesişiyor. İkisinin ve ailelerin hikayesi geniş bir coğrafyaya yayılıyor.
* Diziyi Adana-Antakya hatt ında çekiyorsunuz. O coğrafyaya dair neler soylersiniz?
- Antakya barış içinde, sevgi dolu, onyargısız ve butun bu guzelliklerin maddi durumlarla alakası olmadığının fark edildiği bir coğrafya. Buyulu bir şehir. Adana çekimlerinde de İstanbul'da olmayan bir bilinç gordum. Çekim başladığı ve "Kayıt" dendiği anda etraftaki insanlardan çıt çıkmıyor.
* Bu diziyi neden izleyelim?
- Seyirci artık dizi izlerken şaşırmayı unuttu. 10 dakika sonra karşısına gelecek sahneyi çok iyi biliyor. İnsanların da bunu sevdiğine dair tuhaf bir algı var. 'Nefes Nefese' bu açıdan onları tatmin etti.
* Neden ekranda bu kadar kli şe işler goruyoruz?
- Sektor olarak çok maliyetlerle boğuşuyoruz ve bir işi yaparken de maliyeti duşunuyoruz. Oysa sanat dediğin şey parayla yan yana durmamalı.
* Dizileri sanat olarak g ormeyen bir kesim de var...
- Dizileri aşağılayanlar oluyor ama farkında mıyız diziler sayesinde sesimizi tum dunya duyuyor. Ve gerçekten bir değer elde etmeye bakmalıyız. Bunun bir sanat olduğunu hatırlamamız lazım.
İsyan ettim, depresyona girdim...
* Anne taraf ınız Rodoslu, baba tarafınız Trabzonlu...- Evet, iki taraf da İzmir'e goçmuş. Orada tanışıp aşık olmuşlar.
* Annenizi dokuz ya şında bir trafik kazasında kaybettiniz. Bu hayata nasıl yansıdı?
- Bu mudahale edebileceğim bir şey değildi. Takdiri ilahiydi ve hayatıma devam etmem gerekiyordu. Nasıl devam edeceğim benim elimdeydi. Önce tabii ciddi bir yas surecim oldu. Başlarda uzun sure anlamadım. "Neden ben" diye sorguladım. İsyan ettim, depresyona girdim... Şimdi donup geçmişe bakınca bu durumdan çıkabileceğim en olumlu şekilde çıktığımı goruyorum.
* Nas ıl bir yol çizdiniz kendinize?
- Donuşmek gerekiyordu. Ama nasıl bir şeye donuşeceğim tamamen benim seçimimdi. Çocukluk travmaları ilerde kim olacağınız konusuna direkt mudahale eder. Çok kotu birine de donuşturebilir sizi, çok iyi biri de yapabilir.
* Siz nas ıl bir adama donuşmeyi seçtiniz?
- Kadınlara karşı daha hassas bir adam oldum. Kız kardeşimin de sorumluluğunu bir ebeveyn gibi hissediyordum. Daha yetkin bir erkek olmam gerekiyordu. Ben de onu seçtim.
* Çocukluğunuzda hiperaktivite yaşamışsınız. Sebep yaşadıklarınız mıydı?
- Bana hiperaktif tanısı konmuştu. İlaçlarıma annem bakıyordu. O vefat edince, ilaç tedavim yarım kaldı. Ama tedavinin yarım kalması belki daha hayırlı oldu. Çunku o yıllarda uygulanan tedavi yanlışmış. O tedaviyi goren çocukların çoğu şimdi obeziteyle savaşıyor.
* H ala hiperaktif misiniz?
- Evet, ama hiperaktifliğimin vanası bende, bazen geliyor, bazen gidiyor.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.