Özet (TL;DR) @ 2018-08-02T17:31:00.000Z: 1970'li yıllardan bu yana ilişkileri en kötü seviyeyi gören Türkiye ve ABD'nin yol haritası ne olacak? ABD'nin Türkiye'yi, ekonomisini ve savunma politikasını hedef alan sert yaptırım hamlelerine…



1970'li yıllardan bu yana ilişkileri en kotu seviyeyi goren Turkiye ve ABD'nin yol haritası ne olacak? ABD'nin Turkiye'yi, ekonomisini ve savunma politikasını hedef alan sert yaptırım hamlelerine Ankara nasıl karşılık vermeli? Prof. Dr. Hasan Ünal, gazeteci Ceyhun Bozkurt ve dış politika uzmanı Özdemir Akbal, konuyu Sputnik'e değerlendirdi.

"ABD'li Rahip davası" olarak bilinen davada "casusluk" ve "teror orgutu adına suç işlemek" ile suçlanan Andrew Brunson'ın yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması talebinin reddi uzerine ABD, bir suredir Turkiye'ye yonelttiği sert tehditleri tek tek hayata geçirmeye başladı. Kısa bir sure once Turkiye'nin uluslararası kuruluşlardan kredi almasını kısıtlayan bir tasarıyı kabul eden Senato şimdi de, Rusya'dan S-400 alan Turkiye'ye karşı, F-35 savaş uçaklarında yaptırım uygulanmasına ilişkin kararı onayladı. Washington ayrıca Turkiye-ABD ilişkileri tarihinde benzeri olmayan ve ABD'nin daha once Rusya'daki şahıs ve şirketleri hedef alan Magnitskiy Yasası'na benzer bir yaptırımın Turk yetkililere uygulanması yonunde karar aldı. Bu kapsamda, Turkiye Adalet Bakanı Abdulhamit Gul ve İçişleri Bakanı Suleyman Soylu'nun ABD'deki mal varlıklarına el konulması ongoruluyor. Bu kararla, ABD vatandaşlarının Gul ve Soylu ile ticaret yapması da yasaklanmış oldu.

Turkiye, henuz bu yaptırım kararına bir yaptırımla karşılık vermese de ABD'nin bu hamlelerinin karşılıksız kalmayacağını duyurdu. ABD'nin Turkiye'yi, ekonomisini ve savunma politikasını hedef alan bu denli sert yaptırım hamlelerine Ankara nasıl karşılık vermeli? Bu yaptırımların sonuçları neler olur? Konuyu Atılım Üniversitesi oğretim uyesi Prof. Dr. Hasan Ünal ve dış politika uzmanı Özdemir Akbal ve Gazeteci Ceyhun Bozkurt Sputnik'e değerlendirdi.

' KIBRIS BARIŞ HAREKATI'NDAN BU YANA EN GERGİN DÖNEM'

Akbal'a gore bu donem, ABD'nin 36'ıncı başkanı Lyndon B. Johnson, 1964'te donemin başbakanı İsmet İnonu'ye Turkiye'nin Kıbrıs'a askeri harekat duzenleyeceğinden haberdar olduğunu ve bundan endişe duyduğu yonunde mektup yazdığı ve yine ABD'nin 1974 yılında Kıbrıs Harekatı sonrası Turkiye'ye silah ambargosu uygulamaya karar verdiği donemlerden bu yana Turkiye ve ABD arasındaki en gergin donem:

"Turk-Amerikan ilişkilerinin tarihine bakıldığında 1964 yılındaki Johnson Mektubu ve Kıbrıs Barış Harekatı sonrası yaşanan silah ambargosu doneminden sonra en gergin donem yaşanıyor. ABD vatandaşı rahip Brunson'ın PKK ve FETÖ'ye yardım ettiği iddiası ile tutuklanarak yargılanması, Amerikan idari kadrolarını hayli rahatsız etmiş durumda. ABD'nin Turkiye'ye yaptırım uygulama noktasına kadar gelecek bu politikayı izlemesinin ardında sayılabilecek sebepler arasında Turkiye'nin ozellikle Afrin harekatı sonrası ortaya koyduğu irade ile Washington'ın yakın muttefiki PYD teror orgutunun yaşam alanını hatırı sayılır bir şekilde kısıtlamasını gozden kaçırmamak gerekiyor" yorumunda bulundu.

' MESELENİN SADECE EVANGELİST GELENEKLE AÇIKLANMASI DOĞRU DEĞİL'

Brunson gerginliğinin yalnızca Evangelist gelenek uzerinden açıklanamayacağının altını çizen Akbal "ABD'nin PYD hususunda yaptığı geniş çaplı askeri ve politik yatırım, Afrin harekatı sonrası hayli akamete uğramış durumda. Her ne kadar bazı çevreler Turkiye'nin istediğini tam olarak alamadığını ifade etse de ABD'nin de istediğini tam olarak alamadığını gormekte fayda var. Durum boyle olunca Amerikan idaresi iç politikada Suriye hususunda guç kaybediyor goruntusune burundu. ABD'de 6 Kasım 2018'de yapılacak ara seçimler de bu hususta onemli bir hale geliyor. Zira iç politikada guçluluk imajı sorgulanan ve şu an için gostergelere gore onemli bir zemin kaybeden Trump idaresi için 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi'nin tamamının, 100 sandalyeli Senato'nun ise 35'nin seçimle yenileneceği bir sureç var. Burada kendisini guçsuz gosteren, Rusya Federasyonu ile ABD'nin umduğundan daha iyi ilişkiler kuran Turkiye karşısında yaptırım uygulama çabası aynı zamanda guçluluk imajını da tazeleme çabası olarak gosterilecek. Zira Trump'ın 'Amerika'yı Yeniden Buyuk Yapalım' şeklindeki seçim sloganının unutmamak gerek. Elbette Rahip Brunson'ın ABD'de hayli etkin olan ve Yahudilik ile de yakın etkileşim içinde olan Evangelist geleneğin mensubu olması ABD yonetiminin ust duzey bazı yetkilileri tarafından desteklenmesi açısından da onemli bir durum haline geliyor. Ancak şu noktada bir not duşmek lazım ki gelişmenin sadece bunun uzerinden açıklanması neredeyse imkansız. Zira ABD idaresinden Evangelist gelenekten gelmeyen yahut bu geleneğe dahil olsa da soz konusu geleneğin motivasyonları ile hareket etmeyen onemli bir kitle de mevcut" dedi.

' ABD SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ'NDEN BU YANA TÜRKİYE'Yİ MÜTTEFİK GİBİ DEĞİL SÖMÜRGE GİBİ GÖRDÜ; HESAPLAŞMA KAÇINILMAZDI'

Turkiye-ABD krizini Sputnik'e değerlendiren Atılım Üniversitesi oğretim uyesi Prof. Dr. Hasan Ünal ise "ABD'nin iki Turk bakanı da kapsayan yaptırımları, içerik olarak surpriz olmasa da zamanlama olarak surpriz oldu. Amerikan yonetiminin hızlı bir şekilde harekete geçip Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı'nı hedef tahtasına oturtacağını herhalde Turkiye'de bekleyen çok az insan vardı. Ama yapısal açıdan bakıldığında, Turk-Amerikan ilişkileri surdurulemez duzeye gelmiş durumda. Hemen hemen hiçbir konuda ABD ile aynı fikirde değiliz. Hatta Turkiye açısından çok onemli olan dış politika konularında ABD bizim karşımızda yer alıyor. Buna ABD'nin Kıbrıs meselesinde Turk askerinin adadan çekilmesi konusunda yaptığı baskı, Ege Denizi'nde Turkiye'ye destek vermemesi, Ermeni soykırımı iftiralarında neredeyse hasım tarafta yer alması ve daha da onemlisi PKK ve bununla bağlantılı olan Buyuk Kurdistan projesini doğrudan yurutmesi de dahil. Bu ornekler artırılabilir. Ama butun bu orneklerin yaşandığı goz onunde bulundurulduğunda iki muttefikten bahsetmek mumkun değil. Dolayısıyla boyle bir hesaplaşma zaten kaçınılmazdı. Amerika, Soğuk Savaş doneminden bu yana Turkiye'yi muttefik gibi değil aslında mustemleke (somurge) gibi goruyor gibiydi. Bunun patlaması kaçınılmazdı" ifadelerini kullandı.

' TÜRKİYE ABD'YE YAPTIRIM LİSTESİ AÇIKLAMALI VE BUNLARI AŞAMALI OLARAK UYGULAMALI'

ABD'nin bu yaptırımlarla amacına ulaşamayacağına değinen Ünal "Eğer ABD'nin amacı Rahip Brunson'ın iadesi ise, bu politikanın sonucunda bu amacına ulaşamayacak. Çunku daha farklı bir diplomasiyi denemek yerine boyle bir baskıcı politikaya gitti. Benim tahminim, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, attığı adımlarla Trump'ı da zorlamış oldu. Bu saatten sonra Turk-ABD ilişkilerindeki ciddi kırılmalar ongorulebilir. Turkiye de ABD'ye karşı yaptırım listesi hazırlamalı. ABD, attığı her adımın karşılığını nasıl alacağını bilip ona gore davranmalı. Hemen İncirlik Hava Üssu veya Kurecik Radarı'nı kapatmak yerine bu kozları Turkiye elinde tutmalı. Ancak butun bunları yaparken Turkiye dağınık giden dış politikasına çeki duzen vermeli. Halen Suriye, Mısır ve İsrail'le kavgalıyken; Suriye yuzunden Rusya ve İran'la ilişkilerde soru işaretleri varken; ABD ile bu mucadeleyi yurutmek çok mumkun değil. Suriye'yle uzlaşmak, Mısır'la kopruleri yeniden kurmak İsrail'le de kavgalı olunsa da duşman olmamak lazım" ifadelerini kullandı.

' TÜRKİYE ABD'YE 'S-400'LERDEN VAZGEÇMİYORUM, SEN DE BANA F-35'LERİ VERECEKSİN' DİYEREK KARARLI OLMALI'

Turkiye'nin krizden zararsız çıkmak için ABD karşısındaki kararlılığından odun vermemesi gerektiğine işaret eden Ünal "Amerika'ya bu tehditlerle yılmayacağımızı gostermemiz lazım. Turkiye 'Ben S-400'leri alacağım, sen de bana F-35'leri de vereceksin' şeklinde kararlı olmalı. Vermezsen de şu şu yaptırımları uygularım, Rusya'yla ortak uçak uretimi anlaşması yaparım. Benden bolgedeki hiç bir askeri girişiminde destek alamazsın' demeli. Amerika'yla satranç oynamalı. Amerika, satrançta çok hızlı dağılan bir ulkedir. İran'la da aynı şeyi yaşadılar. Trump, İran Cumhurbaşkanı'yla kayıtsız şartsız goruşurum derken; İran şartlarını ortaya koydu. ABD zordan anlar. Zoru gorduğunde de makul davranır. Bunu yapmazsak devlet olma niteliğimizi kaybederiz, İran konusunda ABD'nin bizi sıkıştırmasının onunu açarız" dedi.

' TÜRKİYE VE ABD DÖNÜLMEZ BİR YOLA GİRDİ'

Gazeteci Ceyhun Bozkurt ise, Turkiye ile ABD'nin geri donulmez bir yola girdiğine işaret etti.

Bozkurt "Son yaptığımız konuşmada yaptırım kararının zor olduğunu, alınması durumunda ise artık Turkiye ile ABD'nin geri donulmez bir yola gireceğini soylemiştik. Arka arkaya gelişmeler yaşandı. Önce ABD'li Rahip Andrew Brunson'ın serbest bırakılmaması gerekçesiyle iki bakan hakkında karar alındı. Ardından ABD Senatosu, Turkiye'ye karşı, F-35 savaş uçaklarında yaptırım uygulanmasına ilişkin tasarıyı onayladı. Bunun gerekçesi Turkiye'nin Rusya'dan S-400 alması" ifadelerini kullandı.

' ABD'NİN BRUNSON ISRARI, BRUNSON'IN RAHİP DEĞİL İSTİHBARAT YETKİLİSİ OLDUĞUNU GÖSTERİYOR'

Osmanlı doneminden bu yana Turkiye topraklarına "Brunson gibi çok sayıda din adamı gorunumlu istihbarat yetkililerinin gonderildiğine işaret eden Bozkurt "Rahip Brunson uzerinde bu kadar duruluyorsa, demek ki bu adam sadece bir Rahip değil. Gerek Osmanlı'nın son donemi gerek Turkiye Cumhuriyeti tarihinde Brunson gibi yabancı din adamı gorunumlu çok sayıda istihbarat gorevlisi karşımıza çıkmıştı. Bunların ağırlıklı bir şekilde çatışma ve gerilimlerin olduğu bolgelerde, yani Guneydoğu Anadolu Bolgesi, Doğu Anadolu Bolgesi ve Irak'ın kuzeyinde faaliyet yuruttukleri saptanmıştı. Yine Ermeni meselesi, Bulgaristan'ın Osmanlı'dan kopuşu gibi konularda da Brunson'ın geçmişteki benzerlerinin rolu çok buyuktu" dedi.

(C) AA / Gokhan Balcı

' TÜRKİYE, NATO ÜYELİĞİNİ DE ÜLKEDEKİ AMERİKAN VARLIĞINI DA SORGULAYACAKTIR'

Turkiye ile ABD temel politikalarda ciddi bir gerilim yaşadığna da işaret eden Bozkurt "Surekli aktardığımız uzere, Rusya ile ilişkilerini geliştiren, PKK/PYD, FETÖ, DAEŞ (IŞİD) gibi teror orgutleriyle mucadele eden, Doğu Akdeniz ve Ege'de Yunanistan ve Rumlara karşı ulusal çıkarları korumaya çalışan, Suriye ve Irak'ın toprak butunluğunu savunan, İran'a yonelik saldırganlığa karşı duran bir Turkiye var. ABD ise bu konularda tam karşı mevzide yer alıyor. Yaptırım konusu, baskı ile Turkiye'nin gardını duşurme amacı taşıyor. Zayıflatılacak Turkiye, kendini savunamaz hale gelir. Özetle, Turkiye ile ABD arasındaki ilişkiler, Washington yonetiminin geçmişte hedef aldığı ulkelere bu tur uygulamalar yaptığı goz onune alındığında geri donulmez bir şekilde kopuşa gidiyor. Önumuzdeki donemde iki ulke arasındaki ilişki tarif edildiğinde 'muttefik', 'dost' gibi tanımlar kullanılamayabilir. Ek olarak Turkiye'de NATO uyeliği, askeri uslerdeki Amerikan varlığı gibi konular da sorgulanacaktır" diye ekledi.