Özet (TL;DR) @ 2018-07-29T23:15:00.000Z: RS FM'de yayınlanan Serhat Sarısözen'le Gündem Dışı programına konuk olan Şehir Üniversitesi'nden Fatih Altuğ, "Türkçe’nin edebiyat yapılamayacak derecede kaba bir dil olduğunu iddia eden yazarlar…



Gundem Dışı

23:15 29.07.2018(Guncellendi 10:36 30.07.2018) URL'yi kısaltın

RS FM'de yayınlanan Serhat Sarısozen'le Gundem Dışı programına konuk olan Şehir Üniversitesi'nden Fatih Altuğ, "Turkçe'nin edebiyat yapılamayacak derecede kaba bir dil olduğunu iddia eden yazarlar vardı. Namık Kemal bile, 'Batı edebiyatı guneşse bizim edebiyatımız toz zerresidir' demiştir" ifadelerini kullandı.

Gundem Dışı'na bu hafta, 'kendi çağına tanıklık eden bir yazarın, romanı aracılığıyla toplumsal bir eleştiriyi dile getirdiği en ozgun orneklerden biri' kabul edilen Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası'nın gerek eleştirel gerekse sadeleştirilmiş baskılarını yayına hazırlayan Şehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Fatih Altuğ konuk oldu.

Sultan Abdulaziz doneminde yaşanan trajikomik bir aşk hikayesini, abartılı bir 'alafranga zuppe' karakterinin etrafında anlatan Araba Sevdası, Turkçe edebiyatın en ozgun orneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Daha sonra pek çok romanda benzer ornekleri yaratılacak, aşırı Batılılaşmış, ozenti karakterlerin dramı, en yoğun olarak Araba Sevdası'nın kahramanı Bihruz Bey'in şahsında ete kemiğe burunuyor ve bir klasik haline geliyor.

İlk taslağının 1889'da yazıldığı tahmin edilen, 1896'da Servet-i Funun'da tefrika edilen ve ardından 1898'de kitaplaştırılan Araba Sevdası, Tanzimat sonrası donemde one çıkan en onemli Turkçe romandır. Sultan Abdulaziz doneminde geçen romanda, İstanbul'un mirasyedi çevrelerinde gorulen 'alafranga zuppe' tipi abartılarak bir aşk hikayesinin içine yerleştirilir. Eleştirel basımda, Araba Sevdası'nın orijinalinde yer alan resimlerin yanı sıra tefrika ile kitap arasındaki farklara, romanın kaynaklarını ve gondermelerini belirginleştiren metinlere, haritalara ve resimlere de yer verilmiştir.

' HER ŞEYİ DIŞARIDA ARAYAN YAZARLAR VARDI'

Programın sunucusu Serhat Sarısozen'in "Kitapta da okuyoruz, o donem bir Fransız hayranlığı var. Fransızca ve Osmanlıca'yı karşılaştırıp, Turkçe'nin edebiyat yapılamayacak derecede kaba bir dil olduğunu iddia eden ve Turkçe ile şiir yazılamaz diyen edebi bir duşunce yapısı var mıydı?" sorusu uzerine Dr.Fatih Altuğ, "Boyle bir kuşak şuphesiz vardı. Ama Recaizade Mahmut Ekrem, daha ılımlıydı. Ancak daha radikal olan, her şeyi dışarıda arayan, 'Bizim geçmişimiz bize hiçbir şey sağlayamaz çunku edebiyat namına çok az şey var' diyen yazarlar vardı. Osmanlı vatanseverliği ile bilinen Namık Kemal bile ilk yazılarında 'Batı edebiyatı guneşse bizim edebiyatımız toz zerresidir' demiştir, yine Namık Kemal 'Batı edebiyatı yetişkin bir adamsa, bizim edebiyatımız daha yurumesini bile bilmeyen bir çocuktur' demiştir" şeklinde konuştu.

' SULTAN ABDÜLHAMİT'İN OTORİTERLİĞİ SEBEBİYLE SERVET-İ FÜNUN KAPANMIŞ'

Buyuk umitler bağladığı Servet-i Funun topluluğunun beş yıl gibi kısa bir sure sonra dağılması, ardından çok sevdiği oğlu Nijad'ın olumunun onu çok sarsması uzerine edebiyat çevrelerinden uzaklaşan Recaizade Mahmut Ekrem'in talihsiz bir hayatı olduğunu vurgulayan Fatih Altuğ, "Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası dışındaki kitaplarına baktığımızda çok yoğun bir yas duygusu var. Yazarın diğer metinlerinde ana tema devam eden yas duygusu olup bu durum, yaşantısıyla bağlantılıdır" dedi. Recaizade'nin en çok 19. yuzyılda eser verdiğini ve hayatının son 14 yılında çok fazla eseri olmadığını soyleyen Fatih Altuğ, "1901'de Sultan Abdulhamit'in otoriterliği sebebiyle Servet-i Funun kapandıktan sonra Recaizade Mahmut Ekrem, edebiyattan uzaklaşmıştır" dedi.

"Kitabın sonundaki ekler ile Bihruz'un zihin haritasının, etkilenmeler ve donuşturmeler duzleminin daha net açığa çıkmasını duşundum. Metni yayına hazırlarken kullandığım imla olçutleri, bu surecin en zor kısmıydı."