Özet (TL;DR) @ 2018-07-29 21:25:20.406676: Kentli üniversite öğrencileriyle köydeki yaz okuluna katıldık...Medeniyetimizin bir anda çöktüğünü düşünün. Okulda öğrendikleriniz karnınızı doyurur mu? Bu soruların yanıtlarını verecek bir deneye…
Fotoğraflar:İBRAHİM YURTBAY

Yıllar once Doğu Karadeniz'deki Senoz Vadisi'nde, 70'lerine yakın bir kadınla konuşmuştum. "Yemedim, içmedim, gece gunduz çocukları okutayım diye çalıştım. İkisi de okudu, universite bitirdi ama işsizler. 'Gelin burada toprak sizi besler' desem domates ekmesini bile bilmiyorlar, yapamazlar. İyi mi yaptık, kotu mu yaptık bilemiyorum" demişti. Birçoğu hayatında hiç koy gormemiş oğrencilerin Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Guzelkoy'deki 'Bilgi Doğada Yaz Okulu'nda, koy halkı ve akademisyenler eşliğinde duzenlenen doğa, tarım ve uretim atolyelerine katılacağını duyduğumda o kadının soyledikleri geldi aklıma. Akademik bilgiyle kadim kırsal yaşam bilgisinin karşı karşıya gelişine tanıklık etmek için soluğu Kazdağları'nda aldım. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin organize ettiği yaz okulu, bu yıl ikinci kez duzenleniyor. Koylulerle oğrencilerin birbirine alışması, birbirlerini olduğu gibi kabul etmesi tahmin edileceği uzere kolay olmamış. Ta ki ilk yıl koyde çıkan bir yangının sondurulmesine oğrencilerin yardıma koşmasına kadar... Sonrasında oğrenciler koyun çocukları, koy halkı da oğrencilerin kırsal yaşam rehberi olmuş. Artık iç içeler. Üstelik kimsenin kimseye benzeme derdi yok; ne şehirden gelenler şehirliliklerinden ne de koydekiler koyluluklerinden odun veriyor. Herkes birbirini farklılıklarıyla kabul etmiş durumda ve anlamaya çalışıyor. Hatta bu tatlı çatışmaların komik yanlarını yakalayarak eğleniyorlar.
Ka ç kişi boyle yaşar?
Derslerde saat kavramı yitiriliyor. Anlatılacaklar, tartışılacaklar neredeyse hiç bitmiyor ve saatlerce kimse yerinden kalkmıyor. 'Sozlu ve Yazılı Kultur' dersini veren Amed Gokçen, buranın okuldan farkını "Doğada herkes çok kısa surede yakın arkadaş oldu. Bu yakınlığı duvarlar arasında yakalamak mumkun değil. Burada kendileriyle de birbirleriyle de o kadar rahat dalga geçiyorlar ki, bunun çok azı dahi kampuste olsa kan akar" diye anlatıyor.
Etrafımdaki 10 kadar oğrenciyle sohbet ediyorum. Kimi koye geldiğinden beri hiç Instagram'a bakmadığını, kimi televizyonu unuttuğunu, kimi hiç internete girmediğini soyluyor. Hepsi doğada ders gormenin, kırsal hayatla tanışmanın kendilerini değiştirdiğini anlatıyor. Can alıcı soruyu sona saklıyorum: "Kaç kişi buradaki gibi yaşamak ister?" Sekiz kişi parmak kaldırıyor. Öğrencilerden Celal Avşar, "Sevdiğini bulduktan sonra bundan daha guzel hayat mı olur" diyor. Onun sozunu biraz değiştirerek içimden tekrarlıyorum: Bundan daha guzel eğitim mi olur?
İ stek ve gayret 10, şekil sıfır
Sıra, fırının sıcaklığının uygunluğunu test etmek için deneme amaçlı ekmeklerin yapımına geliyor. Hamurla boğuşarak gorduğum en şekilsiz ekmekleri yapan oğrenciler, onları fırına vermekte zorlanıyor. Fırına ilk yaklaşan Asya Doğan, "Ay sıcakmış, yuzum yandı" deyip kaçarak uzaklaştı.
Lezzetinin s ırrı, içindeki emek
Öğrencilerin çoğu fırına yaklaşmakta zorlansa da yaptıkları ekmekleri peynirle yemedeki iştah ve başarıları, hayatlarının en lezzetli yemeğini yediklerini açıkça ortaya koyuyordu.
Be ş kişi, bir keçi, bir bardak sut
Öğrencilerin çoğu ilk defa bu kampta bir hayvanla haşır neşir oluyor. Beş oğrencinin guçlerini bir araya getirerek bir keçiden sut sağma eylemi, bir bardak kadar sutun elde edilmesiyle sonuçlanıyor. Aynı ekibin inek uzerindeki denemesi de pek başarılı sayılmasa da hayvanlarla aradaki mesafe giderek kapanıyor.
Ç iy damlasından yoğurda
Sırada yoğurt mayalama var. Koyde yoğurdun mayası, mayıs ayında kırlara duşen çiyin kaşıkla damla damla toplanmasıyla elde ediliyor. Bu kadim bilgiyi anlamak, hiçbirimiz için kolay olmuyor. Ama gerisi kolay: Sut uygun sıcaklığa geldiğinde mayayı çal, kavanozlara koy, ustunu sar ve bekle.
Da ğdan bir oğrenci gelir yuvarlana yuvarlana...
Muhtar Mustafa Kaygın rehberliğinde dağ yuruyuşu... Öğrencilerin çoğu once nazlansa da ormanda çayıra yeni bırakılmış kuzu gibi sekiyor. Muhtarsa zorlamayı seviyor; donuşte hayli dik bir yerden iniyor. Kimi
yuvarlanarak, kimi dura kalka ama herkes mutlu...
**Futbolda denge de ğiştiren kadın
**Derslerin sonunda oğrencilerle koyluler birlikte çeşitli aktiviteler organize ediyor. Bunlardan biri de futbol maçları. Maçlar koyluler için genelde muhtarın kale içine yan gelip yatmasına izin verecek kadar kolay geçiyor. Ta ki oğrencilerden Gizem Kimyeci oyuna girene kadar. Çocukluğundan beri top oynayan Kimyeci, dort gol atarak dengeleri değiştiriyor.
**Kar şılıklı bilgi akışı
**
Benim katıldığım donemde Prof. Dr. Kenan Çayır'ın 'Toplumsal Gruplar ve
Ayrımcılık', oğretim uyesi Amed Gokçen'in 'Sozlu ve Yazılı Kultur' dersleri
doğada işlendi. Koylulerin katılımına da açık olan derslere her defasında en
az birkaç Guzelkoylu iştirak etti. Koy sakini Elif Şen, evlilik karşıtı
duşuncelerini açıklayan bir oğrenciye, "Kızım bırak bu radikal feminist
goruşleri" deyip soze girecek kadar derslere hakimdi. Bu arada, yaz okulundan
elde edilen gelir koy için kullanılıyor. İlk yıl, dersliklerle bahçenin
kullanıldığı okul onarılmış.
Ate ş ve ekmeği
ilk kez bulmu ş gibi...
Ders, maya ve ekmek yapımı... İşin inceliklerini evinde oğreten Guzelkoylu Elif Şen, hamurun hazırlanışından başlayıp fırını kullanma tuyolarına uzanıyor: Nasıl yakılır, kozler nasıl temizlenir, ekmek hangi sıcaklıkta atılır, ne kadar pişirilir...
Ö ğrenciler
ya şadıkları
de ğişimi anlatıyor
◊ Meryem Şengul: Burada aslında neyin hayati, neyin keyfi olduğunu
anladık.
◊ Celal Av şar:
Yemeğimizin sofraya nasıl geldiğinden bihaberken burada emeği gordum, kıymetini anladım.
◊ Bekir Sevin ç:
Burada okuduğum kitapları sorgulamayı ve kendi bakış açımı geliştirmeyi oğrendim.
◊ Berna Sediro ğlu:
Burası bana cehaleti sorgulattı. Üniversite okuyoruz ama kim daha cahil tartışılır.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.