Özet (TL;DR) @ 2018-07-28 11:30:56.194037: Roni Margulies’in, İstanbul’un Yahudi Cemaati hakkında yazdığı ikinci kitabı ‘Ailem ve Diğer Yahudiler’ raflara çıktı. Margulies’e 12 yıl sonra neden aynı temaya döndüğünü sorduk: “Büyükanne ve…



60'ların İstanbul'u artık yok ama 22 yaşındaki Roni de yok, bana ne
pastaneden!

Daha once İstanbul Yahudilerinin yaşamına dair bir deneme kitabı daha yazmıştınız; 'Bugun Pazar Yahudiler Azar'. Bu ikinci kitabı yazmaya neden gerek duydunuz?- Benim şiirimde de çok kişisel unsurlar, kişisel tarih vardır ama hiçbir zaman bu kişisel anlatıları anı olarak duşunmuyorum. Edebiyat olarak duşunuyorum. Onun için bildiğim her şeyi anlatayım, hayatlarının hikayesini araştırarak yazayım gibi bir kaygım yoktu. Ben orada hayatın garipliği, olumluluk, hayatta bir şey yapıp yapmamanın onemi ya da onemsizliği gibi cebelleştiğim, hesaplaştığım konular için vesile ediyorum ailemin oykusunu. Kurgusal aile yerine içinde yaşadığım ortamı, kişileri ve toplumu anlatarak bu hesaplaşmayı yapıyorum.

◊ Kurgulamaya gerek b ırakmayacak kadar verimli bir kaynağınız var...

- Evet. Özellikle buyukanne ve buyukbabalarımın hayatları gerçekten çok ilginç. O kuşağın hayatı zaten ilginç; iki tane dunya savaşı yaşamışlar. Kapitalizmin patlama donemini, getirdiği hızlı değişiklikleri yaşamışlar. Benim ailemde ayrıca bir de goç olgusu var. 1925'te baba tarafım Polonya'dan gelmiş. Gelinen ulkede hem Polonyalı olduğu için yabancı ayrıca da Yahudi azınlık... Butun bunlar bana kurgusal bir aile yaratma gerekliliği bırakmıyor.

◊ Pek çok şeyin nedenini, nasılını bilmediğinizi yazıyorsunuz. Biraz da hiç sorulmamış sorular, anlatılmamış hikayeler kitabı gibi. Sormak, iş işten geçtikten sonra mı aklınıza geldi?

- Tabii ama bu da işte hayatın bir ilginçliği değil mi? Yaşarken, her şey insana son derece doğal geliyor. Birileri olmeye başladığı zaman birdenbire dank ediyor. Aklımıza geldiğinde de soracak kimse kalmamış oluyor.

◊ Aile b uyukleriniz sorulmadan anlatmaz mıydı?

- Bir keresinde defter alıp dedemin yanına gittim ve sorular sordum. Kitaptakilerin çoğu o bilgiler. Hiç konuşmadıkları Polonya'ydı. Onu da anlayabiliyorum, Nazilerin işgaliyle birlikte butun aileyi kaybetmişler. Ermeni arkadaşlarıma sordum, size 1915 çocukken anlatılır mıydı, diye. Hiçbiri çocukken bilmezmiş. Bir çocuğu soykırım anlatarak buyutmek pedagojik anlamda doğru bir şey değil. Anlatan açısından da acıları hatırlatması bakımından hoş değil.

60'ların İstanbul'u artık yok ama 22 yaşındaki Roni de yok, bana ne
pastaneden

Ailem ve Diğer Yahudiler
Roni Margulies
Everest Yayınları
132 sf, 18 TL

YAHUD İNİN
K ÖYLÜSÜ OLMAZ
◊ 1950 'lerde, 60'larda İstanbul'daki cemaatin hayatı nasıldı?- Cemaat çok monolitik değil, Turkiye'deki yaygın kanının aksine yoksul kesimleri de var. Özellikle o yıllarda daha çok vardı. Benim bildiğim ve kitaplarımda anlattığım hayat, belli bir gelir duzeyine sahip kesime dair. Her yaz bir ev kiralar, yazlığa giderdik. Bu yazlıklar bugun İstanbul'un merkezinde kalmış semtlerdeydi; Yeşilkoy, Bostancı gibi. Yeşilkoy o zaman gerçekten koydu. Yazlığa gitmek bugun çok kolay bir şey değil. Beni once İngiliz High School'unda (Bugunku Nişantaşı Anadolu Lisesi), sonra da Robert Kolej'de okuttular. Bunlar da bugun çok ciddi bir para. Ama bizimki zengin bir aile değildi. O zaman nufus daha az olduğundan herhalde rekabet de azdı ve bunları yapmak için bugunku kadar para gerekmiyordu. Yazlıklarda Yahudi çocuklardan oluşan çok geniş bir arkadaş çevrem vardı. Onların aileleri de benimkilerin karbon kopyasıydı. Yahudi-Musluman ayrışmasının ortadan kalktığı ilk kuşak benimkiydi.

◊ Aileniz Maçka Palas, Doğan Apartmanı gibi İstanbul'un sembol apartmanlarında yaşamış hep...

- Yahudilerin kulturel bir farklılığı kentli olmak, Yahudinin koylusu olmaz. Kentli olunca da apartmanda yaşıyorsun.

◊ Anlatt ığınız İstanbul bugun yok. Caddelerin isimleri değişti, o pastaneler, plakçılar kalmadı. Şehir şimdi çok daha hızlı değişiyor, 25 yaşındaki insanlar bile nostaljik. Siz nasıl hissediyorsunuz?

- Ben sosyalistim, değişimin çok doğal olduğunu duşunuyorum. Hızlı değişimin nedenlerini, kapitalizmle ilişkisini anlayabiliyorum. İstanbul'un başına gelenler elbette uzucu. Turkiye'deki azgın ve az denetimli kapitalizmin sonucu bu. Öte yandan 60 yaşını geçince insana bir şey oluyor, diğer yaş donemlerinden çok daha ağır bir travma. 1960'ların İstanbul'u benim gençliğim, bu bakımından elbette nostalji var. O İstanbul yok ama daha onemlisi 22 yaşındaki Roni artık yok. Bana ne pastaneden!

◊ Okul arkada şlarınızın isimlerinde etnik olarak muthiş bir çeşitlilik var. Bugun boyle bir şey kalmadı. Bu tektipleşme size yabancı gibi hissettiriyor mu?

- Kişisel bir yabancılaşma duygusu yaratmıyor ama yazık oluyor diye duşunuyorum. Ülkenin kulturel zenginliği kayboluyor. Bunu tek duşunen ben değilim zaten. Turkiye'de 50-60 bin Ermeni, 15-20 bin Yahudi, 1500 Rum kaldı. Bu çok fakirleştirici. Bunlar bu toprakların insanlarıydı.