Özet (TL;DR) @ 2018-07-27T20:23:54.000Z: Türkiye ile ABD arasında yaşanan rahip Brunson krizini Sputnik’e değerlendiren muhalefet partilerinin temsilcilerine göre, ABD Başkanı Trump’ın bir yargılama konusu nedeniyle Türkiye’yi yaptırımla…
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çevikoz, Trump'ın Turkiye'yi Twitter yoluyla tehdit etmesinin nedenine bakmak gerektiğini ifade ederek "Bu da maalesef Turkiye'de yargının siyasallaşmasından kaynaklanmakta. Kuvvetler ayrımının ortadan kalkmasından, yasama, yurutme ve yargı erklerinin bir monolitik yapıya kavuşup tek adam tarafından kontrol ediliyor hale gelmesinden ve dolayısıyla Turkiye'de siyasallaşan yargının bağımsızlığı hakkında uluslararası ortamda da muttefiklerimizin gozunde de çok ciddi olumsuz algı oluşmasından kaynaklanıyor" dedi.
HDP Grup Başkanvekili Aylan Bilgen de gelinen noktanın bir sonuç olduğunu ifade ederek "Yargının bağımsızlığı, hak ve ozgurluklerin pazarlık konusu yapılmaması anlayışıyla siyaset yurutulseydi boyle bir noktaya gelinmezdi. Özellikle yargılama sureçlerinin dış politikada polemik konusu yapılması, mutekabiliyet mantığıyla hareket edilmesi ortaya boyle bir tabloyu çıkartmıştır" diye konuştu.
İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ da "Ne yazık ki ABD'nin Turkiye'ye yonelik bu haddini çok aşan tavrı, artık Turkiye'de bir hukuk devletinin, kuvvetler ayrılığının olmadığını bilmelerinden ve bir tek adam yonetiminde tek adama baskı yaparak sonuç alabileceklerine inanmalarından kaynaklanıyor" ifadelerini kullandı.
Turkiye-ABD ilişkilerinde son donemdeki gerilim sebeplerinden biri olan rahip Andrew Brunson meselesi, dun ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı Mike Pence'in ardı ardına Turkiye'ye yonelik sert açıklamalar yapmasıyla iki ulke arasında krize donuştu. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından İzmir'de yurutulen bir soruşturma kapsamında 'askeri ve siyasi casusluk' ve 'teror orgutu adına suç işlemekle' suçlamasıyla tutuklanan Brunson'ın tutukluluğuna geçen hafta yapılan itiraz reddedilmiş, bu hafta ise mahkeme Brunson'ın sağlık sorunları nedeniyle ev hapsine çıkartılmasına karar vermişti.
Konuyla ilgili ABD yonetiminden ilk değerlendirmeyi yapan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Brunson'ın ev hapsine alınmasının "Olumlu ancak yetersiz" olduğunu ifade ederken bu açıklamadan bir gun sonra ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'den çok sert bir mesaj geldi. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Twitter uzerinden kendisi gibi Evangelist olan Brunson'ın derhal serbest bırakılmaması durumunda Turkiye'ye ekonomik yaptırım uygulayacaklarını duyurdu. Pence'in ardından ABD Başkanı Donald Trump da paylaştığı tweet'te, "ABD, buyuk bir Hristiyan, aile babası ve harika bir insan olan Papaz Andrew Brunson'ın uzun sureli tutukluğu nedeniyle Turkiye'ye geniş yaptırımlar uygulayacak. Bu masum din adamı derhal serbest bırakılmalı" ifadelerini kullandı. Bu açıklamaların ardından ABD Senatosu Dış ilişkiler Komisyonu, Turkiye'nin uluslararası kuruluşlardan kredi almasını kısıtlayan bir tasarıyı kabul etti.
(C) AA /
ABD'den gelen açıklamalara Turkiye'den ilk yanıtı Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu yine Twitter uzerinden verirken "Hiç kimse bize talimat veremez. Kimsenin tehdidine de boyun eğecek değiliz. Hukuk kuralları istisnasız herkes için geçerlidir" ifadelerini kullandı. Daha sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Cumhurbaşkanlığı Sozcusu İbrahim Kalın da ABD'nin tehditkar açıklamalarının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
" ABD'DEN TÜRKİYE'YE BÖYLE BİR MUAMELE ŞİMDİYE KADAR GÖRÜLMEDİ"
Turkiye ile ABD arasında yaşanan Brunson krizini Meclis'te grubu bulunan muhalefet partilerinin temsilcileri Sputnik'e değerlendirdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Ünal Çevikoz, Sputnik'e yaptığı açıklamada ABD Başkanı'nın Turkiye'yi tehdit etmesinin uzucu bir durum olduğunu ifade ederek "Trump bu şekilde twit yoluyla ya da kaba kuvvet gostererek tehdit yoluyla ABD dış politikasında birtakım uluslararası meseleleri çozebileceğini duşunuyor. Bazen başarılı da oluyor. Fakat bunu Turkiye'ye karşı ilk defa uyguluyor. Turkiye'ye karşı uygulaması Turkiye'yi çok kuçuk duşuren bir gelişme oldu, maalesef bu çok uzucu bir durum. Bundan derin uzuntu duyuyorum. Turkiye boyle bir muameleyi hak edecek bir ulke değildir. ABD ile Turkiye arasındaki muttefiklik ilişkileri de değerlendirildiğinde hiçbir zaman Turkiye'ye boyle bir muamele şimdiye kadar gorulmemiştir" dedi.
" TRUMP'IN BU CESARETİ BULMASININ NEDENİ, TÜRKİYE'DE SİYASALLAŞAN YARGININ BAĞIMSIZLIĞI ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ALGI"
Trump'ın boyle bir cesareti bulup Turkiye'yi tehdit eden mesaj yayımlamasının nedenlerini aramak gerektiğini ifade eden Çevikoz, "Bu da maalesef Turkiye'de yargının siyasallaşmasından kaynaklanmakta. Kuvvetler ayrımının ortadan kalkmasından, yasama, yurutme ve yargı erklerinin bir monolitik yapıya kavuşup tek adam tarafından kontrol ediliyor hale gelmesinden ve dolayısıyla Turkiye'de siyasallaşan yargının bağımsızlığı hakkında uluslararası ortamda da muttefiklerimizin gozunde de çok ciddi olumsuz algı oluşmasından kaynaklanıyor. Bu twitin atılması için bu cesaretin bulunmasının altında bu yatıyor diye duşunuyorum" diye konuştu.
" KRİZ 'KABUL EDİLEMEZ' AÇIKLAMALARIYLA ÇÖZÜLEMEZ"
Krizin ne yone doğru evrileceğini de değerlendiren Çevikoz, "Turkiye'nin boyle bir kaba kuvvet gosterisine boyun eğmemesi gerekir. Ama her şeyden once buna kabul edilemez, biz buna baş eğmeyiz, yargı bağımsızdır' gibi birtakım açıklamalarla çozulebilecek bir kriz değil bu. Bu, basın uzerinden ya da mesajlaşarak değil doğrudan doğruya gerçek bir diplomatik diyalog yoluna girerek ve işlevsel bir şekilde konuşarak çozulmesi gereken bir meseledir" dedi.
" BRUNSON HAKKINDAKİ DAVA EN KISA SÜREDE SONUÇLANDIRILMALI"
(C) REUTERS /
Brunson hakkındaki yargı surecinin hızlandırılması gerektiğini vurgulayan Çevikoz, "Çunku bu yargı sureci hızlandırılmadığı muddetçe yargının bağımsızlığı ve yargının siyasallaşmadığı algısını oluşturamazsınız. Onun için en hızlı şekilde yargı surecinin sonuçlandırılması gerekir. Suçluysa hukumlu hale gelir, suçsuzsa serbest bırakılır, gider. Ama yargı sureci olmadan bırakılması, Turkiye'deki yargı hakkındaki algının maalesef ayaklar altına alınmış olduğu sonucu çıkar" diye konuştu.
" ABD İŞİ YAPTIRIMA VARDIRIRSA DURUM GÖRÜLMEMİŞ BİR KRİZE DOĞRU EVRİLİR"
ABD'nin Turkiye'ye uygulamasının engellenmesi gerektiğini ifade eden Çevikoz, "Bunun için de Brunson davasını en kısa zamanda sonuçlandırmak ve yargının yuzunu aklamak lazım. Ama ABD işi bu raddeye vardırırsa bu durum, Turk- Amerikan ilişkilerinde gorulmemiş bir krize doğru evrilir" dedi.
(C) AA /
ABD'nin Turkiye'ye yaptırım uygulamasının, "60 yılın uzerinde suren Turk- Amerikan muttefiklik ilişkilerine yakışan şeyler olmadığını" ifade eden Çevikoz, "Onun için işin bu raddeye varmasını engellemek ve Turk-Amerikan ilişkilerini belki de yıllarca surecek ve onarılması çok guç olacak bir kriz sarmalına sokmamak lazım. Bunun da yolu, mesajlaşma yoluyla ilişkileri tırmandırmak değil aksine yargı surecini en hızlı şekilde işleterek Brunson davasını sonuçlandırmakla mumkundur. Bunun yapılmasından başka da bir yol gormuyorum" diye konuştu.
Turkiye'nin ABD ile kriz yaşadığı ortamda Rusya ile yakın ilişkilerini de değerlendiren Çevikoz, şoyle konuştu: "Turkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin konjonkturel bir gereklilik olduğunu duşunuyorum. Çunku Suriye sorununun çozumunde Turkiye ile Rusya karşılıklı olarak birbirlerine muhtaçlar. Astana sureciyle birlikte çok iyi bir işbirliği oluşturuldu ve Suriye krizinin çozumunde de Turkiye-Rusya işbirliği ve ortak anlayışı, onemli ilerlemeler sağlanmasına yardımcı oldu. Bu, bolgedeki gelişmelerin ve konjonkturun bir sonucu. Öte yandan Turkiye ile Rusya arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilere baktığımızda çok ciddi bir enerji ithalatı bağımlılığımız var. Bunu da mutlaka goz onune almak gerekiyor. O yuzden Turkiye-Rusya ilişkilerini bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor. Yalnız bu ilişkilerin, Turkiye'nin Batı ile olan guvenlik ilişkilerini veya obur ilişkiler manzumesini etkileyebilecek ve Batı'dan koparak kendine yeni birtakım alternatifler arayacak bir yonelime gidecek şekilde yorumlamamak lazım. Turkiye pekala bunların hepsini birden, birbirleriyle çatışmayacak şekilde yurutebilecek bir imkana sahiptir. Soğuk Savaş doneminde NATO uyesi olduğu halde Sovyetler Birliği ile ileri derecede ilişkiler geliştirebilmiştir. Bugun Soğuk Savaş sonrası uluslararası konjonkturun ortaya çıkardığı durum çerçevesinde de Turkiye, Rusya ve doğusundaki ulkelerle ilişkilerini, Batı ile ilişkilerin yerine geçecek şekilde değil de bu ilişkileri butunleyecek şekilde surdurebilme imkanına sahiptir. Ben Turkiye'nin Batı ile ilişkileri tamamen gozden çıkarıp, Batı'dan kopup, Batı kurumları içindeki konumunu zayıflatıp tamamen kendini Doğu ile ilgili birtakım yeni taahhutlere yonlendirmesi halinde çok ciddi yanlış yapacağı kanaatindeyim. Boyle bir yanlışa umarım duşulmez."
" YARGI SÜREÇLERİ DIŞ POLİTİKADA PAZARLIK KONUSU YAPILMASAYDI BU NOKTAYA GELİNMEZDİ"
HDP Grup Başkanvekili ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen de Sputnik'e yaptığı açıklamada Turkiye-ABD ilişkilerinde yaşanan Brunson krizinin 'sebep değil sonuç' olduğunu ifade ederek "Gelinen nokta bir sonuçtur. Asıl olarak sorunun sebebine odaklanmak gerekir. Yargının bağımsızlığı, hak ve ozgurluklerin pazarlık konusu yapılmaması anlayışıyla siyaset yurutulseydi boyle bir noktaya gelinmezdi. Özellikle yargılama sureçlerinin dış politikada polemik konusu yapılması, mutekabiliyet mantığıyla hareket edilmesi ortaya boyle bir tabloyu çıkartmıştır. Biz, suçluların iadesi kapsamı bağımsız olmak uzere hiç kimsenin kişisel pozisyonunun, kişisel suçunun ya da ozgurluğunun devletlerarası ilişkinin aracı olarak gorulmesini hiç kimse açısından doğru gormuyoruz" dedi.
" TÜRKİYE'NİN DE ABD'NİN DE DIŞ POLİTİKASI ÇELİŞKİLİ TUTUMLAR İÇERİYOR"
Turkiye-ABD ilişkilerinde karşılıklı olarak 'tehdit-şantaj stratejisinin' tercih edildiğini ifade eden Bilgen, "Dış politika bir boyutuyla guçler dengesi uzerinden yurur, diğer boyutu ise ilkeler ve değerlerdir. Uzun bir suredir Turkiye'nin dış politikası ne yazık ki bu anlamda son derece çelişkili tutumlar içermektedir. ABD'nin de bir suredir uyguladığı dış politika aslında benzer çelişkilerin bir izduşumudur. Trump'ın politikası elbette 11 Eylul'den sonra Amerikan dış politikasında kalıcı izler bırakan yaklaşımların Turkiye tarafından da adeta yontem olarak tekrarlandığı bir durumla karşı karşıyayız. Her iki yaklaşımı da doğru bulmuyoruz. Bunun bedelini toplumların odemesi, insanların odemesi bizce kabul edilemez bir durum. Sağduyunun ve toplumun çıkarlarının merkeze alındığı bir siyasetin daha doğru olduğu duşuncesindeyiz. Oysa burada karşılıklı guç gosterisinin, karşılıklı tehdit-şantaj stratejisinin tercih edildiği goruluyor" diye konuştu.
" LİDERLERİN YANLIŞININ BEDELİNİ TOPLUMLAR ÖDEMEMELİ; TÜRKİYE'NİN ULUSLARARASI ALANDA CEZALANDIRILMASI KABUL EDİLEMEZ"
Bilgen, Turkiye ile ABD'nin birbirlerini 'stratejik muttefik' olarak tarif ederken en kuçuk gerilimde karşılıklı restleşmeler yaşandığına dikkat çekerek "Sanırım strateji ile taktik birbirine karıştırılıyor. Elbette Turk-Amerikan ilişkilerinin masaya yatırılması gereken yapısal boyutları var, son derece sorunlu alanlar var. Ama bu ilişkilerin sorgulanması sırasında son derece şeffaf, kamuoyu manipule edilmeden hareket edilmeli. Oysa gorunen o ki kapalı kapılar ardında başka bir ilişki tarzı geliştiriliyor, meydanlarda, miting alanlarında başka bir diplomasi sergileniyor. Bunun bedelinin ekonomik kriz olarak ya da Turkiye'nin uluslararası arenada cezalandırılması olarak ortaya çıkması bizce kabul edilebilir bir sonuç değil. Burada liderlerin yanlışlarını toplumlar odememeliler. Karşılıklı olarak bu tarz siyasetten vazgeçilmelidir. Elbette ki tercihler değişebilir, Turkiye devletinin stratejik tercihleri değişebilir ama bu yontemle olmaz. Hem son derece iyi ilişkiler varmış gibi soylemler kullanmak, sonra sanki savaşın arifesineymişiz gibi yaklaşımlar sergilemek son derece sorunlu bir tutumdur" ifadelerini kullandı.
" TÜRKİYE'DEKİ DARBE GİRİŞİMİNE ÖNCÜLÜK YAPMIŞ ÇETENİN REİSİNE FAALİYET ÖZGÜRLÜĞÜ VEREN ABD'NİN TÜRKİYE'YE SÖZ SÖYLEME HAKKI YOK"
İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ da Sputnik'e yaptığı açıklamada ABD'yi eleştirerek "Turkiye'de bir darbe girişimine onculuk yapmış bir çetenin sozde din adamı kılıklı reisine guvence ve faaliyet ozgurluğu veren bir ulkenin Turkiye'de yargılanan bir Amerikan vatandaşıyla ilgili ulkemize en ufak bir şey soyleme hakkı yoktur" dedi.
" ABD'NİN HADDİNİ AŞAN TAVRI, TEK ADAMA BASKI YAPARAK SONUÇ ALABİLECEKLERİNE İNANMALARINDAN KAYNAKLANIYOR"
ABD Başkanı Donald Trump'ın Turkiye'yi yaptırımla tehdit etmesini değerlendiren Özdağ, "Ne yazık ki ABD'nin Turkiye'ye yonelik bu haddini çok aşan tavrı, artık Turkiye'de bir hukuk devletinin, kuvvetler ayrılığının olmadığını bilmelerinden ve bir tek adam yonetiminde tek adama baskı yaparak sonuç alabileceklerine inanmalarından kaynaklanıyor. ABD'nin bu tehdidinin aynı zamanda Ortadoğu, ozellikle de İran ekseninde oluşmaya başlayan yeni Amerikan politikasıyla iç içe geçmiş olduğu net bir şekilde gorulmektedir. Yani bir dizi Amerikan tehdidinin gerekçelendirilmiş şeklidir" diye konuştu.
" ÜLKEMİZİ SIKINTILI SÜREÇLER BEKLİYOR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın izlediği dış politikayı eleştiren Özdağ, "Ne yazık ki Turkiye gibi Turk dış politikası da Erdoğan tarafından iyi yonetilmemektedir ve ulkemizi sıkıntılı sureçler beklemektedir. Sıkıntılı sureç derken genel anlamda bahsediyorum; Turk halkı boyle antidemokratik, baskıcı bir tek adam rejimini hak etmiyor. Bu tek adam rejiminin son 16 yılda Turkiye'nin başına dış politikada ve ekonomi politikalarında açmış olduğu belalar ortada. Şimdi billurlaşmış haliyle bu tek adam rejimi Turkiye'yi hem dış politikada hem ekonomi politikalarında hem de Turkiye'nin otoriterleşmesi surecinde bugun olduğundan daha sıkıntılı sureçlere surukleyecek gibi gorunuyor" diye konuştu.
" OLMASI GEREKEN, TÜRKİYE'NİN MİLLİ ÇIKARLARINI DOĞRU TANIMLAYACAĞI BİR ZEMİNE OTURMASI"
ABD'nin Turkiye'ye yaptırım uygulaması durumunda Turkiye'nin tavrının ne olması gerektiği yonundeki soruyu da yanıtlayan Özdağ, "Ortada ne olduğunu gormeden herhangi bir çozum onerisi getirmenin anlamı yok. Üstelik bu konularda parça parça çozum onerisi olmaz. Olması gereken; butun bir ulkenin demokratikleşmesi, kuvvetler ayrılığı zeminine oturması, parlamenter demokrasiye donmesi, milli çıkarlarını doğru tanımlayacağı bir zemine oturmasıdır" dedi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.