Özet (TL;DR) @ 2018-07-27T15:17:00.000Z: ABD'de Türkiye'nin uluslararası kuruluşlardan kredi almasını kısıtlayan bir tasarının kabul edilmesi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın "geniş kapsamlı ekonomik yaptırım" tehdidiyle büyüyen Ankara…



ABD'de Turkiye'nin uluslararası kuruluşlardan kredi almasını kısıtlayan bir tasarının kabul edilmesi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın "geniş kapsamlı ekonomik yaptırım" tehdidiyle buyuyen Ankara-Washington krizini, Emekli Buyukelçi Uluç Özulker ve Gazeteci Mehmet Ali Guller Sputnik'e değerlendirdi.

'ABD'li Rahip' davasında 'askeri ve siyasi casusluk' ve 'teror orgutu adına suç işlemekle' suçlanan Andrew Brunson'ın ev hapsine karar verilmesi, Ankara- Washington gerilimini duşurmedi; aksine kararın ardından ABD'li yetkililerden birbirini takip eden sert açıklamalar geldi. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Twitter uzerinden kendisi gibi Evangelist olan Brunson'ın derhal serbest bırakılmaması durumunda Turkiye'ye ekonomik yaptırım uygulayacaklarını duyurdu. Pence'in ardından ABD Başkanı Donald Trump da paylaştığı tweet'te, "ABD, buyuk bir Hristiyan, aile babası ve harika bir insan olan Papaz Andrew Brunson'ın uzun sureli tutukluğu nedeniyle Turkiye'ye geniş yaptırımlar uygulayacak. Bu masum din adamı derhal serbest bırakılmalı" ifadelerini kullandı. Üstelik bu açıklamaların ardından ABD Senatosu Dış ilişkiler Komisyonu, Turkiye'nin uluslararası kuruluşlardan kredi almasını kısıtlayan bir tasarıyı kabul etti.

ANKARA, WASHINGTON 'IN TUTUMUNDAN 'RAHATSIZ'

Ankara'nın Washington'a yanıtıysa gecikmedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay "Ucuz tehditlere karşı tahammulumuz yok" dedi ve Turk yargısının bağımsızlığına işaret etti. ABD'li yetkililere tepki gosteren bir diğer isim olan Cumhurbaşkanlığı Sozcusu İbrahim Kalın ise "NATO muttefiki olan ulkemize yonelik kullanılan tehditkar dilin kabul edilmesi mumkun değildir" diyerek ABD'yi ikili ilişkilerde yapıcı zemine çağırdı. Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu da tepkisini ABD'li yetkililerin yaptığı gibi tepkisini Twitter'dan verdi. Çavuşoğlu "Hiç kimse bize talimat veremez. Kimsenin tehdidine de boyun eğecek değiliz. Hukuk kuralları istisnasız herkes için geçerlidir" şeklinde sert sozler sarf etti. Çavuşoğlu, bu açıklamasının ardından da ABD'li mevkidaşı Mike Pompeo ile bir telefon goruşmesi gerçekleştirerek Turkiye'nin yapılan açıklamalardan duyduğu rahatsızlığı iletti.

' FETÖ'YLE İLGİLİ ADIM ATMAYAN ABD NE İDÜĞÜ BELİRSİZ BİR RAHİP YÜZÜNDEN İLİŞKİLERİ DİNAMİTLİYOR'

Peki, Turkiye bundan sonraki sureçte ne yapmalı? Ankara'dan gelen bu tepkiler yeterli mi? Ya da ABD'nin Turkiye uzerinde giderek artan ve ekonomik yaptırımlar uygulama boyutuna taşınan baskısına karşı ne yapılmalı? Konuyu Emekli Buyukelçi Uluç Özulker ve Gazeteci Mehmet Ali Guller Sputnik'e değerlendirdi.

Brunson meselesinin Turkiye ile ABD arasındaki sorun yığınının sadece gorunen kısmı olduğunun altını çizen Emekli Buyukelçi Uluç Özulker "Brunson olayı kişisel planda Trump ve çevresinin Evangelist ruh ve anlayışla yaklaşıp tamamen dini açıdan ortaya attıkları bir baskı unsurudur. Bu sorun devletlerarası mesele olabilecek bir sorun değildir, olamaz da. Haklı veya haksızdır ama neticede alt tarafı bir rahip tutuklanmıştır. ABD, FETÖ'yle ilgili hiçbir adım atmazken, burada ne iduğu belirsiz bir rahip yuzunden iki ulkenin ilişkilerini dinamitleme noktasına gidebilmek ve bunu da dini motiflerin sonucu olarak yapabilmek ne akla ne mantığa hiçbir şekilde uygun duşmuyor. Dolayısıyla bir noktada bu konuyla ilgili uzlaşıya varılacağını ongoruyorum. Eğer boyle bir uzlaşı olmazsa karşılıklı bir bilek gureşi başlar ve bu bilek gureşi her iki tarafa da ciddi zarar verir" değerlendirmesinde bulundu.

' TÜRKİYE, SURİYE'DE ESAD'LA ANLAŞIRSA ABD NE YAPACAK?'

Peki bu sureçten ABD tarafının goreceği zarar ne olur? Özulker bu soruyu "Meselenin çok fazla boyutu var. Bunlardan biri İncirlik Üssu meselesi. Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, katıldığı BRICS Zirvesi'nde blok ulkelerine BRICS'i 'BRICS + T'ye donuşturme çağrısında bulundu. Meselenin bir diğer onemli boyutu da Suriye. Turkiye, Suriye'de Esad'la anlaşarak Amerikan varlığına çok ciddi zarar verebilir. ABD, orada eğittiği birkaç bin DSG'liyle mi Turkiye'ye karşı gelebilecek? Kısacası, biz muttefik olarak gorduğumuz ABD'ye, Suriye'deki haksız mevcudiyetine rağmen, uzlaşmacı bir tutum sergiliyoruz; ABD ise onumuzdeki sorunları artırdıkça artıyor. Peki Turkiye bir noktadan sonra 'Ben, Rusya ve Esad ile birlikte bir başka politika uygulama yoluna gidiyorum' dese; ABD ne yapacak? Savaş mı açacak? ABD bunu duşunmeli. Dolayısıyla ben Brunson olayı bir bahane ve Turkiye uzerinde baskıya donuşmuş durumda. Bunu bir blof olarak gormek mumkun. Turkiye'den kolay kolay vazgeçemezler" diye yanıtladı.

' TÜRKİYE, AMERİKA'NIN KEYFİ OLACAK DİYE İRAN VE RUSYA'YA YÖNELİK YAPTIRIMLARA DAHİL OLAMAZ'

Turkiye ve ABD arasında dort temel sorun olduğuna işaret eden Özulker "Bunlardan birincisi, İran'a yonelik ambargolarla, Rusya'ya uygulanması planlanan ağırlaştırılmış yaptırımlar. Turkiye, İran'a yonelik yaptırımlara uymayacağını zaten beyan etti. Turkiye'ye gelen ABD'li heyetle yapılan goruşmelerin sonucunda Turkiye'nin, kendisinin zarar gorecek olması sebebiyle bu ambargolara uymayacağı anlaşıldı. Neticede Turkiye'nin İran'dan aldığı doğalgaz kesilse, kışın Doğu Anadolu ve Guneydoğu Anadolu biter. Dolayısıyla komşuluk ilişkileri onemli. Aynı şekilde Ekim ayı itibariyle Rusya'ya yonelik ağırlaştırılmış ambargoya da gidiyorlar. Turkiye, Rusya ambargosuna topyekun uyarsa yine çok buyuk zarar gorur. Üstelik de bu kadar gelişmekte olan ilişkiler soz konusuyken… Bu sebeple Amerika'nın keyfi olacak diye Turkiye'nin zarar gormesinin mumkun olmaması lazım" ifadelerini kullandı.

' TÜRKİYE KENDİSİNE SAVAŞ AÇILIRSA ELİNDEKİ KOZLARI KULLANMAKTAN ÇEKİNMEZ'

Turkiye ve ABD arasındaki temel sorunları aktaran Özulker, F-35 ile FETÖ meselesinin de iki ulke arasında "çozumlenemeyecek şekilde devam eden" iki sorun olduğuna değinerek şoyle devam etti:

"Bir yandan da F-35 konusu var. 900 milyon dolar parasını odemişiz. Butun uçakları ısmarlamışız, eğitimler suruyor. Şimdi de ABD Kongresi 3 ay içinde 'ABD ne kadar zarar gorur?' şeklinde bir rapor verilmesini istiyor. S-400'lerin alımıyla ilgili casusluk iddiası ortaya atıyorlar, saçma bir iddia. Kısacası bu sorun da, çozumlenemeyecek şekilde devam eden sorunlar arasında. Üçuncu sorun FETÖ meselesi. Zira FETÖ meselesi çozumlenmeden Turkiye- ABD ilişkileri duze çıkmaz. Dorduncu onemli mesele daha var. Şu sıralar herkesle kavgalı olan Amerika, eğer şu an blof yapmıyorsa ve gerçekten tehditlerini uygularsa o zaman çok buyuk bir ihtimalle Batı blokunda ciddi bir çatlama başlar. O zaman İncirlik Üssu'nden NATO'ya kadar bir suru sorun olur. Turkiye, NATO'da ABD'nin hiçbir kararını geçirmez. ABD'nin getirdiği her kararı veto eder. Turkiye 'hayır' dedikten sonra ABD ne yapabilir? Savaş mı açacak? ABD yaptırımları uygulamaya giderse, Turkiye de elindeki kozu kullanır. Sistemi haklı olarak kilitler. Bakın, Guney Kıbrıs Turkiye'nin 'hayır' demesiyle ne NATO'ya ne Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgutu'ne (OECD) girebildi. Dolayısıyla boyle bir durumda Turkiye (NATO'nun) dışında kalmak yerine, içeride kalır. Guçlerimiz denk olmasa da, dunya da 20'nci yuzyıl dunyası değil. Alternatifler var. Turkiye'ye boyle bir savaş açılırsa, Turkiye'nin de elinde başvurabileceği bir hayli koz var" diye konuştu.

(C) AA /

' İKTİDAR BU SAATTEN SONRA BRUNSON'I SERBEST BIRAKIRSA BÖLGEDEKİ BAĞIMSIZLIK İDDİASINI KAYBEDER'

"Turkiye-ABD arasındaki gerilim duzelebilir olmaktan çıktı mı?" sorusuna yanıt veren Gazeteci Mehmet Ali Guller "Pence'in 'Rahip serbest bırakılmazsa Turkiye'ye ekonomik ambargo uygulayacağız' açıklamasında her ne kadar ABD iç politikasındaki guç mucadelesinin bir rolu de olsa, bu açıklama kesinlikle kabul edilemez. Boyle bir açıklamaya aynı sertlikte ve eylemle yanıt verilmeli. Çunku eş zamanlı şekilde ABD Kongresi kararlar alarak eylemli hareket etmektedir. AKP iktidarı bu tehdit karşısında Pastor Brunson'ı serbest bırakırsa, tum dunyaya oncelikle Brunson'ı bir koz, bir rehin olarak tuttuğunu gostermiş olacak ki, bu oldukça onemli bir 'devlet ciddiyeti' kaybı sorunu doğuracaktır. İkincisi ABD tehdidini kabul eden bir iktidar, bolgede daha bağımsız davranabilme iddiasını kaybetmiş olacaktır" açıklamasında bulundu.

Pence'in açıklamasında, ABD iç politikasının bir etkisi olsa da, meselenin bunun otesinde olduğuna işaret eden Guller "Meselenin esası, Turkiye'nin bolgesel çıkarlarıyla ABD'nin bolgemizdeki çıkarlarının tamamen karşı karşıya olmasıdır. İktidarını en başından ABD'nin bolge politikalarına borçlu olan AKP hukumeti bu gerçek karşısında bir suredir denge politikası uygulamaya çalışıyor. ABD ile Rusya arasında dengecilik yaparak kendisine alan açmaya çalışıyor. Fakat bu dengecilik surekli sorun yaratıyor. Zira AKP'nin ozel ajandası nedeniyle ve o ajandanın gereği olarak Rusya'nın muttefiki olan Suriye'ye hala duşmanlık yaparak, Turkiye'yi surekli ABD planlarına eklemlenebilme riskiyle karşı karşıya getiriyor. ABD Suriye'ye askeri saldırı yaptığı anda AKP'nin hızla fuze sahibine gore konumlanması ve ABD'yi alkışlaması gibi orneklerde goruleceği gibi dengecilik buyuk riskler taşıyor. Ve stratejik konumlar gereği, gittikçe yurutulemez hale geliyor" dedi.

(C) AA /

' ANKARA, İNCİRLİK MUTABAKATI'NI YIRTIP ATMALI, ÜSLER ABD'YE KAPATMALI'

Turkiye'nin "ciddi bir yol ayrımında' olduğuna işaret eden Guller "Turkiye, aslında bu nedenle ciddi bir yol ayrımına geliyor. Suriye'yle anlaşmak ve ABD'nin Turkiye'ye tehditlerine karşı eylemli yanıt vermek gerekiyor. Kıbrıs Barış Harekatı sonrası Turkiye'ye yaptırım uygulayan ABD yonetimi o yıllarda lafla değil, eylemle yola getirilmişti. Ambargonun kaldırılması için devreye giren ABD'ye daha yakın Turk siyasetçiler ambargoyu kaldırtamamış, ama ABD'ye mesafeli Turk siyasetçilerin cesurca ABD'nin 21 ussunu kapatmasıyla, ABD ambargoyu kaldırmak zorunda kalmıştı. Benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. F-35 iptali, kredi verdirmeme girişimleri, ekonomik ambargo tehditleri… Tum bu tehditlerin çaresi sosyal medya mesajı değil, etkili eylemdir" dedi.

Guller "Turkiye oncelikle İncirlik uzerinden ABD'ye yanıt vermeli: 20 Temmuz 2015 tarihinde ABD'yle imzaladığı İncirlik Mutabakatı'nı yırtıp atmalı, İncirlik'teki ABD uçuşlarını durdurmalı ve İncirlik'i ABD'ye kapatmalı. Bunu elbette İran'ı hedef alan Kurecik Radarı gibi tesislerin kapatılması izlemeli. Boylece Turk devleti, Amerikan devleti ile eşitler temelinde ve havuçsuz- sopasız bir normal ilişki kurma şansını yakalayacaktır" ifadelerini kullandı.

Turkiye'nin Brunson'ın tutukluğunu ev hapsine çevirmesinin, çeşitli çevrelerin iddia ettiğinin aksine, iki ulkenin ilişkilerini daha da fazla gerilime surukleyen gelişmeler tarafından takip edildiğinin hatırlatılması uzerine Guller "Ortada tutuklular uzerinden bir pazarlık olduğu goruluyor. Ve yine goruluyor ki, Ankara pazarlıkta el yukseltmek için Pastor Brunson'ı tahliye etmedi, ara aşama olarak ev hapsine aldı. Bu ise Erdoğan'la Trump'ın yapmak istediğinin aksine, Turk-Amerikan ilişkilerini daha da gerdi. Zira Washington'da sadece Trump iktidarı yok, bir de etkili bir Kongre iktidarı var. Kongre'deki guçlu olan bir yapı Trump hukumetinin aksine Turkiye'yle ilişkilerde sertlik yanlısı bir tutum sergilemeye çalışıyor. Önceki haftalarda F-35 konusunda yaşanan ambargo talepleri bu yapının politikasıydı. Pastor Brunson'ın tahliye yerine ev hapsine alınması, Kongre'yle Turkiye pazarlığı yapan Trump hukumetinin elini zayıflattı ve ABD Başkan Yardımcısı Pence bu nedenle kararın hemen ardından yuksek perdeden Turkiye karşıtı açıklamalar yaptı" yorumunda bulundu.