Özet (TL;DR) @ 2018-07-26 09:18:36.716597: Her yıl tüm dünyada büyük merakla beklenen Pirelli Takvimi’nin 2019 yılı kamera arkası görüntüleri paylaşıldı. 2019 Pirelli Takvimi’nde dünyaca ünlü fotoğraf sanatçısı Albert Watson’un kadrajından 4…



26.07.2018 - 09:45 26.07.2018 - 09:45

Pirelli'nin artık efsaneleşen dunyaca unlu takviminin, 2019 yılı çekimlerine dair bilgiler ortaya çıkmaya başladı.

Bu yıl 46'ıncısı hazırlanan takvimin çekimleri nisan ayında New York ve Miami'de gerçekleşti.

10 gun suren çekimlerde kameranın arkasında, fotoğrafçılık sanatına katkıları nedeniyle Kraliçe II. Elizabeth tarafından Britanya İmparatorluk Nişanı (OBE) takdim edilen Albert Watson yer aldı.

Albert Watson'un Pirelli için tasarladığı gorsel dunyada, bale sanatçısı Misty Copeland, model ve aktris Laetitia Casta, aktris Julia Garner ve super model Gigi Hadid erkek rol arkadaşlarıyla birlikte belirli senaryoları canlandırıyor.

Albert Watson, 2019 Pirelli Takvimi için çektiği karelerde 4 kadının başarı seruvenine eşlik ediyor. Takvim sayfalarında bu kadınların hayalleri peşinden koşarken sergiledikleri duygusal guç, tecrube ettikleri zafer ve yenilgiler ve her değişimle nasıl yuzleştikleri anlatılıyor.

2019 Pirelli Takvimi'nin ilk gununde yer alan Misty Copeland, kendi gibi dansçı olan Calvin Royal III ile beraber kuçuk evlerinde buyuk bir yıldız olmayı hayal ederken yer alıyor.

Takvimin ikinci gununde bir ressamı canlandıran Laetitia Casta, dansçı erkek arkadaşı rolundeki Sergei Polunin ile beraber geleceğini hayal ederken resmediliyor.

Takvimin uçuncu gunundeki karede botanik fotoğrafçı rolundeki Julia Garner'a bir modeli canlandıran Astrid Eika eşlik ediyor. Julia nadir bitkileri çekse de hayali tanınmış bir porte fotoğrafçısı olmak.

Dorduncu ve son gunde ise unlu super model Gigi Hadid'i zengin ve başarılı olmasına rağmen kişisel hayatında mutsuz bir kadın olarak goruyoruz. Ona bu karede eşlik eden Alexander Wang ise yanında huzur bulduğu, en iyi arkadaşı rolunde goruluyor.

Albert Watson kimdir?

Kariyerine başladığı 1970 yılından gunumuze dunyanın en başarılı ve uretken fotoğrafçılarından biri olan Albert Watson, sanat, moda ve reklam fotoğrafçılığını harmanlayarak fotoğrafçılık tarihinin en ikonik eserlerinden bazılarına imza atmıştır. Alfred Hitchcock ve Steve Jobs'ın portrelerinden Kate Moss'un model çekimlerine, Las Vegas manzaralarından tarihi Tutankamon kalıntılarına kadar, Watson'un çeşitliliğine ve ustalığına sahip bir başka ornek bulmak zordur. Çarpıcı fotoğrafları ve etkileyici el yapımı baskıları, dunya çapında çeşitli galerilerde ve muzelerde sergilenmektedir. Fotoğraf sektorunun onemli yayını Photo District News, Albert Watson'u Irving Penn ve Richard Avedon ile birlikte tum zamanların en etkili 20 fotoğrafçısı arasında gostermiştir. Albert Watson'un kazandığı sayısız odul arasında bir Lucie Ödulu, Grammy Ödulu, uç Andy odulu, bir Der Steiger Ödulu, bir Hasselblad Masters Ödulu, ayrıca Royal Photographic Society'nin 100. Yıl Madalyası olarak yaşam boyu başarı odulu sayılabilir. İskoçyalı Albert Watson'a fotoğrafçılık sanatına katkıları nedeniyle 2015 Haziran'ında Kraliçe II. Elizabeth tarafından Britanya İmparatorluk Nişanı (OBE) takdim edilmiştir. Yıllar içinde Albert Watson'un fotoğrafları, dunya çapında 100'den fazla Vogue kapağında yer aldı. Ayrıca Rolling Stone, Time ve Harper's Bazaar gibi sayısız yayın için rock yıldızlarının, rap'çilerin, oyuncuların ve diğer unlulerin ikonik moda veya portre çekimlerini yaptı. Albert Watson aynı zamanda Blumarine, Prada, Gap, Levi's, Revlon ve Chanel gibi buyuk markalar için yuzlerce reklam kampanyasının fotoğraflarını çekti. "Kill Bill" ve "Memoirs of a Geisha" gibi onlarca Hollywood filminin afiş çekimlerini yapan Watson, 100'un ustunde televizyon reklamının yonetmenliğini de ustlendi.

Albert Watson yıllardır zamanının çoğunu, muze ve galeri sergileri için sanat projeleri uzerinde çalışarak geçiriyor. Sergilerinde unlu portrelerin ve moda fotoğraflarının yanı sıra Fas'taki yılan avcısı, Las Vegas'ta bir dominatrix veya İskoçya'daki Skye Adası'nın dağ manzaraları gibi etkileyici seyahat fotoğraflarına yer veriyor.

Watson bugune dek beş kitap yayınladı: Cyclops (1994, Bullfinch); Maroc (Rizzoli, 1998); Albert Watson (Phaidon, 2007); Strip Search (PQ Blackwell/Chronicle 2010); ve UFO: Unified Fashion Objectives (PQ Blackwell/Abrams 2010.) En yeni kitabı Kaos, Taschen tarafından 2017 yılında yayınlandı. Watson'un fotoğrafları ayrıca muze ve galeri sergileri dolayısıyla pek çok katalogda yer aldı.

Albert Watson, 2004'ten bu yana pek çok kişisel sergi duzenledi: Museum of Modern Art (Milano, İtalya); KunstHausWien (Viyana, Avusturya); City Art Centre (Edinburgh); FotoMuseum (Antwerp, Belçika); NRW Forum (Dusseldorf, Almanya); Forma Galleria (Milano); Fotografiska (Stockholm, İsveç); Multimedia Art Museum (Moskova). Albert Watson'un Afrika'da Benin'de çektiği fotoğraflarını da içeren kapsamlı retrospektif sergisi, 2013 yılında Hamburg'daki Deichtorhallen'de duzenlendi. Albert Watson'un fotoğrafları, Londra'daki Ulusal Portre Galerisi, New York Metropolitan Sanat Muzesi, Moskova'daki Puşkin Guzel Sanatlar Muzesi, Çin'deki Lianzhou Fotoğraf Muzesi, New York'ta Uluslararası Fotorağçılık Merkezi, Brooklyn Muzesi ve Deichtorhallen dahil pek çok muzede duzenlenen karma sergilerde yer aldı. Watson'un fotoğrafları ayrıca Ulusal Portre Galerisi, Metropolitan Sanat Muzesi, Smithsonian, İskoç Parlamentosu, Deichtorhallen, Multimedya Sanat Muzesi ve Essen'deki (Almanya) Folkwang Muzesi gibi çeşitli galeri ve muzelerin daimi koleksiyonlarına dahil edilmiştir.İskoçya'nın Edinburgh şehrinde doğup buyuyen Albert Watson, Dundee'deki Jordanstone College of Art and Design'da grafik tasarım ve Londra'daki Royal College of Art'ta film ve televizyon eğitimi aldı. Doğduğundan beri bir gozu gormemesine rağmen Albert Watson fotoğrafçılığı eğitim mufredatının bir parçası olarak değerlendirdi. 1970 yılında eşi Elizabeth ile birlikte ABD'ye taşındı ve Los Angeles'a yerleşti. Elizabeth ilkokul oğretmeni olarak çalışırken Albert Watson da çoğunlukla hobi olarak fotoğraf çekmeye başladı. Aynı yılın ilerleyen zamanlarında Max Factor'dan bir sanat yonetmeni ile tanışan Albert Watson, ilk deneme çekimlerinden sonra iki fotoğrafını şirkete sattı. Watson'un kendine ozgu stili, Mademoiselle, GQ ve Harper's Bazaar gibi Amerikan ve Avrupa moda dergilerinin dikkatini çekmeye başlamıştı. Harper's Bazaar'ın isteği uzerine o gune dek çalıştığı ilk unlu olan Alfred Hitchcock'un fotoğraflarını çekti. Bir sure sonra, Los Angeles ile New York arasında gidip gelmeye başladı ve 1975 yılında Mason Proffit'in "Come and Gone" adlı albumunun kapağındaki fotoğrafıyla Grammy odulu kazandı. 1976'da Vogue için ilk işini aldı ve aynı yıl New York'a taşınmasıyla kariyeri yukselişe geçti. Her zaman bir işkolik olan Albert Watson'un Manhattan'daki studyosundaki arşivlerde dunyaca unlu dergilerin ve şirketlerin isimlerin gorulebildiği milyonlarca fotoğraf ve negatif film yer alıyor. Aynı zamanda kişisel bir galeri olarak da kullanılan studyosunda çoğu Las Vegas'ta çekilmiş olağanustu buyuk olçekli fotoğraflar dikkat çekiyor. Bu manzaralar, iç mekanlar ve portreler ilk bakışta yumuşak, filtrelenmiş renk yelpazeleriyle gorenleri şaşırtıyor. Ama Watson yeni kreasyonlarında bile kendine sadık kalıyor. Fotoğrafları, izleyiciyi içine çeken ama aynı zamanda saygılı bir mesafe talep eden bir aura yaratıyor.Albert Watson'un gorsel dili, kendine ozgu kurallarını ve kalite kavramlarını takip ediyor. Watson'un fotoğrafları, parlaklıkları, aciliyet hissi ve hatta ihtişamıyla gunumuz dunyasının goruntulerine karşı çok farklı bir şekilde one çıkıyor. Öznelerine, ozellikle fetiş objelerine ve portrelerine ışık tutma tarzı, fotoğraflarında neredeyse meditasyon etkisi yaratan bir atmosfer oluşturuyor.

Albert Watson, kuşkusuz bizim algımızı kendi eşsiz bakış açısıyla zenginleştiren bir sanatçı. Her ne kadar konularının çeşitliliği, onun çok yonluluğunun bir yansıması olsa da Albert Watson'un fotoğrafları yarattığı etki ve teknik ustalıkla da anında tanınıyor. Örneğin İskoçya'da bir orman, bir super modelin uzerindeki bir Yohji Yamamoto elbise, astronot Alan Shepard'ın Ay'da giydiği uzay elbisesinin yakın çekimi veya Steve Jobs'un ikonik siyah beyaz portresi olsun mukemmellik tutkusuyla, Albert Watson dunyanın en aranan fotoğrafçıları arasında yer alıyor.