Özet (TL;DR) @ 2018-07-22 18:14:14.959774: Çocuklu ve bekâr kadın... Ara ara evine erkek arkadaşı geliyor. Komşuları bundan rahatsız. Aralarında imza topluyor, kadını apartmandan attırmaya çalışıyorlar. Başka bir yerde başka bir kadın,…
* Üç ayrı ilçede farklı sosyoekonomik çevrelerden 28 kadınla goruştunuz. Goruşmeler sırasında sizde neler iz bıraktı?
-Sarıyer'de bir kadın, içine duştuğu maddi zorlukları dillendirmediği halde kapısında mahallelinin bıraktığı erzak yardımını bulmuştu. "Komşum kapımın kilidini kontrol eder" diyen engelli bir bekar kadın da vardı. Orada nispeten mahallenin dayanışmacı dokusu on plana çıktı. Bağcılar'da bazı yerel yonetim çalışanlarıyla goruştum. 'Bekar kadın'larla goruşmek istememi tuhaf buldular. "Burada bekar olmaz, buralar daha aile yeri" diyenler oldu. Kadıkoy'de yaşamakla ilgili konuştuğum kadınlar ise başta bu ilçede yaşamanın rahatlığından bahsetti. Goruşmeler surdukçe rahatlığın da belli sınırları olduğunu gorduler. Yine de onların ifadeleriyle araştırma yaptığım semtler arasında Kadıkoy, bekar bir kadın için yaşanacak en rahat yer.
◊ R oportaj yaptığınız kadınların ortak noktaları ne?
- Kendilerini kentin kamusal alanlarında rahat ve guvende hissetmiyorlar. Çunku erkek şiddetine, cinsel taciz ve saldırıya maruz kalmaya dair korkuları var. Özgecan Aslan, bu ulkede oldurulen yuzlerce kadından biriydi. Toplu taşımada tanımadığı bir yabancı tarafından katledilmesi, hava karardıktan sonra sokakta yalnız kaldığımızda hepimizin duyduğu korkunun somutlaşmış haliydi.
◊ Peki, bu korkuyla nas ıl baş ediyorlar?
-Faturalarında isimleri değişene kadar boşandıklarını komşusuna soylemeyenler, ayrılmalarına rağmen her akşam kapısının onune eski eşinin ayakkabısını koyanlar var. Yeterince mesafeli davranmayan bir ustayı bir daha eve almayanlar, mahalleden çıkana kadar farklı bir kıyafet giyip çalıştığı şehir merkezinde kıyafetini değiştirenler duydum. Bekar kadınlar, çevrelerindeki insanların doğrudan şiddetine maruz kalmasalar bile bu şiddetin gelme ihtimaliyle hareket ediyor. Beşiktaş'ta yaşayan yuksek eğitimli, çalışan bir kadını anlatayım. Erkek arkadaşının evine gelip gittiğini oğrenen annesi şoyle diyor: "Evine polis baskını mı istiyorsun, bunu nasıl yaparsın?" Bir başka kadın, 80'li yılların sonunda, komşuları olan bekar ve çocuklu bir kadının mahallelinin saldırısına uğradığını anlatıyor. Nedeni de, akşam evine erkek arkadaşı tarafından bırakılması.
◊ Bek ar kadınlar muhitin insanıyla nasıl ilişki kuruyor?
-Mahalleliyi butunuyle yok sayan bir mesafe soz konusu değil. Selam veriyor, ayakustu sohbet ediyorlar. Ama komşu ziyaretlerine gitmiyor ve onları evlerine çağırmıyorlar. Komşular kendileri hakkında ne kadar fazla şey bilirse, hayatlarına o kadar karışır diye duşunuyorlar. Öte yandan, aile desteği ya da duzenli geliri olmayan ozellikle çocuklu kadınlar, mahallenin dayanışmasına ihtiyaç duyuyor. Boylesi bir dayanışmadan yararlanan kadınlardan biri anlattı. Komşuları hemen her sabah ona geliyormuş. "Ablam ya da dışardan yakınım biri gelince konuşacaklarımız oluyor. O zaman kalkmıyorlar" dedi. Koşullara gore mesafeler de değişiyor.
◊ O halde nedir bek ar kadın için mahalle? Guvenlik çemberi mi ahlak bekçisi mi?
- İkisi de. Esnafın sokağı gozetlemesi, komşu teyzenin sokakta oynayan çocuklara bakması, apartmana giren çıkanın mahalleli tarafından biliniyor olması, ozellikle çocuğu olan kadınlar için bir guvenlik çemberi. Ama o mahallenin ortalama yaşam biçiminden farklı bir duruşunuz varsa, o çember bir denetim mekanizması haline gelebiliyor. Evin anahtarını komşuya veriyor ama onların sorular sormasını istemiyor. Hiç iletişim kurmazsa, baskı goreceğinin farkında. İp cambazlığı gibi bir şey.
◊ Mahallenin normlar ına gore davranmayanlar var mı?
- Kadıkoy'de yaşayan Alev'i ornek alalım. Yan balkonunda surekli gurultu yapan komşusundan şikayetçi ama adam hiç oralı değil. Kadının tek başına yaşadığını biliyor. Alev, ne zaman ki duzenli olarak balkonunda erkek arkadaşlarını ağırlıyor, o zaman gurultu kesiliyor. Meydan okuyan tarzı vardı. Ama o bile mahalleden bir adamın verdiği rahatsızlık yuzunden karakolluk olunca, erkek arkadaşlarından biri gunlerce mahallede dolandı, guvenlik sağladı.
◊ Konda 'nın 2012'de yaptığı 'Toplumdaki Ayıp, Gunah ve Suç Algı ve Tanımları' adlı araştırmadan şu sonuçlar çıkmış: Evlilik dışı ilişki yani 'bekar olarak ilişkide olmak', yuzde 85 oranında gunah, yuzde 90 oranında ayıp sayılıyor. Ne duşunuyorsunuz?
- Namusla yakından ilişkili duşunulen bekarlık, kadınları bekarken namuslu olduklarını da ispat etmeye zorlayan bir konum. Beraber yaşadığı erkek arkadaşıyla nişan yuzuğu takanlar, erkek arkadaşlarını akrabası diye tanıtanlar... Bekar olarak yaşamak, bu toplumun sıradan gorduğu bir durum değil. Kadınlar bunun farkında. Bu yuzden bunu gerekçelendirmeye çalışıyorlar. Yaptığım goruşmelerde, aileleri ayrı eve çıkmalarını kabul etmeyeceği için başka şehre çalışmak/okumak için gittiğini anlatanlar oldu. Çevrelerine doğrudan olmasa da bekar yaşama nedenlerini anlatıyorlar. Anlatmasalar da çevreleri o bilgiye ulaşmanın yollarını arıyor zaten.
◊ Ba ğcılar'da goruştuğunuz bir kadının "Gece Çocuk Esirgeme Kurumu'ndan da gelsem sevgilisinin yanından geldi diyecekler" demesini nasıl yorumluyorsunuz?
- "Ben zaten onların beni istediği şekilde etiketleneceğim" diyordu. Yine
Bağcılar'daki bir başka kadın, iş goruşmeleri için İstanbul'a gelen erkek
yeğenini ve arkadaşlarını ağırladığı için "Evinde erkekler de var" denilerek
ev sahibine şikayet edilmişti. Bekar kadınlar gozetleniyor. Öte yandan hane
yapıları değişiyor, dağılmış aile oranlarında artış var. Dul kadınlara yonelik
kimi koşullu sosyal yardımların olduğunu biliyoruz. Ama eşinden ayrılıp
çocuğuyla kalmış yoksul veya bekar bir kadın için sosyal bir yardım yok. Bu
kadınlara yonelik sosyal yardımların
duzenlenmesi gerekiyor. _ **
YazarCeren Lordoğlu araştırması için 28 kadınla roportaj yaptı.**_
K İTAPTAN...
"Bir gece arabayla biri beni takip etmişti. Sonra dukkanın onunde amcalar
(esnaf) belirdi, o arada gitti. Bu, bir guvenlik gorevlisinin verdiği guvenlik
duygusundan çok daha gerçek geliyor bana."
(Gul, Kadıkoy, 25, şehir planlama uzmanı)
"Ev sahibiyle anlaşacağız. Emlakçıda sozleşme imzalıyoruz, o noktaya gelmişiz. Adam bana 'Sen bu kirayı nasıl odeyeceksin' dedi. Sinirlendim. Ne cesaret. Ben sana 'Bu evi tutacağım' demişim, bana 'Sen bunu nasıl odeyeceksin' diyor."
(Meltem, Kadıkoy, 38, oğretmen)

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.