Özet (TL;DR) @ 2018-07-21 13:40:40.711181: Oya Baydar, ‘Aşktan ve Devrimden Konuşuyorduk’ta Türkiye’nin pek çok netameli dönemine şahitlik ettiği hayatını, “Bu sürecin hem tanığı, hem sanığı, hem kurbanı olan bir kadının hikâyesi olarak…
Oya Baydar, "Benim hikayem anlatılmaya ne kadar değer kuşkuluyum. Benim çevremde, kendi sol kuşağımda oyle insanlar var ki, onların macerasını oğrendiğimde çoğu kez, ne kadar duz bir hayat yaşamışım diye duşunmekten kendimi alamadım" diye başlıyor hayatını anlatmaya.
Ancak Ebru Çapa'yla yaptığı nehir soyleşi sonunda ortaya çıkan hikaye hiç de oyle duz bir hayatı anlatmıyor. Tam tersine kendisiyle uyuşsanız da uyuşmasanız da pek çok açıdan ilham verici, çarpıcı, tek solukta okunan bir yaşamoykusune sahip.
Notre Dame de Sion yıllarında her sabah karatahtaya yazılan " Je suis responsable de tout" (Her şeyden sorumluyum) cumlesinin hayatına etkisi... Henuz lisedeyken "Ben bir roman yazdım" diyerek Hurriyet'in kapısına dayanması, bu romanın ona o yıllarda ' Turkiye'nin Françoise Sagan'ı' ('Gunaydın Huzun'le tanınan, donemin unlu genç Fransız yazarı) unvanını da kazandırarak) tefrika edilmesi... Yaşamı boyunca Turkiye'nin yaşadığı butun siyasi çalkantılardan bilfiil etkilenmesi, bu tantana içinde " İnsan bir akşam vakti ansızın yorulur / Çıplak ustura ağzından yaşamaktan" mısralarıyla atıfta bulunduğu aşklar yaşaması... Tarihimizdeki ilk rektorluk işgaline vesile olan doktora tezi, ulkenin ilk sosyalist partilerinin kuruluşunda yer alması, " İşkence yapan değil goren utanır, kolay kolay anlatamaz" cumlesi, multecilik yılları... Butun bunlar ve bir yıl suren soyleşiler zarfında anlattığı diğer anılar, bir hayatı anlatılmaya değer yapmaya yetmiyorsa vay halimize...
A ğlayarak değil, m ucadele ederek
Son toplamda anlat ılan sadece Oya Baydar'ın hayatı değil. Turkiye'de solun (ve de sağın), askeri mudahalelerin, her yaştan insanın hayatlarının nasıl devlet eliyle altust edildiğinin, bazılarımızın yaşımız tutmadığı için yetişemediği dunun ve içinde yaşadığımız bugune nerelerden geldiğimizin de hikayesi.
Ayrıca belirtmeden geçmemek lazım ki 'Aşktan ve Devrimden Konuşuyorduk' hat ırı sayılır miktarda ozeleştiri de barındırıyor. Baydar'ın kendi tabiriyle kadın meselesine geç kalışı da, malum referandumdan beri peşini bırakmayan ' yetmez ama evet' meselesi de soyleşinin ayakları arasında.
Dediğimiz gibi siyaseten uyuşursunuz veya uyuşmazsınız, edebiyatçılığını seversiniz veya sevmezsiniz ama Ebru Çapa'nın da vurguladığı gibi, " Oya Baydar, en karalar bağlanacak donemlerden bile ağlayarak değil, mucadele ederek çıkmış biri". Ayrıca yine Çapa'dan çalarak katılalım, "Bu ulkenin hallerini 'maalesef' gayet iyi biliyor". Anlatılmaya da yazılmaya da okunmaya da gayet değer bir hayat hikayesi...
A şktan ve Devrimden Konuşuyorduk- Oya Baydar ile Nehir Soyleşi Ebru Çapa Ağaçkakan Yayınları 248 sayfa 33 TL

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.