Özet (TL;DR) @ 2018-07-20T09:57:00.000Z: Türkiye ekonomisine ilişkin gerek yurt içinden gerek yurt dışından yatırımcılar tarafından dile getirilen kaygılar her geçen gün artarken, muhalefet kanadından da ekonomiye ilişkin şikayetler yüksek…
Turkiye ekonomisine ilişkin gerek yurt içinden gerek yurt dışından yatırımcılar tarafından dile getirilen kaygılar her geçen gun artarken, muhalefet kanadından da ekonomiye ilişkin şikayetler yuksek sesle dile getirilmeye başlandı. Muhalefet partilerinin ekonomi kurmayları hukumeti ekonomide acil tedbir almaya ve uretime ağırlık vermeye çağırdı.
2001 krizinden sonra Hazine Musteşarı olarak gorev yapan CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak'a gore, Turkiye ekonomisi 'aşırı ısınmış' bir ekonomi olarak oldukça yuksek cari açık ve butçe açığı vererek yuksek buyume sağlıyor.
Ancak artık bu yontemle yuksek buyume sağlama surecinin sonuna gelindiğini anlatan Öztrak, "Ekonomiyi bir an once soğutmak gerekiyor. 8 ay sonraki yerel seçim sureci nedeniyle, iktidar yine hormonlu buyume için ekonomiyi ısıtmaya çalışırsa, korkarım çok kotu bir tablo ortaya çıkabilir" değerlendirmesinde bulundu.
DW Turkçe'den Aram Ekin Duran'ın haberine gore, Turkiye ekonomisinin uzun vadede buyume potansiyeli yuksek bir ulke olduğunu belirten Öztrak, "Turkiye'nin 2030'a kadar en buyuk avantajı genç nufusu. Turkiye ekonomisi bu kadar kotu yonetilmeseydi, sağlam ve surdurulebilir bir buyume yaratmak için koşullar uygundu" diye konuştu.
YILMAZ: YEN İ BİR TÜRKİYE HİKAYESİ KURULMALI
Eski Merkez Bankası Başkanı olan ve 2009 yılında Euromoney dergisi tarafından 'Yılın Merkez Bankası Başkanı' seçilen İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Yılmaz da, ekonomideki kotu gidişin hala durdurulabileceğini soyledi. "Elimizde bu kotu gidişatı durdurabilecek zaman ve imkan var" diyen Yılmaz, karar alıcıların vakit kaybetmeden yeni bir 'Turkiye hikayesi' ortaya koyması gerektiğine dikkat çekti.
Ekonomi yonetiminin hızlı bir politika değişikliği ile sanayileşmeye tekrar hız vermesi gerektiğinin altını çizen Yılmaz, "Turkiye'nin çok tukettiği ama hiç uretmediği urunleri uretmesi gerekiyor. Ayrıca ara malı ithalatını azaltacak alanlara kayılması gerekiyor. İhracata ağırlık verilmesi ve tasarrufların artırılması gerekiyor. Bu adımları atamazsak, sonuçlarından kaçamayız" diye konuştu.
Ülkenin geniş kapsamlı bir demokrasi ve hukuk reformu yapmadan ekonomide kayda değer bir iyileşme olmayacağını da ifade eden Yılmaz, şunları soyledi:
"Artık dış guçler falan gibi boş lafların bir kenara bırakılması gerekiyor. Eğer hızlı davranılmazsa IMF gibi yabancı kurumların yazacağı ağır reçeteleri uygulamak zorunda kalabiliriz. Ancak gidişata bakılırsa, ekonomi yonetiminde bunu anlayan kimse yok."
TEMELL İ: KRİZE TEDBİR ALMAK YERİNE SEÇİM EKONOMİSİ UYGULANDI
Siyasete girmeden once iktisat akademisyeni olan HDP Eş Başkanı Sezai Temelli'ye gore, Turkiye ekonomisi uzun suredir bir kriz ekonomisi ve bu kriz giderek derinleşiyor.
(C) REUTERS / Ümit Bektaş
Hukumetin 24 Haziran'a giden sureçte krize tedbir almak yerine seçim ekonomisi uyguladığını ifade eden Temelli, "Bu da mevcut durumu daha da olumsuz hale getirdi. Bugun yaşadığımız işsizlik, cari açık, dış borç ve enflasyonu alt alta koyduğunuzda, Erdoğan'ın kurmak istediği tek adam rejiminin ekonomiyi iyileştirecek enstrumanlardan yoksun olduğunu goruyoruz" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çok uzun sure iktidarda kalabilmek için Turkiye'nin kaynaklarını hoyratça harcadığını savunan Temelli, "Özellikle cari açık ve butçe açığının bir arada yaşanması, tasarruf açığının surekli devam etmesi ve tum bunların yanında hala iktidarda iktisadi gerçekleri gormezden gelme tavrı, ekonomiyi artık yonetilemez hale getirdi" diye konuştu.
Turkiye'nin ekonomik krizinin konjonkturel değil, yapısal bir kriz olduğunu dile getiren HDP Eş Başkanı, Turkiye'nin kriz girdabından kurtulabilmesi için hem siyaset hem de ekonomi alanında acil demokratikleşmeye ihtiyacı olduğunu vurguladı.
MERKEZ BANKASI 'NIN BAĞIMSIZLIĞI BİTTİ Mİ?
Turkiye ekonomisine ilişkin en onemli kaygılardan biri de Merkez Bankası'nın bağımsızlığı. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hem yurutmenin hem de ekonominin başına getiren yeni sistemde, Merkez Bankası'nın ne kadar bağımsız hareket edip edemeyeceği merak konusu.
24 Temmuz'da gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu toplantısında faiz artırımı yapılıp yapılmayacağı ise piyasa oyuncuları tarafından Merkez Bankası'nın bağımsız duruşu konusunda bir işaret niteliğinde olacak.
Erdoğan'ın faizlerin sıfır olmasını istediğine ve faiz-enflasyon ilişkisi konusunda iktisat literaturunde yeri olmayan açıklamalar yaptığına işaret eden Öztrak, şoyle konuştu:
"Saray, Merkez Bankası uzerindeki vesayetini gevşetmek istemiyor. Ekonominin başına getirilen Berat Albayrak'ın son gunlerde Merkez'in bağımsızlığı uzerine yaptığı olumlu açıklamalar ise piyasalara guzel bir muzik gibi geliyor. Uygulamalara bakınca, Saray'ın Merkez Bankası'na bir serbestlik alanı tanımayacağı goruluyor. Bu da ekonomi ve piyasalar açısından en kritik sorun olmaya devam ediyor."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.