Özet (TL;DR) @ 2018-07-20T15:56:00.000Z: CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yakınlarının Man Adası'na para transferi yaptıklarına ilişkin iddiaları nedeniyle 142 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum edildiği davanın…
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yakınlarının Man Adası'na para transferi yaptıklarına ilişkin iddiaları nedeniyle 142 bin lira manevi tazminat odemeye mahkum edildiği davanın gerekçeli kararında, "İfşa edilen banka dekontları mahkememizce hukuka aykırı delil olarak kabul edilmiş, hukme esas alınmamıştır" denildi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve yakınlarının Man Adası'na para transferi yaptıklarına ilişkin iddiaları nedeniyle 142 bin lira manevi tazminat odemeye mahkum edildiği davanın gerekçeli kararının yazımı tamamlandı. Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde hazırlanan 12 sayfalık gerekçeli kararda, dosyanın kişilik haklarına saldırı nedeniyle açılan manevi tazminat davası olduğu belirtildi.
Davacı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dava konusu konuşmanın yapıldığı tarihte Turkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olduğu belirtilen kararda, diğer davacılar Ahmet Burak Erdoğan'ın oğlu, Mustafa Erdoğan'ın kardeşi, Ziya İlgen'in eniştesi, Osman Ketenci'nin ise dunuru olduğu bilgisi verildi.
Gerekçeli kararda, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun 'Eşitlik ve Adalet Kadın Buluşması' toplantısındaki konuşmasında, davacılar hakkında vergi kaçırmak, sahtekarlık, hırsızlık ve vatana ihanet iddialarında bulunduğu, bu iddialarının ispatını da daha onceden başka bir konuşmasında açıkladığı banka dekontlarına dayandırdığı ifade edildi.
Avrupa İnsan Hakları Sozleşmesi'nin (AİHS) 8. maddesindeki ozel ve aile yaşamına saygı hakkı ile 10. maddesindeki ifade ozgurluğu açıklamalarına değinilen kararda, "Şeref, kişinin toplum içinde sahip olduğu saygınlık, toplumun kişiye vermiş olduğu değerdir. Bir kimse kamusal bir tartışma bağlamında eleştirilmiş olsa bile, o kimsenin itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi butunluğunun bir parçasını oluşturur ve dolayısıyla ozel yaşam kapsamında girer. Somut olayda davalının yapmış olduğu konuşma bir butun olarak değerlendirildiğinde, davacıların vergi kaçırmakla, sahtekarlıkla ve hırsızlıkla suçlandığı gorulmekle, davalının dava konusu konuşmayla davacılara suçlamada bulunduğu anlaşılmakta olup, konuşmanın değer yargısı olduğunu kabule imkan bulunmamaktadır" denildi.
' BELGELER DAVALININ İDDİALARINI İSPATLAMAKTAN UZAK'
Gerekçeli kararda, davalı Kılıçdaroğlu'nun avukatının davacılara ait olduğunu iddia ettiği banka dekontlarını mahkemeye sunduğu ancak, yapılan incelemede Erdoğan'a ait her hangi bir banka dekontunun olmadığı belirtildi.
Ancak, buna rağmen yapılan konuşmada, davacı Erdoğan'ın yurt dışına para transfer ettiği ve vergi kaçırdığının iddia edildiği vurgulanan kararda, şunlar kaydedildi:
"Oysa Recep Tayyip Erdoğan'ın yakınları ve akrabalarının Man Adası'nda bulunan Belleway Limited Şirketi'nin yurt dışındaki hesabına veya yurt dışında başkaca bir hesaba para gonderdiklerine dair herhangi bir dekont veya belge davalı tarafından dosyaya sunulmamıştır. Davalı tarafından sunulan dekont suretlerinde, diğer davacıların Erdoğan'ın yakınları ve akrabaları olduğu lehdar (alıcı) dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır. Davalının cevap dilekçesi ekindeki swift mesajları incelendiğinde sender (gonderen) kısmında Turkiye Halk Bankası'nın olduğu, receiver (alıcı) kısmında Albaraka Turk ve Akbank, beneficiary customer (yararlanıcı muşteri) bolumunde ise bir kısım davacıların isimleri ve bu bankalardaki IBAN numaralarının yazıldığı anlaşılmıştır. Bir kısım davacıların yurt dışına para gondermediği anlaşılmakta olup bu belgeler davalının iddialarını ispatlamaktan uzaktır."
Gerekçeli kararda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından surdurulen araştırma ile Erdoğan'ın yakınları ve akrabalarına ait hesaplarda yapılan inceleme neticesinde, Man Adası'nda bulunan Belleway Limited şirketinin yurt dışındaki hesabına ve yurt dışında bulunan başkaca bir hesaba para gondermediklerinin anlaşıldığı vurgulandı.
Bu konuda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca takipsizlik kararı verildiği aktarılan gerekçeli kararda, buna rağmen davalı Kılıçdaroğlu'nun, davacı Erdoğan'ı, hakkında hiçbir banka dekontu olmamasına rağmen olgu isnat ederek vergi kaçırmakla suçladığı kaydedildi.
' ÖZETLE, ZEHİRLİ AĞACIN MEYVESİ DE ZEHİRLİDİR'
Gerekçeli kararda, davalının bu dekontları hukuka uygun yollarla elde ettiğinin de ispatlaması gerektiği vurgulanarak, Anayasa'nın 38. maddesinde "kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez" hukmunun bulunduğu belirtildi.
Hukuka aykırı elde edildiği anlaşılan delillerin, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı belirtilen gerekçeli kararda, "Mahkeme tarafından delilin her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespiti halinde, diğer tarafça bu konuda itiraz ileri surulmese dahi bu delillerin caiz olmadığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi ilkesi benimsenmiştir. Özetle, zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir."
Gerekçeli kararda, davalı Kılıçdaroğlu'nun TBMM'de grubu olan bir partinin genel başkanı olarak kişilerin banka kayıtlarına ulaşması, muşteri sırrı niteliğindeki kişisel verileri elde etmesi için kanunen kendisine verilen bir yetkisi olduğuna dair bir ispat yapılamadığı kaydedildi.
5411 sayılı bankacılık yasasında banka kayıtlarının kimlere verilebileceği, kimlere açıklanabileceği hususunun duzenlenmiş olup, parti genel başkanlarına verilen bir yetki bulunmadığı kaydedilen kararda, "Kaldı ki mahkemelerce kişilerin banka hesap kayıtları dosyaya celbedildikten sonra bu kayıtların davanın tarafları dışında uçuncu kişilere açıklanması mumkun değilken, mahkemelerin dahi sahip olamadığı boyle bir yetkiye, siyasi bir kişiliği olan davalının sahip olmadığı evleviyetle kabul edilmelidir." denildi.
' HUKUKEN KABUL EDİLEMEZ'
Gerekçeli kararda, şunlar kaydedildi:
"Davalı tarafından ifşa edilen banka dekontları mahkememizce hukuka aykırı yollardan elde edildiği kabulunden hareketle hukuka aykırı delil olarak kabul edilmiş, hukme esas alınmamıştır. Zira siyasi partiler, demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Şayet muhalefet partisi lideri olarak davalı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, davacılara ait olduğunu iddia ederek kamuoyuna açıkladığı banka dekontlarına hukuki delil vasfı verilecek olursa, bu durum siyasilerin tamamen siyasi amaçlarla somut davada olduğu gibi rakiplerinin, ailelerinin ve yakınlarının banka hesaplarını araştırmasını, banka kayıtlarını her ne suretle olursa olsun ele geçirmelerini meşru kılacaktır. Bu durum hukuken kabul edilemez. Bu hukuka aykırı yollardan elde edilen banka bilgilerine hukuken değer verilerek kişilerin her turlu banka bilgilerinin ifşa edilmesi sonucunu doğuracaktır."
Davalının, davacılara yonelik açıklamalarını ve eleştirilerini, hakaret içeren, suç isnat eden ifadelere başvurmadan da dile getirebileceğinin mahkemece değerlendirildiği vurgulanan kararda, Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında geçen sozlerin davacıların kişilik haklarına saldırı teşkil eden, şeref ve itibarlarını zedeleyen, hakaret içerir ifadeler olarak değerlendirildiği belirtildi.
Gerekçeli kararda, siyasi, kamuya mal olmuş kişi olsun insan onurunun dokunulmaz olduğu vurgulanarak, bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 100 bin lira, Ziya İlgen'e 17 bin lira, Osman Ketenci'ye 15 bin lira, Ahmet Burak Erdoğan'a da 10 bin lira manevi tazminat odenmesine karar verildiği anlatıldı.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.