Özet (TL;DR) @ 2018-07-20T16:27:00.000Z: Dr. Öğretim Üyesi Tuğçe Ersoy'a göre "ABD'den cesaret alan Netanyahu'nun meclisten geçirdiği yasa, Filistinli Arapların 60 yıldır uğradığı ayrımcılığı tescillemiş oldu." Gazeteci İvo Molinas'a göreyse…
Dr. Öğretim Üyesi Tuğçe Ersoy'a gore "ABD'den cesaret alan Netanyahu'nun meclisten geçirdiği yasa, Filistinli Arapların 60 yıldır uğradığı ayrımcılığı tescillemiş oldu." Gazeteci İvo Molinas'a goreyse "Yasa guven kaybına sebep olsa da, İsrail'deki Arap vatandaşların çoğunluğu İsrail vatandaşı olmaktan memnun."
İsrail parlamentosunun (Knesset), tartışmalara neden olan 'Yahudi ulus devlet' yasasını kabul etmesi, Arap milletvekilleri ve Filistinlilerin sert tepkilerine sebep oldu. Zira, "ırkçı" olduğu gerekçesiyle tepki toplayan bu yasayla İsrail devleti, tum dunya Yahudilerinin temsilcisi etnik-dini bir devlet olarak tanımlanıyor, Kudus İsrail'in başkenti olarak ilan ediliyor; ulkede kendi kaderini tayin etme hakkı sadece Yahudilere ait hale geliyor, Arapça resmi dil olmaktan çıkıyor, Yahudi yerleşimlerinin gelişimi 'ulusal değer' olarak tanımlanıyor ve İsrail devletinin Yahudi yerleşimlerinin 'kurulması ve yoğunlaştırılmasını teşvik edeceği' belirtiliyor. Turk Dışişleri Bakanlığı'nın "asla kabul edilemez" olarak nitelendirdiği bu yasanın kabul edilmesinin sonuçları ne olur? Boyle bir yasa nasıl bir siyasi atmosferde kabul edildi? Konuyu Sputnik'e değerlendiren ilk isim İzmir Demokrasi Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Tuğçe Ersoy oldu.
' FİLİSTİNLİ ARAPLARA YÖNELİK AYRIMCILIK HEP VARDI, YASA ŞAŞIRTICI DEĞİL'
İzmir Demokrasi Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Tuğçe Ersoy'a gore, İsrail'in kabul ettiği bu yasa şaşırtıcı değil. Ersoy kabul edilen kanunu "İsrail, 1948 yılında kurulduğu donemdeki bağımsızlık bildirgesinde, ulkede yaşayan butun unsurlara, halklara eşit haklar verdiğini soylese de; bu hiç bir zaman gerçekleşmedi. İsrail'in 60 yıllık geçmişine baktığınızda, en buyuk azınlık olan Filistinli Arapların mutemadiyen ayrımcılığa maruz kaldığını goruyoruz. Bu yuzden boyle bir yasanın kabul edilmesi beni şaşırtmadı. Yalnızca, İsrail'i cesaretlendirenin ne olduğu ve (İsrail Başbakanı Benyamin) Netanyahu'nun ne yapmak istediği uzerine duşunmek gerektiğini duşunuyorum. Çunku halihazırda yaşanan ayrımcılıklar şimdi bir de kanunlaştırılmış oldu" şeklinde yorumladı.
' ARAPÇA KAĞIT ÜSTÜNDE RESMİ DİLDİ, ARAPLAR İBRANİCE ÖĞRENMEK ZORUNDA BIRAKILDI'
Arapça'nın resmi dil olmaktan çıkması ve bu dile ozel bir statu verilmesini değerlendiren Ersoy "Arapça'nın resmi dil olarak kabul edilmesi, zaten amiyane tabirle, uluslararası kamuoyunun ağzını kapatmaya yonelik olmaktan ibaretti. Hiçbir Filistinli zaten İsrail mahkemelerinde veya eğitim kurumlarında kendi dilini rahatça kullanamıyordu. Filistinliler İbranice oğrenmek zorunda bırakılırken; Yahudilerin hiçbir zaman Arapça oğrenme gibi bir gerekliliği hiçbir zaman olmadı" diye konuştu.
İsrail'de kendi kaderini tayin etme hakkı sadece Yahudilere ait olduğunun yasayla tescillenmesinin son derece "vurucu" olduğunun altını çizen Ersoy "Bununla beraber, Filistinlilerin geri donuş hakkını, multecilerin geri donuş hakkını otomatikman inkar etmiş oluyorsunuz. En çarpıcısı da hiç bir şekilde azınlıklardan 'Filistinli' olarak bahsedilmemiş olması. Tabii, bu da şaşırtıcı değil çunku İsrail hiç bir zaman 'Filistinli azınlık' kavramını kullanmaz. Resmiyette onlar Araplar diye tanımlanır. Hatta Bedeviler ve Durziler de Filistinli olmasına rağmen her ikisi de ayrı birer azınlık olarak kategorize edilir. Yasada 'Arap' diye bir kategori de yok. Yalnızca 'Arapça'dan bahsedilmiş" dedi.
(C) REUTERS / Ammar Awad
' AMERİKA'NIN TAM DESTEK VERDİĞİ NETANYAHU İSTEDİĞİ YASAYI MECLİSTEN GEÇİRİYOR'
Peki soz konusu yasa nasıl bir siyasi atmosferin urunu? Ersoy bu konuyla ilgili de şoyle konuştu:
"Ben bunu Netanyahu'nun kendi kişiliğine bağlıyorum. İsrail kurulduğundan beri zaten Amerika'yla, Obama doneminde bile, ilişkiler gayet iyiydi. Zaten iyi olan ilişkiler Trump'la birlikte çok daha iyi hale geldi ve artık odunsuz karşılıklı ilişkiler var. Tabir-i caizse artık Netanyahu ne derse 'tamam' diyecek bir ABD Başkanı var. Aynı Kudus'un umarsız bir şekilde başkent ilan edilmesinin ardında Trump olduğu gibi bunda da Trump (etkisi) olduğunu duşunuyorum" ifadelerini kullandı.
Yasanın kabulunun Netanyahu'nun İsrail'deki liberal demokrat Yahudilere "meydan okuması" olarak da yorumlanabileceğine işaret eden Ersoy "Çunku bu kesim azınlık bile olsa, Netanyahu'ya karşı ciddi ve sıklıkla protestolar gerçekleştiriyor. Bu yasanın kabulu, onlara da bir meydan okuma niteliğinde. Netanyahu istediğini meclisten geçirebiliyor. Şoyle duşunun, Netanyahu ve karısının yolsuzluklarından bile İsrail'de çok az sayıda liberal gazete bahsediyor. Birkaç gazete dışında, bu yolsuzlukları takip eden gazete yok. Bunda da Netanyahu'ya Amerika'daki yonetim ve zengin iş adamlarının desteği rol oynuyor."
' ARAPÇA'NIN RESMİ DİL OLMAMASI, ARAP VATANDAŞLARI ÖTEKİLEŞTİRİR'
İsrail'in kabul ettiği "Yahudi ulus devlet yasası" olarak anılan yasayı Sputnik'e değerlendiren bir diğer isim ise Şalom Genel Yayın Yonetmeni ve Başyazarı İvo Molinas oldu:
"Netanyahu tek başına iktidara gelemediği için İsrail'de yıllardır sağcı milliyetçilerle, dinci partilerin bir koalisyonu soz konusu. İsrail'in muhafazakarlaşma, içine kapanma surecindeki populist politikalarıyla paralel gelişen bir yasa bu. Tabii ki İsrail'de Yahudilerin oneminden bahseden bir yasayı benim eleştirmem doğru değil. Ancak kuruluş bildirgesinde etnik ve dinsel kokenlere bakmaksızın tum vatandaşların eşit şekilde yaşayacağı ve haklarına saygı duyulması bolumu var. Bu yuzden yasada benim en çok eleştirdiğim kısım, Arapça ile ilgili kısım. Bu yasayla Arapça'ya ozel bir statu verildiği için her ne kadar fiilen çok buyuk bir değişiklik olmasa da; yasanın algı açısından buyuk zararı olacak."
İsrail'deki 8 milyon nufusun 1.5 milyonunu Arap Musluman vatandaşların oluşturduğunun altını çizen Molinas "Yani eğitim, adalet ve sağlıktan İsrailli Yahudi kadar faydalanan 1.5 milyon Arap vatandaş var. Onların konuştuğu bu dil resmi dildi, şimdi bu kalkıyor. Bu yasa, bilinçli veya bilinçsiz, Arapları otekileştirmeye goturen bir yasa. Arap vatandaşlar gunluk hayatta veya devlet dairelerinde bu dili bulabilecek olsalar da, algıyı etkileyen bir durum bu. Yasa Araplara 'Siz buranın asli vatandaşı değilsiniz' demese bile, boyle bir algıya, intibaya sebep olabilecek olması nedeniyle yanlış bir karar. İsrail, zaten savaşan bir ulke. Kendi vatandaşları olan Arap vatandaşları otekileştiren bu yasa İsrail'in hem demokrasi anlayışı hem de geleceği açısından doğru değil. Milli iradenin urunu olan bu yasaya saygı duyuyorum ancak gelecekle ilgili kaygılarım da var" yorumunda bulundu.
(C) Sputnik / Maksim Bogodvid
' İSRAİL'İN ARAP VATANDAŞLARININ ÇOĞU VATANDAŞ OLMAKTAN MEMNUN ANCAK BU YASA GÜVEN KAYBINA SEBEP OLABİLİR'
Molinas açıklamasında "İsrail vatandaşı olan Arap vatandaşlarının pek çoğunun İsrail vatandaşı olmaktan mutlu olduğunun yıllar once yapılmış bir kamuoyu araştırmasıyla tescil edildiğine" de değiniyor:
"1.5 milyon Arap vatandaşa yıllar once yapılan bir kamuoyu yoklamasında 'Herhangi bir durumda Filistin devleti kurulduğu takdirde, Filistin devleti vatandaşı mı olmak istersiniz yoksa İsrail vatandaşı olarak mı kalmak isterseniz?' sorusu sorulmuş ve yuzde 70'lik bir kesim İsrail vatandaşı olarak kalmak istediğini beyan etmiştir. Neden? Çunku İsrail, eleştirilere ve onyargılara rağmen demokratik ve ileri bir ulke. Kişi başına aşağı yukarı 40 bin dolarlık bir milli gelirden bahsediyoruz. Ortadoğu coğrafyasında bir mucize yaratılmış. Eğitim, sağlık ve teknolojide çok ileri bir ulke ve butun Arap vatandaşlar da bunlardan faydalanıyor. Bunlar goz ardı edilemez. Fakat son yıllarda gelişen, bu milliyetçilik, muhafazakarlık ve otekileştirme, politikalarını tabii ki etkiliyor. Ve bu kabul edilen yasa da Arap vatandaşları nezdinde guven kaybına neden olacaktır. Butun sıkıntı bu" diye ekledi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.