Özet (TL;DR) @ 2018-07-16 08:58:02.856185: Mersin’de bir kasabada yaşayan, işi gücü TIR şoförü babasının eve dönmesini beklemek olan, bu yüzden de canı hep çok sıkılan bir çocuktu o. Kekemeliği kendini onaylanmamış hissettiriyordu. Sadece…



FOTOĞRAFLAR: MUHSİN AKGÜN

Mabel Matiz:O yazıyı yazdıktan sonra ben artık başka
biriydim

Son alb umunuz oncekilere hiç benzemiyor. Bu kez ilhamı bu coğrafyadan almışsınız...- 'Maya'yı hazırlarken en buyuk ilham kaynağım Anadolu'ydu; doğup buyuduğum topraklar, Toroslar, yıllardır turne için gittiğim Doğu şehirleri ve hatta butun bir Ortadoğu... Oraya baktıkça kendimi gordum. Gordukçe yazdım, yazdım...

◊ Bu e şsiz guzellikteki coğrafyadan huzursuzluk eksik olmuyor. Sizin içinizde de bu duygu mu hakim?

- Dunyada olup biten her şeyin içimizde bir karşılığı var. Kederinize duşerseniz, dunyayı da çok kederli bir yer olarak goruyorsunuz. İçinizdeki guneşe kulak kabartırsanız, dunyanın aslında ne kadar bilgece geliştiğini, evrenin ne kadar şahane bir senaryosunun olduğunu hissediyorsunuz. Bu his sizi emniyetleyen, topraklayan bir şey. Huzursuzluk hiç bitmeyecek. İçimde de, bu coğrafyada da... Hiçbir zaman tamamen karanlık ya da tamamen aydınlık olmayacak. Bunlar birbirini var eden şeyler. Bu bir dongu.

◊ Kabullenmek mi gerek?

- Bu toprakların huzursuzluğu, paylaşılamamasıyla ilintili. Bu da ne kadar değerli olduğunu gosteriyor. Bitmek bilmeyen şiddete bakıp gunlerce ağlayabiliriz. Ama ben, kısmen içinde de bulunduğum bu manzaraya bakarak iyi şeyler soyleme ihtiyacı duydum. Hem kendime hem de aynı havayı soluduğum insanlara... Hatta belki beni duyabilen, bu ulkenin dışından insanlara... Bu toprakların tadında, guzel bir şeyler anlatmak istedim.

Mabel Matiz:O yazıyı yazdıktan sonra ben artık başka
biriydim

İ çimize donmek dunyayı anlamak için en guzel yol

◊ Olup biten onca şeye bakınca koşarak kaçmak yerine daha da yakınlaşma ve gorduklerinizi sanatınıza katma gucunu nasıl buluyorsunuz?- İnsan kendini tehlikede hissedince hemen oradan nasıl uzaklaşabileceğini duşunuyor. Bu çok doğal, doğaya dair bir his. Ama fotoğrafa daha geniş baktığımda beni şu rahatlatıyor: İnsanlık tarihi boyunca hep aynı şeyler olmuş. O zaman; dışarıda kopan kıyamete ahlanıp vahlanacak mıyım yoksa dunyaya kendi içimden bakıp gorduklerimi bir şeye mi donuştureceğim? Buna karar vermem gerekiyor.

◊ Siz ikinciyi se çiyorsunuz...

- Evet ve bu da bana çok iyi geliyor. İçimize donmek, dunyayı ve insanı anlamak için en guzel yol. Çok kotu hissettiğim bir gun; Taner Ceylan'ın bir roportajını okudum. Başlık, 'Kan revan içinde kaldık ama o son yumruğu hala yemedik'ti. Bu toprakların çok acı barındırsa da ne kadar kıymetli olduğunu, asla burayı terk etmeyi duşunmediğini anlatıyordu. Bunu onun gibi birinin soylemesi çok etkileyici. Sanatıyla, istediği yerde, en iyi şekilde yaşayabilecek bir aydın... O roportaj, beni ayağa kaldırıp bu şarkıları yazmaya iten şeylerden biriydi.

◊ A çılış şarkısı bir barış çağrısı içeriyor; "Vurma sen onları, gencecik oğlanları / Bunlar hep o ihtiyar dunyanın yalanları"... Neler hissediyorsunuz gencecik oğlanların ve kızların vurulduğunu gorunce?

- İçim acıyor. Ne diyebilirim ki? Şiddet gorselleriyle karşılaşmamaya çalışıyorum. Karşılaştığımda çok zorlanıyorum.Duz bir çizgide ilerlemiyorum, hep bir zikzak var

◊ Alb ume annenizin adını vermişsiniz. Kişisel olarak da bir 'koklere donuş albumu' denebilir mi 'Maya' için?

- Evet; anne, baba, çocuk, geçmiş hikayeleri anlamında çok yuklu... Dunyayı algılamaya başladığım, bilişsel olarak ilk dayakları yediğim zamanların şarkıları bunlar. O donemlerim de yine bu coğrafyayla bağlantılı. Babam TIR şoforuydu. Bizi her aradığında ya Suriye'de, ya Lubnan'da, ya Irak'ta oluyordu. Daha sonra o toprakların nasıl parça pinçik edildiğini gordum. Sanki çocukluğumla ilgili bir şeyler de parçalanıyordu. Album, biraz bu duygularla baş etme halini de içeriyor benim için. Bu duyguları kendimden huzurla salmak için başa dondurdum kendimi. O yuzden de başlangıcımın, annemin adını verdim. 'Maya', annemin ismi olmanın yanı sıra kelime anlamı olarak da ozle, hakikatle çok ilgili olduğundan bu çalışmaya çok yakıştı.

◊ 'Olduğum şeyle mutlu olabilmeyi denediğim, oğrendiğim zamanların şarkıları' diye nitelendiriyorsunuz son çalışmalarınızı. Bugun, 'olduğunuz şeyle' mutlu musunuz?

- Bazen. Çok mutlu, kendimle çok barışık uyandığım, gunumu oyle geçirdiğim oluyor. Bazen de pek tahammulum olmuyor. Kendime bile! Çok yol aldığımı duşunurken sinirlenip oyle ilkel bir tepki veriyorum ki... "Hiçbir şey oğrenememişsin" diyorum. Duz bir çizgide ilerlemiyorum yani, hep bir zikzak var ve bu okey galiba.

◊ Bas ın bulteninde bu çalışmayı 'yeni bir donemin başlangıcı' olarak nitelendirmişsiniz. Nasıl bir donem bu başlayan?

- Bu bir kavuşma albumu. Uçların kavuşması... Eski-yeni, iyi-kotu, siz-biz diye adlandırılan butun uçların... Kutuplaşmış her şeyin aslında birbiriyle 'kavuşuk' ve birbirini var eden şeyler olduğunu hatırlatmak istedim. Bence bunun dile getirilmesi çok onemli. Özellikle bu donemde... Daha barışık, daha iyimser, daha aydınlık bir başlangıç olsun istiyorum. Muzikal taraftan baktığımızda da; anaakım için yeni bir kapı açmayı hedefleyen bir iş yaptım. Daha melez, eklektik, altı daha dolu cumleler içeren şarkıların olduğu bir pop albumu... Muziğin, ozenle soylenmiş sozun gucunu tekrar hatırlatmak istiyorum insanlara.

Mabel Matiz:O yazıyı yazdıktan sonra ben artık başka
biriydim

Art ık yolun başındaki bir muzisyenin plak şirketine ve menajere ihtiyacı yok

◊ Ek şisozluk'te hakkınızda yapılmış 246 sayfalık (ben sorularımı hazırlarken) paylaşım var. İlki 10 yıl once yayımlanmış: "Tam olarak kim olduğunu bilmiyorum ama hoş bi tarzı var kendisinin" diyor. Sonuncusu dun yapılmıştı: "'Sarmaşık' ile beni benden alan sanatçı, birleştirici." Bu 10 yılda neler değişti hayatınızda?- İlk yorum yazıldığında diş hekimliği son sınıftaydım. Şarkılarımı, utandığım için kendimi gizleyerek Myspace'te paylaşıyordum. Tamamen içgudulerimle yaptığım, tek gitarla çalıp soylediğim şarkılardı. İlk şarkıyı paylaştıktan dokuz ay sonra hala menajerim olan Engin'le (Akıncı) tanıştım. İlk album sureci son derece sancılıydı. İyi bir muzik dinleyicisiydim ama muzik uretmekle ilgili hiçbir fikrim yoktu. Her albumle biraz daha buyumuş ve koklenmiş hissediyorum. Her gun kendimizi yeniden tanıyoruz, kendimizle ilgili yeni bir manzara çıkıyor karşımıza. O manzaralarla halleşmek insanı olgunlaştıran bir şey. Son birkaç yıldır oyle bir yerdeyim. Kendimle 'çalışıyorum'. Bu da muziğime ve dilime yansıyor galiba.

Sesini once internetten duyuran, bir kitlesi olduktan sonra anaakım muzik şirketleriyle anlaşmaya oturan, 'yeni dalga muzisyenler'in onculerindensiniz. Nasıl buluyorsunuz bu hareketi şimdi?

- Ben ilk şarkımı internete yuklediğimde 'Hayalet Sevgilim'ler falan vardı. Myspace çok onemli bir mecraydı. Sonra daha hızlandı ve kolaylaştı her şey. 'Yeni dalga'yı çok umit verici buluyorum. Zincirleri kıran, klişeleri ortadan kaldıran herkes ve her şey çok kıymetli bence. İnsanlar kendi sozlerini, muziklerini kimsenin onayını almadan, çat diye paylaşabiliyor artık. Plak şirketleri ve menajerlere işin daha sonraki aşamalarında, eğer daha geniş kalabalıklara hitap etmek isterseniz başvurabilirsiniz. Ben bunda da bir sıkıntı gormuyorum. Ama yolun başında olan birinin başka kanallara pek ihtiyacı yok artık.

İ çimdeki kazı çalışması buyudu, kazdıkça yeni şarkılar çıktı

◊ 'Single çağı'ndayız ama siz iki CD'lik oldukça hacimli bir album hazırlamışsınız...- Evet, CD'de 21, dijitalde 23 track var. Başta, elimde bir onceki album kadarlık bir repertuvar vardı. Ama sonra içimdeki kazı çalışması buyudu. Ben kazdıkça yeni şarkılar, yeni cumleler, yeni ifade biçimleri çıktı. Onları bu albume dahil etmeliydim. Bu albumun arşivlik olabileceğini, klasikler arasına girebileceğini duşunuyorum. Ben de arada single'lar yaptım. Bence şarkı-şarkı gitmek çok sevimli. Ama kendi diskografimi ve hikayemi goz onune alınca bu kadar buyuk bir albumu şu donemde yapmam gerektiğine inandım.

◊ Siz ortak çalışmaları, duetleri seviyorsunuz. Bu albumde de Gulden Karabocek, Sıla, Sibel Gursoy, Ah! Kosmos var...

- Kadınlarla çalışmak çok guzel. O dişil enerjiyi seviyorum ben. Çok bereketli ve çok ilham verici... Anadolu gibi... Ne şanslıyım ki birbirinden değerli kadınlar bu albumde yanımdaydı.

◊ Alb um kapaklarınızda, kliplerinizde çağdaş sanata yakın duran gorselleri tercih ediyorsunuz. İmajınızın arkasında kim var?

- Yaklaşık 2.5 yıldır Anıl Can'la çalışıyoruz. Çok uyumluyuz bence. Renkler, dekorlar... Hep onunla kurduğumuz diyaloglardan, ortak muhabbetimizden çıkıyor. Anıl Can çok yaratıcı, kafası çok açık biri. Onunla eğlenerek çalıştığımız için dışarıya da o kadar çok renk sıçrıyor.

Mabel Matiz:O yazıyı yazdıktan sonra ben artık başka
biriydim

Ne kadar zengin bir k ulturumuz
oldu ğunu bir kere de ben soylemek istedim
Bu albumdeki styling de Anıl Can'a ait. Albumun temasından yola çıkarak folklor kıyafetlerini modern bir tarzla birleştirdi ve ortaya bunlar çıktı. Üzerimde bazen geleneksel kutnu kumaşından dikilmiş Bowie kesim bir takım goruyoruz, bazense Ege'de efelerin giydiği zeybek kıyafetlerinden esinlenmiş rengarenk etnik kostumler. Hem muziğimde hem de stilimde karıştırmayı, birleştirmeyi seviyorum.  Ne kadar renkli, zengin, kapsayıcı bir kulturumuz olduğunu bir kere de ben soylemek istedim.

Uzun y ıllar
mucize beklemeye
devam ettim

◊ Nas ıl bir çocukluktu sizinki?- Puslu. Gozu yaşlı demeyeyim ama biraz buruk. Ürkek. Yer yer sıkıcı.

◊ Mersin 'de çocuk olmak deyince nasıl bir renk, koku ve ses canlanıyor zihninizde?

- Sarı. Narenciye kokuları. Ve deniz kenarında çocuk çığlıkları.

◊ Kekeme olman ın karakterinize nasıl bir etkisi oldu?

- Kendimi ifade edemiyordum, etmekten de korkuyordum. Bu bir ucube gibi hissettiriyordu. Diğer çocukların buna gulmesine ofkelenirdim.

◊ Nas ıl hallettiniz bunu?

- Halledemedim. O halledememe hali bana bir şey soyleme ihtiyacı veriyor. Muziğimi ve şu anki dilimi, bunu halledemeyişime borçluyum aslında.

◊ Şofor babanın uzun yoldan eve gelmesini beklemek nasıldı?

- Ümitli, heyecanlı...

◊ 'Beklemek'le aranız nasıl oldu sonraki yıllarda?

- Uzun yıllar bir mucize beklemeye devam ettim.

◊ M uzik hayatınıza nasıl girdi?

- Muzik hep vardı. Bir nebze amcamın kırık bağlamasından etkilenmiş olabilirim. Muzik bir kaçıştı benim için. Kendimi orada ifade edebildiğimi hissediyordum. 90'lar Turkçe pop'u soyluyordum hep.

◊ M uzik okumayı duşundunuz mu?

- Hep istedim aslında. Ama çevremden 'iş garantili' bir meslek edinmem için baskı gordum. İlkokul 1'de, "Çocuk doktoru olacağım" dedirtiyorlardı bana. Sonra buna tepki olarak her sene hedefimdeki mesleği değiştirdim. İleriki yıllarda da muzikle ilgilenmeye devam ettim ama benim bilinçaltım da hep onaylanmış mesleklere gidiyordu. Muzik eğitimini okul dışında alabileceğimi anlayınca rahatladım.

◊ Di ş hekimi olmaya nasıl karar verdiniz?

- Lise son sınıfta okula gelen bir diş hekiminin anlattıklarından etkilenmiştim. İstanbul Üniversitesi'nde okudum. Sonra da iki yıl bu meslekte çalıştım.

Neden erotizmden de bahsetmeyeyim?

◊ Alb umunuzun dijital versiyonunda iki şarkı var: 'Comme un Animal' ve 'Canki'. Buraya gelmeden once konuştuğum muzik yazarları Turkiye'de daha once bu kadar erotik sozleri olan şarkı yapılmadığını soyledi. Nasıl karar verdiniz bu iki şarkıyı yapmaya?- Onları da diğer butun şarkılarla aynı kanaldan yazdım aslında. Muziğim hayatın butun anlarını ele alıyor. Neden erotizmden de bahsetmeyeyim? 'Comme un Animal' bir onsevişmeyi anlatıyor. Nakaratta oldukça erotik, daha once hiç soylenmemiş tarzda cumleler var, evet. Ama asıl başka bir şey daha var o şarkıda: "Ölum ya da doğum kadar yuksek bir duyguya ihtiyacım var" diyorum. Bu cumleyle aslında bazı duyguları sırf ihtiyaçtan kovalıyor olmamızla dalga geçiyorum.

◊ Şarkıdaki en erotik sozler neden Fransızca?

- Fransızca soyleyince daha erotik ve estetik tınladı bence.

◊ Bir çeşit otosansur de uygulamış olabilir misiniz? Şarkı sozleri yuzunden sanatçılar hakkında davalar açılıyor...

- Bazen beynimin arkalarında oyle mekanizmalar işliyor olabilir. Bilinçdışı çok karmaşık ve geniş bir alan. Ne de olsa ben de ezberlerle buyutuldum. Onların ne kadarını temizledim bilemiyorum. Normal şartlar altında otosansurle işim olmaz. Şarkıda da neler diyorum... Daha ne yapayım? Seksin hala bu kadar buyuk bir tabu olmasına, seksten bahseden şarkıların bu kadar şaşırtıcı gelmesine şaşırıyorum. Seks hayata, sevgiye dahil bir şey.

Travmalar ımdan arınabilmiş değilim

◊ Her f ırsatta cinsiyetçilikten arınmış, ozgur aşka inancınızı vurguluyorsunuz. Aşk şimdi hayatınızda nasıl bir yerde?- Şu an hayatımda aşk yok. Ama albumu yaparken aşık oldum. Bu da albumun kimyasına yansıdı bence.

◊ Ayr ılık?

- O da yansıdı. Aşk guzel, çok yuksek bir şey. Ama ben bize kodlanan aşk tanımının bir yanılgı olduğunu duşunuyorum. Birini sevdiğimizi zannederken aslında içimizdeki bir soru işaretine ortak arıyoruz, karşımızdaki kişiden bir yaramızı iyileştirmesini istiyoruz. Maalesef modern çağda aşk olarak adlandırılıyor ama aslında bu bir illuzyon. Halusinatif bir şey. Ve psikolojinin alanına giriyor. Ben daha çok sevgiyle ilgileniyorum. Asıl sonsuz ve kucaklayıcı şeyin, iyileştirici olanın sevgi olduğunu duşunuyorum. Ama tabii ki ben de kendi travmalarımdan yuzde yuz arınabilmiş değilim.

O yaz ıyı yazdıktan sonra ben artık başka biriydim

◊ Şohreti hayatınızın neresine koyuyorsunuz?- Şohretle hiçbir zaman çok içli dışlı bir ilişkim olmadı. İnsanlar tarafından sevilmek, hayatlara dokunmak çok kıymetli. Ama şohretle birlikte olduğunuzu zannettiğiniz şey, hayatınızın yuzde 25'i, 30'u falan... Tamamen oraya odaklandığınızda kor olursunuz. Surekli guneşe bakmak gibi sanırım. Ben onu hiçbir zaman butun hayatımı kaplayan bir şey gibi goremem. Özbenliğime duyduğum saygı sebebiyle bu, boyle olmalı.

◊ Hem çok buyuk sevgi hem de can acıtıcı nefret sozleri sarf ediliyor sizin için. Nasıl baş ediyorsunuz bununla?

- Çaylakken nasıl baş edeceğimi bilmediğim için çok uzulduğum oluyordu. Ama bir suredir daha normal karşılıyorum. Sevginin ifadesi kadar, sevgisizliğin ifadesi de normal. Bunların hepsi içimizde var. Kotu sozleri çoğunlukla kendimle ilişkilendirmiyorum. Bizi kızdıran, ofkelendiren, tetikleyen şeyler genellikle hayatımızın erken yıllarında edindiğimiz bilgilerden, tecrubelerden ileri geliyor. Bana nefret kusan biri benimle değil, kendisiyle ilgili bir şey soyluyor daha çok. Boyle bakmaya gayret ediyorum. Ama tabii hala bazen canımın sıkıldığı oluyor. Mumkun olduğunca sevgi sozcuklerini duymaya çalışıyorum. İnsanların nefretlerini korukleyen bir dunyanın altını çizmek yerine o nefreti yumuşatacak, birilerini gulumsetecek şeyler soyleme gayretindeyim.

◊ Bir takip çinizin homofobik ifadeler içeren mesajına verdiğiniz yanıt (...Şu konuda bir anlaşalım istiyorum artık sevgili arkadaşlar: T.p, tufek, i.ne, d.nme ve benzeri hitap şekilleriyle insanları, beni, yaralayamazsınız...) çok etkileyiciydi. Ne olmuştu da siz o yazıyı yazmıştınız?

- Konya'da, Mevlana ziyaretimiz sırasında genç bir arkadaşım guler yuzle benimle fotoğraf çektirmek istediğini soylemişti. Daha sonra o fotoğrafı, 'T.psun falan ama birkaç şarkın guzel' diye paylaşmış. Benim de başka bir takipçim sayesinde haberim oldu. O kişinin 10 dakika once yanıma gelip buyuk bir kibarlıkla fotoğraf çektirmek isteyen çocuk olduğuna inanamamıştım.

◊ Travmatik bir deneyim...

- Şoke ediciydi. Tuhaf hissettirmişti. O yuzden bir şey soylemem gerektiğini duşundum. Hem kendimle hem dinleyicilerimle muhabbetimin gereği olarak o yazıyı yazmam gerekiyordu. Yazıyı yazıp Instagram hesabımdan post ettiğimde kızgınlığım, hayal kırıklığım, uzuntum geçmişti. Çunku artık onu bir şeye donuşturmuştum. O yazı da son albumun duraklarından biridir. O yazıdan sonra ben artık başka biriydim.

Onaylanma hissini
hi ç yaşamamış
bir çocuktum

◊ LGBT İ hareketine verdiğiniz desteği, cinsiyet kimliğinizi hep açıkça ifade ettiniz. Turkiye soz konusu olduğunda bu çok ciddi bir cesaret gerektiriyor. Tepkilerden korkmuyor musunuz?- Korku denen şey, kendini tanımayla çok ilgili. Korkmuyorum. Ona yakın bir şeyler hissettiğimde de kendimle kurduğum ilişkiye bakıyorum. "Bunu gerçekten istiyor musun" diye soruyorum. O, bana cevabı veriyor her zaman. Ben onaylanma hissini neredeyse hiç yaşayamamış bir çocuktum. Zor bir şeydir. Özellikle konuşma bozukluğunun getirdiği bir kendini ifade edememe ve dunyayla ilişki kuramama durumu soz konusuydu. Dayatılan bir suru eril rol, toplumsal kalıp vardı. Hepsi kabusumdu. Sanırım biraz da bunlara tepki olarak hep çok çalıştım, çok okudum, kendimi ve dışarıyı daha çok keşfedebilmek için elimden geleni yaptım. Hala oyle... Neticede bunun adı cesaret mi bilmiyorum, bir adı olması gerekmiyor. Şukran doluyum hayata. Şanslıyım bunlarla sınandığım, aklımı ta buraya getirebildiğim için. Dahası butun bunları insanlığa aktaracak bir kanal bulduğum için. O noktada durust olmaktan, bir işe yaramaya çalışmaktan, doğru bildiğimi savunmaktan başka seçeneğim olamaz. Sevgiyi, ozgurluğu, evrensel olanı tabii ki savunacağım. Eşitliğe ihtiyacımız var; insan temel hak ve ozgurlukleri bunu gerektiriyor. Irk, cinsiyet, cinsiyet kimliği... Bunlar çok genel tanımlar. Bir hikayeyi, bir ruhu anlamak için yeterli değiller. Ezber bilgi iyi bir şey değil. Niyetle, kalple ilgiliyim ben. Beni ve soyleyeceklerimi de buradan anlasınlar, hissetsinler isterim.

◊ Siyasi ve toplumsal g undemle ilgili goruşlerinizi açıklamaktan da çekinmiyorsunuz. Biz sanatçıların sessiz kalmasına alışkınız oysa...

- Meselem kişilerle değil; durumlarla, olgularla ilgili.. Toplumsal duzeni yaralayan çok fazla hikaye var. Bunların iyileştirilmesi gerek. Adalet duygumuzun derhal yeniden iyileştirilmesi gerek. Daha fazla sorumluluk alınmalı. Bunları soylemek bir

ayrıcalık değil bence.

Fatih Karaca da Mabel Matiz de kişiliğimin
bir par çası

◊ Kendinize Mabel Matiz ismini verme fikri nas ıl ortaya çıkmıştı?- Myspace sayfasını açarken anonim kalmak için uydurduğum antin kuntin bir isimdi. Nickname'in moda olduğu yıllar... Bu kadar ciddiye varacağını duşunmemiştim açıkçası.

◊ Fatih Karaca ve Mabel Matiz tamamen ayn ı kişiler mi?

- İkisi de kişiliğimin birer parçası. Ama ikisinin toplamından daha fazlası var. Özbenlik diye bir şey var çunku. O butunle ilişkide kalmaya çalışıyorum.

Sevgi senin i çinde,
hep hat ırla!

◊ Bug un bu roportajı okuyan, cinsiyet kimliği nedeniyle kendini ezilmiş, baskı altında hisseden, duygularını ifade edemeyen, yorulmuş, kırılmış ve birinin elini omzunda hissetmeye çok ihtiyaç duyan birine ne soylemek istersiniz?
- Kim olursan ol bugun ve her gun kendinle gurur duy ve dunyanın butun sokaklarında gururla yuru. Sen evrenin saf bir parçası olarak sonradan icat edilmiş kuru gurultu sistemlerden ve kurallardan çok daha guçlusun, unutma. Sevgi senin içinde. Hep hatırla!