Özet (TL;DR) @ 2018-07-13 23:15:22.123305: Usta sanatçı Sezen Aksu bugün 64. yaşını kutluyor. Müzik dünyasına sesiyle damga vuran Aksu, yolculuğuna çok sayıda beste de sığdırdı. Aksu'nun doğum günü dolayısıyla Suat Kavukluoğlu bir yazı kaleme…
ntv.com.tr
13.07.2018 - 12:55 13.07.2018 - 13:19 Son Guncelleme : 13.07.2018 - 13:19
"Sezen Aksu bu coğrafyada yaşayan, sevdalanan, bir hayat yolunu yurumeye çalışan, kalbi ve vicdanı olan herkese bir şekilde değip dokunmuştur. Bir sebepten "Ben Sezen Aksu'yla pek kendimi yan yana duşunemiyorum" diyenin bile bir gecesine şarkılarıyla martı misali konmuş; ruhuna, kalbine iyi gelmiştir. Onunla yuruduğumuz uzun ve zor yıllarda o da bir yandan kendi hayatının sertlikleriyle baş etmeye uğraşırken, şiddeti aşkın içinden geçirip gul bahçelerine çevirmeye çalışırken, kayıt altına aldığı duyguları, içinden dokulen sozleri hepimize bir şekilde yardım etti, hayata devam etme gucu verdi, yalnız olmadığımızı hissettirdi.
SEZEN AKSU'NUN YENİ ALBÜMÜNDEN İLK ŞARKISI YOUTUBE'DA- İZLE
Sabahına inanmadığımız bir gecemizi bile bir şarkısıyla hafifletmiş olması, guneş doğana kadar başımızda beklemesi bile o kadar kıymetli ki gonlumde, hep ama hep varlığına şukrediyorum. Butun bunlarla birlikte çok onemli bulduğum bir şey daha var: Onun yardımıyla kırdığımız zincirlerimiz.
"O ZİNCİRLER…"
Bilirsiniz o zincirleri. Binlerce yıldan, uzun geçmişin genetik kayıt ve kodlarından sırtımıza yuklu o zincirlerle başlarız hepimiz hayata. Hele de bu topraklarda herkes biraz daha fazla hisseder o zincirleri. Sadece geçmişten genetikle gelse iyi, uzerine bir de ailenin, çevrenin, hayatın zincirleri eklenir. İşte o zincirler onun sayesinde kırıldı.
"DÖRT KİTAP YAZIYOR EŞİTTİR TANRI'NIN ÇOCUKLARI..."
"Tanrı'nın Gozyaşları" şarkısında soylediği gibi her şeyden once Sezen Aksu bize onemle, inatla, "Tanrı'nın butun çocuklarının eşit" olduğunu anlatmaya çalıştı hep. Cinsiyet, dil, din, ırk, alt kimlik, ust kimlik, toplumsal benlik, çevresel faktor, sınıfsal ve her turlu ayırım gozetmeden hayata gelen her ruhun biricik ve değerli olduğunu, buyuk resmin içinde soyleyecek bir sozu, rengiyle boyayacak bir sokağı, kalbiyle yazacağı bir cumlesi olduğunu soyleyip durdu hayata ses verdiği her platformda. Ünzile'nin, Firuze'nin, Halim'in, Ali'nin, Memet'in, Hrant'ın, Deniz'in, Madam Despina'nın, Marika'nın ve adını bilmeden bağrına bastığı; doğurduğu doğurmadığı butun çocuklarının gonulden sorumluluğunu taşıdı, o guzel çocukları aldığı her nefesle bugune dek yaşattı.
"ÜMİTSİZ DE YAŞANMAZ Kİ..."
Herkesin var olması gerektiğini, insanın en buyuk hakkının ozgurluk olduğunu anlattı bağıra çağıra. Hepimiz butun farklılıklarımızla bir arada olmalıyız, birlikte olmalıyız, birbirimizi sevemesek de saygı duymalıyız, hoşgoruyle el ele tutuşabilir butun insanlar, dedi. Dunyanın guzel de bir yer olabileceğine once kendisini sonra hepimizi inandırmak için umutla geçti her cumlenin uzerinden. Bu dunyayı bir gun aşkın kurtaracağına inandı hep. Yorgun, kırık, yaralı ama yine de inandı. Ümit her şeye rağmen, size rağmen kendini var eder, dedi her zaman.
"YAŞADIĞIM EN DELİ AŞKSIN SEN..."
Sezen Aksu'nun aşka, aşkın bu topraklarda ozgurce yaşanmasına da buyuk emeği var. Bugun aşkı bağıra çağıra yaşayabiliyorsak, "Seviyorum kahretsin/ yaşadığım en deli aşksın sen" diyebilen Sezen'in sayesindedir en çok. Belki yeni kuşaklar için geçerli olmayabilir ama biz toplum olarak biraz duygularımızı ifade etmekte zorlanan yıllardan geliyoruz. Gerçek duygularımızla soz ve davranış olarak bizden yansıyanın aynı olmadığı yıllardan… Kendini hep başka turlu gostermeye çalışan, saklanan bir kuşaktan… Öyle oğretildi bize çunku. Ama Sezen Aksu butun oğretilene inat hissedilen butun duyguları sansursuz ve ozgurce soyleyebilen ilk cesur kadınlardan oldu bu topraklarda. Aşkın her halini kağıda; kalemine zincir vurmadan doktu.
"SENİ İSTİYORUM, GEL…"
Aşkın hayatın en buyuk mucizesi olduğunu, aşkın; uğrunda olumu goze alabilecek kadar hayati onem taşıdığını anlatıp durdu yıllarca. Bir kadının "seni çok seviyorum" demesi de zordu onun yol almaya başladığı yıllarda, efelenip "git" demesi de, sonra kedi gibi kuyruğunu kıstırıp "git-me, geri don" diyebilmesi de. "Seni istiyorum, gel" diye duygularını; ruhunu dizginlemeden ifade edebilmesi de…
"BENDEN SELAM SÖYLEYİN BÜTÜN AŞKLARIMA…"
Yeri geldi, en cilveli hallerle "Seni yerler oğlum çıtır çıtır" deyiverdi, yeri geldi "Seni gidi fındıkkıran/ yakalarsam operim" diyerek arsız arsız sakızını patlattığı da oldu. "Bir yanım karşı koyar bir yanım ister" diyerek yaşadığı ikilemi paylaşabilmesi de hiç kolay değildi, butun aşklarına tekmili birden selam soyleyebilmesi de…
"PİŞMAN OLDUĞUN ZAMAN DÖNEBİLİRSİN…"
"Pişman olduğun zaman donebilirsin" olgunluğuna erişmek de zordu, "Ben bu yuzden hiç kimseden gidemem, gitmem" diye hatıraya sonsuz saygı nobeti de… Kendi canı yanarken, beni unutma derken "..ama hiçbir aşkını da unutma" diyebilme olgunluğunu gosterebilmek de hiç kolay olmamıştır eminim. Ama sonra yine bir gun coşkulu ritmlerin arasına gizlenen acıyla "beni al, onu alma" diye kıvranırken o halini de gormemizi istedi. Aradan geçen onca zamana ve kalbini kıran onca ihanete rağmen "Perişanım Şimdi"yle yine en buyuk itiraf; "aşkından umidi kestim hiç olmazsa / evim şenlensin sohbete gel de..." diyerek en zor davet de yine ondan geldi.
"KÜÇÜĞÜM, DAHA ÇOK KÜÇÜĞÜM..."
Her baba yiğidin harcı değildir, o ego denen; insanı aynada şahane, yegane gosteren kırmızı elbiseyi soyunup "ne kadar az yol almışım, ne kadar az, yolun başındaymışım meğer" diyebilmek. Ben buyuduğumu sanıyordum ama hala çok kuçuğum diye once kendine sonra hepimize itiraf edebilmek. Bu yetmiyormuş gibi yıllar sonra yine bir başka şarkıda "Bu kızı yeniden buyutmeliyim, kor ateşlerde yurutmeliyim" diyerek yeni baştan yola çıkma cesareti gosterebilmek.
O butun bu sert donemeçlerden, zor iklimlerden, egonun, ruhun ve hayatın binbir turlu sınavından geçerken belki bizler daha hayata çok gençtik. O bizden once kor ateşlerde yandı, o dik yokuşları çıktı, uçurumlardan duştu, acı denizlerinde boğuldu, yeri geldi kendisiyle kavga etti, yeri geldi uykularla dalaştı. Butun bunlar olurken iyi ki her şeyi kayıt altına aldı. İyi ki paylaştı çunku gun geldi hayat hepimize belki de daha fazlasını yaşattı. İşte o zaman onun şahane rehberliği eşlik etti hepimize. Onun sayesinde daha kolay atlatabildik her şeyi belki de... İyi ki vardı, iyi ki hep var…
Ben onun sayesinde daha guçluyum, daha aşığım, daha çocuğum, daha buyuğum, daha tamam'ım… Teşekkur ederim Sezen… Seni bize gonderene şukurler olsun… Doğum gunun kutlu olsun…"









Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.