Özet (TL;DR) @ 2018-07-04T13:55:00.000Z: İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, çocuk cinayetlerine karşı getirilmek istenen idam cezası konusunu Seyr-i Sabah programında değerlendirdi. Durakoğlu, idam cezasının hiçbir şeye çözüm…



Seyr-i Sabah

13:55 04.07.2018(Guncellendi 15:18 04.07.2018) URL'yi kısaltın

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, çocuk cinayetlerine karşı getirilmek istenen idam cezası konusunu Seyr-i Sabah programında değerlendirdi. Durakoğlu, idam cezasının hiçbir şeye çozum olmayacağını, halkın istemesi durumunda getirilebileceği soylemini yanlış bulduğunu belirtti.

(C) AA /

Son gunlerde birbiri ardına gelen çocuk istismar ve cinayetleri haberleri toplumda infial yarattı. Birçok kişi idam cezasının geri getirilmesini ve ozellikle çocuk katillerine uygulanmasını tartışmaya başladı. Ancak hukukçular idam cezasının istismar ve cinayet vakalarına çozum olmayacağını duşunuyor. İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Seyr-i Sabah programında yaptığı değerlendirmede idam cezasının sadece hukuki bir enstruman olmadığını dile getirirken Avrupa İnsan Hakları Sozleşmesi gibi çok onemli kazanımlardan bizi uzaklaştıracağını soyledi:

' BİR PEDOFİLİ HASTASINI İDAM CEZASIYLA KORKUTAMAZSINIZ'

"Var olan istatistiklere bakarsak kayıp çocuklarla ilgili bize sadece 1994'te yapılmış araştırmayı gosteriyor, o da yılda 42 bin çocuğun kaybolduğunu gosteriyor. Bunun çoğu bulunuyor. 1500 çocuk bulunamamış sadece. Kayıp çocuk sorunu başka istismara uğrayan çocuk sorunu başka. Bunun sebebi olarak bolunmuş aileler, madde bağımlılığı one çıkıyor. Kayıp çocuk sorununu farklı maddelerle incelemek lazım. Önemli olan konu toplum duyarlılığının artmış olması. Geçmişte hayvanlara ilişkin duyarlılık yoktu. Hayvan hakları kavramının gelişmesi, ozellikle de sivil toplumun hayvan hakları ustunde çalışması… Geçmişte çok sıradan kabul edilen şeylerin tartışılmasını sağlamak gerekiyor.

Toplumumuzda cezalar artırılırsa bu tur sorunlardan kurtuluruz gibi bir eğilim var. Sultanahmet meydanında sallandırılırsa sorun kalmaz diyorlar. Toplum şunu bilmeli: Ceza hukuku yardımcı bir kaynaktır bununla suçu onlemek mumkun değildir. Geri donuşu olmayan bir idamla suçu engelleyemezsiniz. İdamla ceza engellemek hiç mumkun olmamış mesela ABD'de. Çocuk istismarı konusunda konuşursak bunun boyutlarından biri pedofili. Bu hastayı idam cezasıyla korkutabilmeniz mumkun değil. Sorunu başka boyutlarda gorebilmemiz gerekiyor. Eğitim gerekiyor. Bunu cezayla çozebiliriz gibi izlenim uyandırmamamız lazım. Yasa koyucunun bunu siyasi olarak yurutmesi, tek çozumu cezada gormek mumkun değil. Tum bunları yapıp sonrasında ceza hukukunu bir boyut olarak duşunebilirsiniz. Boyle yaparsanız sorunları halledemezsiniz. Bu sorunu cezayla çozmeye çalışırsanız bu sorunu çozmuyorsunuz anlamına gelir.

TBMM bunyesinde bir yasa tasarısı var. Çocuk istismarlarıyla karşılaştırdığımızda 50 yıl koşullu salıverme olmaksızın cezalandırma. Bizim toplumun geçmişi, infaz sistemi tablosu bunu mumkun kılmıyor. Evrensel hukukun 25 yıl sonra mahkum değerlendirilmesi veya idam çozum değil. Turkiye'de idamın getirilmesi mumkun değildir. Bunu geri getiremezsiniz, bunun uygulanabilme kabiliyeti yok. Bunun yararlı olduğunu duşunebilirsiniz ama bu mumkun değil, konuşmamıza gerek yok.

**

(C) AA / Erçin Top

'FAİLLERİN TAKİBİNİ KONUŞMAMIZ GEREKİYOR'**

Avrupa Birliği (AB) uyum yasalarına gore bunu tartışmamız mumkun değil. Biz bunu çozmek istemiyoruz demektir ve ben en çok buna sinirleniyorum. Yapılması gereken birçok şey var eğitim alanında. Yargının erken karar vermesini sağlamanız gerekiyor, okuldaki rehber oğretmenlerle ilgili tedbirler almanız gerekiyor. Faillerin takibini konuşmamız gerekiyor. Elektronik kelepçe kullanımını sosyal medyayı konuşmamız gerekiyor. Çocukların sosyal medya kullanımlarını konuşmak gerekiyor.

Yine yanlış konuştuğumuz şey kastrasyon. Bu Almanya'da yuzde 46'dan 3'e duşurulmuş. Bunu sağlayan kastrasyon değil ama bunun hangi sonuçları doğurduğunu incelemek lazım. Bu sadece bir tedbirdir.

İdamı talep etmek de kabul etmek de bu sorunun ana kaynağına inmemek, kolaycı bir biçimde sorunu çozuyorum zannetmektir. İdam cezasını getirdiğiniz zaman sadece bir suça onu atfetmeyeceksiniz. Bir sure sonra bazı tatminler yarattığı için bunun genişletilmesi de gundeme gelecektir. Kutuplaşmadan kaynaklanan nedenlerle giderek sistemimizin kuvvetler ayrılığından kopmasıyla korku iklimi içine girdik. Siyaset yargı ustunden kendi taktiklerini planlamaya başladı. Ergenekon ve balyoz boyleydi. Vesayetin kaldırılması denen şey yargının devreye girmesiyle gayrı kanuni biçimde insanları içeride 5 sene yatırarak gerçekleştirildi.

' İDAMI İSTEMEK SADECE İDAMI İSTEMEK DEĞİLDİR'

Biz sorunlara evrensel hukuk temelinde bakıyoruz. Fikri olarak idam cezasının geri getirilmesinin doğru olmadığını duşunuyoruz. İdam gelmeli diyenlerin kendilerince doğru kabul edilen gerekçeleri olabilir, az da olsa hukukçularda da bunu duşunenler var. İdamın getirilmesini talep etmek sadece hukuka yeni bir enstruman koymak anlamına gelmiyor. Avrupa İnsan Hakları Sozleşmesi gibi tablolardan uzaklaşmamız anlamına geliyor, Turkiye'nin başka yere gitmesi oluyor. İdamı istemek sadece idamı istemek değildir. Bunları bilerek tartışmak gerekiyor. Halk isterse idam geri gelir soylemi yanlıştır."