Özet (TL;DR) @ 2018-07-01 11:19:12.377674: Harvard Üniversitesi üç yıldır Türkiye’den Sabri Ülker Vakfı’yla işbirliği içinde. Burada kurulan Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi’nin yöneticisi Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in adı Nobel…
Harvard, pek çok sıralamaya gore dunyanın bir numaralı universitesi.
Misyonunuzu "Dunyanın en yetenekli insanlarını çekmek" olarak açıklıyorsunuz.
Peki siz bir Amerikan kurumu musunuz dunya universitesi mi?
- Bunu çok duşundum. Harvard,
ABD'de bulunan uluslararası bir
universite mi kuresel erişimi olan bir Amerikan universitesi mi? Cevap şu: Biz
bir Amerikan okuluyuz. Ülke tarihinin ilk safhasında, ABD'nin oluşumundan bile
once kurulduk. 400 yıllık hikayemiz, 'Amerikan deneyimi' dediğimiz şeyin
izlerini taşır. 1800'lerin ikinci yarısında araştırma universitesine donuşme
kararı aldık ve uluslararası bir vizyon kazandık.
◊ Nas ıl? - Dunyanın her koşesinden insanları çekmeyi, mezunlarımızı da
farklı yerlere gondermeyi amaçladık. Sırf Amerikan toplumunu değil, dunyayı
etkileyen konulara yoneldik.
◊ T urkiye'deki universiteleri ne kadar tanıyorsunuz? Kendinizi yakın gorduğunuz okullar var mı?
- Çok net yanıtlayayım: En yakın ilişki içinde olduğumuz, halen işbirliği yaptığımız okul Boğaziçi Üniversitesi. Eminim bu sizin için bir surpriz değildir. Eski Robert Kolej ekolu, Amerikan beşeri ilimler geleneğiyle guçlu bağlar taşır. Bizim ve diğer Amerikan okullarının misyonu bu anlayışı temel alır.
◊ Hangi konuda i şbirliği yapıyorsunuz?
- Harvard Tarih fakultesi, Boğaziçi'yle 'Bizans Çalışmaları' alanında ortaklık kurdu. Bilirsiniz, Turkiye'de Bizans çalışmaları hiçbir zaman ilgi gormedi. Oysa burası Bizans İmparatorluğu'nun merkeziydi. Harvard'da birkaç muthiş Bizans uzmanı var. Washington DC'deki Dumbarton Oaks'ta da Bizans çalışmaları alanında ciddi malzeme mevcut. Boğaziçi'nde ozellikle Prof. Dr. Nevra Necipoğlu'yla çok yakın çalışıyoruz bu alanı geliştirmek için.
Bo ğaziçi'nde pek çok hoca Harvard'lıydı
◊ Ziyaret ediyor musunuz Bo ğaziçi'ni? - Evet, kısa sure once Asya Çalışmaları Merkezi'nde bir konuşma yapmak uzere nazik bir davet aldım. Tanıştığım pek çok genç hoca Harvard mezunuydu. Çok mutlu oldum. Bu insanlar ulkelerinde kendi oğrencilerini yetiştirecekler ve alanın gelişmesine katkı sağlayacaklardır. Demin bahsettiğim, kuresel vizyonumuzu yansıtan bir manzaraydı.
◊ Bo ğaziçi Üniversitesi ulkemizde hukumetin eleştirilerine hedef oluyor. Yeterince 'yerli ve milli' olmadığı için geride kaldığı soyleniyor. Bu doğru olabilir mi?
- Boğaziçi yonetiminin eleştiriye uğradığını biliyorum. Üniversitenin seçtiği rektorun Cumhurbaşkanı tarafından atanmadığını da... O tartışmayı izlemiştim. Fakat yerli ve milli eğitim meselesinde yorum yapamam çunku bu tartışmayı takip etmedim.
◊ Peki sizce bir T urk universitesi Harvard'la nasıl rekabet etmeli? Turkiye, Brezilya, Hindistan gibi ulkelerdeki universitelerin sizinle, Oxford'la rekabet şansı nedir? Siz olsanız nasıl bir hedef koyardınız?
- Rekabetten kastettiğiniz sıralamalarsa çok onemsenmemesi gerektiğini soylerim. Rekabet, en iyi oğrenciler ve oğretmenler için olmalı. Bunun için gereken de araştırma için uygun ortam sunmaktır. Kimsenin bu konuda tekeli yoktur. Harvard'ın başarısı iyi ve parlak insanları çekebilmesinde. Bu bir anlayış... Kokeni Alman araştırma universitesi modelindedir.
◊ İlginç...
- Evet, bu yola girdiğimiz donemde dunyanın en iyi universiteleri Amerika'da değil, Almanya'daydı. Başta Berlin'deki Humboldt Üniversitesi olmak uzere. Alman universitelerine bakmak bizim için hala çok oğretici.
◊ Nas ıl?
- En iyi olmak hep zirvede kalmak anlamına gelmiyor. Mukemmelliğin her formuna surekli adanmış olmaktan geçiyor. Bunu da herkes her yerde yapabilir ve yapmalıdır. Okulda zengin ailelerin çocuklarının oranı duşuk
◊ Harvard i çin, Amerikan elitinin, zengin beyaz kesimin okulu denir; imajı boyle. Bunda gerçek payı var mı? Varsa bu, yonetimin değiştirmek istediği bir şey mi?
- İmajı boyle, doğru. Ama hep vurguladığımız bir şey var: Öğrencilerimizin yarısından çoğu burslu. Ve bu burslar maddi ihtiyaç esas alınarak veriliyor, okuldaki performansa gore değil. Amerikalılara verdiğimiz bursları, aynı oranla, yabancı oğrencilere de veriyoruz. Bu anlamda oykunulecek durumdayız, ABD'de her universite bunu yapamaz. Çok zengin ve etkili ailelerin çocukları Harvard'da okuyor mu? Evet, tabii ki... Ama oranları duşuk, çoğunluk hep mutevazı ailelerden...
◊ Sizde de Skull and Bones gibi gizli orgutler var mı?
- Skull and Bones, Yale'de. Bizde sanırım onun kadar gizli olmayan 'final clubs' var. Son zamanlarda bunları epey tartıştık. Okulumuz için bir anlamları yok, universitenin uçlarındaki marjinal oluşumlar. Çoğu oğrenci bunlarla ilgilenmiyor.
SabriÜlker Vakfı'yla mukemmel uyum yakalayacağımızı duşunduk
◊ Sabri Ülker Vakfı'yla işbirliği yapmaya nasıl karar verdiniz? -
Dunyanın her yerinden ortaklarla çalışıyoruz. İyi araştırmanın değerini
anlamaları ve bizimle ortak bir amaç için bir araya gelmeleri gerekiyor. Sabri
Ülker Vakfı'nın beslenme ve metabolizmaya ilgisini gorduk. Prof. Dr. Gokhan
Hotamışlıgil'le goruşmelerimiz sonucu bunun doğal bir eşleşme olduğunu,
mukemmel bir uyum sağlayacağımızı değerlendirdik. Ve anlaşmayı yaptık.
◊ Nas ıl bir işbirliği bu? Birbirinizden beklentileriniz neler?
- Okulumuza destekler farklı format ve tatlarda gelir. Ülker'inki bir 'hediye' idi. Yani bir bağış yapıldı, bu bağışın kullanımıyla ilgili koşullar geldi. Biz çalışmalarla ilgili yıllık bir rapor sunuyoruz. Ama her şeyi laboratuvarın başındaki Prof. Dr. Hotamışlıgil yonetiyor. Ülker bize 'x, y, z sorunlarıyla ilgili çalışın' gibi bir talepte bulunmuyor. 'Hediye' koşulsuzdur. Üniversitenin o parayla en iyi kararı vereceğine yonelik inancı ve guveni gosterir.
Antientelekt ualizm Amerika kadar eskidir; gelir ve gider, alışığız
◊ Ba şkan Donald Trump liderliğindeki yeni populist donemin Harvard'a ve daha genel olarak Amerikan akademik dunyasına yansıması nasıl? - Federal hukumetle ilişkiler rektorun yetki alanına giriyor. Ben uluslararası ilişkilere dokunan bir noktaya değineyim... Öğrencilerimizin yuzde 22'si yabancı. Araştırma gorevlileri, konferans katılımcıları gibi 20 bin ziyaretçimiz oluyor senede. Onları buraya çekebilmek bizim için çok onemli. Hukumet politikaları bu imkanı tehdit ettiğinde endişeleniyoruz. Bu endişelerimizi Washington'da sık sık dile getiriyoruz.
◊ Trump hangi okuldan mezun?
- Pennsylvania Üniversitesi'ndeki Wharton'dan. Damadı Jared (Kush-ner), Harvard mezunu. Rektorumuz senatorlere ve Kongre uyelerine goç ve vize politikalarıyla ilgili kaygılarını bildiriyor. Yuksek eğitim sistemimizin geleceği ve ulusal çıkarlarımız için bu alanlarda açık bir politika izlemeliyiz. Belirli ulkelerden gelen oğrencilerimize yonelik guvenlik taramaları çok arttı. Bunları çok yakından takip ediyoruz ve onlar için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.
◊ Akademik ozgurluk tehdit altında mı? Yukselen antientelektualizmi nasıl goruyorsunuz?
- ABD'de akademik ozgurluğe tehdit gormuyorum. Bu yonde bir çaba yok. Antientelektualizm ise Amerika kadar eskidir. Gelir ve gider, buna alışığız. Biz, kendini entelektuel olarak değerlendiren insanlar, zaten hep kendimizi guvercin yuvasında gibi hissettik. Evet, şimdi biraz daha fazla hissediyoruz. Üniversitelerimizin kamuya sağladığı katkıyı durmaksızın anlatmamız gerekiyor.
T urkiye, Harvard'da her bolumde çalışılıyor
◊ Harvard 'da Turkiye'yi nasıl goruyorsunuz? Bir Ortadoğu ulkesi mi? Avrupa
mı? Doğu mu? Batı mı?- Turkçe, Yakın Doğu Dilleri ve Medeniyetleri
bolumunde oğretiliyor. Turkiye'deki İslam, İslami Çalışmalar programında ele
alınıyor. Bazı konular Avrupa Çalışmaları Merkezi'nde, bazıları ise
Uluslararası İlişkiler bolumumuzde. Yani Turkiye her yerde çalışılıyor.
◊ D unyada ozgurluk ruzgarları estiren 1968'in 50'nci yılındayız. Kampuste guzel bir 1968 sergisi var. Bahçede oğrencileri izledim. Bir gun dunyaya şekil verecek insanlar... Bir 1968 fotoğraflarına, bir de bugunku gençlere baktığınızda ne fark goruyorsunuz?
- Hepimizi ilgilendiren kuresel meselelerde hassaslar. Çevre, iklim değişikliği, cinsiyet, ırk eşitliği, cinsel yonelim ozgurluğu gibi konularda bir onceki nesilden bile epey ilerideler. Bunlar bana umut veriyor.
Çin sınırındaki goçebeler
sizin atalarınız
Özgeçmişinizde 'Çin'in goçebe sınırı tarihi'ni çalıştığınız yazıyor. E bu biziz!- Evet oyle, sizsiniz.
◊ O Çin sınırındaki goçebeler bizim atalarımız mı?
- Evet, Orhun Vadisi'nden geldiniz. Bugunku Moğolistan'a giderseniz, ulkenin merkezindeki Orhun Vadisi'nde kitabeleri goreceksiniz. Gokturk İmparatorluğu'nun Turk lideri Bilge Kağan'dan soz eder. Bu isim Turkiye'de hala vardır. 8. yuzyıldan kalma yazıtlar insanları atalarının yolundan sapmanın tehlikelerine karşı uyarır. Buradaki kuçuk muze Turkiye Hukumeti'nce finanse ediliyor. Taş tabletler, kazılarda bulunan altın kalıntılar var. Arkeoloji tarihi Turk İmparatorluğu'nun burada olduğunu net biçimde gosteriyor. Sonra Batı'ya goç başlıyor.
◊ Nereye?
- Bir bolumu Batı Asya'ya, İran'a; diğeri Anadolu Yarımadası'na... Yani kokenlerinizin burada olduğu kesin. Ayrıca Orta Asya'daki dillerin hepsi Turki diller. Kazakça, Kırgızca, Uygurca... Bu diller sentaks yapıları ve kelime haznesi açısından modern Turkçenin ozelliklerini taşır. Modern Turkçede Farsçanın ve Arapçanın etkisi de vardır tabii.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.