Özet (TL;DR) @ 2018-06-29T19:35:00.000Z: Mesut Hakkı Caşın’a göre yeni sistemle Türkiye’nin iç politikasında çok farklı bir süreç başladı. Türkiye’de ihracatın yüzde 52’sinin Avrupa Birliği’ne yapıldığını ifade eden Mesut Hakkı Caşın’a göre…
Eksen
19:35 29.06.2018(Guncellendi 01:42 30.06.2018) URL'yi kısaltın
Mesut Hakkı Caşın'a gore yeni sistemle Turkiye'nin iç politikasında çok farklı bir sureç başladı. Turkiye'de ihracatın yuzde 52'sinin Avrupa Birliği'ne yapıldığını ifade eden Mesut Hakkı Caşın'a gore ne Turkiye, Avrupa Birliği'nden ne de Avrupa Birliği Turkiye'den vazgeçemez.
(C) REUTERS / Stoyan Nenov
'Cumhurbaşkanlığı Hukumet Sistemi' için yapılan seçimler geride kaldı. Turkiye'nin dış politika stratejileri yeni sistem içinde nasıl şekil değiştirecek?
24 Haziran cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimleri sonrası manzarayı İstinye Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın ile konuştuk.
' İSRAİL İLE AMERİKA'NIN CEPHELEŞMESİ TÜRKİYE'Yİ SIKIŞTIRMIŞ DURUMDA'
Mesut Hakkı Caşın'a gore, İsrail ile ABD'nin cepheleşmesi Turkiye'yi sıkıştırmış durumda. Caşın, Turkiye'de iç politikada çok farklı bir sureci başladığını ifade etti. Caşın, ABD'nin F-35'leri vermemesi halinde Turkiye'nin buna karşı bir pozisyon alacağını belirtti:
(C) REUTERS / Baz Ratner
"Turkiye iç politikada çok farklı bir sureci başlatmıştır. Cumhuriyet kurulduğundan beri kabul edilen sistem parlamenter sistemdir. Çok ciddi oranda cumhurbaşkanının yetkileri arttırılmıştır. Bu denge açısından parlamentonun rolunun ne olacağı henuz tam net değil. Ancak bakanlıkların direkt ona bağlı olması ve yargı konusunda da verilen serbestliklere bakıldığında cumhurbaşkanının yetkilerinin çok genişletildiği gorulmektedir. Son zamanlarda Turk dış politikasını belirleyen iki ana unsur var. Bunlardan biri Amerika ile yaşanan kırgınlık ve kırılma. Bu kırılmanın içerisinde NATO'ya ve Avrupa Birliği'ne yansıması. İkinci husus ise Suriye krizinden doğan birtakım belirsizliklerin Turk dış politikasını olumsuz etkileyen hem Avrupa Birliği hem Rusya ile ilişkileri bozması. Bu durumda Turkiye bu surecin içinden çıkışı ozellikle de kendi iç politikasında yaşadığı 15 Temmuz'la beraber çok ciddi şekilde onarmaya gayret etti. Bu da yanında en onemli muttefik olarak Rusya ve Başkan Putin oldu. Astana sureciyle ateşkesin sağlanması ve normalleşmeye doğru geçiş iki onemli unsurdur. En son Ankara toplantısı ile taraflar bunu belli bir noktada hayata geçirdiler. Buna rağmen Trump'ın son zamanlarda Suriye'ye yapmış olduğu girişim ve Suriye'de koalisyon kuvvetleriyle beraber silah kullanması buradaki belirsizliği arttırmış durumdadır. Turkiye karşısında İsrail ile Amerika'nın cepheleşmesi ve bunu Ermeni meselesi ve S-400 fuzeleri ile F-35 uçakları uzerinden NATO ve Avrupa Birliği'ne taşıması Turkiye'yi sıkıştırmış durumdadır. Amerika'nın ozellikle iki devleti hedef alan yani Trump'ın buyuk Amerika ruhuyla Çin'e uyguladığı yaptırımlar ve korumacı politika Kuzey Kore ile yeni bir surece evrildiği gibi Rusya'ya karşı yaptırımları Avrupa Birliği'nin de Amerika'ya karşı cephe almasına sebep verdi. Bu kırılmayı son G7 Zirvesinde yaşadık. Değişim sadece Turkiye'nin iç politikasında değil, yakın ve orta duzlemdeki guçler dengesinde de değişiklik ve belirsizlikler var. Bu durumda seçimden guçlenerek çıkmış olan Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığındaki yeni stratejisinin ben mevcuttan farklı olacağını duşunmuyorum. İkinci tespitim şu: Burada Amerika'ya karşı daha sıkı duracağını duşunuyorum. Amerika, Turkiye'ye karşı bir haftadır 'Siz İran'a karşı yaptırımlara uyacaksınız' demeye başladı. Hem de Rusya'dan fuzeleri almaması yonunde ısrarlara başladı. Benim kanaatime gore fuzeler alınmıştır ve bu mesele kapanmıştır. Amerika tarafı uluslararası anlaşmalara rağmen uçakları vermezse bu durumda Turkiye buna karşı bir pozisyon alacak."
' AMERİKA TARAFI TIPKI İRAN İLE OLDUĞU GİBİ TÜRKİYE'Yİ DE KAYBEDER'
Rusya'nın ABD'ye karşı bir ekonomik savaş goze alamadığını belirten Caşın, Turkiye'nin de Amerika'ya karşı doğrudan bir savaş açacak durumda olmadığına dikkat çekti. Caşın'a gore dolardaki dalgalanma Turkiye'ye baskıyı arttırmak için meydana geliyor:
"Rusya doğrudan Amerika'ya karşı bir ekonomik savaşı goze alamıyor. Turkiye de Amerika'ya karşı doğrudan bir savaş açacak durumda değil. Ama şunu soyleyebilir: 'Turkiye'de Amerikan mallarına karşı vergiyi arttırdık'. Ama Amerika'nın gozden kaçırdığı iki husus var. Bu hukumet 2025'e kadar devam edecek. İkincisi 2030-2040'ların Turkiye'si dunyanın ilk 10 ekonomisine girmiş olan yaklaşık 120 milyonluk bir Turkiye olacak. Eğer Amerika burada durduğu yerde tekrar Ermeni meselesini ya da CENTCOM ile Turkiye'yi çekiştirmeye kalkarsa Turkiye'yi kaybeder. Bu kaybetme bir gunde olmaz. Bizim uçaklarımız, tanklarımız hep Amerikan model. Ama Amerika'nın gormediği bir şey var. 1950'lerde iki dolarlık silah dilenen bir ulke değil. Menderes gibi gidip Amerika'dan para dilenen bir ulke değil. Tam tersine Turkiye 16. ekonomi. Dolardaki bu dalgalanma Turkiye'ye baskıyı arttırmıştır ama Turkiye ne kadar baskı yapılırsa yuzde 7'den aşağı duşmeyen bir kalkınma gosterdiğini goruyoruz. Turkiye'nin petrol ve gazı yok ama insan kaynağı ve eğitimi var. Özellikle universitelerdeki yeni jenerasyonunun daha iyi yetiştirildiğini soyleyebilirim. Turkiye'nin rekabet gucu giderek artmaktadır. Turkiye dış ticaretinin yuzde 50'sini AB ile yapıyor, Amerika ile değil. Amerika tarafı tıpkı İran ile olduğu gibi Turkiye'yi de kaybeder. Bu Turkiye'ye zarar verdiği gibi Amerika'ya çok daha zarar verir. Bir kere Amerika Karadeniz'e çıkamaz, Doğu Akdeniz'de de kolay hareket edemez, Kıbrıs da dahil olmak uzere. Burada Amerika aynı yanlışın uzerinden devam etmekte, İsrail Netanyahu hukumetiyle bir olup Filistin meselesi uzerinden Doğu Akdeniz uzerinden Turkiye'yi sıkıştırarak ekonomik çıkarlarımızı goz ardı etmek isteyen birtakım kuvvet gosterisini 6. filo ile yapmakta. Bu bir kere sert teper. Doğu Akdeniz'i en iyi bilen Amerikalılar değil, Turklerdir. Doğu Akdeniz hakimiyeti sadece gemiyle sağlanmıyor. Turkiye'nin burada uluslararası hukuktan doğan hakları belli. 12 deniz mili ve 200 deniz mili munhasır ekonomik bolgesi var Turkiye'nin."
' TÜRKİYE KISA BİR SÜRE SONRA NORMALLEŞMEYE DOĞRU GİDEBİLİR'
Caşın'a gore, Turkiye kısa bir sure sonra normalleşmeye doğru gidebilir. Turkiye'nin kendi yan sanayisinde mevcut uçaklarını uçurabilecek durumda olduğuna değinen Caşın, Amerika'nın Turkiye'nin sahip olduklarını gormezden geldiğini soyledi:
"AB işleri 50 senedir nasıl gidiyorsa yine aynıdır. Cumhuriyet Halk Partisi kazanmış olsaydı, AB sozcusu de soyledi 'Kalkıp Turkiye'ye kapıları açacak değiliz' dedi. Turkiye nasıl egemen devletler kendi çıkarlarını once tutuyorsa Turkiye de AB ile ilişkilerinde once ekonomik çıkarlar çerçevesinde tutuyor. Erdoğan'ı hemen tebrik edenlere bakarsanız zaten Almanya vardı. Almanya'daki Turk seçmenlerin yuzde 64'u de Erdoğan dedi. Bu da şunu gosteriyor: Bir karizmatik lider olarak yurt dışında yaşayan Turklerde Erdoğan'ı destekliyor. Turkiye, Avrupa Birliği'nden vazgeçemez. Avrupa Birliği de Turkiye'den vazgeçemez. Turistlerin buyuk kısmı Avrupa'dan Hollanda'dan geliyor. Turkiye ihracatının yuzde 52'sini Avrupa Birliği'nden yapıyor. Ne Rusya, Avrupa Birliği'ni ikame edebilir ne de Avrupa Birliği, Rusya'yı ikame edebilir. Turkiye'nin kısa bir sure sonra normalleşmeye doğru gidebileceğini duşunuyorum. Mahkemelerin sonuçlanacağını ve olağanustu halin kalkacağını duşunuyorum. Avrupa Birliği ile ilişkiler karşılıklı çıkarlara dayalı ve pragmatik çıkarlara dayalı devam edecektir. Ama bu bir Rusya-AB ilişkileri değildir. Putin herkesi çağırdı, 'Siz Amerika'nın yaptırımlarına uymayın, beraber ikili ticareti artıralım' dedi. Ama Turkiye Amerika'dan daha farklı bir Rusya goruyor karşısında. Rusya Turkiye'ye yatırım yapıyor. Guney Akım'da 15 milyar dolar yardım yapıyor. Turkiye Rusya'nın en onemli gaz alıcılarından biri. Turkiye'ye 6 milyon turist bekleniyor bu sene. Turkiye aynı zamanda Rusya ile askeri işbirliğini artıracaktır bundan sonra. Eğer Amerika bu blofunun uzerine gider de Turkiye uçakları vermediği takdirde Başkan Putin'in açık çeki var: Turkiye'nin uçaklarının motorlarının Rusya'dan gelmesi. Turkiye alternatifsiz değil. Turkiye, İngiltere'den de uçak motorları alabilir. Ama İngiltere, Amerika olmadan hareket edemez. Dunya silah pazarı zaten sıkışmış durumda. Dunyanın 8. buyuk ordusuna sen ambargo uygularsan, bir Turkiye çok buyuk maddi tazminat davası açar, iki guvenilirliğini kaybeder. Tukurduğunu yalamak zorunda kalır. Amerika 74'te de ambargoyla bizim parasını verdiğimiz uçakları vermedi. Ama sonra İran-Irak savaşı çıkınca mecbur kaldı, uçakları vermek zorunda kaldı. Akabinde de F-16 uçak fabrikasını kurdu Turkiye. Demek ki bunu yaparsa kendisi kaybeder. Turk muhendisi artık uçak yapacak seviyeye geldi. Pervaneli uçak yaptık. Şu anda uçmasa bile çok yakın zamanda eğitim uçağı da yaptık. Airbus uçağına ortak pervane dort motor uçak aldık Avrupa Birliği'nden. İran gibi Turkiye kendi yan sanayisinde mevcut uçaklarını uçurabilir. Amerika bunu kor gibi gormuyor. Turkiye'yi yedek parça ya da ambargo ile tehdit ediyor."
' AMERİKA İTELEDİKÇE TÜRKİYE RUSYA VE ÇİN'E YAKLAŞIYOR'
ABD iteledikçe Turkiye'nin Rusya ve Çin'e yaklaştığını belirten Caşın'a gore, Putin ile Erdoğan daha çok işbirliğinde bulunacak. Caşın, Çavuşoğlu'nun "Astana'dan çekiliriz" sozunun gerçeğini yansıtmadığına işaret ederek, "Astana'dan çekilemez. Gerek Afrin gerek Cerablus harekatı ancak Rusya'nın desteğiyle olmuştur. Askeri darbe girişiminden sonra Turkiye'nin yanında yer alan Putin olmuştur" dedi:
"Bugun nasıl Rus kamuoyu Putin'e guveniyor ise Turk kamuoyu da Erdoğan'a guven oyunu verdi. Başkan Putin seçildikten sonra once Ankara'ya geldi. Nukleer santralin temeli atıldı. Bu Rusya'nın Turkiye'ye ne kadar onem verdiğini gosteriyor. Aynı şekilde bu mutekabiliyete bağlı. Amerika iteledikçe Turkiye Rusya'ya ve Çin'e yaklaşıyor. Aynı şekilde Çin de Filistin meselesinde Turkiye'nin yanında duruyor. Turkiye-Rusya ilişkileri her zaman Suriye'den onemlidir. Bir diğer husus Rusya'da yaşayan 20 milyon Turk ve Musluman var. Bu yeni dunya koşullarında Putin ile Erdoğan'ın daha buyuk işler yapacağını duşunuyorum. Her iki tarafında kamuoyu uçak kazasından canları yansa dahi bunun bir tuzak olduğunu gormuştur, sağduyu hakim olmuştur. Turk-Rus ilişkileri İran ile beraber gelişebilir. Geçen Çavuşoğlu yanlış bir laf etti, 'Astana'dan çekiliriz' dedi. Astana'dan çekilemez. Çunku gerek Afrin gerek Cerablus harekatı ancak Rusya'nın desteğiyle olmuştur. Askeri darbe girişiminden sonra Turkiye'nin yanında yer alan Putin olmuştur. Turk devleti Rusya gibi bir imparatorluğun devamıdır. Bir Turkiye S-400'leri alacaktır, iki Rusya'dan başka silahlar da alacağız. Burada aslolan Putin ile Erdoğan'ın kimyasının uyuşması. Ve ikisinin de yetkileri arttığına gore Turk-Rus ilişkilerinin daha ileri gideceğini duşunuyorum. Doğu Akdeniz ile beraber Karadeniz'in guvenliğinin sağlanması, Kafkasya meselesi ve Ermenistan'daki Karabağ meselesinin çozumunde de Turkiye, Rusya ile daha onemli çozum parametreleri uretebilir. Ermenistan'a sesleniyorum. Turkiye'yi arkasından vurmaya kalkmasınlar. Tam tersine Turkiye Ermenistan'a yeni bir kart açabilir. Bu da Putin'in sayesinde olacaktır. Netice itibarıyla, Orta Asya enerji kaynaklarının paylaşılması, buradaki Turk cumhuriyetleriyle olan ilişkiler ve Turkiye-Rusya arasındaki ekonomik ilişkiler artacaktır. Turkiye sivil havacılıkta da Rusya ile derin işbirliğine girecektir. Bilimsel işbirliğinde Turkiye'nin yan sanayisi ile Rusya ağır sanayi ile arasında işbirliği olacaktır. Her iki tarafın birbirini aldatmadan ama karşılıklı saygı ve uluslararası hoşgoru içerisinde olduğu takdirde ilişkiler ileri seviyelere taşınacak".
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.